Sabah gözümü yan tarafımızda ki evden gelen usta sesleriyle açtığımda derin bir of çektim. Saat sabahın yedisinde bu ne gürültü? Hafta sonları erken uyanmayı sevmezdim gerçi hafta içi de sevmiyorum ama o mecburiyetten oluyor.
Uyandıktan sonra geri uyumayı sevmediğim için yorganı üzerimden attım ve yatağımdan çıkıp doğruca banyoya gidip kısa bir duş aldim. Güne duş alarak başlamayı seviyordum. Üzerimi giymeden önce telefonumu elime alıp bizimkileri kahvaltıya davet ettim. Telefonu bırakmadan da hareketli bir müzik açıp üzerimi giymeye başladım. Açık mavi kot bir pantolon üzerime de beyaz bir sweat giydiğimde hazırdım. Saçımı da ev topuzu yapıp aşağıya mutfağa indim.
Mutfağa girdiğimde annem patates soyuyordu. Yanına yaklaşıp yanağına bir öpücük kondurdum. "Hayırdır deli kız sen bu saatte kalkar mıydın?" Dediğinde ona göz devirip "yeni komşularımızın gürültülerine uyandım" diye söyleyip ardından bizimkileride kahvaltıya çağırdığımı ekledim.
"Madem kahvaltıya misafir çağırıyorsun ne duruyorsun kızım çayı demle, buzlukta da börek var sarılmış onları çıkartta kızart."
Annemin söylediklerini yaptıktan sonra masayı hazırlamaya başladım. Bugün erken uyanmış olmama rağmen içimde garip bi mutluluk vardı her şeyi özenerek hazırladım. Yeni aldığımız çiçekli kahvaltı takımını çıkardım özenle yerleştirdim. Kahvaltılıkları da masaya tek tek diztikten sonra şöyle bir göz gezdirdim eksik var mı diye her şey mükemmel gözüküyordu. Yinede anneme "sultanım eksik bi şey kaldı mı?" Diye sordum annem patatesleri tabağa almış menemenin yumurtasını kırıyordu masaya bir göz atıp "İrem'e yumurta haşladın mı kızım" dedi. "Ay tamamen unutmuşum" diye söylenip dolaba doğru koştum annem arkamdan deli kız diye söyleniyordu.
Dolaptan aldığım yumurtaları ocağın üzerine koymuştum ki kapı çaldı. Anneme ben bakarım dedikten sonra kapıya doğru adımladım.
Kapıyı açtığımda bizim tayfanın hepsinin burada olduğunu gördüm bu beni gülümsetirken kollarımı iki yana açtım ve hepsine aynı anda sarılmaya çalıştım.
Biz kapıda aşk yaşarken annem "kızım alsana çocukları içeri ne diktin kapıda" diye bağırdı mutfaktan. Annem arkadaşlarımı çok seviyor bende ayırmıyordu hiçbirini.
İrem beni itip hemen mutfağa annemin yanına koştu onlar tam bir kanka olmuşlardı. Hande'ye sarılıp "hoş geldin bebeğim bu ara görüşemiyoruz alacam ifadeni" dedikten sonra yanağını sıktım.
Hande içeri geçtikten sonra uzun zamandır görmediğim Yusuf belirdi arkasından ona "nerelerdesin sen eşek" diye söylenip yanaklarını sıktım. Yusuf durur mu karşılık olarak saçlarımı karıştırdı.
"Arayıp sorduğun mu var cadı?" Dediğinde ona yok artık bakışımdan atmıştım. Çünkü aramalarımı yanıtsız bırakan oydu.
Yusuf'tan sonra Kadir'e de sarıldım. Yusuf, Kadir ve ben çocukluk arkadaşıydık. İrem ve Hande ile lisede tanışıp onlarla da çok yakın olmuştuk.
Şimdi ise Kadir ve ben mimarlık okuyorduk. Bu yüzden Kadir'le sürekli beraberdik. Yusuf ise çocukluk hayali olan avukatlık için hukuk fakültesini okuyordu. İrem de hemşire olma hayaline çok yaklaşmıştı. Güzel Hande'miz ise grafik okuyordu. Gizli gizli Kadir'i çizdiğini biliyordum ama bunu ona bile söylemedim.
