İçeriğe geç

GEÇiŞ

Bölüm 7 · 5 dk okuma

GEÇiŞ

Bölüm 7

Saat öğlene geliyordu. Deniz hala yataktaydı. Kapı zili çaldı. Kapıyı açtığında Işıl Deniz kapıyı açar açmaz ona sarıldı.Gözleri yaşlar içinde :- Bunu senmi yazdın ? Neden? hepsi benim yüzünden diyip ağlamaya başladı. Deniz bunun üzerine : - Dram yapma lütfen. Hem bunu ein için yapmadın tamammı üzülme şimdi. Bundan sonra herşeyede burnunu sokma lütfen. Tabii herkesi işten çıkartmak istemiyorsan. Işıl bunum üstüne :- Sahi işe gittinmi ? müdür bunları öğrendimi biliyormusun ? - İşe gitmedim. Muhtemelen birazdan hesap sormak için ararlar. -Senin yaptığını nereden bilecekler ? - Benim yazı tipim ve bugün işe gitmedim, yedi yirmidörtte birlikte olduğumuz için ha üstüne birde bu olay sen çıkardığın için malesef ! Muhtemelen ilk şüpheli benim, dedi bağırarak. Işıl ise kafasın sallayıp: yaptığım, dediğim hiç bir şeyden pişman değilim tamammı ? Denizin elinden tutup, - Gel benile dedi .Deniz: - Işıl ne yapıyorsun ? Nereye ? pijamalarımlayım görmüyormusun ? Ama Işıl onu dinlemiyordu. İş yerine, basına doğru gittiler. Ve müdürün odasına daldılar. Deniz, Işılın bu cesaretine hayran kalmıştı. Onun bu cesareti Denize de kuvvet veriyordu. Müdür sinirli bir şekilde: Işıl sen neden hala buradasın ? Sana gitmen için istediğini vermedimmi ? Deniz Işıla şaşkınlıkla baktı. Müdür basılan kağıtları çıkartıp:- Siz haa, bunu siz yaptınız değimi ? İkinizi de kovuyorum! Hatta daha kötü yapacağım .Bu makalenin yalan olduğunu, herkese bir şekilde anlatacaksınız ! Anlaşıldımı ?

-Hayır , diye cevapladı Deniz.Cevap verdiğine kendi bile şaşırmıştı. Işılın varlığı ona cesaret veriyordu. O sırada bütün ofisin telefonları hiç susmaan çalmaya başladı. Herkes telaş içinde .Poliste gelmişti. Oradaki herkesin ifadesi alındı. Ve olaylar düzene gelene kadar birkaç gün çalışanlara izin verildi. Işıl sevinç içindeydi. Deniz ona baktı, ve dargın bir şekilde haber verrmeden ofisten çıktı. Bir süre sonra Işıl Denizin yokluğunu farketti ve onu yolun ortasında yürürken buldu. Kolundan tuttu ve :- Ne oldu Deniz ? - Bırak beni -Ne oldu şimdi cidden ya ? -Bir sus ya . Sanki bilmiyorsun. Dokunma bana. -Deniz cidden neden bahsettiğini anlamıyorum. Ama somurtacağına açıkça söylesen hiç fena olmayacak. -Madem öyle diyorsun, müdür sana gitmen için ne verdi Işıl? Işıl gözlerini yere dikti. - Söylesene Işıl ! paramı ? Işıl evet manasında başını salladı. -Birde bana topum kölesi diyordun. Anlamıyorum. Asıl köle sensin Işıl. Sadece kendini düşünüyorsun! diyip gitti.

Işıl neredeyse her akşam Denizin kapısıı çaıyordu. Hergün Denizin açmaması onu daha çok üzüntü ve pişmanlık katıyordu. Bir gün sahile doğru yürüdü. Ve kayaların üzerinde oturan çok tanıdık birirsini gördü. Denizi.Yanına gitmelimiydi ? Deniz ona hala kırgınmıydı ? Bir süre sonra tam vazgeçip dönecek iken, bir güç ona cesaret verdi. Hızlı adımlarla Denizin yanına gitti. Sanki yıllardır görüşmüyormuş gibi bir özlemi vardı. Yanına vardı. Ve onun oturduğu kyanın yanına oturdu. Deniz ona hiç bakmadan : - sahil bugün ayrı bir güzel, dedi. Işıl böyle sakin konuşmasına şaşırmıştı. Onun kendisini acımayarak dalgalara atıcağını bile hayal etmişti. Deniz konuşmaya devam etti. - Dinle o parayı neden aldın cidden anlamıyorum. Ama kendi sebeplerin olduğunu düşünüyorum. Biraz fazla tepki göstermiş olabilirim. Fakat bunun aramızı bozmasını istemiyorum. Fakat hepimiz toplumun içindeyiz. Bunu kabul etmen gerek.Sadece kendini düşünüyorsun Işıl, diyerek bitirsi. Işıl gülerek :- Evet haklısın, bu dünyada sadece kendimi sevyorum. O parayıda hayatımı değitirmek için aldım Deniz. Hergün aynı geçiyor. ev ve iş. Aynı bir robot gibi hissediyorum. Sanki bu dünyaya sadece bunun için gelmiş gibi. Anlamıyormusun ? Sen sıkılmıyormusun? Hergün aynı yollardan geçmeyi? Kaçmak istiyorum buradan Deniz. Birlikte kaçalım. Çok uzaklara gidelim Deniz istemezmisin ? deniz hayır manasında kafasını salladı. Işıl.- Neden ? Cidden seni anlayamıyorum. tek yaşamaktan sıkılmıyormusun ? Deniz bunun üzerine . - Ben her zaman tekdim tamammı ? Sen neden hayatıma geldin ki zaten ? Anneanem ben ve kedim. Çok mutluyduk .Işıl bunun üzerine sinirlenerek :- Senin anneannen öldü Deniz ! Ve ayrıca bir kedin de yok! Deniz: - Işığım vardı.ve anneannem ömedi tamammı ! Onun ruhu benimle yaşıyor ! Diyip kalkıp koşarak gitti. Işıl orada, kayaların üzerinde saatlerce oturdu.Ve kendisine neden böyle olduğunu sordu.

