İçeriğe geç

Geçmişin Gölgesi

Bölüm 1 · 5 dk okuma

Geçmişin Gölgesi

Bölüm 1

BÖLÜM 1:İHANET

-Yıllar Önce-

/LAURA/

Yıkıldım, resmen paramparça oldum. Haber gelmeden önce hizmetçiler gelmiş, saçlarımı yapmış ve ihtişamlı elbisemi giymeme yardımcı olmuşlardı. Yemek salonuna indiğimde kahvaltının henüz hazır olmadığını görüp bir koltuğa oturmuş, gizli habercimin bana onun geldiğini ve nerede buluşacağımızı yazan kağıdı getirmesini beklemiştim. İlişkimiz gizliydi ama babama söyleyecektim . Babam da her baba gibi kızının evleneceği adamın kusursuz olmasını isterdi. Kendisi kral olunca buna bir de güçlü bir krallığın prensi olması eklendi. Tabii buna Marsha prensi Odre'den daha iyi bir aday olmadığı için mutluydum. resmen babamın ve benim ideallerimin birleşimiydi. Güçlü, yakışıklı, zeki ve merhametliydi. Bu düşüncelere dalmışken krallığın habercisi Julian içeriye girmiş ve kralının burada olmadığını görünce elindeki mektubu bana vermişti. Elimde tuttuğum bu mektup bana ilk aşkımın, emeğimin, özlemimin ve daha bir çok şeyin koca bir yalandan ibaret olduğunu söyleyen acımasız bir mektuptu.

Sayın Crivell Kralı ve ailesi;

Gelecekteki kralımız Prens Odre'nin beş gün sonra nişanlanacağını sizlere duyururuz. Dostumuz olarak sizlerin de gelmesini bekleriz.

Marsha Kralı Armon

Bir açıklaması olmalıydı. Olmak zorundaydı. Çok fazla ihtimal yoktu ya bana ihanet etti ya da zorlandı. Zorlandığına inanmak istiyordum. Bana ihanet etmiş olabilir miydi? Hayır hayır hayır. Babam içeriye girdi. "Laura, kızım ne oldu? Neden ağlıyorsun." O söyleyene kadar ağladığımı fark etmemiştim. Bir şey söylemedim sadece mektubu uzattım. Aldı ve okudu. Bana döndü, buna neden ağladığımı anlamaya çalışıyor gibiydi." Baba sana açık konuşacağım" Bir prenses gizli aşk yaşayamazdı. tüm cesaretimi topladım. "Baba benim Prens Odre ile ilişkim var. Yani... vardı." Biraz bekledi. "Bundan neden yeni haberim oluyor." "Baba söyleyecektim. Gerçekten. Zaten evlenmeyi planlıyorduk." Elimi tuttu. "Nişana gelmek istemiyorsan seni zorlamam." "Hayır" dedim kendimden emin bir tavırla. "Gideceğim."

Masha

Nişan günü gelmişti. Hâlâ inanamıyordum. Beni kendine nasıl bu kadar inandırdı. Bana ihanet edecek gücü kendinde bulabilir miydi? Hayır, yapmadı, zorlandı. İçeriye hizmetçilerin gelmesiyle düşüncelerden biraz olsun uzaklaşmıştım. Beni sevgilimin nişanına hazırlıyorlardı. Kendimi hiç bu kadar acınası hissetmemiştim. Günlerdir Odre'ye ulaşmaya çalışıyordum fakat sarayın içinde hayalet gibiydi. Kırmızı elbiseyi giydiğimde bir kraliçe gibi görünüyordum. Göğsündeki siyah taşlar elbiseyi daha ihtişamlı kılıyordu. Oraya gitmeyi hiç istemiyordum fakat Odre'den gerçekleri öğrenmeliydim. Sonunda saçlarım da yapılmıştı. Görünüş olarak tamamen hazırdım ama ruhsal olarak kendimi hiç hazır hissetmiyordum.

Nişan mekanına gelmiştim. Babamın dikkatinin dağılmasını bekliyordum, gidip Odre'yi bulacaktım. Annem babama konuşmaları gereken birilerinin olduğunu söyleyince masada sadece kardeşlerimle kaldım. Lavaboya gideceğimi söyleyip orayı terk ettim. Koridorda Odre'yi arıyordum. Oldukça gösterişli bir kapı gördüm. İçeri girdiğimde gördüğüm manzara kalbime hançer saplanmış gibi hissettirmişti. Odre ve muhtemelen bu gece karısı olacak kadın. Benim sevgilim başka bir kadını öpüyordu. benim girdiğimi görünce ayrıldılar. Kadın anlam veremeyerek bakıyordu fakat Odre anında kendine geldi ve bana doğru yürümeye başladı " Sen bir prensin odasına öylece girebileceğini mi sanıyorsun. Hemen çık lütfen." Söylediği şey ile o hançer daha da derine girdi. Göz yaşlarımı görmemeleri için odadan hızla çıkıp kapıyı çarptım. Ağlamak istiyordum fakat ağlayamıyorum. Sanki nefretim üzüntümü bastırıyordu. Eteklerimden tutup koşarak salona gittim. Babamı Kral Armon ile konuştuğunu görünce tedirgin oldum. Yanlarına gidip ikisine de küçük bir reverans yaptıktan sonra Kral Armon' a döndüm "Kralım izninizle babamla biraz konuşmak istiyorum." Hafifçe başını sallayınca babamla yürümeye başladık. "Kızım bir sorun mu var?" "Baba..." gözlerim doldu. "Crivell' a dönmek istiyorum. Gözlerime şefkatle bakıyordu. "Hemen bir muhafıza haber vereceğim sil göz yaşlarını güzel kızım." Babam sadık hizmetçisi James ile konuşurken ben onları duyacak halde değildim. Gözüm karadı, başım döndü

