Kötü bir dünyaya yada kötü bir aileye doğduğumu hiç düşünememiştim. Ama hiç gerçek manada ailem olmadığı yalnız bir çocukluk geçirmiştim, ama sorunlar karşısında herkes kendini harap ediyorsa ben ağlaya ağlaya nasıl bitireceğimi düşünmüştüm. Hissedeceğim her şey bir seçimdi çünkü benim için, yaşanılacak her şeyde hayat seçimler üzerinde ilerlerdi. Seçimimi yapmıştım, buna inanmıştım.
Fakat şimdi hayatım tepetaklak olmuşken bazı şeylerin seçimlerimizin ne kadar dışında olduğunu fark ediyordum.
Ben öyle büyük hayalleri olan küçük kızlardandım, elimdeki avcumdakiyle hiç yetinmezdim. Gökyüzünü bile benimseyebilirdim. Öyle sınırsızdı kafamın içindeki dev diyar, içimdeki boşluğu resim çizerek, keman, piyano çalarak gidermeye çalışırdım. Bu lacivertlerden yeşillerden oluşan şimdilerde sadece geri olan dünyaya benzemiyordu.
Rengârenkti, müzikliydi, ama en çokta laciverti. Lacivertte bazı duygularımı karıştırırdım arada sırada, tonu açılırdı sadece mavi kalırdı.
Her gözlerimi kapattığım an yüzü gözlerimin önüne gelen kişi, yüzü bile bulanıktı. Sadece ona dair bir şey geçmişime ait olduğunu düşünmek bile beni mutlu ederdi. Onu hep Peter Pan benzetirdim. Kimse gerçek olduğuna inanamazken ben inanmıştım gelip bir gün bana kırmızı balonu alacağına çünkü çocuklar yalan söylemezdi değil mi? Anılar zihnimde parçalanırken o günü hatırlamak istemediğimi fark etmiş ve hayatıma vedam etmiştim.
Yalnız bir çocukluk geçirmem beni hiç sevgiye küstürmedi çünkü hep inandım en büyük yaraların bile sevginin merhem olacağını. Bir yaraya bakıldıkça mi iyileşir yoksa sevgiyle merhem oluşumuz mu onu ilistiri? Bana bir gün lacivert gözlü çocuk sormuştu. 'Bir yara bakıldıkça mı iyileşir yoksa varlığını bile unutulunca mi.' Demişti.
Anlamamıştım ilk baş, bildiğim tek şey iyi olmadığıydı. Birde, bu soruyu neden sorduğunu hep merak etmiştim. Zira ben soruya 'Yalnızca sevgi ile dokunulduğunda iyileşir.' dediğimde bana dönmüş, kaderle gülümsemişti. Onu ilk kez böyle gülümserken görüyordum, yanaklarında ıslaklıklar var gibiydi.
Ama ağlamış mı diye düşünmemiştim. Gözleriyle bana anlatmaya çalıştığı acını anlamamıştım. o gün kulağıma fısıldadığı 'Bazı yaralar ilişmez yeşil güzeli.' Demişti.
Rüzgar abimin başımda gezinen eliyle düşüncelerimden arındım. Gözlerimi kırpıştırarak abime baktım. "Günaydın abi." diye mırıldandım uykulu sesimle. Alınma buse dondurdu. "Günaydın meleğim." dedi. Yataktan katlığında banyoya girmeden önce omzunun üzerinden bana baktı. "Hadi kal abim, Uğur ve Oğuz abini uyandır kahvaltıya inin." diye devam etti.
Onaylayıcı mırıltılar çıkardım. Yataktan kalkıp alt kattaki oma girdim. Banyoya girip elimi yüzümü yıkadım. Bugün gideceğim müzik kursunu için üstüme uygun bir şeyler giyindim. Telefonumu cebime atım ve odan çıktım. Karşımdaki kardeşimin odasına kapıyı çalmadan açıp girdim.
Uğur yastığa sarılmış uyukluyordu. Yatağın kenarına oturdum ve yanağına öptüm. "Günaydın Uğur böceğim, uyan kahvaltı edip kursa gideceğiz daha." Diye fısıldadım kulağına. Gözlerini hafifçe aralayıp baktı. "Günaydın güzelim." Uyandığını emin olduğumda Oğuz abimin odasına girdim.