Deniz ağlamaya başladı. Neden hayır demiştiki ? Düzenini bozmaktanmı korkuyordu ? Işılı düzeninden daha çok sevdiğini düşünmüştü. Kedisini yokluğunu bile düşünmediğini farketti. Işılı bu kadar çok mu sevmişti ? O an hiç bir şey düşünmedi. Valizini hazırladı, ve tam binadan çıkarken, Işıln da elinde bir çantayla ona doğru geldiğini gördü ve : Biliyordum, dedi. Ve rastgele birlikte şehir dışında herhangi bir yere gidecek bir trene atladılar. Kaçıyorlardı. Haytın onlara kurduğu düzenden, kaderden kaçıyorlardı. Son durakta indiler. Şimdilik orada bir otelde kaldılar. Deniz: müdürden ne kadar para koparmıştın bari ? - Bir kaç ay yeticek kadar. Yarın ev gezeriz. Her zaman otel köşelerinde kalamayız. Deniz çok heyecanlıydı. Hayata baştan başlamış gibi hissediyordu. Derken odalarındaki balkona çıktılar. Deniz yıldızları işaret ederek :- Bak Işıl senin gibi ışıl ışıl parlıyorlar. Işıl güldü, geç olmuştu, yattılar. Ertesi sabah kendilerine br daire buldular. Dairede hiç bir eşya yoktu. Kendi getirdikleri bir kaç parça eşya ile idare etmeye çalıştılar. Sonrasında kendi şehireki dairelerindeki eşyaları alıp, daireleri kapatmaya karar verdiler. Trene bindiler. O sırada Işılın telefonu çaldı. Orada kahkahalar atıp yarım saat boyunca biriyle konuştu. telefonu kapatına Deniz: - Kimdi o ? diye sordu .Işıl :-Bizim basındaki sekreter vardı ya - Evet -O anlattı şimdi, bizim Voldi basından atılmış. - Aaa cidden mi ? -Evet.

Bir süre sonra Işıl :- Bugün üstüme bir ağırlık düştü nedense, dedi. Denize bu cümle bir yerden tanıdık geliyordu. Ama çıkaramamıştı. Bir kaç saat sonra şehre vardılar. Işıl: -Uff nihayet vardık. Bugün çok yoruldum.Eşyaları hemen paketiyemiyeceğim. Yarın sabah sana gelirim, dedi. Vedalaşıp evlerine gittiler. Deniz kendi evie bir daha girince burayı terk etme kaarının doğru olduğunu kuşkusuz kabul etti. Ve üstünü değiştirip o yatakta son kez yatacağını düşünerek yattı. Yatar yatmaz bedeni uykuya dalmıştı, sanki ruhunun gezdiğini hissediyordu. Derken kendisini bir anda anneannesinin evinde buldu. Yie bilip bilmeden bir seyahat mi yapmıştı ? Onu yine bahçede görmüştü.Yinemi yer değiştirmişti ? anneannesi her zamanki gibi çiçek ekip bir şarkı mırıldanıyordu. Yanına gitti ona sımsıkı sarıldı. Ve anneannesi :- Noldu birden ? diyip oda ona sarıldı :- Biraz bekle şu nergisleri de ekip birazdan geliyorum yanına. Deniz bir göz yaşı dökerek :- Bekliyemem anneanne. Anneannesi :- Neden yavrum ? beş dakika şunları ekip geliceğim. Güneşte bekleme, salon serindir orada otur hemen geliyorum. Deniz: anlamıyorsun anneanne ama senin suçun değil. Anneannesi onun ellerini topraklı elleriyle tutmuş, anlamamamış gözlerle bakıyordu. Deniz ona son kez sarıldı ve görüşürüz anneanne diyip hayalndeki vedayı yaptı. Ve kendisini zihnindeki boşluğa attı. Uçurumdan düşüyor gibiydi. Ve aninden yataktan kalktı. Saat sabahın onuydu. Az önce ne yaşamıştı öyle ? Duygulandı. Bir kaç saat daha boş boş yattıktan sonra, Işılın gelmesini bekledi. Sonra onu beklerken eşyalarını paketlemeye başlaı. Camdan olan kırılabilecek eşyaları, bir zamanlar çekmecesinde sakladığı gazetelerle sardı ve kutulara yerlesştirdi.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.