Kadir ve Hande'nin arasında hep farklı bir ilişki var ama bunu kendilerine bile itiraf edemiyorlar. Bu halleri de öyle tatlı öyle masum geliyor ki gözüme konuşunta bozmak istemiyorum.
Hep birlikte içeri geçtiğimizde vakit kaybetmeden annem bizi masaya oturtmuştu. İrem ve annem kanka oldukları için yan yana oturmuş bizim dedikodumuzu yapıyorlardı.
Elimdeki zeytini İrem'e atıp "seni arkadaşlıktan men edecem nerede görülmüş anneye sırlarımızın anlatıldığı?" Diye söylendim.
"Ne sırrı canım Nurten sultandan gizli neyimiz olabilir ki bizim" dedikten sonra annemin koluna giren İrem'e şok olmuş gözlerle baktım. Ben cevap vermek için henüz ağzımı açmamıştım ki Hande "İremcim o zaman sen şu yeni eniştemizden bahset Nurten sultanımıza" diye söyledi.
Bunun üzerine biz çocuklarla büyük bir kahkaha attık çünkü İrem'in yüz ifadesi çok komik görünüyordu, ten rengide aldan mora dönmek üzereydi.
Annem İrem'e bakıp "ne eniştesi kızım benim haberim yok" diye sorunca İrem iyice utanmıştı. "Yok ki enişte ortada adam bana bakmıyor ne eniştesi" dedi .
İrem gerçekten üzgün görünüyordu. Biz görüşmeyeli yeni şeyler olmuştu sanırım. Çünkü İrem hiç sevmiyordu onu ve beraber dalgasını geçiyorduk. Onu böyle üzgün görünce hepimizin yüzü düşmüştü sadece ben değil kimse bilmiyordu galiba olanları.
İrem staj yaptığı hastanede ki stajyer doktora arkadaşlarıyla şaka yapmak için fake hesaptan yazmışlar çocuk tabi kim olduklarını öğrenmiş baya kızmış falan en son İremi görünce yolunu değiştiriyordu.
Olayın bu kısmına kadar her şeyi Hande anneme anlattıktan sonra bakışlarımız İrem'in üzerindeydi.
Annem İrem'in saçlarını okşayıp "anlat güzel kızım ne oldu neyin var bakalım" diye sordu. İrem ağlamamak için kendisini zor tutarken bakışlarını ellerinde sabitlemişti. "Aslında Ali'den hoşlanıyordum ben, bakmayın öyle daha kendime bile itiraf edememiştim. Beni bilirsiniz böyle şeyler bana hep saçma gereksiz gelir ama Ali de beni kendisine çeken bi şey vardı hep ama yaptığım bu salaklıktan sonra artık asla aramızda bi şey olmaz yüzüme bile bakmıyor. Ben çok pişmanım ama ne yapacağımı bilmiyorum." Dedi.
Annem "ah be güzel kızım büyüdünüz artik neden böyle şeylerle uğraşırsınız ki belli ki çocukta kırılmış üzülmüş böyle bi şey yapmana." Dedi İrem'in saçlarını okşarken.
Hande "ya İrem öyle hemen karalara bağlama buluruz bir yolunu affettirirsin kendini" dedi gülümseyerek. Bende Hande'yi onaylayıp İrem'e destek olmaya çalıştım.
Yusuf "kahvaltını yap hadi yemekten sonra düşünürüz bi şeyler" diye söyleyip çayından bir yudum aldı. Kadir'den de destekleyen sözcükleri duyduktan sonra İrem biraz daha iyi görünüyordu.
Herkes kahvaltısına devam ederken Hande ortamın havasını değiştirmek için söz alan ilk kişi oldu. "Yan taraftaki ev satıldı mı ustalar falan vardı" diye sorusunu annemle bana yöneltti.
Annem "evet yeni komşularımız bugün gelecekti Güneş akşam tanışmak için bi gideriz yeni geldiler ayıp olmasın" diye söyledi bana bakarak. Misafirlikleri hiç sevmesemde annemden kurtuluş olmayacağını bildiğim için tamam dedim.