Odaya girdiğimde zaten uyanıktı. "Günaydın Oğuz abi, kahvaltı hazır." dedim gülümseyerek. Omzunun üzerinde bana baktı. "Günaydın birtanem, geliyorum." Dedi göz kırpıp.
Merdivenlerden inip yemek odasına girdiğimde yardımcı Ayşe teyze sofrayı hazırlıyordu. "Günaydın güzel kızım." Dedi tebessüm ederek. Gülümsedim. "Günaydın Ayşe teyze." Diye mırıldandım. Sandalyeye oturacağım sırada kapı zili çaldığın. "Ben bakarım." Dedim yemek odasından çıkıp.
Kuzey Mert gelmiş olmalıydı, birlikte müzik kursuna gidiyorduk. Kapıyı gülümseyerek açtığımda gördüğüm kişilerle yüzüm soldu. Kapının önünde polis ve yaşlı dinlemeyecek kadar geç gösteren çift vardı. Kaşlarım çatıldı. "Buyurun kimse bakmıştınız?" Dedim. Polisin göz ihtiyatlı kısa bir süre evin içinde gezdirdi.
"Rüzgar kayalar ile görüşme şansımız var mı evde mi kendisi?" Diye sordu. Polisin yüzüne anlamsızca baktım Rüzgar abimden ne istiyorlardı. "Ne için istemiştiniz?" Diye sordum. Polis gülümseyerek başını iki yana salladı. "Abini çağırı misin kızım?" Başımı sallayıp abimi çağıracağım sırada Rüzgar abimin gür sesini arkada duydum.
"Ne işiniz var buradan sizin!" Diye gürledi. Polisinin gözü abimle benim üzerimde gidip geliyordu. Anlamayarak abime döndüm. "Rüzgar abi ne oluyor?" Diye sordum. Yanıma bir adım geldi ve yüzümü avuçları arasına aldı. "Bir şey yok meleğim, sen geç içeri hadi." dedi anlımı öpüp.
Abimin dediğini ikiletmeden arkamı döndüğümde tekrar polisin sesini duydum. "Rüzgar bey Afra hanım hastaneye gelip kan vermesi gerekmektedir. Bu gördüğünüz ailen kızları olduğunu söylüyorlar DNA testi yaptıracaklar." dedi açıklama yaparak.
Hızla onlara döndüm, az önce dediğini anlamaya çalıştım. Ailem mi demişti diye. Rüzgar abim çiftin önünde durdu. "Ben sana ne dedim ha! Afra benim kardeşim sizin kızınız değil. Şimdi polislerle evime gelmen neyin nesi?" Diye sordu sert dile.
Adam başını iki yana salladı. "Rüzgar sana daha öncede Afra benim öz kızım ve bizde bunu kanıtlamak için nazik bir şekilde DNA testi yaptırmak istiyoruz demiştim. Ama sen nazik bir şekilde söyleyince anlamadığın için polislerle gelmek durumunda kaldım." Diye sert bir şekilde açıklama yaptı.
Tekrar Polis konuştu. "Rüzgar bey zorluk çıkarmayın lütfen. Hastaneye gidelim çıkan sonuca göre sizde vilayet davası açarsınız eminim ortak yol bulursunuz." Dedi beni alt çenesiyle işaret etti. "Şimdi izin verin hastaneye gidip test yaptıralım. Abim öfkeyle polise bakmaya başladı. "Test falan yaptırmıyoruz Afra'nın vasisi benim izin vermiyorum. Defolun gidin şimdi evimden!"
Oradaki bir polis memuru daha fazla tartışmaya dayanamamış olacak ki sakin ama tehdit eden bir sesle. "Beyefendi mahkeme kararı var. Eğer yaptırmazsınız bizimle karakola gelmeniz gerekecek." Dediğinde hızla abimin yanına gidip kolunu tuttum.
