Bilinmeyen numara: İyi geceler.
Bu kimdi? Benden ne istiyordu? Bu videoları bana attığına göre beni tehdit etmek için kullanıcaktı. Bu videolara nasıl erişmişti? Kafamdaki bir sürü soruyla ona yazdım.
Açelya: sen kimsin?
Açelya: benden ne istiyorsun?
Bilinmeyen numara: isteğimi şimdi söylemeyeceğim.
Bilinmeyen numara: bu konuşma aramızda kalıcak, bir arkadaşına, kardeşine yada başka birine bir şey söylersen bunun karşılığını alırsın.
Bilinmeyen numara: sessiz ol ve bekle, benim sana yazmamı.
Telefonu kapatıp hızla yatağın üstüne attım ayağa kalktım odada dolanmaya başladım. Bu kimdi? Şimdi ne yapacağım? Acaba kızlara söylesem mi? Nereden anlar ki?
Olmaz riske atamam. Eğer bu görüntüler polise giderse hiç iyi şeyler olmaz.
Benden ne isteyecek?
🌺
Yatağa uzanmış bir şekilde tavanı izliyordum saatlerdir, gözlerim açıktı, karanlıkta yattığım oda artık aydınlıktı gündüz olmuştu güneş doğmuştu ama benim gözüme hiç uyku girmemişti. Yüzümü ovuşturup yataktan kalktım. Telefonu elime aldım 25 haziran perşembe biz buraya geleli bir hafta olmuştu.
Banyoya girdim elimi yüzümü yıkadım birazda olsa kendime gelmiştim. Diş fırçama diş macunumu koydum, bir tarafdan dişlerimi fırçalarken bir tarafdanda düşünüyordum.
Bilinmeyen numara kimdi? Bizim arşive girdiğimizde bizden başka kimse yoktu.
Tabi yaa Ayaz ve Atlas arşive girmişti acaba bizim girdiğimizi anlamışlarmıydı? Onlardan başka kim olabilir ki? Onlar olup olmadığını öğrenmem gerekiyor ama nasıl öğrenebilirim? Atlas soğuk biri hiç böyle şeyler yapabilecek biri gibi değil sanki böyle şeylerle uğraşmak istemez gibi, Ayaz yapar mı? Eğer bunu bilseydi bu yola başvurur mu ? Bunu hastanede düşünecektim.
Diş fırçalamam bittikten sonra odaya girdim gardırobun üstüne asılı önlüğü alarak hızlıca giyindim, ayakkabımı ayağıma giydikten sonra elime telefonu alarak yatağa oturdum. Dün videoları geldiğinde tedirginlikten iyi izleyememiştim. Şifremi girdikten sonra hemen videoyu açtım ilk açtığım videoda ben ve Afra vardık.
Video izlerken bir şey dikkatimi çekti video kamera kayıtlarından alınmamıştı birisi bu videoyu kendi eliyle çekmişti, video illerlediğinde ben ve Afra odadan hızla çıkmış ve duvar köşesine geçerek orada yere çökmüş bir şekilde kapıyı izliyorduk, kamera ise bize çok yakındı yani bizi saklandığımız duvarın çok yakınından çekmişti.
Videonun sonunda Ayaz ve Atlas arşive geliyordu ama onların yüzü görünmüyordu biz yere çöktüğümüz için onların sadece ayakları görünüyordu. Diğer videoyu açtığımda Poyraz ve Ecrin vardı, Poyraz bilgisayarların önündeki siyah döner koltuğa otururken Ecrin ayakta telefonuyla uğraşıyordu büyük ihtimalle bize mesaj atıyordu, bilgisayar ekranında ise Afra ve benim görüntüm vardı, video bilgisayar odasının dışında çekilmişti ekranda camın dışından çekildiği belli oluyordu.
Bu kişi hepimizin dibindeydi ama hiçbirimiz anlamamıştık. Bu kişi hastaneden biri olmalıydı. Yakınımızdaydı, bu videoyu neden bana atmıştı? Diğerlerine atmak yerine benden bir çıkarmı elde edicekti. Telefonumu kapatıp hızla odadan çıktım.
Zemin kata indiğimde açık büfeye girdim, bizimkiler çoktan gelmişti bende kahvaltımı alıp onların yanına geçtim. Kendi aralarında sohbet ediyorlardı, onlara bu konuyu açmicaktım. Bir süre onları dinlerken ekmeğime sürdüğüm çikolatayı yiyordum. Kahvaltımızı yapıp yan binaya geçtik, asansöre binerken ve indikten sonra hep çevreme bakıyordum etrafımdaki herkes şüpheli gibi tek tek onları inceliyordum.
