Bilal sabahı zor etti. Uyuyamamıştı. Gözlerini kapattığında aklına o yabancı kadın geliyordu. Sertti ama gizemliydi. Soğuktu ama bir şekilde içini ısıtmıştı. Kimdi, nereye gidiyordu, neden bu kadar mesafelidir?
O gün spor salonuna gitmedi. Yürümek istedi. Aynı bankın yanından geçerken yavaşladı. Elini cebine attı, ama sigara yoktu. Belki de bu iyi bir şeydi. Banka oturdu, aynı saati düşündü. 00.05.
Kendi kendine mırıldandı: -belki yine geçer burdan...
Günler böyle geçti. Ama kadın bir daha görünmedi. Ta ki bir sabah, kütüphanede bir araştırma yaparken yan masadaki bir ses ona tanıdık gelene kadar.
-Afedersiniz, şu kitap size mi ait?
Kafasını kaldırdı. Aynı gözler, aynı ses... Bu sefer gündüzdü ve kadın bambaşka görünüyordu. Daha yumuşak, daha insani...
Bilal'in içi yeniden kıpır kıpır oldu.