"Ev sahipleri gelmiş sanırım hatta çok yakışıklı birisi vardı merak etmedim desem yalan olur" dedi Hande sırıtarak. Hemen karşımda olan Kadir'e baktığımda yüzünün sert bir ifade aldığını gördüm "sanane kızım elin çocuğundan" dedi Hande'ye hiç bakmadan.
Evet şuan hepimiz yüksek gerilim hattının içinde kalmıştık çünkü Hande sinirlendiği belli olan yüz ifadesiyle Kadir'e bakıyordu. Kendisine bu şekilde karışılmasından hiç hoşlanmazdı Hande. "Sanane benden Kadir" diye cırladı resmen.
Kadir'in bakışları Hande'ye değdiğinde çok anlamlı bakıyordu. Bu bakışların ardından ikiside sessizce kahvaltılarını yapmaya devam etti.
Herkes çok sessizken bende yeni komşumuzu düşündüm. Demek yakışıklıymışta ay aman Güneş sanane elin adamından diye kendime kızdım.
Kahvaltıyı yaptıktan sonra hep beraber masayı topladık. Annem çocuklarla içeri geçmiş otururken ben iremle bulaşıkları makineye diziyordum. Hande de bize kahve yapıyordu. İrem'e bakarak "bence bi özür hediyesi alalım ev adresi vardı sende değil mi? Evine göndeririz sende pişmanlığınla ilgili bir yazı yazarsın tamam biraz çocukça gelebilir ama seninle konuşmuyor şuan sonuçta" dedim. İrem sunduğum fikri sevmiş olmalı ki gülümseyerek kabul etti.
Mutfakta işimiz bitince kahvelerimizi alıp içeri geçtik hep birlikte sohbet ederek kahvelerimizi içtikten sonra Yusuf "ben artık kalkayım" dedi.
"Daha erken ama ya" diye suratımı asarak söylendim. "Babamla işimiz vardı geç kalmayayım" diyince itiraz edemedim. Kızlarda bizde kalkalım beraber gitmiş oluruz diyince Kadir de kalktı hep birlikte gittiler. Birden ev çok boş gelmişti.
Annem yanıma gelip "kızım sen bi kek çırp bende kurabiye yapayim elimiz boş gitmeyelim" diyince itiraz etmeden ayağa kalktım.
Mutfaktaki işim bitince duş alıp hazırlanmak için yukarı odama çıktım. Duştan sonra giyeceğim kıyafetlerimi hazirladiktan sonra banyoya geçtim. Biraz uzun süren bir duşun ardından havlumu üzerime sararak odama geçtim.
Odama girdikten sonra açık olan canı kapatmak için pencerenin önüne geçmiştim ki yan tarafimizdaki evde hemen odamın karşısındaki pencerede birisi durmuş buraya doğru bakıyordu. Hemen cami kapatıp perdeyi çektim. Bu durum beni korkutmuştu. Yeni komşumuzun sapık olma ihtimali korkunç gelmişti.
Üzerimde ki şoku atlatıp bu anı şimdilik unutmaya karar verdim. Ağır hareketlerle üzerimi giymeye başladım. Misafirlik zaten sevmezdim simdi hiç istemiyordum. Ben yanlış anlamış olabilirdim belkide o yüzden hemen karar vermeyecektim.
Üzerime askılı siyah bluz ve siyah pantolonumu giydikten sonra üzerine de bol kesim gömleğimi giyerek kombinimi tamamladım. Saçlarımı doğal halinde açık bırakmaya karar verdikten sonra telefonumu da alarak aşağıya annemin yanına indim.
Annem de hazırlanmış beni bekliyordu. "Keki sen al kızım kurabiyeleri ben tutarım" dedi annem kek tabağını bana uzatırken. Keki elime aldıktan sonra "anne bizim gideceğimizi biliyorlar mı böyle gidiyoruz ama müsait değildirler belki" siye sordum.
"Var haberleri kızım merak etme Melahat hanımı gördüm bugün ben söyledim. Babanda oraya gelecek hem hadi çıkalım biz" dedi annem hırkasını üzerine giyerken. Annem önde ben arkada evden çıkıp yan eve doğru yürümeye başladık.
Garip bir gerginlik vardı üzerimde, bugünkü olaydan sebep olsa gerek diye üzerinde durmadım. Evin önüne geldiğimizde annem zile bastı.