Diğerleri kendi işleri için giderken bende Ayaz'ın odasına gittim. Kapıyı tıklayıp odaya girdim, kapıyı üstüme kapatıp ilerlediğimde Ayaz'ın yatağa oturarak telefonu söküğünü gördüm evet tam anlamıyla söküyordu, telefonu parçalamış parçaları ise yatağın etrafına dağılmıştı. Hastanede mahkumlara telefon yasaktı. Ama yasağıda çiğnemekten çekinmiyordu.
Ayakta onu izliyordum yatağın üstündeki ıslak mendil ile o telefonun parçalarını siliyordu, ne yaptığını anlamak için sordum "Ne yapıyorsunuz?" önemli bir iş yapıyormuş gibi ciddi bir şekilde telefonla uğraşmaya devam etti "Telefonu siliyorum" dedi.
"Telefonu parçalayarak mı?"
"Telefonu temizlemek için parçaladım." dedi.
"İyide telefonu dışını silerek temizlersiniz siz sökmüşsünüz" dedim şaşkın bir şekilde. Başını iki yana salladı "Ben öyle temizlendiğini hissetmiyorum, böyle daha iyi" telefonun içindeki küçük parçayı temizliyordu.
"Böyle yaparsanız telefon bozulur"
"Bozulursa diğer telefonlarımdan birini kullanırım" dedi.
"Telefonun yasak olduğunun farkında mısınız?" ciddiyetle sormamla göz ucuyla birkaç saniye bana baktı "Olabilir" çok rahattı. "Kurallara uymak gibi bir düşünceniz yok galiba" kinayeyle sormama hafif güldü "Bu hastanede hangi kurallara uyuluyor ki?" sessiz kaldım.
Başka telefonlarının olduğundan bahsetmişti kaç tane telefonu vardı ki? Gerçi bu takıntıyla baya vardır. "Siz her telefonunuzu böyle siliyor musunuz?" dedim merakla "Evet" dedi elindeki mendilleri çöpe atarken. "Siz böyle her telefonunu silerseniz size telefon dayanmaz" dedim ciddi bir tavırla, paketten yeni mendil alırken ve biraz önce temizlediği parçayı tekrar silerken "Her telefonumu silerim, eğer bozulursa diğer telefonumu kullanıyorum ama dediğin gibi dayanmıyor ben genelde iki haftada bir telefonu değiştiririm" dedi. Gerçektende bunu bana anlatıyor muydu? Bu hastanede daha neye şaşırmalıydım?
Elimdeki telefonu göstererek "İstersen seninkinide temizliyeyim" dedi hemen telefonu arkama aldım "Hayır, yeni telefon almayı düşünmüyorum ve telefonumu seviyorum " dedim.
Şaşkın bir şekilde ona bakarken telefonuma gelen bildirim sesiyle dikkatimi telefonuma verdim.
Bilinmeyen numara: her yerde beni arıyorsun.
Bilinmeyen numara: boş yere etrafı izleme ben seni görebilirim ama sen beni göremezsin
Mesajı okurken bir şaşkınlık yaşadım beni izlemişti, bu kimdi? Bu iş iyice başıma bela olucaktı. Şaşkınlığım yüzüme yansımış olucak ki kafamı kaldırdığımda Ayaz'ın telefonu silmeyi bırakıp bana baktığını gördüm hemen kendimi toplayıp telefonu cebime koydum.
"Ne oldu?" dikkatle bana bakarak "Bir şey olmadı" dedim. "Seni rahatsız eden bir mesaj mı aldın?" dedi. Bu konuyu hemen kapatmicak gibiydi bende "Barçın hoca bir iş verdide o yüzden" dedim gözümü ondan kaçırarak, yalan söylemeyi sevmiyordum.
İnanmamış gibiydi ama daha fazla sormadan telefonu geri takmaya başladı. İlerleyip çöpü açtığımda çöpün mendillerle dolu olduğunu gördüm bu kadar mendili telefon silmek için mi kullanıyordu. "Odanızıda hergün temizletiyormuşsunuz" dedim o ise hayır anlamında kafasını salladı "Hergün iki kere" dedi kaşlarımı çattım "İyide temizlikci hergün demişti" dedim o ise sıradan bir şey söyler gibi "O bir kere temizliyor diğer temizlikcide birkez temizliyor" dedi. Yani günde iki kez odasını temizletiyordu.
"Başka temizlik takıntılarınız var mı?" diye sordum. Kafasını aşağı yukarı salladı.
"Kıyafetimi sadece bir kere giyerim" dedi.
