İçeriğe geç

Geceye Gizlenmiş Kabuslar

Bölüm 5 · 5 dk okuma

Geceye Gizlenmiş Kabuslar

Bölüm 5

Beklenmedik Ziyaret

Sadem alevlerin üstüne gelmesini beklerken soğuk terler içinde uyandı. Kâbusun etkisinden kurtulmak için derin derin nefesler aldı. Kalbi delice çarpıyordu. Gözlerini tekrar kapatmak istedi ama zihnine üşüşen görüntüler bunu imkânsız kılıyordu.

Kalkmak zorunda olduğunu hissederek doğruldu. Vücudu sanki kurşunmuş gibi ağır geliyordu. Zihnindeki sis hâlâ dağılmamıştı. Kendini zorlayarak kalktı ve kırık aynanın önüne gitti. İyi bir fikir değildi. Aynadaki yansımasına bakmak bile bir yük gibi geliyordu. Kendisini tanıyamıyordu artık. İçindeki yalnızlık duygusu yüzüne de yansımıştı. Gözleri boş ve donuktu.

Aynadan hızla uzaklaşarak pencereden dışarı baktı. Hava yeni yeni aydınlanıyordu. Gördüğü kâbus ona bir ömür sürmüş gibi gelse de gerçekte az uyumuştu. Derin bir nefes aldı ama bu nefes onu rahatlatmadı. Sadece içindeki boşluğu daha da derinleştirdi. Kendi iç dünyasının labirentinde kaybolmuştu. Biraz olsun kendine gelebilmek için ağır adımlarla mutfağa doğru ilerledi. Son kahveyi de yaptığını hatırlayarak pencere kenarına geri döndü. Bardakta kalan yarım kahveyi aldı ve eski cezvede ısıtıp tekrar bardağına boşalttı. “Acınacak hâldesin kızım.” diye fısıldadıktan sonra kahveden bir yudum aldı.

Gözyaşlarıyla karışık içtiği kahvenin tadı ona bu zamana kadar içtiğini bütün kahvelerden iyi gelmişti. Market açılır açılmaz alışveriş yapmak ve harabe evi yuva yapmak için kendine tekrar söz verdi. Etrafa usulca bir göz gezdirdi. Çatlak duvarlar, tadilat yapılması gereken yerler, temizlenmesi gereken odalar… Hepsi içindeki kırıklıkların yansıması gibiydi. Yapması gereken çok iş vardı ancak hiçbiri için enerjisi yoktu. Yatak olarak kullandığı muşambanın üzerine geri dönüp yeniden uzandı. Göğsündeki ağırlık göz kapaklarının kapanmasına neden oldu.

****

Uyumak demek daha fazla kâbus demekti. Sadem uyuduğu birkaç saatlik zaman diliminde birden fazla kez gördüğü kâbuslarda; Bora’nın ihanetini, acıyı ve hayal kırıklığını tekrar tekrar yaşamıştı. Terden sırılsıklam olmuş yüzünü eliyle silerek doğruldu. Gözünün önünde uçuşan toz parçacıklarını izledi bir süre.

Vücudu uyuşuktu, ama içindeki kararlılık hissi her geçen an güçleniyordu. Yavaşça doğrulup gerindi ve yerdeki muşambadan kalkarak mutfağa yöneldi. Kahvesinin kalmadığını hatırlayarak dış kapıya doğru yöneldi. Tam o sırada, dışarıdan gelen hızlı adım sesleri dikkatini çekti. Kaşlarını çatarak pencerenin camını araladı ve yaklaşan kişiyi hemen tanıdı. Bora... Kalbi bir an için durdu, ardından hızla atmaya başladı. Nefesi kesildi, elleri hafifçe titredi.

Bora'nın yüzü endişeli ve telaşlı görünüyordu. Hızla kendini toparlayarak kapıya yöneldi ve derin bir nefes aldıktan sonra kapıyı açtı. “Ne işin var burada Bora?” diye sordu, sesini olabildiğince sakin tutmaya çalışarak.

Bora ağır adımlarla kapıya yaklaştı ve etrafına bakındı. “Seni arıyorum Sadem.

Telefonlarımı açmıyorsun, mesajlarıma cevap vermiyorsun. Endişelendim.”

Sadem, kollarını göğsünde birleştirerek baktı ona. “Endişelenecek bir şey yok. Gayet iyiyim.”

Bora içeriye doğru bir adım attı, gözleri evin içindeki dağınıklığı taradı. Dudaklarını büzerek, alaycı bir ses tonuyla, “Burası da ne böyle?” dedi. “Bu harabede yaşamayı düşünmüyorsun herhalde?”

Sadem'in sabrı taşmak üzereydi ama kendini tuttu. “Evet düşünüyorum, burası anneannemin evi hatırladın mı? Birlikte yuva yapacaktık. Ama şimdi sensiz onu yeniden ayağa kaldırmaya çalışıyorum.”

