İçeriğe geç

Gece Mavisi

Bölüm 1 · 6 dk okuma

Gece Mavisi

Bölüm 1

𝐺𝑖𝑟𝑖𝑠

Kulaklarımı sağır edecek kadar yüksek sesli ve bir o kadar da sinir bozucu olan alarmımın sesiyle gözlerimi açtım.Yaz tatili bitmişti. Bu sabah okulumdaki son senemin ilk günüydü. Tatilde zaman su gibi akıp gitmişti ve tekrar erkenden uyanmak zorunda kalmak canımı çok sıkıyordu. Bilge Akınsoy için okul dönemi tekrar başlıyordu.

3 yıldır okuduğum okulda bir tane bile dost edinememiş olmam neyden kaynaklıydı bilmiyorum. Sessiz ya da utangaç bir kız olduğum söylenemezdi. Hatta bazılarına göre popüler bile sayılırdım. Çevremdeki kalabalık benimiçin sadece bir yığından ibaretti. Herkes çok sahteydi.

Ne dostum diyebildiğim biri,ne de aşkım diyebildiğim bir sevgili. Hiçkimsem yok. Gerçek anlamda yok.

Bu sene de birşey değişmeyeceğinden okula hiç hevesli değilim.

Annem bu hafta izinliydi.En azından bu hafta otobüs beklemek zorunda kalmayacağım için mutluydum.

Yatağımdan zorla kalkıp anneme bakmaya gittiğimde odasında yoktu. İzinliyken ben uyandırmadan bu saatte kalkmış olması neredeyse imkansızdı. Annem işe giderken bile zor kalkan bir kadındı. Her yere bakıp sonunda evde olmadığını farkettiğimde izin haftasını karıştırmış olabileceğimi düşündüm. Odamdan telefonumu alıp sormak için aradım.

"Anne neredesin? Okula geç kalacağım."

Telefonun ardından gelen seslerden dışarıda olduğu çok belliydi.

"Kızım, abinin yanına gidiyorum. Bir hafta kalacağım. Bu hafta kendin hallet olur mu?" Abim şehir dışında yaşıyordu ve evliydi. Genelde tatili az olduğundan annemin izin günleriyle çakışmıyordu. Bu yüzden annemin eline geçen fırsatla ziyarete gitmesi gayet normaldi. Torununu uzun süredir görememişti. Haber vermemiş olmasını sorgulamadım. Annem genelde yoğun olduğundan üstüne gitmek istmiyordum. Muhtemelen söylemeyi unutmuş olmalıydı.

"Tamam anne dikkat et. Balım'ı benim için öpersin. İyi tatiller sana." Telefonu kapatıp aceleyle hazırlandım.

Tabikii okula geç kalmıştım. Koşarak merdivenlerden çıkıyordum. Sınıfımın yeri bu sene değişmemişti.En azından sınıfı aramakla vakit harcamak zorunda kalmayacaktım.

Kapının önüne geldiğimde nefes nefeseydim. Üstüme çeki düzen verip kıyafetlerimi düzelttim. Resmen koşmaktan mahvolmuştum. Hangi akıllı sınıfı 4. Kata koymuştu Allah aşkına? Derin bir nefes alıp kapıyı tıklattım.

"Girebilirsin." Cemal hocanın sesiyle kapıyı açmam bir oldu.

"Boş bir yere oturabilirsin kızım." Sınıf olduğundan daha kalabalıktı. Muhtemelen bu yıl yeni birileri gelmiş olmalıydı. Boş sıra bulmak biraz zor olacaktı. Sena'nın yanı boş olmasına rağmen beni gördüğünde yanına çantasını koydu ve bana göz devirdi. Bu kızı oldum olası sevemiyordum. Gerçi onun da beni sevmediği de belliydi. Erkek peşinde koşmaktan ve durduk yere bana sataşmaktan başka bildiği birşey yoktu.

Hah! Sanki ben çok senin yanına oturmaya çok meraklıyım itici.

Arka sıralarda bir çocuğun yanı boştu. Sınıfa yeni gelmiş olmalıydı. Hiç tanıdık durmuyordu. Uyuyordu ama her neyse. Başka yer seçeneğim olmadığından yanına oturdum. Cemal hoca benim de yerime geçmemle boğazını temizleyip konuşmaya başladı.