"Kıyafetinizi sonra ne yapıyorsunuz?" dedim yine bir şaşkınlık yaşarken "Çöpe atıyorum" dedi normal bir şey söylermiş gibi "Ciddimisiniz" kıyafetlerini bir kere giyip çöpe atıyordu. Aslında onun hiç giydiği bir kıyafeti tekrar giydiğini görmemiştim. "Kıyafet nasıl yetiştiriyorsunuz?" dedim "Yeni alıyorum"dedi telefonunu takmayı bitirdiğinde. Çok rahattı, hastalığının bu kadar ileride olduğunu bilmiyordum.
Ben bir giydiğim kıyafeti tekrar tekrar giyerdim. Ayaz biraz dizilerdeki gibiydi bir giydiğini bir daha giymiyordu. Şimdi neden o kadar büyük bir gardıropu olduğu belliydi.
Ondan bakışlarımı çektim "Ben çıkayım artık, sizede kolay gelsin" dedim telefonu temizlediğini ima ederek. Odanın kapısına ilerledim kapıyı açıp arkama döndüm bu sırada o bana bakıyordu kaşlarımla elindeki telefonu gösterdim "O telefon bozuldu bence siz diğer telefonunuzu alın" dedim kapıyı kapatıp odadan çıktım.
Beşinci kata çıkıp odaya girdim. Odada bizimkilerden kimse yoktu.
Yaklaşık yarım saat kitap okuduktan sonra sıkıldım ve masaya bıraktım. Tekerlekli sandalyede kendi etrafımda döndüm. Odaya kimse girip çıkmıyordu bende sıkıntıyla ayağa kalktım ve odadan çıktım bahçeye çıkmak için.
Anansöre bindiğimde Barlas'ta buradaydı bana dik dik baktı ben ise ona hiç bakmadım biraz tedirgin bir şekilde bekledim. Acaba bana mesaj atan bilinmeyen numara o muydu? Sonuçta herkes şüpheli durumdaydı. Asansör durduğunda hemen indim ve bahçeye çıktım.
Birçok kişi bahçedeydi yaz ayı olduğu için genelde dışarıda vakit geçiriyorlardı. Bu kalabalıkta durmak istemediğim için çardağın olduğu taşlı yolda yürümeye başladım. Yaklaşık 5 dakikadan sonra çardağın oraya gelmiştim, çalılıklardan ilerlediğimde konuşma sesleri duydum.
Çardağın yanındaki çalılığa durduğumda oradan izlemeye başladım onları görünce şaşırdım. Afra ve Çağrı onlar ayakta konuşuyorlardı. Çağrı ve Afra neden burada ıssız yerde konuşuyorlardı sessizce yerimden çıkmadan onları dinlemeye başladım.
"Siz neden ikidir karşıma çıkıyorsunuz" dedi Afra sakin bir ses tonuyla.
"Seninle sohbet etmek hoşuma gidiyordur belkide" dedi Çağrı'da Afra'nın aksine eğlenir bir tavrı vardı.
"Bu yüzden sizi hep çevremde ya da yakınımda görüyorum?" dedi Afra kaşlarını çatarak.
Çağrı güldü bu sırada ben çalılığın arkasından çıktım ve Afra'nın yanına geçtim, Çağrı beni görmekten rahatsız olmuş gibiydi beni görür görmez yüzü ciddileşti. "Ben binaya geçiyorum" dedi yanımızdan ayrılırken. Hiçbir şey anlamamıştım kafamı Afra'ya çevirdim "O senden ne istiyor?" giden Çağrı'ya baktım sırtı bize dönüktü. "Bir bilsem" Afra omuz silkti önemsemiyerek.
Buradaki herkes garipti, Afra'yla çardağa geçip oturduk, hava serindi esen rüzgar saçlarımı dalgalandırıyordu gözüme gelen saçlarımı elimle geriye attım. "Özel bölüme tekrar girecekmiyiz" dedim Afra "Sanmıyorum, gizli kapının şifresini bulamayız" dedi.
Afra gözlerini benim gözlerime çevirdi "Anlamadığım şey hastane neden sessiz, güvenliği bayıltmıştık güvenliğin ayrıldıktan sonla hastaneyi ayağa kaldırması gerekiyordu ama hastane sanki hiçbir şey olmamış gibi sessiz" dedi düşünceli bir sesle.
"Neyse ben binaya geçiyorum gelicek misin?" kafamı iki yana salladım "Sen geç ben birazdan gelirim" dedim Afra binaya doğru gitmeden önce. Etrafıma bakınırken gözlerim çalılığın orada takılı kaldı sanki orada biri var gibiydi biraz daha dikkatli baktığımda çalılığın sallandığını gördüm.