Kapıyı annem yaşlarında güler yüzlü çok tatlı bir kadın açmıştı. "Ay Nurten hanım hoş geldiniz nerede kaldınız ayol" dedi yüzünde ki tebessümle.
Annem onu "evdeki işlerle uğraşıyorduk anca geldik" diye yanıtladı.
Bunun üzerine Melahat hanımın gözleri bana değdi. "Bu güzel kız senin kızın mi yoksa maşallah pekte güzelmiş" dedi beğeni dolu bakışlarıyla.
Hemen sonra "Ay kusura bakmayın kapıda kaldınız buyurun içeri geçin" dedi kapının önünden çekilip bize yol açarken. İçeri girdiğimde evin mimari yapısının bizim ev ile aynı olduğunu gördüm. Klasik mobilyalar bu iki evi birbirinden bambaşka göstermişti.
Salona geçmeden hemen önce elimdeki tabağı Melahat hanıma uzatıp "buyurun Melahat hanım sizin için yapmıştık" dedim. Melahat hanım elimdeki tabağı alırken kahkaha atıp "Ay ne hanımı kız teyze diyebilirsin abla diyebilirsin hanıma gerek yok" dedi.
"Peki Melahat teyze" dedim yüzümdeki tebessümle beraber. Çok sıcak çok enerjik bir kadındı, şimdiden sevmiştim bakalim ilerde nasıl olurduk diye düşündüm.
Annemde elindeki tabağı verdikten sonra Melahat teyze "zahmet etmişsiniz mahcup oldum" diyince annem "yok canım ne zahmeti yeni taşındın sen vaktin yoktur" diye yanıtladı.
Hep birlikte salona geçip oturduk. Annem ile Melahat teyze sanki yıllardır arkadaş gibi koyu bir sohbete dalmışken ben sadece dinliyordum.
Melahat teyze sohbetin ortasındayken bana dönüp "kızım mutfak hemen solda bize birer kahve yapta içelim" dedi.
Melahat teyze çok sıcak birisi olduğu için bu teklifine şaşırmamıştım. Gülümseyip "Tamamdır hemen geliyorum" dedim. Açıkçası sıkılmıştım oturmaktan bu teklif hoşuma gitmişti.
Mutfağa girdikten sonra biraz sağa sola bakınarak gerekli malzemeleri çıkardıktan sonra kahveyi yapmaya başladım. Cezveyi ocağa koyduktan hemen sonra tepsiyi almak için arkamı dönmüştüm ki sert bir bedenle çarpıştım.
Kafamı biraz kaldırdığımda bugün odamı gözetleyen kişiyi tam karşımda gördüm.
Kahverengi hafif dalgalı saçları yataktan yeni çıkmış gibi karışıktı. Yumuşak bir görüntüsü vardı saçlarının. Beyaz teni ile uyumlu koyu yeşil gözleri çok çok güzel gözüküyordu. Burnu kalemle çizilmiş gibi düzgün, dudakları pembenin en güzel tonunda ve dolgundu.
Bugün odamdan beni izleyen o değilmiş gibi simdi ise bana asla bakıyordu. Ama yakından çok fazla güzeldi. Uzun boyu geniş omuzları ile kendine hayran bıraktıracak kadar güzeldi.
Silkelnip kendime gelmem lazımdı. Adamı yeterince izlemiştim. Bugün beni izlerken şuan bana bakmamasi sinirimi bozmuştu ve elimle onu iterek "Kör müsün? Çekilsene kenara dedim."
Konuşmamla beraber bana bakmadan biraz yana çekildi. Yanından geçip tepsiyi elime alıp tezgahın üzerine koyduğum sırada kadife sesiyle "evet" dedi "körüm ben."
Başımı ona çevirdim hızla "anlamadım" dedim. Benimle dalga geçtiğini düşündüm ve bu sinir bozucuydu. Konuşmamla beraber oda bana döndü ama yine bana bakmıyordu gözleri.
"Körüm, göremiyorum yani" dedi.
Ne diyeceğimi bilememiştim. Nasıl bir aptallık etmiştim ben böyle. Düşüncelerimden söylediğim şeyden çok utanmıştım. Yerimde kalakaldım ne bir şey söyleyebildim ne bir yere gidebildim.