“Hatırladığım için buradayım Sadem.” dedi Bora ve bir süre burun kıvırarak etrafı inceledi. “Bu yerle uğraşacağına eve geri dönsen daha iyi olmaz mı? Bizim evimiz var Sadem. Oraya geri dönmelisin. Burasını sonra birlikte güzelleştirebiliriz. Şimdi burada kalıp, yaşlı hayatı mı yaşayacaksın gerçekten? Emekli olunca burayı toparlarız zaten.”

Sadem, Bora’nın ilgisiz ve küçümseyici tavrına şaşırmıştı. “Bizim evimiz mi?” dedi inanamayarak. “O kadınla birlikte olduğun andan itibaren o ev artık bana ait değil!”

Bora'nın yüzü aniden gerildi, sanki bu konu onun için çoktan kapanmış gibiydi. “Ah, haydi ama Sadem. Bir hata yaptım, büyütme bu kadar. Herkes hata yapar.”

Sadem'in içinde bir öfke dalgası yükseldi. “Bir hata mı? Bana ihanet etmeni basit bir hata olarak mı görüyorsun?”

Bora omuzlarını silkti. “Evet, bir anlık zaaf. Unut gitsin işte. Sen de mükemmel değilsin sonuçta.”

Bu sözler Sadem’in sabrını taşırmaya yetti. Gözleri ateş saçarken bir adım ileri attı. “Mükemmel değilim, evet. Ama seni aldatmadım, sana yalan söylemedim.”

Bora ellerini cebine sokarak umursamaz bir tavırla baktı. “Özür dilerim, tamam mı? Haydi artık uzatmayalım. Eve dön, her şey eskisi gibi olsun. Biz bir aileyiz.”

Sadem bir an için sessiz kalarak Bora'nın yüzüne baktı. İçinde bir yerlerde Bora’ya duyduğu sevginin kırık parçalarını aradı ama bulamadı. Kendi kendine, “Ben gerçekten bu adamı mı sevdim?” diye düşündü. “Yedi yıl boyunca bu kadar bencil ve duyarsız birini mi hayatımın merkezine koydum?”

Kendine olan kızgınlığı gözlerini doldursa da kararlılıkla gözlerini Bora’nın gözlerine dikti. “Biz artık bir aile değiliz Bora. Bu ev, bu hayat… Hepsi benim. Artık yalnızım ama güçlüyüm. Ve bu, seninle olan hayatımdan çok daha değerli.”

Bora şaşkınlıkla kaşlarını kaldırdı. “Ciddi misin? Bir anlık hatam için her şeyi silip atacak mısın yani?”

Sadem başını salladı. “Bu bir anlık bir hata değildi. Bu bizim ilişkimize, bana olan saygısızlığındı.”

Bora sakince Sadem'in kolundan tuttu. Onun dokunuşu bile artık Sadem’e yabancı geliyordu.

“Seni seviyorum Sadem,” dedi Bora yumuşak ama manipülatif bir ses tonuyla. “Bu evi beraberce düzeltebiliriz. Ama sonra. Şimdi değil. Haydi evimize dön.”

Sadem kolunu çekerek bir iki adım geriledi. İçinde büyüyen hayal kırıklığı ve öfke, ona güç veriyordu. “O ev,” dedi sesi titremeden, “Artık benim evim değil. O kadınla paylaştığın yer, benim hiçbir şeyim değil. Burada, bu evde, kendi hayatımı yeniden inşa edeceğim.”

Bora, Sadem’in bu kadar kararlı ve soğuk oluşunu beklemiyordu. “Peki,” dedi sonunda, bir adım geri atarak. “Madem böyle istiyorsun, tamam. Ama ben burada kalıp sana yardım edeceğim. İstemesen bile.”

Sadem gözlerini Bora’ya dikti. Onu kapıdan kovma isteği içini kaplamıştı. Sükûnetini korumaya çalışarak eliyle dışarıyı işaret etti. “Git,” dedi sakin ama keskin bir tonla. “Artık seninle hiçbir şey yapmak istemiyorum.”

Ama Bora yerinden kımıldamadı. “Hayır, Sadem. Sana yardım edeceğim. İstesen de istemesen de.” Sadem’in gözlerine baktı ve devam etti: “Ve bir gün, beni affedeceksin. O zamana kadar da burada olacağım.”

Sadem bir an için ne diyeceğini bilemedi. Bora’nın böyle ısrarcı ve kararlı olması, ona eskiden sevdiği adamı hatırlatıyordu ama aynı zamanda şimdi hissettiği hayal kırıklığı ve öfkeyi de unutmuyordu. “Gitmeni istiyorum Bora,” dedi sonunda, sesi titreyerek. “Gerçekten git.”

Bora, onun gözlerindeki kararlılığı gördü. Bir şeyler söylemek için ağzını açtı, ama hiçbir şey çıkmadı. Sessizce geri adım attı, bir süre daha Sadem’e baktı, ardından arkasını dönüp kapıya yöneldi. Dışarı çıkmadan önce, son bir kez daha Sadem’e dönüp bakarak, “Eğer fikrini değiştirirsen…” dedi, ama cümlesini tamamlamadan dışarı çıktı. Sadem Bora uzaklaşana kadar arkasından baktı.

Bölüm sonu

4 yorum