Ayağa kalkıp çalılığın yanına gittiğimde hiçbir şey yoktu etrafıma göz gezdirdiğimde sessizlik ve ıssızlıktan başka bir şey yoktu. Telefonuma gelen bildirimle gözlerimi telefonuma çevirdim.
Bilinmeyen numara: Özel bölüme tekrar giriceksin, koridorda ki 2. Odaya girip Atlas Eymen Aral hakkındaki dosyanın fotoğraflarını çekip bana atıcaksın.
Açelya : böyle bir şeyi yapamam.
Bilinmeyen numara: kardeşin ve arkadaşlarınla beraber hapise girmek istersen sen bilirsin. Hastanede ki son günlerinizin tadını çıkarın. Kariyerinize veda edebilirsiniz.
Bilinmeyen numara: ama sizin yaptığınız şeyi Ayaz ve Atlas öğrenirse bence polislerden daha tehlikeli olur.
Açelya: benden neden böyle bir şey istiyorsun? Sen istersen gidip alabilirsin.
Bilinmeyen numara: evet, istersem alabilirim ama ben senden istiyorum.
Bilinmeyen numara: sana 24 saat veriyorum.
Telefonu kapatıp cebime koydum şimdi ne yapıcaktım, nereden girdik biz bu yere. Ne yapıcaktım? Atlas'ın dosyasını ona veremem ama beni o videoyla tehdit ediyor kahretsin!
Ayaklarım binaya doğru ilerlerken zihnim kendi içinde savaşıyordu.
Binaya gelmiştim hemen staj odasına girdim. Herkes buradaydı bende koltuğa oturdum. Herkes kendi işini yapıyordu, Ege çalan telefonuyla ayağa kalıp odadan çıktı onun ardından Asmin ve Ada elindeki bardakla sohbet ederek odadan çıktılar. Odada ben Afra, Poyraz, Ecrin vardık hepsi kendi kendine bir şeylerle uğraşıyorlardı.
"Bir şey söyleyeceğim, özel bölüme tekrar girecekmiyiz?" şüpheyle sorduğum soruyla hepsi yüzünü bana çevirdi "Nerden çıktı bu?" dedi Ecrin. Poyraz "Ben bir daha asla gizli bir iş filan yapamam, ben yokum" dedi net bir şekilde. "Neden böyle bir şey sordun?" bana şüpheyle bakan Afra'ya "Hiç öyle merak ettim" dedim.
24 saatim yani bir günüm vardı ve ben daha dediği şeyi yapıp yapmayacağıma bile karar vermemiştim, resmen sıkışıp kaldım yapsam olmaz tanımadığım birine hastanedeki hasta hakkında bilgi veremezdim, bir tarafdada arkadaşlarım ve kardeşim var.
Elimle çevirdiğim siyah kaleme odaklanmıştım. Bir anda ayağa kalktım ve odadan çıkıp asansöre bindim öğle arasına girmiştik bir çok kişi yemekhanedeydi. 5. Kata çıktığımda asansörden indim etrafa bakındığımda sessizdi çok kişi yoktu. Özel bölümün olduğu koridora giderken karşıdan gelen kişiyi tanımıştım hemşirelerden biriydi. Benim yanıma doğru geldiğinde "Neden buradasın bir sıkıntımı var" dedi sakin bir ses tonuyla özel bölüme gireceğimi söyleyemezdim "Ben Psikiyatristlerden bazı konularda bilgi alıcağım" dedim elimi yumruk yaparak stres yaptığım için "Bir sorun varsa bende yardımcı olabilirim" kafamı hayır anlamında salladım ve yanından geçip diğer koridora girdim. O koridorda özel bölüm olduğu için orda olmam dikkat çekmişti.
Koridorda ilerledim kimse görünmüyordu sessiz bir şekilde özel bölümün kapısına baktım tabiki de güvenlik vardı, kahretsin! Oraya nasıl giricektim ki? Arkama baktığımda orta boyda rafın üstünde ki eşyalar dikkatimi çekti. Güvenliği atlatsamda oraya nasıl giricektim?
İlereyip eşyaları yere döktüğümde çıkan seslere yüzümü buruşturdum. Hemen ileride ki koridora saklandım. Ses onların dikkatini çekiceltir bu da bana birkaç saniye kazandırırdı. İstediğim gibi oldu ve sesin olduğu koridora geldiler. Anında yerimden çıkıp kapıya ilerledim.
