Tüm mutlu masallar bir varmış bir yokmuş diye başlar değil mi? Hadi kabul edin. Gerçek hayat ne mutlu sonla bitiyor ne de mutlu şeyler yaşanıyor. Bir çiçek vardır bilir misiniz? Hani beyaz böyle ortasının birazı da siyahtır. Normal bir çiçek diye düşünebilirsin ama hikayesi farklıdır. Anlatılanlara göre o çiçek aslında bembeyazmış ortasında hiç siyahlık yokmuş. Sonra zamanla insanlar kötülük yapmaya devam ettikçe ortası kararmış ve söylentilere göre kötülükler artmaya devam ederse bu siyahlıklar çiçek kararana kadar artacakmış. Ta ki simsiyah olana kadar. Dünya kötülüğe boyun eğene kadar...
Her neyse hadi bu kuralı bozalım ve kendi masalımıza şu şekilde başlayalım:
Bir kötülüğe yenilmek vardı, bir de iyilikten vazgeçmek vardı.
Bir kış günü yine kitabına yeni bölüm yazıyordu. Dünya ondan iyi yazanı görmemişti. Kötü karakterleri yazmakta üstüne yoktu. Dünya bir istisna ile onun kitaplarında kötülüğe yenildiğini kabul ettiğini gösteriyordu. İnsanlar kendi ağızlarından söylemeseler de kötü karakterleri okuyup yorum yapınca her halinden kötülüğü kabul ettikleri belli oluyordu. Bu gece kar ayrı bir şiddetle yağıyordu. Şimşekler çakıyordu. Kurgusal olduklarını bilmeseler kızın yazdığı en güçlü karakterin dünyayı ele geçirdiğini düşünürlerdi. Belki de öyleydi...
Üşüdüğünü hissedip kazak almak için ayağa kalktı. Ardından yürürken gölge gördüğünü sanıp arkasına baktı. Hiç bir şey göremeyince kitaba kendimi fazla kaptırdım diye düşünüp yürümeye devam etti. İşte tam o an düşüncelerinde boğulmuşken biri onu duvara kıstırdı boynuna da hançer dayadı.
Kızın boynuna hançer dayadı. ''Benimle geliyorsun'' dedi hançeri boğazına daha da bastırarak. Sanki çok tanıdıktı bu yüz sanki tanıyorlardı birbirlerini o anda kafasına dank etti ve konuşmayı becerebildi yazar kız ''Cyrus?'' dedi sanki onaylamak istercesine sonra ekledi. ''Bekle...sen nasıl?'' dedi biraz şaşırarak. Şaşırdı çünkü korktuğu şey gerçekleşmişti hayal görmüyordu. Kitabındaki en güçlü kötü karakter tam karşısında ona hançer dayamış bir şekilde duruyordu. O bunları düşünürken Cyrus konuştu ''Korktun? evet bir anlığına da olsa korktun çünkü karanlığın efendisini karşında beklemiyordun''
''Ne istiyorsun?''
''Seni''
''Ne! seni ben yazmış olabilirim ama aradığın güç bende değil ''
''Güç istediğimi söylemedim seni istiyorum benimle geliyorsun ister iste ister isteme'' dedi hançeri daha da boynuna dayayarak. Kız korkuyla konuştu ''Tamam tamam ne istersen yapacağım tamam mı seninle geliyorum''
''Güzel'' diye karşılık verdi hançeri boynundan çekti ve ekledi ''Sakın kaçmak gibi bir hata yapayım deme''
''Öyle bir hataya düşmem zaten'' dedi güzel yazar. ''Bende öyle tahmin etmiştim zaten'' dedi Cyrus. Kızın bileğinden tutup onu yürümeye zorladı. Kız sordu ''Nereye gidiyoruz?'' cevap gelmedi. Kız tekrar sordu. Yine cevap yok. Kız bıkmadan tekrar sordu. Cyrus ona döndü ve konuştu ''Çok konuşuyorsun'' dedi. Kızın gözlerinin içine sanki ruhunu deliyormuş gibi bakıyordu. ''Beni nerden buldun'' diye sordu bu sefer. Bu sefer kıza gerçekten soruyor musun? der gibi baktı sonra cevapladı ''İnan bana bilmek istemeyeceğin kadar uzun bir zamandır seninleyim''
''Nereye gidiyoruz ?'' dedi kız tekrardan. Kızın pes etmemesi Cyrus 'un hem hoşuna gitmiş hem de sinirini bozmuştu o daha cevap vermeden kız bir soru daha sordu. ''gerçekten zihin okuyabiliyor musun? nasıl yapıyorsun?'' dedi Cyrus alaycı bir şekilde güldü. Sonrasında ağzını bile açmadan kızın zihninin içinde konuştu ''Çok mu merak ettin? hımm...'' ''Hey çık zihnimden sana oraya gir diye bir şey demedim''
''Ve bende emir verme yetkin olduğunu söylemedim''
''Çık zihnimden''
''Ahh neden ama daha yani eğlenmeye başlamıştım tüm düşüncelerini biliyorum, ve görüyorum ki zihnin benimle çok ilgileniyor belki de daha derine inip arzularını kötülüklerini günahlarını görmeliyim''
''Çık'' dedi kız tekrar fazla uzatmadan kızın zihninden çıktı ve normal bir şekilde konuştu. ''Zihnin benden çok mu etkilendi o güzel küçük kafanda benle ilgili çok düşünce var gibi''
''pislik herif...tam da yazdığım gibi...'' dedi kız bunun üzerine güldü Cyrus.''Seninle çok eğleneceğim''
''Anlamadım''
''Esirimsin''
''Ne?...''
