İçeriğe geç

Geçmişe Yakın Geleceğe Belki

Bölüm 1 · 5 dk okuma

Geçmişe Yakın Geleceğe Belki

Bölüm 1

1. Bölüm BOŞLUK

Boşluktaydı... Amansız bir boşluktu bu uzun zaman önce açılmıştı bu boşluk yüreğinde. Dolduramayacağına o kadar emindi ki… Doldurmadı da zaten. Sahi nasıl dolduracaktı ki. Her zaman olduğu gibi elinden bir şey gelmedi. Düşünüyordu her şeyi öyle ki kafasındaki sesler hiçbir zaman için susmadı. Susmasını istedi fakat bunun içinde bir şey yapmadı. Yüreğini susturdu fakat aklı susmadı. Yüreğine yeten güç aklına yetmedi. Ya da yetirmek istemedi. Nasıl hissetmesi gerekiyordu? Neydi adını koyamadığı bu tarifsiz duygu? Buruk bir gülüşle bunu da düşündü fakat bir türlü adını koyamadı. Gökyüzüne bakarken hiç düşünmeden “Sence ne yapmalıyım? Uyumak istiyorum fakat gözümü kapattığım an her şey gözümün önüne geliyor. Bana böyle bir şeyi neden yaptın ki? İyi misin orada? Duyuyor musun beni? En önemlisi hissediyor musun beni? Çünkü ben hissedemiyorum seni. Kış dönencesi şimdi bana yıldızlar kadar uzaksın.” Sessiz bir haykırıştı bu. Uzun zaman sonra böyle seslenmişti ona. İçi ürperdi. Uzun zaman önce kendisine yasaklamıştı ona seslenmeyi. Her ne kadar bu son dese yine kendisi aynı yerde ona seslenirken bulacaktı. Sinirlerine hâkim olamayarak. “Yeter! Her şey bana seni hatırlatmak zorunda mı? Ne kadar sürecek bu azap? Dayanamıyorum. Unutmak istiyorum her şeyi. Ama olmuyor. Aklım unut dese de. Şuramda taşıdığım şey unutmama izin vermiyor. Aklıma unutmuş gibi davranıp yüreğime neden yeniliyorum neden ?” uzun zaman sonra ağlıyordu. Gözünden düşen damla düştüğü yeri yangın yerine çevirdi. Bir kez daha sızladı içi. Unutacağım demişti oysa yüreği bir kez daha hatırlattı ona. Aptal gibi hissetti kendini. Kendine geldi boşluğa daldı gözleri son kez geceye fısıldayarak “Kış dönencesi bana kendini hatırlatma lütfen seni unutmama izin ver.” Deyip gözlerindeki yaşa aldırmadan kendini karanlığa gömdü.

Güne çevreden gelen seslerle uyanmıştı. Sahi saat kaçtı? Telefonuna uzanıp saate baktığında sabahın erken saatleri olduğunu anladı. Geri yatağa gömüldü. Fakat birden telaşla tekrardan kalkıp saate baktı. Saat 08.05 bugün üniversitede ilk günüydü. Hazırlanıp çıkması lazımdı. Yataktan seri hareketle kalkıp direkt banyoya gitti. Tekrardan saate baktığında saatin 08.20 olduğunu gördü. Geç kalmaması lazımdı. İlk günden hocalarına böyle bir izlenim bırakmaması lazımdı. Apar topar evden çıkıp. Durağa koşmaya başladı. Köşeyi döndüğü zaman kendini yerde buldu. Kafasını kaldırmadan:

- Ah! Bir bu eksikti. Neden yürürken önüne bakmaz ki bir insan?

Üstünü başını düzeltiyordu. Karşısındaki kişi boğazını temizleyerek:

- Affedersiniz. Fakat önünüze bakmayıp bu dar kaldırım da koşan sizsiniz. Özür dilemeniz gerekirken birde söyleniyor musunuz?

Gözleri şaşkınlıkla açıldı. Ne saçmalıyordu bu adam? Kendini toplayarak sert bir tavırla:

-Gördüğüm kadarıyla gözünüz görüyor. Yere düşen benim ve yere düşen ben olduğum halde sizden özür dileyeceğim öyle mi? Hah siz şaka yapıyor olmalısınız aksi takdirde hiç komik değil de.

Genç adam dedikleri karşısında afallamıştı. İlk defa biri ona bu şekilde konuşmuştu. Afalladığını gizleyemeyerek:

- Ne … siz ! bana bu şekilde nasıl konuşursunuz. Ayrıca hatalı olan sizsiniz. Ben değilim. Dengenizi sağlayamıyorsanız bir doktora görünün derim.