Kapının açılmasını umarak denedim ve şaşırtan bir şekilde açıldı. Şaşkınlığımı atarak hemen içeri girdiğimde o bilinmeyen şahısın bahsettiği odaya ilerledim. Odaya girdiğimde kapının açılması beni daha çok şaşırttı. Sanki birisi özellikle benim girebilmem için bunları yapmıştı. Düşüncelerimin arasında odaya girdim.
Hızlı olmalıydım hemen dosyaları karıştırmayı başladım bu kadar dosya arasında Atlas'ın dosyasını bulmalıydım elimi dosyaların arasında gezdirirken gördüğüm isimle dosyayı elime aldım 'Atlas Eymen Aral' hemen dosyayı açtım telefonumun kamerasını açtığım gibi fotoğraflarını çekmeye başladım, yaptığım şey ve yakalanma korkumdan dolayı avucumun içi terliyordu. Bunu Atlas'a yapmamam gerekiyordu bu görüntüleri isteyen kişi bu bilgileri ne yapıcaktı bu bilgiler hastaların özel bilgileriydi. Bilinmeyen numara iyi biri değildi bu yaptığı tehditten belliydi bu bilgileride kötü emellerine kullanıcaktı ben ise ona yardım ediyordum.
Bir yandan yaptığım şeyin vicdan azabını çekerken bir yandanda son birkaç sayfanın fotoğraflarını çekmeye devam ettim, duyduğum adım sesleriyle fotoğrafını çekmeyi bitirdiğim dosyayı kapatıp geri yerine koydum.
"Açelya ne yapıyorsun burada?" kapının açılma sesinin ardından duyduğum sesle ayaklarım yere çivilendi.
Duyduğum sesle arkamı döndüm Kapının orada beni izleyen adam odaya adımlarını attı "Buraya girmek yasak!!" Barçın hocanın sert ve kızgın sesiyle ne yapacağımı bilemedim "Şey.. Ben merak ettim" dedim zor zar ağzımdan çıkan kelimelerle "Neyi merak ettin buraya giremessin!" başımı aşağı yukarı salladım "Evet haklısınız buraya girmemem gerekiyordu üzgünüm" dedim.
"Odama geç geliyorum" dedi ben ise bir şey söyleyemeden özel bölümden hızla çıkıp asansöre bindim, yakalanmamdan dolayı tedirgindim ama neyseki dosyaları karıştırdığımı görmemişti, asansörün aynasına baktığımda yanakları kızarmış tedirgin bir şekilde duran kendime baktım, derin nefesler aldım elimi kendime yelpaze yaparak.
Asansörün durmasıyla koridora girdim beni gören Afra yanıma geldi "Açelya biz yan binaya yemek yemeye gidiyoruz, gel hadi herkes gitti " dedi. Stresli olduğum için oyalanmak istemiyordum "Yok benim işim var sen git" dedim ona olanları anlatmayacaktım "Hastalar yemekhanede, diğer çalışanlar yan binada, ne işin var? Hadi gidelim açmı kalıcaksın zaten sabah doğru düzgün bir şey yemedin" dedi ısrarcı durumuna sadece "Hayır sen git" dedim.
Başını sallayarak asansöre bindi bende Barçın hocanın odasına ilerledim sessiz koridorda güvenliklerden başka kimse yoktu. Barçın hocanın odasının önüne geldiğimde kapıda ki güvenlik benim daha önce gördüğüm mavi saçlı adamdı hani Ayaz'ın odasına gizlice girdiğimde bana haber vermeyen. Gözleri yüzümde gereğinden çok oyalandığında tedirgin hissettim. Özellikle ağlamaklı duran gözlerime baktığında kaşlarımı çattım. Bu onu eski haline gelmesini sağlamıştı.
Barçın hocanın odasına girdiğimde tedirginlikle bekledim. Kapının açılmasıyla gözlerimi kapıya kaydı Barçın hoca gelmişti, resmen yanlış bir şey yapıp cezasını bekleyen bir çocuk gibiydim. Barçın hoca koltuğuna oturup derin bir nefes verdi.
Ben okulda başarılı dersleri iyi olan zeki çocuklardandım. Yakalanma korkumdan dolayı kopya çekmeye bile yeltenemezdim. Yanlış şeyleri yapmak bana hep korkunç hissettirirken yasakları delmek bana göre değildi.
"Açelya özel bölüme bazı kişiler hariç girilmesi yasak bunu size söylemiştik ama sen gidip oraya girdin hastanenin kurallarının dışına çıktın" hiçbir şey söylemedim kafamı önüme çevirdim "Bunu bildirmem gerekiyor ve bu da senin eğitimini etkiler" sözüyle kafamı hızla kaldırdım yüzüm asılmıştı benim konuşmama fırsat vermedi "Bu seferlik kimseye söylemeyeceğim eğitimini etkilemeni istemiyorum bir daha hastane kurallarının dışına çıkmayacaksın, bu seferlik aramızda" dedi asık yüzümde bir gülümseme oluştu.