*

Ağır bir baş ağrısıyla gözlerimi araladım. Nerede olduğumu anlamaya çalışırken yanıma şifacı Julia' nın gelmesi ile Crivell' da olduğumu anladım. Uyandığımı gören kızın yüzüne bir gülümseme yayıldı. "Prenses, uyanmışsınız." "Julia neler oluyor" Olanlar aklıma gelince göğsüme bir ağrı girdi. Julia endişeli şekilde elini alnıma koydu. İyi olduğumu belli eden bir el hareketiyle onu uzaklaştırdım. " Nişan bitti mi?" "Prenses... iki haftadır uyuyorsunuz" Yerimden kalkmaya çalışınca genç kız koluma girdi "Prenses henüz yeterince iyi değilsiniz" "Julia lütfen beni sadece odama götür" "O zaman krala haber vereyim" "Julia lütfen sadece odama gitmek istiyorum" Genç kız emin olamadı fakat beni odama götürdü. Odama gelince yatağıma uzandım ve çıkabileceğini söyledim. O çıkar çıkmaz ayağa kalktım ve boy aynamın karşısına geçtim. Saçlarım çok kirli görünüyordu. Göz altlarım çökmüştü dudaklarım oldukça solgun görünüyordu. Bir süre vücuduma baktıktan sonra makyaj masama oturdum. Ellime tarağı aldım ve saçlarımı yavaşça taramaya başladım. Ağlamam gerekiyordu. Kendimden geçene kadar ağlamam gerekiyordu fakat bunları yapmıyordum. Üzüntü hissetmiyordum. Hissettiğim tek şey...nefretti. Yerimden kalktım ve hizmetçimden banyoyu hazırlamasını istedim. Duşa girdiğimde biraz daha rahatlamış hissettim. Kıyafetlerimi girdikten sonra kapıya birinin vurduğunu duydum "Gir." dedim sert bir tonda. Gelen babamdı. "Laura daha iyi misin şifacılar hemen kalkıp gittiğini söyledi." Sesi gerçekten endişeliydi. Fakat benim takıldığım nokta giyinişiydi. Normal giyinişinden daha koyu renkler tercih etmişti ve başında en gösterişli, sadece savaşlarda taktığı tacı vardı. Gözlerim başında biraz fazla oyalanmış olacak ki bir cevap beklediğini belli eden bir ses çıkardı. "Baba şuan açıklama yapması gereken sensin bence" Ağzını yavaşça araladı ve konuşmaya başladı "Orada bayılman beni endişelendirdiği kadar sinirlendirdi." Derin bir nefes aldı ve devam etti " Gözündeki yaşı gördüm Laura. O anda onunla konuştuğunu anladım. Sonra bayıldın ve ben o adamın kızımı nasıl bu kadar üzdüğünü anlamaya gittim. İlişkinizi reddetti. Sinirimi belli etmedim ve Kral Armon' la biraz konuştumç. Gitmemiz gerektiğini söyledim. Crivell' a döndük ve daha fazla bekleyemedim... ama bunlarla senin âlâkan olmamalı yat ve dinlen. Bir şey söylememe izin vermeden odadan çıktı. Bu durumda uyuyamazdım. Hemen kalktım ve Katrhine'i çağırdım. Sâdık hizmetçim ve en yakın arkadaşım beş dakika içinde yanımdaydı."Zırhımın getirmeni istiyorum" Bir şey söyleyecekken sözünü kestim "Babamın haberi olmayacak" Kararlılığımı anlayan güzel kız hafifçe başını salladı ve odadan çıktı. Kılıcım olacaktı ama kendimi daha güvende hissetmek için bacağıma hançerimi sakladım.

Zırhımı giymiştim ve hazırdım. "Bu konuda hiç iyi hissetmiyorum prenses" Güzel kızın endişesine karşılık hafifçe gülümsedim. Elimi sırtına koyup sıvazladım. "Hiç bir sorun olmayacak Katrhine. Sana söz veriyorum buraya sapasağlam geleceğim. Hemde intikamımı almış olarak.

Atıma bindim ve yola çıktım. Bileğimdeki sızıyı görmezden gelmeye çalışıyordum fakat bütün bacağıma yayılmaya başlamıştı. Sağ bacağımı hissetmiyordum. Savaş alanına gelmiştim. Atlarından düşen askerleri bağırmaları kulaklarımım tırmalamıştı. Küçükken babam ne kadar izin vermese de gizlice giderdim savaş alanlarına ama bu kadar kanlı bir savaş görmemiştim. Dikkatimi çeken şey Odre oldu. Artık gözüme eskisi gibi görünmüyordu. Ben ona bakarken askerlerin bir yere toplandığını fark ettim. Atımı oraya sürdüm. Gördüğüm şeyle gözüm karardı. Babam yerde kanlar içinde bembeyaz bir yüzle yatıyordu.

Bölüm sonu

3 yorum