"Sorun değil abi yaptıralım testi." Olay çıkmasını istemiyordum yalnızca. Rüzgar abim yüzümü avuçladı. "Meleğim yaptırmak zorunda değilsin." Deyip beni göğsüne bastırdı. başımı göğsünden kaldırdım. "Bunların gitmesi için test yaptırmamız gerekiyor tamam yaptıralım testi." Dedim.
•°•°•°•
Rüzgar abimin arabasıyla yola çıkmıştı. Oğuz abi ve Uğur yanınızdalardı, başım Uğur'un göğsüne yaslamıştım. Uğur'un da kollarını belime dolamıştı. Ne zaman geldiğimiz farkına varmadığım hastane öndeydik. Arabadan indiğimde Rüzgar abim yanıma gelip ekimden tuttu.
Hastanenin girdiğimizde danışman ablanın dediği üzerine dördüncü katta çıkıp baştan birinci odanın kapısının önüne geldik. Rüzgar abim beni bekletip kendisine çevirdi. "Afra'ım sonuç ne olursa olsun alsa seni bırakmayacağız. Bunu unutma tamam mı? Rüzgar abin seni elini bir kere tutu alsa bırakmaz bıraktırmam." Dedi sonralar doğru sesi biraz sert çıkmıştı.
Bu sefer Uğur ellerimi avuçları arasına aldı. "Bende seni bırakmam güzelim, ne olursa olsun sen benim Kardeşimsin. kan bağı önemi yok biliyorsun. Her daim yanına olacak asla seni yalnız bırakmayacağız tamam mı?" Dedi sulanmış gözleriyle. Kollarımı boyuna doladım, kokusunu içime sekip konuştum. "Biliyorum Uğur beni alsa yalnız bırakmayacağınızı." dedim.
Oğuz abimin sesini duydum. "Bana da sarılmak yok mu meleğim?" Dedi sahte kızgınlıkla. Uğur'dan ayrılıp abime sarıldım. "Sen bizim kız kardeşimizsin, seni asla bırakmayız. Korkma olur mu biz hep senin yanındayız. "diye fısıldadı kulağıma.
Başımı salladım. Rüzgar abim elimden sıkı tutup en sonunda kapıyı tıklattı ve İçeri girdik. Biyolojik ailem oldukları İddia eden insanlar içerideydi. Yüzlerine bakmadım. Rüzgar abim beni kucağında oturdu. Doktor 'un dediği üzerine hemşire bende kal aldı. Rüzgar abim bu süre zarfında elimi bırakmayıp tutmaya devam ediyordu.
Kan aldıktan sonra doktor sonuçların iki saat yakın çıkacağını söyledi. Bizde ayağa kalkıp kapıya doğru ilerlerken. İçerideki adını Serap hanım olduğunu öğrendiğim kadın konuştu. "Lütfen dışarda bir Kafe'de oturup konuşalım." Dedi yumuşak sesiyle. Yaşına göre oldukça güzel görünüyordu, benim gibi yeşil gözleri var aynı şekilde de yanındaki eşi Nihat beyde heybetli görünüyordu.
Rüzgar abim arkasını dönemden cevap verdi. "Sabahki çıkardığınız kargaşadan sonra asla!" Ve bu sefer onlara doğru döndü. "Olurda test sonucu kardeşim sizin kızınız çıkarsa elimden ne geliyorsa yapıp onu yanımda tutarım! Onun ailesi biziz siz değil! kan bağ her şey değildir Demirhanlı!" Diye devam etti.
Hastaneden çıktığımızda Uğur kolumu tuttu. "Afra içerdeki kadın sana olan benzerliğini gördüğün değil mi? Onların kızı çıkarsan kardeşim olamaya devam edersin değil mi sincap." Dediğinde gözünde bir damla yaş süzüldü. Ağladığını gizlemek için başını boyuma gömüp kokumu içine çekmeye başlanmıştı.
"Uğur!" Dedim kızgınlıkla. Onu kendimden uzaklaştırdım, yanaklarındaki yaşları sildim. "Biz kardeşiz Uğur. Aramızda kan bağı olamaya bilir, önemli olan bizim birbirimiz nasıl görüp hissettiğimiz." gülümseyerek yanağına buse kondurdum. "Sen benim kardeşimsin." İşaret parmağımı kalbinin üzerine hafifçe durdum. "Burada ne hissettiğin önemli."