İçinden “vaktim olsa size haddinizi bildirmek isterdim. Ama hiç vaktim yok” diye geçirdi. Uzun zaman sonra ilk defa biriyle uzun bir konuşma içerisine girmişti. Sakin bir tavırla:

- Bakın beyefendi. Sizinle tartışacak vaktim yok. Bu konunun burada kapanması için istemeyerek de olsa sizden özür diliyorum. Sakın yanlış anlamayın sizin egonuzu tatmin etmek için değildi bu özür. Tamamen benim insancıl yaklaşımım içindi. Mümkünse bir daha karşılamamak üzere.

Ağzı açık kalmıştı. Ne demişti kız ona “Sakın yanlış anlamayın sizin egonuzu tatmin etmek için değildi bu özür. Tamamen benim insancıl yaklaşımım içindi.” İçinden “ insancıl davranış mı? Hah güleyim bari.”

Hızla durağa ilerliyordu. Sabah ki yaşadığı olay sinirlerini bozmuştu. Nefret ediyordu kendini beğenmiş egolu insanlardan. Bu düşünceler ile durağa varmıştı. Telaşlı bir şekilde bekliyordu. Nihayet gelmişti otobüs. Hiç beklemeden bindi. Boş bir koltuğa geçip camdan dışarıyı seyrederken her zaman ki yaptığı gibi derin düşüncelere daldı. Ancak otobüsün içindeki ses onu daldığı düşüncelerden kendine getirmişti. Dikkatini birden orada olanlara verdi. Genç kız koltukta oturan adama

- Affedersiniz. Yanımdaki kadın hamile. Ona yerinizi verir misiniz lütfen?

Genç kız dikkatle onları izliyordu. Bir yandan da adamın ne tepki vereceğini merak ediyordu. Adam baştan aşağı hamile kadını süzüp yüzünü buruşturarak:

- Hamileysen evinde kal. Neden dışarı çıkıp milleti rahatsız ediyorsun ki?

Genç kız bu davranışa kayıtsız kalamayacağını anlayarak kinayeli bir tavırla yerinden doğrulup:

- Hadi ama hamile bir erkeğin, hamileler için ayrılmış bir koltukta oturmak istemesini neden bu kadar tuhaf karşıladın ki?

Kıza doğru dönüp söylemişti bu lafını. Kafasını adama doğru çevirip göstererek:

- Baksana karnına güzel ve dolgun. Erkek olacak gibi duruyor.

Kızın aksine otobüstekiler gülmüştü bu duruma. Kızın davranışları ilgi çekmişti. Bir çift göz onu izliyordu.

Yaşlı adam:

- Ne? Yaşlı bir büyüğünle dalgaya geçmeye utanmıyor musun?

Kalkmak istemişti adam kız onu durdurarak:

-Aa sakın sakın kalkmayın! Lütfen oturun. Gördüğüm kadarıyla göbeğiniz fazlasıyla büyük duruyor galiba doğuracaksınız. Bu arada amca nüfusa katkıda bulunduğun için teşekkürlerimi sunuyor ve sizi tebrik ediyorum.

Otobüsün önüne doğru yaklaştı ve ineceği durağa yaklaştığını görüp tekrar adama dönerek:

- Amca hamileysen evinde kal. Neden dışarı çıkıp kendini zor durumda bırakıyorsun ki?

Deyip şirin olduğunu düşündüğü gülümsemesiyle el sallayarak otobüsten indi. Şimdi kendini daha hissediyordu. Adama haddini kendi yöntemleriyle bildirmişti. Vakit kaybetmeden kampüse doğru yola koyuldu. Ders programına bakıp dersinin hangi derslikte olduğunu öğrendi. Uzun bir arayıştan sonra nihayet dersliğini bulmuştu. Uzaktan göz attığında içerisinin tek tük insanlarla dolu olduğunu gördüğünü kapıya yaklaşıp derin bir nefes alarak sınıfa yöneldi. İçeriye girdiğinde istemsizce etrafına bakıp birilerini aramaya koyuldu. Neyse ki tanıdık bir yüz yoktu. Kimseyle muhatap olmayarak herhangi bir sıraya oturdu. Gözleri her zaman olduğu gibi kapının olduğu tarafa doğru boşluğa daldı. Dalmayı bırakıp kendine çeki düzen verdi bu sırada kapıdan giren kişiyi ilkin önemsemedi ama bir süre sonra dikkatli bir şekilde bakınca kalbi hızlandı. Ne yapacağını bilemedi. Korktuğu başına gelmişti. Onu görünce birden geçmişine gitti. Aklına geçmişinden bir kesit geldi.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.