İçeriğe geç

GEÇMİŞİMDEN GELEN

Bölüm 1 · 9 dk okuma

GEÇMİŞİMDEN GELEN

Bölüm 1

Her Şeyin Başlangıcı

ŞIP....ŞIP....ŞIP...

Gözümü şıpırtı sesiyle açıyorum .Tavandaki delik yüzünden zemin ıslanmış . Mutfağa gidip bir kap getiriyorum.

Şıp...şıp...şıp..

Şıpırtı azaldı artık uyuyabilirim saate bakıyorum saat daha 7 .Okula gitmeme bir saat var. Yatakta bir o yana bir bu yana dönüp duruyorum uykum kaçtı offf.. Ne yapsam...

Evde bir şeyler varsa kahvaltı edeyim . Kendimi yataktan yere atarak kalkıyorum. Ev çok sessiz demek ki kimse gelmemiş . Mutfağa sürünüyorum ve buzdolabını açıyorum içinde in cin top oynuyor şaşırmıyorum. Kettle'a bir çay suyu koyuyorum. Su ısınana kadar pencereden yağmuru izleyebilirim. Mutfağın penceresini açıyorum ve camdan kafamı çıkarıyorum toprak kokusu geliyor burnuma hoş bir koku .

Bu yağmur diğer insanlar için neleri çağrıştırır ?

romantiklik ? doğallık? ferahlık ?

Benim için ise , ıslaklık , yorgunluk , uğraş

TIK...

Su ısındı. Hemen bir bardak çay yapıyorum . Çayımı içerken bir yandan da üstüme giyecek temiz şeyler arıyorum . Gri bir sweat ve siyah bir pantolon saçlarımı da taradıktan sonra çantamı ve şemsiyemi alıp evden çıkıyorum.

10 dakika sonra

Hem ıslanmış hem de yağmur yüzünden geç kalıyorum hızlıca okulun kapısından girerken bir ses duyuyorum.

ÇAT!!!!

''AAAAAHHH aman bee.. Şemsiyem kırıldı.'' Neyse hızlıca sınıfın önüne gelip kapıyı çalıyorum. İçeriden kalın bir ses geliyor :

- gir ve tahtanın önüne geç !

İçeri girip tahtanın önüne geçiyorum saçlarımdan su damlıyor ve ıslak giysilerim tenime değdikçe ürperiyorum sınıftaki herkes bana bakıyor.

- neden geciktin ?

+ yağmur yağıyor..

- neden geciktiğini soruyorum Ayşin hava durumunu değil.

+ yağmur yüzünden ..

- yani burada bir sınıf dolusu insan saatinde geliyor ama sadece sen hava durumu yüzünden okula yetişemiyorsun öyle mi ?

+ ama zaten zil çalalı sadece 10 dakika oldu .

- Ee geç kalmışsın sonuçta...

İçimden o Halil'in yedi sülalesine küfrederek dudaklarımı ısırdım ve konuştum :

+özür dilerim bir dahakine daha dikkatli olurum.

Halil hoca tam konuşacaktı ki arkalardan bir ses geldi :

- Hocam geç kalma cezası verin..

Ceza lafı Halil'in dikkatini çekti herhalde...

- Ne ?

+ Ceza hocam ceza verin geç gelmesin bir daha..

Konuşana baktım İpek'ti . İpek gibi sorunlu kızlar sessiz ve kimseyle derdi olmayan kendi halinde yaşayan insanları gözlerine kıstırır ve ezdikçe ezerlerdi . Sadece kendi ezdikleri yetmez , üstüne bir de ezdikleri insanlar hakkında ileri geri konuşur iftira atarlardı. Onlara ağzının payını vermeye çalıştıkça insan daha da derine batar en sonunda ya yenilgiyi kabul eder iyice kabuğuna çekilir yada savaşırken gardını indirmiş olur . Şimdi de kendisi çok iyiymiş gibi yağmur yağdığından dolayı okula geç kaldığım için hocaya ceza öneriyor . Kendini beğenmiş kaşar.

