İçeriğe geç

Gecenin Kızı

Bölüm 1 · 4 dk okuma

Gecenin Kızı

Bölüm 1

vampirin hazzı

arel kırma bir vampir kızdı. annesi çocukken babasını aldatıyordu babası bunu öğrenince annesi babasını öldürdü. annesi hapse girince arel kalp kırıklığından ve keder veyahut melankoliden bir şişe kırmızı tuborg alıp gecenin köründe yürümeye çıktı. bu yürüyüşün hayatını değiştireceğini(kötü yönde) bilmiyordu. hayatı asla eskisi gibi olmayacaktı çünkü o yürüyüşte bir vampir tarafında boynundan haz ile kanı emiklenecekti. vampir onun cazibesine karşı koyamayacaktı. ancak o günden sonra hayatı gittikçe kahrolmaya başladı. günler geçtikçe güneş cildini yakıyordu. vampir dişleri çıkmaya başlamıştı...

arel 4 yıl önce bugün yani 16 kasımda bir vampir tarafından ısırılmıştı. anne ve babası vampir olmadığı için asla tam bir gerçek bir vampir olamazdı gerçek bir vapmir olmasının bir tek yolu vardı o da safkan bir vampire aşık olup safkan vampirin arelin kanını emmesiydi. arelin kırma bir vampirden gerçek bir vampire dönüşürse diğer vampirlerin ona daha çok saygı duyacağını biliyordu bu yüzden gerçek bir vampire dönüşmek istiyordu. ancak bu neredeyse imkansızdı çünkü o halihazırda kendi okulunda okuyan bir çoçuk olan burağa deliler gibi aşık tı. burak gelse benim köpeğim ol dese arel gider onun köpeği de olurdu. ayrıca buraka aşık olmasaydı da bir safkan vampir bulacan da ona aşık olacan da zor iş yanı bilader. her neyse arel bunların hepsini farkında olduğu için varoluşsal bir çelişki içerisinde sürdürüyordu hayatını. kırma bir vampir olması sadece fiziksel değil psikolojik etkiler de yaratıyordu. kana açlık çekiyordu. geceyi eskisinden daha çok seviyordu ve her geceyi iple çekiyordu. okulda aşık olduğu çocuğun ismi buraktı. arel 17 burak ise 18 yaşındaydı ama aynı sınıftalardı çünkü burak 1 sene geç başlamıştı okula. arel burağa olan aşkının karşılıklı olduğunu biliyorudu. ancak burak ve arel birbirlerine sanş verip duygularında hiç bahsetmemişlerdi birbirlerine. ayrıca arel onu vampir yapmaktan da korkuyordu. çünkü bu sırrı ondan saklayamaz ve vapmir olduğunu burağa söylerse ya burağı öldürmeli ya da onu kendisi gibi bir vampire çevirmeliydi. ancak sıkıntı şu ki şuan birini vampire dönüştürecek gücü yoktu çünkü kırma vampirler başkalarını vampire dönüştüremezlerdi. bu sadece gerçek vampirler için mümkün birşeydi.

arel yataktan kalkıp hazırlanmaya başladı. okula gidecekt,. bugun günlerden perşembeydi. ve arel perşembe günlerini çok severdi. perşembe günleri ona çok anlam ifade ediyordu. çünkü perşembe cumadan önceki gündü ve perşembe geceleri dışarı cıkardı... bir insanın kanını emmeye... bunyüzden bu gece için çok heyecan lı idi. sabah 6 da uyandı ve sıcak duş akdi. kurulanıp saçını düzleştiedi ve makyaşını yaptı. burak onu çok sevecekti bugün. zaten akşama da kan emecekti... bu gün çok güzel bir gün olacaktı. asla okul forması olmayan sweatini giyip evden çıktı. otobüste arkddaşı pare ile karşılaştı. pare kısa saçlı sarışın bir kızdı. çok çirkindi. sanırsın rabbim pareyi başına kötü kötü şeyler gelsin de sinemada pareyi izlerlerse falan insanlar yarıla yarıla gülsün diye yaratmış. yine de arkadaşım napiyim yani. zaen çokta gıcık değillll. pareye selam verdim. neredeyse her koltuk doluydu ve ayakta insanlar vardı. kadının biri( çirkin biri ) beni bir anda itti. ben düşüyor düşüyor düşüyor ve düşerken de yuvarlanıyordum. sonra bir anda koltuklardan birinin üzerine düştüm. iyi bari oturmuş oldum diye düşündüm. ama bir terslik vardı. çünkü oturduğum yerde hiç rahat değildim altımda bir sertlik hissediyordum böyle kabızken kol gibi bok sıçıp üstüne oturmuş gibi bir his sanki. sonra herkesin bana baktiğini hissettim. aslında hissetmedim. zaten bakıyorlardı. sonra arkama baktım. bir de ne göreyim... BURAK.... burağın üzerine oturuyorummuş yaklaşık 5 dakikadır hemen çok özür dilerim diyip üstünen kalktım. o sırada otobüs okula geldi ve hepimiz otobüsten indik. inince burak üstüne oturduğum için teşekkür etti. anlamadım yani niye teşekkür ediyosun üstüne düştüm dedim. gıcık kız havaları erkeklerin çok hoşuna giderdi. o anda bir rüzgar esti ve burağın saks mavisi tişörtü hafif uçuştu. kaslıydı. tişörtünün altından kasları görünüyordu. gözlerim kasları gördü çünkü burak kaslıydı. elektromanyetik radyasyon yani bilinen ışık onun karın kaslarına yansıyıp benim gözüme çarptığı için elektromanyetik radyasyon kornea ve lensimden geçip gözümün sarı noktasında buluştu. bu biçimde burağın karın kaslarını görme işlemim gerçekleşti. azdım. onun dışında okulun geri kalanı normal geçti pareyle takılıp melike denen o orspuya laf attık. melike varya o kız varra çokkkk gıcık ya. harry potterdaki çığırtkan gibi sesi var bide mahalle karısı gibi. aydoğdu mahallesinde fasulye ayıklayan teyzelere benziyordu enik suratlı melike. birde melikenin bir arkadaşı varmı tuana diye. o da mutanta benziyordu. hani mutant diye bir kelime olmasa o kızı gördükten sonra mutant kelimesini türetip tdkya başvururdum. öyle bişey. neyse sinirlenmiycemm offf. okul çıkışı melikeye laf soktum. tipin tarlabaşı ama egon nişantaşı. sonra gözümü devirip ikinci lafı soktum.dedim ki. dur beynimi çıkarayım da eşit şartlarda konuşalım dedim. kapak yaptım. gözlerimi devirdim. omuz silktim. ve yarın çıkışa gellll diye tısladım ve ayağıya kalkıp bahçeden çıktım bu akşam kanlı kanlı ziyafet var...

Bölüm sonu

2 yorum