"Ama" amalardan nefret ediyorum sonrası hiç hayırlı olmuyor "Tabikide bunun bir cezası olucak" dedi ben hemen "Tamam" dedim heyecanla Barçın hoca güldü "Öyle hemen sevinme, cezanı duyduktan sonra sevincin yarıda kalmasın" dedi "Ne derseniz yaparım hiç sıkıntı değil" dedim gülümseyerek.
"Şimdi cezana gelerim zemin kattaki arşive giriyorsun odadaki bütün dosyaları alfabeye göre düzenliyorsun bitirdiğinde kontrol ediceğim hata istemiyorum unutma alfabeye göre sıralanacak" başımı aşağı yukarı salladım "Ben hallederim" dedim arkamı döndüğüm sırada Barçın hoca beni durdurdu "Dur öyle kolay değil sen şimdi git başla bugün bitireceksin artık geceyemi kalırsın ne yaparsın ben bilemem" dedi, sadece bir arşiv düzenlemek ne kadar zor olabilir ki neden bu kadar büyütmüştü.
Başımı sallayıp odadan çıktım kat sessizdi bende hemen asansöre bindim zemin kata inebilmek için, önce bir arşive girecektim sonra yan binaya geçip yemek yedikten sonra arşivi düzenlemeye başlardım çok uzun süreceğini düşünmüyordum. Zemin kata indiğimde hemen arşivin bulunduğu sessiz ve kimsenin olmadığı koridorda ilerledim. Arşiv terkedilmiş gibiydi.
Arşivin kapısını açtığımda gözlerime inanamadım arşiv derken küçük bir yer bekliyordum ama hiç beklediğim gibi değildi sanki büyük bir kütüphaneydi. Kocaman bir oda büyük büyük raflar sayamayacağım kadar çok dosya vardı ben bunları bugün bitiremezdim, kapıyı kapatıp arşive girdiğimde dosyaların çok düzensiz olduğunu gördüm Barçın hocanın dediği gibi vardı ben bunları değil gece iki günde bitiremezdim.
Aklıma Atlas'ın dosyası geldi ben o fotoğrafları bilinmeyen numaraya nasıl gönderecektim resmen vicdanım ve sevdiğim insanlar arasında kalmıştım en iyisi bunu sonra düşünmekti zaten çok süre vermişti şimdi benim bu koca arşivi bitirmem gerekiyordu.
Bence Barçın hoca benim eğitimimi yakmamak için değilde sırf bu koca arşivi birine yaptırmak için bu olayı kimseye söylememeye karar vermişti. O tahlilsiz kişide ben oluyorum.
Öğle yemeğine gidemezdim yoksa bunları yetiştiremezdim, aç karnıma baktım öğle yemeği yiyemedim gerçi akşam yemeğinede yetişeceğimi sanmıyordum. Kolumdaki siyah tokayla kumral saçlarımı bağladım. Cebimden kablosuz kulaklığımı aldım ve kulaklarıma taktım telefonumdan açtığım müzükle telefonumu kenardaki masaya koydum. Arşiv kütüphane gibiydi sırasıyla kitaplık vardı kulağımda çalan gökyüzünü tutamam şarkısıyla en baştaki raftan düzenlemeye başladım. Bir tarafdan kulağımda çalan şarkının sözlerini mırıldandım.
Ben gökyüzünü tutamam
Yıldızları çalanlar var
Bu karanlığın sebebi onlar
Sözlerimi tutamam
Hayalleri çalanlar var
Bu vazgeçişimin suçlusu onlar
Kafamı kaldırıp cama baktığımda artık güneşin batmak üzere olduğunu gördüm kafamı geri çevirdiğimde hala büyük bir ilerleme alamadığımı gördüm ben burayı sabaha kadar uyumasam yine bitiremiyecek gibiydim. Acıkmıştım neredeyse saatlerdir hiç durmadan çalışıyordum üst raflara çıkabilmek için merdivene çıkıp inmekten alfabeyi saymaktan yorulmuşum. Dosyaları düzenlerken bir anda kulaklığımda değişen müzikle kaşlarım çatıldı.
Her anın aklımda, her kıvrımın
Sanmasınlar seni asla seni benden ayrı
Savrulur savrulur saçlarında hayatın
Seni sorsunlar benden, bi' tek ben anlarım
Her anın aklımda, her kıvrımın
Sanmasınlar asla seni benden ayrı
Savrulur savrulur saçlarında hayatın
Seni sorsunlar benden, bi' tek ben anlarım.