"Evet çocuklar, bu sene son sınıf oldunuz ve işin ciddiyetinin siz de farkındasınız. Üniversite sınavına gireceksiniz. Çalışmalarımızı ve derslerimizi aksatmadan başlatacağız. Hepinize yeni dönemde şimdiden başarılar diliyorum." 12. Sınıf olmuş olmamız bizim için pek iyi birşey sayılmazdı. Son sınıf olmak,eğlencenin son bulup çalışmanın başladığı dönem demekti. Hocanın sözlerinin bittiğinde yanımda oturan çocuk kafasını sıradan sonunda kaldırmıştı. Reflexle bakmak için gözlerimi ona çevirdiğimde. Resmen kış uykusundan uyanmış gibi göründüğünü gördüm.Gözleri tam açılmamıştı bile. Koyu kahverengi saçları karışmış, kahverengi ve ela karışımı gözleri çok yorgundu. Belirgin yüz hatları ona farklı bir hava katmıştı. Sınıfa yeni geldiğine ve daha öncesinde okulda görmediğimden emindim ancak siması biraz tanıdık geldiği için kaşlarımı hafifçe çattım. Biryerden tanıyor gibiyim sanki dedim içimden ama kim olduğunu çıkaramadım.

O bana bakmadan bakışlarımı tekrar sınıfa doğru çevirdim.

"Ve ayrıca sınıfa 1 yeni öğrencimiz geldi. Tenefüste arkadaşlarınızla tanışırsınız." Cemal hocanın sözleri bittiğinde tenefüs zili çaldı. "Görüşürüz çocuklar." Sınıftaki herkes tatilin ardından birbiriyle konuşuyor ve kaynaşıyordu. Kimsenin gelip benimle konuşmasını istemiyordum. Benimle konuşacak,laf alacak ve sonra dedikodumu yapacaklardı. Bunu daha önce çokca yaşamıştım. Yapacak birşey olmadığı için telefonumla uğraşmaya başladım. O an birinin bakışlarını üzerimde hissettim.

"Bilge?" Yanımdaki çocuk konuşmuştu. Adımı nereden biliyordu ki?

Telefondan başımı kaldırarak boş bir ifade ile yüzüne baktım.

"Adımı nereden biliyorsun?" Bu dediğimle tebessüm etti.

"Bilge ben Anıl." Duyduğumda yüzümde kocaman bir gülümseme oluştu. Resmen bu Anıldı. Onu o kadar uzun süredir görmemiştim ki.

"Anıl!" Bağırışımla sınıftaki birkaç kişi bize döndü.

Biraz fazla bağırmış olabilirdim ama böyle bakmaları beni rahatsız etmişti. Ben onların garip davranışlarına bile böyle dik dik bakarak tepki vermezdim.

Sena ve arkadaşları bana bakıp gülerek birşeyler konuşuyorlardı. "Ne var lan götüm?" Demek istedim ama o salaklar şuan umrumda değildi. Çocukluk arkadaşımla aynı sınıftaydık. 7 sene sonra. Onlara gözümü devirip Anıl'a döndüm.

"Ne kadar değişmişsin tanıyamadım resmen seni." Dudakları hafifçe yukarı kıvrıldı.

"Sen de öyle." Dedi. "Ama tanınamayacak kadar değil. Ne yalan söyleyeyim hep güzel kızdın." Tebessüm ettim. Benim sadece çocukluk arkadaşım değil aynı zamanda tek arkadaşımdı. Babasının ölümüyle memleketlerine dönmüşlerdi ve ondan sonra birdaha görüşememiştik.

Ona cevap vermek için ağzımı açtığımda Sena tiz ve bir o kadar itici sesiyle beni bölerek lafı ağzıma tıktı.

"Selam,Sınıfımıza hoşgeldin!" Sena ve Tuana bize doğru yaklaştı. Benim önümden saçlarını savurarak geçip Anıl'ın karşısında durdular.

Anıl kafasını hafifçe onlara çevirip cevapladı.

"Selam. Tanıştığımıza memnun oldum."

Sena Anıl'a birkaç adım daha yaklaşıp elini uzattı. Tuana kollarını kavuşturmuş ağzındaki sakızı çiğniyordu.

"Ben Sena." Başıyla Tuana'yı işaret edip. "Bu da Tuana." Dedi.

"Ben kendim de konuşabilirim Sena." Tuana'nın dediği Sena'yı rahatsız etmiş gibiydi. Zorla gülümsemeye çalışarak dudaklarını ısırdı. Arkadaşlıklarının sahteliği o kadar belliydi ki birazdan ikisini de ben yolacaktım.

Anıl Sena'nın uzattığı elini sıktı.