Halil düşünceli düşünceli :

- Ceza vermek benim eğitim anlayışıma uygun değil ama belki de bir sonraki ödevi okulda yaparsın . Ne dersin Ayşin ?

Hiçbir şey demeden sadece sessizce kafamı sallıyorum . Halil hoca eliyle sıramı gösteriyor :

- İşte.. geç bakalım.

Sırama giderken yanından geçtiklerim bana iğrenerek bakıyor. Sessizce yerime oturdum giysilerimin biraz koktuğunun farkındayım ama ne yapsaydım . Alt tarafı biraz kokuyorum zaten ne olacak ki..

Onların evindeki gibi hizmetçiler yok benim evimde. Yada giysilerimi makineye atacak bir annem yok. Her şeyimi kendim yapmak zorundayım ve hala pek alışamadım. Yerime oturduktan sonra derse devam ediyor Halil hoca . Bende yatıp uyumaya çalışırken kafamın içi bütün merak ettiği soruları gözlerimin önüne döküveriyor ..

Annem yaşasa temiz olur muydu çamaşırlarım ? Ya da tok olur muydu karnım ? Nasıl olurdu acaba annem yaşasaydı ? Sever miydi mesela beni ? Korur muydu babamdan ? Yada bırakır mıydık babamı ?

Ben bunları düşünürken zil çalıyor belki biraz da kıpırdarsam üstüm kurur diye düşünerek defterimi alıp bir şeyler çizmek için bahçeye çıkıyorum. Ama yağmur yüzünden hala her yer ıslak.. Etrafa bakarken bahçedeki çardağın kuru ve boş olduğunu görüyorum .Geçip oturmadan önce etrafıma bakıp çizecek bir şeyler arıyorum. Ağaçtaki kuşlar dikkatimi çekiyor onları çizmeye başlıyorum. Ve hiç duymak istemeyeceğim aşağılayıcı bir ses duyuyorum :

-Pişt yerden bitme !

Eveet işte benim takma adım bu . Yerden bitme. Boyum 1.60 olduğu için böyle söylüyorlar.

Arkamı dönüyorum :

+hı ??

İpek. Evet evet yine İpek. Bu kız hayatı bana zindan etmek için elinden geleni yapıyor. Ve bu sefer tek başına da değil yanında çetesi var.

- paran var mı ?

+ h-hayır yok.

Üstüme yürüyor :

-PARAN VAR MI !!!

+ Ben..şey..yok..

- Nasıl yok lan sende para işte çalışmıyor musun sen !!!

Derken arkamdaki sıkı sıkıya tuttuğum deftere gözü takıldı. Onları gördüğüm anda çizim defterimi arkama saklamıştım.

- Arkanda ne var sıçan..

+ H-hiç hiç bir şey...

Okul zilinin çaldığını duydum ve birden kızlardan biri kollarımı tutuyor diğeri de defterimi alıyor .

- Ooo resim de çiziyoruz..

+ Hayır..onu bırak..

-Aaaaaa !!!

İpek yüzü alaycı bir şekilde defterimi yakındaki su birikintisine atıyor. Hemen defterimi almak için koşuyorum yere eğiliyorum ve onu tutmaya çalışıyorum ıslanmış elimden kayıyor. Derken bir el arkadan saçlarıma yapışıyor ve kafamı geriye çekiyor :

- ''Cici annenle babanın pavyonlarda ne boklar yediğini bütün okulun duymasını istemiyorsan ''

Uzun tırnaklı elleriyle çenemi sıktı ve tam yüzüme konuşacaktı ki arkadan bir ses geliyor :

-Heey hadi kızlar zil çaldı ders başlayacak içeri.

Kadın bir hocanın sesi bu. Beni duysun diye ses çıkarmaya çalışıyorum ama kızlar etrafımı sarmış. Kadın beni görmüyor bile..

+ Tamam hocam hemen geliyoruuz.

diyor kızlardan bir kaç tanesi.

'' dediklerimin olmasını istemiyorsan para verirsin küçük sıçan . Yoksa senin de adını pavyona karıştırırım ona göre.''