Rüzgar abim beni onun kardeşi olmamı istediğinde aynı şeyi bana da söylemişti. 'Önemli olan burası küçüğüm. Ne hissettiğin eğer burası beni, senin abin olarak görüyorsa demektir ki; ben senin abinim ve sen benim bir tanecik kız kardeşimsin.' demişti.
Uğur bunu hatırlamış olacak ki gülümsedi. "Sen benim kardeşimsin sincap." Dediğinde omzuna hafifçe vurdum. Abilerime baktığımda buruk bir gülümsemeyle bize bakıyorlardı. Neşeli tutmaya çalıştığım sesimle. "Hadi Abi-kardeş sarılması" Hemen yanımıza gelip bize sarıldılar.
Geçen İKİ saat sonucunda az önce çıktığımız odaya geri dönmüştük. Odanın kapısına gelince hepimiz bir nefes verip odaya girdik. O aile ve doktor da Oda'daydı. Rüzgar Abim beni kucağında oturtturmuştu Uğur ve Oğuz abim de yanımıza oturmuştu.
Doktor en sonunda zarfı açmaya akıl etmiş olacak ki zarfı açıp içindeki kağıdı çıkarttı. Tırnaklarımı avuç içime bastırdım. Çok gerilmiştim katlanmış kağıdı da açıp şu cümleyi kurdu.
"Sonuçlara göre Afra Kayalar, Nihat Demirhanlı %99.98 kızıdır."
Rüzgar abime kucağına iyice söküldüm. Başımı göğsüne yaslayıp gözlerimi sıkı sıkı kapattım. Gözlerimden yaşlar akıyordu. Etrafta sesler duyuyordum ama gözlerimi açamıyorum en sonunda ne olmuştu DNA testi pozitif çıkmıştı.
Gözyaşlarım yine akmaya başladığında Oğuz abim. "Birtanem hadi aç gözlerini." Ben de bunu bekliyormuşum gibi gözlerimi zorlanarak açtım abime buruk bir tebessüm ettim. Başımı biyolojilere çevirdim. Serap Hanım'a ve Nihat Bey'e baktım. Bir şey fark ettim bana özlemle bakıyorlardı. Nihat bey konuşmaya başladı. "Ben kızımı istiyorum Rüzgar. Sonuçlar Afra benim kızım olduğunu gösterdi. En kısa sürede avukatı gönderip velayeti alacağım." Dedi sert sesle.
Rüzgar abim gözyaşlarımı silip gözlerimi öptü ve ayağa kalktı. Başımın üzerine Buse kondurup Nihat Bey'e döndü. "Şimdi mi aklınıza geldi kızın olduğuna ha! Afra'yı üç buçuk yaşında yetimhaneye verirken neredeydi aklınız? Size vermiyorum Demirhanlı! Şimdi çıkmış karşıma kızımı alacağım diyorsun ne hakla bunca zaman neredeydi aklın." Dedi bağırarak.
Oğuz abim hemen Nihat Bey ve Rüzgar abimin arasına girdi. "Abi hastanedeyiz şimdi herkes bize bakıyor sonra konuşalım." Dedi beni alt çenesiyle işaret ederken korktuğumu anlamıştı. Rüzgar abim omzunun üzerinden başını bana doğru çevirdiğin göz göze geldik. Öfkeliydi iki adım geriye adımladı.
Bu sırada Nihat Bey tekrar konuştu. "Kimse kızımı bende alamaz sende biliyorsun. Daha da zorlaştırma durumu. Hem henüz reşit bile değil mahkeme sonucu zaten velayeti bana babasına verecek Bunu ikimiz de biliyoruz." diyerek sert çıkıştı.
