İçeriğe geç

GECE YARISINDAN SONRA

Bölüm 1 · 2 dk okuma

GECE YARISINDAN SONRA

Bölüm 1

Başlar Başlamaz Karşılaşılan İkilem

Tüm çabalarıma rağmen uykum bir türlü gelmemişti.

Eğer önceki uykusuzluk maceralarımı hatırlamasaydım, yeni eve taşınma curcunasından dolayı uyku tutmadı diyerekten belki kendimi kandırabilirdim. Lakin tahmin edersiniz ki rahatlamamıştım. Rahatlamak şöyle dursun, saat gece yarısını bilmem kaç geçerken ben hala yatakta bir oraya bir buraya dönmekle meşguldüm. Dikkatimi dağıtmasın diye salondaki sehpada bıraktığım telefonumu yanıma almadığım için de hafiften kendime sövmeye başlamıştım. Hem taktik işe yaramamıştı hem de işe yaramadığı gibi üstüne yeniden yataktan kalkıp salona gitme zorunluluğu doğmuştu. Ha, bir de hâlen boşaltılmayı bekleyen kolileri görüp buhran geçirmek istemiyordum, orası ayrı. Kısaca yatakta karabasan görmüşçesine uzanmaya mahkûm hissediyordum. “Bu sefer işe yarayacak” diye ümitlenerekten son kez üstümdeki battaniyeye iyice sarındım ve sağ yanıma kıvrıldım. Ardından gözlerimi yumup bekledim, bekledim… Ne bileyim beş on dakika falan bekledim herhalde. Yok, yine uyuyamamıştım.

Burnumdan soluya soluya battaniyeyi fırlatıp kalktım yataktan. Önce mutfağa uğrayıp imamın abdest suyundan hallice ılıklıkta iki bardak su içtim, sonra tuvalete gidip potansiyel işimi gördüm. Tabi lavaboda elimi yıkarken biraz saçmalamışım gibi geldi ama neyse. En iyisi bir sigara yakmak ve kafamdaki dumanı savurmaktı.

Salon hatırladığımdan daha düzenliydi. Çoğu mobilya yerli yerinde hazır ve nazırdı, sadece incik boncuğun kolilerden çıkıp yerleşmesi lazımdı o kadar. Benim gibi otuzlarında ve yalnız yaşayan bir adamın zaten fazla döküntüsü bulunmazdı. Yarına, hadi taş çatlasın öbür güne taşınma telaşı biterdi. En azından buna inanmak istiyordum.

Orta sehpada hasbihal eden telefon ve sigaramı kaptığımla L koltuğun köşesine yayıldım. İlk olarak seri hareketlerle paketten bir dal çıkarıp ağzıma götürdüm. Derin derin nefesler eşliğinde tüttürürken telefonu kontrol ettim; taşındığımı öğrenen bazı eş dosttan ve kız kardeşimden mesajlar vardı. Tanıdıklar tahmin ettiğim üzere hayırlı olsun dilemişti. İçlerinden birkaçı “Ulan gül gibi malikane bırakılır mı be?” diye dalga da geçmişti gerçi, ama adı üstünde bana takıldıklarını bildiğimden gülmekle yetinmiştim. Meselenin maddiyattan ibaret olmadığını herkes görüyordu. Ben de onların gördüğünden haberdardım.

Kız kardeşimse “Bir sıkıntı var mı?” diye sormuştu. Şimdi mesajlaşmayı gözüm yemediğinden sabahına cevap yazarım diye kendimi avutup mesajlar kısmını kapattım. Ne yalan söyleyeyim, sosyal medyada vakit öldürmeyi yeğlerdim şu an. O şaka senin bu şaka benim, tabir-i caizse boş beleş gönderileri yukarı kaydıra kaydıra belki on-on beş dakika geçmemişti ki; ilkin kısık bir çıt sesi, ardından kadının teki tarafından savrulmuş okkalı bir küfür duyuverdim.

Ses balkondan gelmişti. Acaba balkona çıksa mıydım, çıkmasa mıydım?

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.