"Ben de Anıl." Tuana dişlerini sıkarak Sena ve Anıl'a bakıyordu. Ona baktığımı gördüğünde hemen yüzündeki ifadeyi değiştirdi ve yalandan bir gülümseme takındı.

Sena'nın gözleri beni bulduğunda.

"Siz tanışıyor musunuz?" Dedi tekrar o itici ses tonuyla. Anıl cevap veremeden hemen atıldım.

"Evet çocukluk arkadaşıyız biz."

Duyduğunda yüzüne samimiyetsiz bir gülümseme takındı. O kadar sinir bozucuydu ki, suratına filtre kahve boşaltmak istiyordum.

"Aa ne güzel." Bana nefretle bakan gözleri tekrardan Anıl'a döndü. "Her neyse biz gidelim. Tekrar tanıştığıma memnun oldum Anıl."

Anıl başını sallamakla yetindi. Sonunda sınıftan çıktıklarında konuyu da değiştirmek adına Anıl'a sordum.

"Siz ne zaman döndünüz İstanbul'a?"

Gözlerini bana yavaşça çevirerek derin bir nefes aldı.

"Annemin tayini tekrar buraya çıktı. Ben de okulun basketbol klübünün ününü gördüğümde düşünmeden bu okula yazıldım."

Bu konuda hiç değişmemişti Basketbol onun en iyi olduğu şeydi.12. sınıf olmasına rağmen okulu eğitim seviyesine göre değilde basketbol klübüne göre seçmişti.

Gülerek."Hala oynuyorsun değil mi?" Dedim.

"Evet. Hatta okulun basketbol klübüne çoktan alındım bile. Toprak sayesinde erken seçme yaptılar." Takıma şuan birini almış olmaları Anıl'ın basketbolda kendini kanıtlamış olduğunu anlatıyordu. Takıma alımlar çok seçici yapılırdı. Toprak yan sınıfımızdaydı. Pek yakın değildim ama biraz muhabbetimiz vardı. İyi niyetli birine benziyordu. Yardım etmesine şaşırmamıştım.Aramızdaki kısa süren sessizliği bölen de Toprak olmuştu. İyi insan lafının üstüne gelir. Sınıfa bir anda dalan Toprak'a aynı anda kafamızı çevirdik. Kumral kıvırcık saçları dağılmıştı. Kahverengi gözleri kocaman açılmış, göz bebekleri büyümüştü. En ön sıraya oturdu ve bir nefes aldı. Gerçekten ne acelesi vardı da bu kadar koşmuştu bu çocuk?

"Anıl maç var geliyor musun kardeşim?"

Anıl önce göz ucuyla bana bakıp cevapladı.

"Okulun ilk günü maç mı var oğlum?" Toprak güldü.

Gerçi bizim okulda son ve ya ilk kavramları yoktu. Her Allah'ın günü maç yapılırdı. Anıl yeni geldiğinden şaşırması olası bir durumdu tabii.

"Valla bizde böyle. Geliyor musun gelmiyor musun? Hem deneme maçı olur sana."

Hemen telefonumdan ders programına baktım. Uğraşmak istemediğimden ana ekranımı ders programı yapmıştım. Harika bir fikir değil mi? Bence mükemmel. Her neyse.

"Zaten ders beden hoca bizi de indirir." Dedim.

"Tamam o zaman Anıl Özaslan sahayı yıkmaya geliyor!" Toprak da ben de güldük. Bu çocuk oldu olası bir hayli egoluydu ama ne yalan söyleyeyim egosunun hakkını da veriyordu. 5. Sınıfken bile basketbolda birçok ödül aldığını hatırlıyorum.

Anıl sandalyeden bir hışımla kalkıp kapıya doğru ilerleri. Kapıdan çıkarken durup bana göz kırptı. "Sahanın kralı döndü Bilgem." Dedi dudaklarını yukarı kıvırırken. Ona bakıp ben de güldüm. "Tabii canım ne demezsin. Sen anca ormanların kralı olursun." Büyük bir kahkaha atarak sınıftan çıktı.

anlamıştım ki, bu sene beklediğim gibi sıkıcı geçecekmiş gibi görünmüyordu. Anıl'ın gelmesi herşeyi değiştirmişti. 7 sene sonra kendimi yanlız hissetmiyordum. İlk defa.

Yalnız olmak kimsenin olmaması değildi çünkü, bazen yanında olan onlarca insan varken de yanlız olabiliyordu insan. Benim 7 yıldır olduğum gibi.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.