Kulağımda çalan bi'tek ben anlarım şarkısıyla arkamı döndüm telefonumu koyduğum masaya doğru. Şarkıyı değiştiren kişiyi gördüğümde bir an şaşırdım kalçasını masaya dayamış elleri ise cebinde bana bakan Ayaz'dı. Burada ne yapıyordu? Kulağımdaki kulaklığı çıkardım ve ona doğru ilerledim, tam karşısında durdum.
"Burada ne yapıyorsunuz?" sorumla gözlerini etrafda gezdirdi "Asıl sen ne yapıyorsun? Bu koca arşivi temizlemek nerden çıktı?" dedi. Ona olayları anlatamazdım "Barçın hoca ceza verdi" dedim neden olduğunu söylememe gerek yoktu "Neden?" sorusuyla elimdeki kulaklığı masaya bıraktım ve iki kişilik duvara yaslı siyah koltuğa oturdum "Boşverin ceza işte" dedim geçiştirerek.
"Bu koca arşivi bitirebilecek misin? Daha yarısına gelememişsin" sözüyle derin bir nefes verdim "Gerekirse sabahlarım" daha fazla vakit kaybetmemek için ayağa kalktım boynum ağrımıştı boynumu sağ sola büktüm Ayaz beni izlerken.
"Yemekde yememişsin aç karnınlamı çalışacaksın" başımı aşağı yukarı salladım "Buranın bugün bitmesi gerekiyor" dedim ve en son kaldığım rafların oraya gittim girişten ayrı bir masa daha vardı oraya ilerledim dosyaları aldım ve rafa geçtim.
Bir gözüm dosyadayken bir gözüm raflardaydı hangisinin nereye koyacağımı seçiyordum.
Birkaçını yerleştirdikten sonra diğer dosyaların üst raflara ait olduğunu gördüm oraya boyum yetmiyordu çift taraflı merdiveni rafa yaklaştırdım bir elimdeki dosyalar vardı boşta kalan elimle merdivenden tutundum dosyaları raflara yerleştirirken bir anda merdiven oynadı boşta kalan elimle merdivene tutundum aynı anda Ayaz merdiveni tuttu "Sen in bana ver ben yerleştiririm" dedi. "Hayır ben hallederim" dedim, kafasını bana çevirdi "Tek başına burayı bitiremeyeceksin ve bu merdivenden düşecek gibisin" dedi, sanırım haklıydı elini uzattı bende bir elimdeki dosyalar ve merdiveni tutan elime baktım, merdiveni tutan elimi ona uzatarak elini tuttum.
Yavaş yavaş inerken oda elini belime koyarak benim inmeme yardım etti. Ben indiğimde merdivene o çıktı elimdeki dosyaları ona verirken bir tarafdanda nereye koyacağı hakkında ona bilgi verdiyordum elimle göstererek.
Artık arşivin neredeyse yarısını bitirmiştik Ayaz bir tarafdan dosyalara bakarken oda benim gibi raflara yerleştiriyordu. Ayaz yine merdivene çıktığında bir anda merdiveni salladım canım sıkılmıştı biraz onunla uğraşmak istedim, merdiveni sallamamla iki eliyle merdivene tutundu "Ne yapıyorsun? " dedi ben ise bu haline gülerek "Hiç sıkıldım" dedim, gözleri önce gülüşüme odaklandı sonra oda güldü "Benimle oynuyorsun" dedi. Başımı aşağı yukarı salladım.
"Bildiğim daha güzel oyunlar var" dedi göz kırparak.
Hemen elimdeki dosyayı ona uzattım "Bak bunu şu kırmızı dosyanın yanına koyucaksınız" önce bana baktı sonra gülerek elimdeki dosyayı alıp yerine koydu.
Elimdeki son dosyayıda rafa koydum ve geri geri adım atarak yaptıklarımıza baktım neredeyse bitmek üzereydi "Hadi yemek zamanı" sesiyle arkamı döndüm ikili koltuğa oturmuş bir şekilde sehpanın üzerindeki poşetlerden yemek çıkarıyordu. Onun yanına gittim "Yemek nereden çıktı? hem yemekhane kapandı" dedim telefonumdan saate bakarken 11.10 "Yemekhaneden değil, yemek yiyelim sonra devam ederiz" dedi sehpanın üstündeki ıslak mendili bana uzatırken, ıslak mendili aldım ve elimi silmeye başladım "Eminim siz defalarca elinizi silmişsinizdir" dedim elindeki poşeti kenara bırakırken "Evet sildim ama elimide yıkadım" dedi. Şaşkınlıkla "Ne ara gittin ben hiç farketmedim" dedim.