Rüzgar abi yanıma gelip elimi tutup beni ayağa kaldırdı ve Nihat bey bakarak konuşmaya başladı. "Kimse meleğim bizden almaz vermem! Bir test sonucu sizi anne baba aile yapmaz! Kan bağ benim umurumda bile değil!" Elini kalbine üzerine koydu ve devam etti. "Ben burayı bilirim biz bütün kalbimizle zaten 9 sene önce Afra kardeşimiz olarak kabul edip kalbimize aldık! Bunu kimse değiştirmesine izin vermem!" Dedi. Demirhanlı ailesi arkamızda bırakıp odan da çıktık.
Aşağıya indiğimiz hastanenin önündeki bankları da birisine oturduk. Beni kucağına alıp başımı nazikçe göğsüne bastırdı. Rüzgar abi öfkeliydi eli titriyordu. Bunu başımı okşayan elinden anlamıştım. Abimi bu halde görmeye dayanamıyorum. Çaresiz olması beni daha da üzüyordu.
"Abi benim velayetimi gerçekten alabilirler mi?" En sonunda korktuğum soruyu sormuştum.
Yüzüme avuçladı baş parmağıyla yanağımdaki yaşlarımı sildi. "Alamazlar meleğim. Senin velayetini onlara vermem, gerekirse ülkenin en iyi avukatların tutarım yine de senin onlara vermem." dedi gözleri kızarıktı ağlamak için kendini tutuyordu.
Yanımıza gelen Nihat Bey ve Serap Hanım ve yanındaki iki polisi fakir edince hemen abime hızlıca döndüm. Polis. "Rüzgar Bey lütfen zorluk çıkarmadan Afra hanım Ailesi'ne teslim edin. Aksi takdirde sizi tutuklamak zorunda kalacağım." Dedi.
Rüzgar abim başını ili yana sallayıp histerikçe güldü. "Aile? Kızını üç buçuk yaşında yetimhane kapısına terk eden bir aile, aile olmaz. Afra'nın ailesi benim." Dedi.
Rüzgar abimin benim yüzümden tutuklanmasını istemiyordum. Şimdilik kısa bir süreliğine onlarla olmak gerekiyordu. "Tamam sizinle geleceğim yeter ki artık rahat bırakın abilerimi." ağlamamdan dolayı sesim pürüzlü çıkmıştı. Rüzgar abimin kucağında kalktığımda ellerini tuttum. "Abi onlarla şimdilik gitmem gerekiyor izin ver onlarla gideyim." diye devam ettim.
Rüzgar'dan
Meleğimi tekrar kucağıma aldım ve o ince boynuna kafamı gömüp kokusunu içime çektim. Bebek ve vanilya kokusunu içime çektim.
Bu kız Cennet kokuyordu.
Meleğimin kokusu sayesinde sakinleştim kafamın boynundan kaldırınca da yüzümü minik ellerinin arasına alıp yanaklarımı burnumu ve gözlerimi usulca öptü. Ona daha sımsıkı hiç bırakmak istemiyor gibi sarıldım. Keşke onu göğsüme sokup saklayabilseydim. Burnumu İpek saçlarının içine soktum ve derin bir nefes aldım.
"Meleğim en iyi avukatları tutup seni yanıma alacağım. bırakmam seni şimdi onlar ile gitmek zorundasın ama bil ki seni onlara bırakmayacağım. Avukatla konuşup halledeceğim. "dedim özellikle tane tane söyledim beni anlaması içindi. başını salladı. "Söz mu beni bakmayacaksınız değil mi?" Sordu titreyen sesiyle.
Yüzümü küçük ellerin arasına aldı. "Söz bırakmayacağım meleğim. Rüzgar abi sözü." dedim. Meleğim biliyordu tutamayacağım sözleri vermezdim. burukça gülümsedi. "Onlara gideceğim ama lütfen hemen al beni yanına abi." Dedi dolu gözleriyle.
Göz yaşlarına akmasına kıyamadığım meleğim ağlatıyorlardı. Bu benim canımı sıkıyordu. Mahkemeyle ilgilendikten sonra ailesinin peşini bakmayacağım bunca zaman sonra neden ortaya çıktılar meleğimi neden bizden almaya çalışıyorlar bulacağım. Oysa onlar bakmıştı onu yetimhane Kapısına...
Bulacağım ve onlardan hesabını soracağım.
______________










