Adım sesleri oldukça yüksekti. Ben hemen dolaba geçip saklanmıştım. John bizi korumak için okunu çıkartıyordu. Benimkisi hep hazırda olduğu için ayarlama yapmakla uğraşmadım. Ama az sonra yakalanacağımız için John'u kolundan tutup dolaba sürükledim. Zorlamadan peşime takılmıştı. Zorlasaydı asla onu buradan buraya getiremezdim. İki metrelik adama boynum koparcasına kafamı kaldırıp bakıyordum.
Tamam benden yirmi beş santim uzun olması olması normal bir insanın gözüne büyük geliyordu.
Ben de dolabın içine girip kapıyı kapatmıştım. Kapattığım an kapı açıldı ve içeriye birilerinin girdiğini hissettim. Yani hissettim demeyelim resmen görmüştüm.
Şimdi bunlar dolabın kapısını açarlarsa ne yapacaktık?
-Merak etme Vanessa buraya bakamamaları zihinleriyle bir takım oynadım. dedi aklımı okumuş gibi. İşaret parmağımı kaldırıp kavisli burnuna dokundurdum ama geri de çekmedim.
-Sen benim aklımı mı okudun!?! dedim kulağına yaklaşıp hafifçe bağırarak.
-Var öyle yeteneklerim. dedi sakince. Burnun da ki parmağımı tutup elinin içine alarak.
-Bu arada 'akıllarıyla oynadım' dedin peki bizi neden yakalayacaklarını silmedin? dedim sesim şaşkın çıkmıştı. Sesimin şaşkın çıkmasına hafif bir tebessümle karşılık vermişti sonra ciddiyetini yeniden kuşandı. Bu adam tam bir duygusuz.
-Sadece akıllarına ufak tefek şeyler yapabilirim. Bazı önemli şeyleri silersem kalıcı hasar bırakabilirim. Bu yüzden ben ölebilirim. dedi parmağımı şekilden şekile sokarak. O korktuğu zamanlar da sürekli birinin parmağını alır şekilden şekile sokardı.
-Korkma ben de buradayım , birlikte her şeyi yapıyorduk hatırlamıyor musun? diye fısıldadım. Adım sesleri hala burada olduklarını haberini veriyorlardı. Tedirgince bana baktı. Geçmişi hatırlamak istemiyordu.
-Hatırlıyorum. dedi buruk bir tebessüm ile.
-Burada yoklar! Askerler geriye, dön! diye bağırdı askerlerin arasından birisi. Büyük ihtimalle komutanlarıydı.
-Evet komutanları. dedi ayağa kalkıp kapıdan çıkmaya hazırlanarak.
-Aklımı okumayı keser misin? dedim hafif bir sinirle o sırada ben de ayağa kalkmıştım. Dolaptan çıkacağımız sırada bir çift adım sesi duydum. Gelen tek kişiydi. Bununla baş edebilirdik ama rakibimiz güçlü olabilirdi hem de bir çift kaçak olmamız dikkat edilmesi gereken en önemli sebeplerdi.
Bir de rakibimizi göremiyorduk. Çünkü görünmezlik pelerini takmıştı.
Adım sesi uzaklaştı ve kapı kapandı.
Ben dışarıdan çıktım, bir elim de çakı bir elim de yay vardı. Kapanın önün de pelerini gördüm.Onu alıp John'a vermiştim.
Masanın üstünde ki notu gördüğüm zaman adımlarım yavaşladı. Heyecandan kalbim çıkacaktı resmen. John aniden yanım da belirdi ve elini omzuma koyup hafifçe sıktı. Bu onun dilinde 'Sana güveniyorum.' demekti. Elimdeki siyah saplı çakıyı sıkıca tuttum ve nota doğru yaklaştım. Elim de ki çakıyla notu dürttüm. John ise eline eldiven geçirmiş ve notu almıştı. Bende tam parmak uçlarım da yükselecekken o bana doğru eğildi. Notta şu yazıyordu;
'' Maalesef bana güç işlemiyor Zaman Varisi. Dikkatli ol kendi güçlerinle seni öldürebilirim.'' diye yazıyordu.
-Bir ipucu buldum sanırım. Bu kişi lord olmalı çünkü varisler bunu başaramaz. dedim sakince. Ama korkuyordum.