''Bileklerin zincirli''
''Bekle sen o yüzden mi zihnime girdin?''
''Beni hayal eden kadını bu kadar çabuk elime düşüreceğimi düşünmemiştim''
''Seni ben hayal ettim beni öldüremezsin''
''Seni öldüreceğimi nerden çıkardın ?'' dedi ve ekledi.
''Tek istediğim kötülüğe boyun eğmen. Kötülüğü kucakla, tüm arzularını ve yapmak istediğin kötülükleri kucakla ve kötülüğe yenil gece yağmuru'' kapıya yöneldi sonra ''iyi geceler güzel kız, umarım doğru seçimi yaparsın '' diyerek çıktı.
Gece yağmuru mu? diye düşündü yazar kız. Sonradan jeton düştü kafasına gece yağmuru tabii ya... İsminin anlamıydı bu. Amaya, gece yağmuru demekti Amaya. Nedense gece yağmuru demek daha çok hoşuna gitmişti...
******
Kaç hafta olmuştu? Bir ay mı ? Belki . Gözleri ağlamaktan şişmişti. Cyrus sürekli kötülüğe yenilmezse onu rahat bırakmayacağını söylüyordu. Belki de kötülüğe yenilmeliydi... Hayır o kötülüğe yenilmeyecekti, iyilikten vazgeçecekti.
''Günaydın Gece Yağmuru'' diyerek içeri girdi Cyrus. Ağlamaktan şişmiş gözlerine baktı Amaya'nın ve konuştu ''Ne kadar uzun sürerse sürsün kötülüğe yenilmeni bekliyor olacağım gece yağmuru'' Amaya biraz düşünüp cevap verdi ''Tamam'' Cyrus anlamayarak baktı ''Neye tamam gece yağmuru?''
''Sen kazandın karanlığın efendisi, iyilikten vazgeçiyorum''
''Güzel seçim'' dedi sırıtarak Cyrus. Amaya merakla ona baktı. ''Peki, nerden başlıyoruz?''
''Fazla isteklisin Gece Yağmuru''
''Beni isteyen sen değil miydin ?''
''Ah, evet, her neyse şimdi-''
''Başlıyor muyuz?'' dedi Amaya hevesle onun bu haline kıkırdadı Cyrus.
''Başlıyoruz.''
''Ne zamana kadar, ne zamana kadar devam edeceğiz?''
''Dünya kötülüğe boyun eğene kadar''
******
Birlikte karşı karşıya duruyorlardı. Cyrus güçlerinin onunla paylaşacaktı. Kötülüğünü verecekti. ''Hazır mısın Gece Yağmuru?''
''Hazırım.''
Önce eliyle bi kaç mor sihir çıkarttı Cyrus. Sonra zihnine girdi Amaya'nın. Sonra biraz zihniyle oynadı. Bir kaç dakika sonra Amaya dayanamayıp acıyla inledi ve bağırarak ''Dayanamıyorum çık kafamdan'' dedi. Cyrus onu dinlemeyip biraz daha ileri gidince Amaya bir çığlık daha attı ağlarken. Cuyrus onun çığlığını duyunca durdu. O durunca Amaya bayıldı ve onu düşmesin diye tuttu Cyrus. Onu kucağına alıp kendi odasına götürerek yatağa yatırdı. Saçının bir tutamını önünden çekip gülümsedi. Hayatını yazan , onu hayal eden kadına gülümsedi. Sonra eski stoacı ifadesine dönerek kızın üstünü örttü. Kapıyı kapatıp dışarı çıkarken düşündü. Hayatını acılarla çevreleyip yazan kadını öldürmesi gerekirken onu neden odasında bayıldığı için uyutuyordu? Tabi ki bilmiyordu ama çok da merak etmiyordu. Hayatında bir kez olsun herkes onu canavar sanıyorken o acı dolu hayatını yazan kadına gülümsemişti.
******
Aylar öncee
Amaya kendini kaybetmişti. Onu iyi hissettirecek birine ihtiyacı vardı. Tüm ailesi öldürülmüştü yakın zaman önce daha da kötüsü sevgilisi onu aldatmıştı. Onunla aynı şeyleri hisseden birine ihtiyacı vardı. Kendini iyi hissettiren tek şeyi yapıp yazdı, bir hikaye yazdı. Bir karakter, kötü ve güçlü ama acı geçmişi olan bir karakter yazdı . Karakterde aynı onun gibi ailesini kaybetmişti güvendiği kişiler ona ihanet etmişti . O gün adını yazdı karakterin Cyrus...
******
Ne demiştik? hah hatırladım:
Bir kötülüğe yenilmek vardı, bir de iyilikten vazgeçmek vardı. O gün duyguları yeniden kuvvetlendi bu iki insanın. Kadın çaresizlikten yağdırdığını hissetti gece yağmurlarını, adam ise yıllar önce kapattığı güneşinin kadını görünce tekrar aydınlandığını hissetti.

Bu Cyrus yanlışlıkla çok yakışıklı oldu

Bu da Amaya ÇOK TATLI OLDU
Bu hikaye için baya uğraştım ama bence güzel bir hikaye olucak sizin hikaye ve karakterler hakkındaki görüşlerinizi almak isterim iyi okumalaaaaarrr