Diyor ve yüzüme sertçe bir tokat atıyor tokat yüzünden dengemi kaybedip düşüyorum halime bakarak kahkahalar patlatıp gülerek okul kapısına doğru gidiyorlar. . Ağzım çok acıyor elimi ağzıma götürüyorum ve kanadığını farkediyorum gözlerim doluyor. Defteri orada bırakıp koşarak okula giriyorum. O hoca daha az önce kapıdaydı olanları görmediyse bile nereye kayboldu hemen ??

Gözyaşlarım yanaklarıma ulaştı artık , bir yandan ağlarken diğer yandan dudağıma bastıracak peçete arıyorum. Bir süre peçete bastırdıktan sonra nihayet dudağımın kanaması duruyor ama hâlâ düşünmeden edemiyorum..

- Neden benimle uğraşmayı bırakmıyorlar ben onlara ne yaptım ??

bir süre sonra

Artık ağlamam bitiyor içeride ne kadar süre geçirdim bilmiyorum ve daha fazla okulda durmak istemiyorum. Sessizce ve hızlıca sınıftan çantamı alıp okulun kapısına geliyorum öğle arası olmuş bile.. Hala her yer ıslak ve yağmur tekrar başlamış elimdeki kenarı kırık şemsiyeyi açmaya çalışıyorum açılmıyor .Şemsiyeyle uğraşıp ecel teri dökerken arkamdan bir ses duyuyorum.

- Benimkini kullan.

Özgür. Arkadaşım. Diğerleri gibi gözü kapalı yargılamaz o beni. Okuldaki tek arkadaşım.

+O zaman sen ne yapacaksın ?

- O zaman da ben ıslanırım değil mi ?

(Kafamı sallayarak gülüyorum)

+ Of evet Özgür sen ıslanırsın.

- Hımm o zaman birlikte kullansak ?

+ Tamam olur.

Özgür'ün yanına gidiyorum ve şemsiyesinin altına giriyorum.

+ Sen öğleden sonraki derslere kalmayacak mısın ?

diye soruyorum.

-Hayır kalmayacağım. Basketbol antrenmanım var ona gideceğim.

Ve üstümün ıslaklığı dikkatini çekiyor.

-bu ne hal böyle kafana kovayla su mu döktüler.

+ Gibi bişey.

- Islak yavru kedilere benziyorsun neyse ki evim sizin evden daha yakın gel bir bardak çay iç.

Özgür'ün bu lafından sonra aklıma annesinin yüzü geliyor. O , benim Özgür'le arkadaş olmamı bile istemezken benim onun evinde çay içme fikri tüylerimi ürpertiyor .

+ Yok Özgür ben eve gideyim en iyisi..

- Yahu gel baksana çok ıslaksın hasta olursun.

+ Senin basketbol antrenmanın yok mu?

- Daha var ona var sen gel bakayım.

Ne kadar istemesem de Özgür'ün evinin önüne geliyoruz kapıyı açıyor. Ve içeri giriyoruz hemen montumu alıyor ve kuruması için bir yere seriyor bir havlu getiriyor. Beni ısıtmak için de ufoyu açıyor .

- Aa bu üstündekilerle hiç olmaz çıkar bakalım ben sana bir şeyler ayarlayayım.

''Tamam ''diyerek başımı sallıyorum üstüm ve Özgür beni odada yalnız bırakıyor. Tam da üstümü çıkarıp havluya sarındığım sırada Özgür birden odaya giriyor . Üstüm bu haldeyken onu görince panikliyorum ve havlu üstümden kayıyor. Özgür hemen bana koşup havluyu belime sarıyor.

- Böyle daha iyi.

Yüzlerimizin arasında sadece santimetreler var yanaklarımın yandığını hissediyorum. Bakışlarını yüzümde hissedince bende ona bakıyorum. Gözleri gözlerime değince çekiyor bakışlarını. Bakışları dudaklarıma kilitleniyor .

- Ayşin senin dudağına ne oldu ?

Al işte hadi anlat bakalım yerse.

+ Sabah uyku sersemi dolabın kapağına vurdum.