Güldü benim önüme yemekleri bırakırken "Açsın hadi ye, sabahtan beri yemek yemedin" bunu nereden biliyordu? Bunu sormadım dediği gibi açtım hemen önümdeki yemekleri yemeye başladım oda bu halime gülerek benden daha sakin bir şekilde yemek yemeye başladı.
"Bana neden yardım ediyorsunuz?" dedim bardaktaki suyu içerken "İstediğim için" dedi "İyide bu bir cevap değil" Hiçbir şey söylemedi bende yemeğime devam ettim.
Ben onun kardeşi gibi gördüğü kişinin bilgileri için arşive girmiştim, en yakın arkadaşının Atlas'ın dosyasının fotoğraflarını çekmiştim ve hiç tanımadığım belkide bunu kötüye kullanacak hatta onlara karşı kullanabilecek olan kişiye verecektim ama o bana yardım ediyordu.
Önümdeki plastik tabakları poşete koydum ve ayağa kalktım "Siz gidin isterseniz gece yarısı oldu ben devam ederim" raflara ilerledim, oda hemen yanıma geldi benimle beraber dosyaları masadan aldı "Ne oldu? Bir anda yüzün düştü" dedi sorgular gibi, kafamı iki yana salladım "Bir şey yok sadece yoruldum" dedim zor bir şekilde gülümseyerek. Daha fazla sorgulamadı arşivi düzenlemeye devam ettik.
Ben bunu yapmayacaktım Atlas'ın dosyasının fotoğraflarını ona atmayacaktım, kendi yaptığım bir hatanın cezası yüzünden başkasını yakmiyacaktım. Bu benim kişiliğime tersti, istesemde yapamazdım. Madem oraya biz girdik başkasının başını yakmayacaktım, çektiğim fotoğrafları atmayacaktım, olanları kızlara anlatıcaktım artık onlarla ne yapacağımıza karar verirdik.
Hemen masaya doğru gittim fotoğrafları silmek için masadaki telefonumu aldım ve fotoğraflara girdim silmek için "Ne yapıyorsun böyle telefonla uğraşırsan burayı bitiremeyiz" dedi Ayaz kafamı ona çevirdim telefonumu kapatıp masaya geri koydum bu işler bittikten sonra fotoğrafları silecektim hatta ilk işim bu olucaktı.
Dosyayı yerleştirirken kafamı Ayaz'a çevirdim Ayaz boynu ağrımış olmalıydı kafasını iki yana bükerek çıtlattı ve dosyaları yerleştirmeye devam etti bende kaldığım yerden devam ettim.
O kadar yorulmuştum ki arşiv bitmek üzereydi masanın üzerindeki telefonu elime aldım 03.45 çok geç olmuştu, neredeyse gözlerim kapanmak üzereydi. Çift kişilik koltuğa geçtim kafamı yasladığım anda gözlerim benim iznim dışında kapanmıştı açmaya ise hiç halim yoktu.
Gözlerim bir ara aralandığında Ayaz'ın üstüme eğildiğini ve beni kucağına aldığını gördüm gözlerim yine karanlığın esiri oldu ve kapandı, Ayaz'ın kollarının arasındaydım kafamı ona yasladım, sıcak kolları ve güzel kokusu son hatırladıklarımdı. Yanlış olan her şeyi yapmak huyumdu galiba. Affedersiniz ama huyum kurusun artık.
🌺
Gözlerimi aralamaya çalıştığımda yorgunluktan gözlerimi bile açamıyordum zar zor gözlerimi açtığımda etrafıma bakındım odamdaydım ama en son arşivdeydim, hatırladığım şeyle yataktan oturur pozisyona geçtim Ayaz beni kucağına almıştı demek ki odama kadar getirmişti ama nasıl getirmişti? Bu binaya girmek hastalara yasaktı.
Kafamı çevirdiğimde telefonumun komidinin üstünde olduğunu gördüm. İşlerim bittiğinde fotoğrafları silicektim elime telefonu aldım WhatsApp'a girdiğimde 'bilinmeyen numaranın' olmadığını gördüm bu nasıl olurdu konuşmalarımda en üstte o vardı. Silinmişmiydi?
Hemen fotoğraflara girdim gözlerim irileşti Atlas'ın dosyasından çektiğim hiçbir fotoğraf yoktu silinmişti ama kim silmişti?
Kahretsin!!
Ayaz.
🌺
