Yağmurun yeni durduğu ve yapraklardan damlaların teker teker düştüğü bir pazar sabahıydı güneş daha yeni doğuyor ve kasabadaki evler tek tek güneş ışığına kavuşurken kasabanın en batısında kalan kasabanın açık ara en büyük ve görkemli evi olmasına rağmen güneş ışığının asla yetişmediği bir ev vardı bu ev ormanın hemen girişinde bulunuyordu ve böylesine büyük bir evin içinde yalnızca tek bir kişi yaşıyordu on yedi yaşında olan Mira.
Mira görüntü itibari ile çok güzel bir gençti diz kapağına kadar uzanan siyah düz saçları çekik mavi gözleri ve sanki hiç güneş görmemiş gibi duran aşırı beyaz teni kasaba halkı bu genç kızdan hem korkar hemde ondan nefret ederlerdi Mira'nın tüm ailesi evlerinde çıkan bir yangında o çok küçükken yok olmuştu ama ciddi anlamda yok olmak sadece evin çatı katı yanmış ve dışarıya çıkan tek kişi Mira olmuştu geri kalan aile üyelerinin ne kemikleri bulundu nede bir iz kasaba halkı hep o aileye mesafeli kalmıştı ama yangından sonra nefret körüklenmişti hatta bazıları Mira'nın yangını bilerek çıkarıp ailesini bilerek yok ettiğini ve onun şeytan olduğunu söylüyordu ama Mira yangının olduğu yıl beş yaşındaydı ve bu olanaksıztı bazıları ise o ailenin insan olmadığını savunuyordu sonuç her ne olursa olsun ortada tüm kasaba tarafından nefret edilen bir yetim vardı
Sokağa çıktığında kadınlar çocuklarını eve çağırır dükkanlar kapıları kilitlerdi kasabada ne zaman kötü bir hadise yaşansa akla ilk Mira gelirdi Mira ile iyi anlaşan sadece bir insan vardı oda kasbada bulunan bir gençti oda Mira gibi yetimdi ama kasabanın sevip sahip çıktığı biriydi her pazar günü ormanın içinde bulunan nehrin kenarında buluşan bu ikili güzel zaman geçirdikten sonra eve geri dönerlerdi Mira için hayatı aynı seyrinde devam ederken kasabanın en zengin ailesinin beş yaşındaki çocuğunun ortamdan kayb olması ile kasabalının öfkesi yeniden Mira'nın üzerinde birleşti.