- O nasıl vurmaymış ya çok kötü gözüküyor. Sen giyin ben de bir krem bakayım.

Beni hızlıca bırakıp kıyafetleri gösteriyor.

- Bunlar benim, yani sana kesin olurlar.

Kafamı sallayıp onaylıyorum ve Özgür odadan çıkıyor. O çıktığı gibi bende hızlıca verdiği giysilere göz gezdiriyorum . Büyük boğazlı bir kazak ve yumuşak bir pijama hemen üsütme geçiriyorum. Kazaktan gelen yumuşatıcı kokusu ve Özgür'ün rahatlatıcı parfüm kokusunu içime çekiyorum bu koku hoşuma gidiyor . Ben saçlarımı kurularken Özgür elinde kremle yanıma geliyor.

- Getirdiim gel sürelim bakalım.

+ Ben süreyim istersen Özgür sen zaten yeterince şey yaptın.

- İyi al sür.

Sürmeye başlıyorum.

- Öyle mi sürülür Ayşin

+ Ay nasıl yapayım sürüyorum işte

- Öyle olmaz o zaman bir işe yaramaz

+ Off ya bir duur!

- Oflama kız ver bakim şunu

+ Al

-Bak böyle sürüceksin böyle

Ağzım kremli olduğu için ve acıdığından düzgün konuşamıyorum .

+ bövle ovunca da acıvo ava

- Ne diyorsun Ayşin anlamıyorum heveve heveve çarpıldın mı?

Gülüyorum.

- AYŞİN GÜLME KREMİ YİYORSUN YA AYŞİN OFF DURSANA KIZIM..

Daha çok gülüyorum. Derken Özgür'ün annesi Derya abla kapıda beliriyor. Mükemmel zamanlama...

- Ne oluyor burada ?

+ Anne krem sürüyorduk..

Özgür birden annesini görünce şaşırıyor.

+ Sen bugün erken geldin neden?

Derya abla Özgür'e bakmıyor bile gözlerini benim üzerime dikip orada bekliyor sanki " git "der gibi. Bende ayağa kalkıyorum.

+ Siz işten gelmişsiniz dinlenin bende gidiyordum zaten .

Özgür atlıyor :

- Ne gitmesi Ayşin daha çay içmedik.

Derya bir dakika olsun gözlerini üstümden ayırmıyor.

+ Olsun içeriz yine ben gideyim saat geçiyor.

- İyi madem bekle çamaşırlarını getireyim .

Özgür içeriye giderken annesi Derya abla bana :

- Sana Özgür'le konuşma dedim sen benim evime geliyorsun ha?

+ Özgür ısrar edince ben-

- Evime gelip pisletme bir daha burayı Özgür'e de yaklaşmayacaksın.

Kapıya doğru yürürken kolumu tutup sıkıyor.

- Duydun mu dedim??

+ hı hı. (Gözlerim yanıyor)

- Hadi defol git şimdi evimden.

Özgür geliyor ve annesi odaya girip kayboluyor.

- Hâlâ biraz nemliler ama bir şey olmaz. Bu sefer ektin beni ama bir dahakine çaya bekliyorum bak tamam mı?

Kafam öne eğik başımı sallıyorum.

- Bu şemsiyeyi de al giderken daha fazla ıslanma sonra getirirsin.

Tamam anlamında başımı sallayıp şemsiyeyi alıyor ve gözlerim dolu dolu evime doğru yürümeye başlıyorum. Ben Özgür'lerin evindeyken yağmur durmuş , havadaki ıslak toprak kokusunu içime çekiyorum . ''Son yağmurlar yağıyor '' diye geçiriyorum içimden .'' Artık yaz geliyor ''diye düşünüyorum zaten yazın da da çok güzel İstanbul.

Kapının önüne geldiğimde içeriden bağırışlar duyuyorum hızlıca anahtarı ararken ayak ucumdaki yerde duran paketi farkediyorum.

1. BÖLÜM BİTTİ...

buraya kadar okuyan herkese teşekkür ederim ve oylamayı unutmayınnn...

Sonraki bölümde görüşmek üzeree....

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.