MERHABA BU BENİM DÜNYAM, BU KİTAP BENİM OLUŞTURDUĞUM EVREN UMARIM SİZDE BU OLUŞTURDUĞUM EVRENİ OKURKEN KEYİF ALIRSINIZ!
İYİ OKUMALAR.
BİR...
İKİ...
ÜÇ...
9 yıl önce...
Bağırış sesleri susmuyordu.
Onlarca insanın bağırmalarını yardım çığlıklarını ve feryatları duyulabiliyordu.
Kanlar içinde kalmış bedenler vardı ve insanlar sırayla bir yere götürülüyor, ardından kanlar içinde buraya getiriliyordu.
Bir kadını kolundan tuttu maskeli adam.
Çekiştirerek bir yere götürmeye çalışıyordu ve odanın kapısına kadar getirmişti, bir kaç adımdan sonra odadan çıkacaktı kadın.
Ve belki de dakikalar sonra ölü bir şekilde bu odaya gelecekti.
Bir adam itiraz edercesine haykırdı ve götürmeye çalışılan kadını kendine çekti, Ardından ise kadını götürmeye çalışan adama bağırdı.
Kurşun sesi ve adam yerdeydi.
Kadını götürdüler dakikalar sonra o kadında odaya kanlar içinde tanınmayacak halde atıldı.
Evet, bir çöp gibi o beden yere atıldı.
Yerde bir sürü ölü beden vardı.
Sıra bir kadına daha geldi, kadın kolları arasında iki çocuk tutuyordu.
Kadının adı Alya Doran.
Kumral ve yüzünde çil olan kızının adı Alya Doran.
Diğer kızının ise ismi Lina Doran.
Kadını kolundan çektiler ve götürdüler sıra birazdan çocuklara gelecekti.
Lina bağırdı annesini götürmeye çalışan adamlara.
Yüzüne bir tokat indi ve ağlamaya annesine koşmaya çalıştı ama annesi çoktan odanın dışına çıkmıştı.
Lina ve Ala kapıya koştu cam kapıdan her şey görünüyordu.
Yerler kan içindeydi.
Ve işte annesi, ve onlarca adam.
Alya Doran acıyla haykırıyordu çünkü derisini soyuyolardı.
Kapıya vurmaya başladı küçük kızlar, Lina'nın anne diye haykırışları duyuluyordu.
Derisi soyulduktan sonra yakıcı bir madde döküldü bedenine.
Kadın öldükten sonra ise bedenini taradılar ve o odaya koydular.
Lina annesini dürtü ama annesi tepki vermiyordu, Lina'nın elleri kırmızı bir sıvıya bulamamıştı yani kana.
Ses duydu Lina.
Bu ses kardeşinin sesiydi.
"ABLA, ABLA!"diyordu.
Lina, Ala'nın yanına gitti adamlar onu götürmeye çalışıyordu.
Lina yine haykırdı ama Ala da odadan çıktı.
Cam kapıyı yumrukladı hiç bir şey olmadı.
Ala'nın o minik bedeni de annesine yapılanlardan yapıldı.
Sıra Lina'ya geliyordu.
Silah sesleri duyuldu adamlar çıktı hemen.
Cam kapıyı açtı ve bir kaç kişiyi seçip götürdü.
Lina kardeşini koştu onu kollarına aldı ama her yeri kan içinde kalmıştı.
Umursamadan annesine ve kardeşine sarıldı.
Kan içinde kalmıştı Lina da ama bu kan, annesinin ve minik kardeşinindi.
Polisler, geldi sağlıkçılar.
"Anne uyan nolur, neden uyuyorsunuz? Neden uyanıyorsunuz? Anne!"diye ağladı küçük Lina.
Kardeşine koştu.
"Kardeşim, uyan nolur uyan annemi uyandıralım hadi."
"Nolur kalkın."
"Anne korkuyorum neden uyanıyorsun? Ala da uyanmıyor."
Lina yerde bir kart gördü ve onu eline alıp sakladı.
Lina'yı kollarına aldı biri ve götürmeye çalıştı.
Ama Lina daha da fazla ağlamaya başladı.
"Anne, Ala."
Biri onu dışarıya çıkartı.
Ve sonrası hastane.
Elimde ki karta baktım, o günden kalan ve bana acı çektiren ama intikamımı dinç tutan o kart.
kırmızı benim en sevdiğim renkti küçükken, ama annem ve kardeşimin üzerine bulanan o kırmızı renk onlara hiç yakışmamıştı.
O günden sonra kırmızı renkten nefret etmiştim.
Elimde olan kart ile araştırma yapıyordum, bir kaç sonuça uğraşmıştım.
Ben ailemin intikamını alacaktım, aileme ne yapıldıysa aynısı ona ve o kişilere yapılacaktı.
Bir adrese ulaşmıştım ve birazdan oraya gidecektim.
Hazırlandım ve yoldaydım.
Nasıl bir bölümdü umarım beğenmişsinizdir ileri bölümlerde görüşmek üzere!