Titreyen mum alevinin loş ışığıyla yönümüzü bulmaya çalışıyorduk. Sessiz yurt koridorunda yankılanan her ayak sesimiz bizi tedirgin ediyordu. Koridorun sonundaki kapıyı araladı Yamaç. Gıcırdayarak aralanan kapıdan kendimizi dışarı attık. Yamaç birden kaybolmuştu.Çam ağacının altına oturduk. Merve telefonunum saatine baktı. "Arkadaşlar, bahçenin kontrol saatine on dakika kalmış." dedi. Yıldızlara baktım. "Yankı?" diyerek omzumu dürttü Arya. "Efendim?" diyerek ona döndüm. "Şu takımyıldızı 'Y' şeklinde değil mi?" dedi çam ağacının üstünden baş aşağı sarkan Yamaç. Onu görünce hepimiz arkamızı döndük. "Kimin 'Y'si? Yankı'nın mı?" dedim sırıtarak. Gülüştük. Yamaç çam ağacından atladı.
"Şu kim?" dedi Arya bahçe kapısını göstererek. Bize doğru yürüyen karaltıyı yarımay ışığı aydınlattı. "Yine mi! Siz ceza almaktan bıkmıyor musunuz?" diye bağırdı yurt koruması Kadir Amca. Artık buna alışmıştık. Sabah ceza alınca gece dışarı çıkardık. Ve gece dışarı çıktığımız için sabah olunca ceza alırdık yine. Bu yüzden adımız Gecenin Tutsakları'ydı. Evet, karanlığın esiri, yıldızların arkadaşı, Gecenin Tutsaklarıydık biz...