¨Lanet olsun.. LANET!¨ kolyesindeki kanı tuvalette, ayna karşısında silmeye çalışıyordu. Phong'un yanından, üstüme kırmızı şarap döküldü sildim fakat kolyemi unutmuşum diyerek hızlı bir yalan uydurup tuvalete gitti. Yırtık elbisesine baktıkça travmaları canlanıyordu gözlerinde. ¨Hayır.. hayır.. HAYIR!¨ kafasını ellerinin arasına almış, ağlayarak yere çökmüştü. Nasıl hareket etmesi ne yapması gerektıgyıne dair hiçbir fikri yoktu. Şimdiki bu çaresizce durumuna rağmen bir çift kahverengi gözlere tutulmuştu. Aklından geçirmeye çekindiği senaryo başına gelmişti. Kalktı, üstünü başını düzeltip aynadan kendine baktı. Saçı başı dağınık, yıllardır dağılmayan rimel daha fazla dayanamayıp akmıştı. Su ile silmeye çalıştı, silindide. Saçını ise kendi parmaklarını tarak gibi kullanıp taramaya başladı. Tekrardan aynaya kendine baktı. Annesinden kalan kolyenin yarısı kan lekeleriyle doluydu. Silmek için çabalasa bile olmuyordu. Daha fazla üstelemeden kolyeyi çıkartıp çantasına koydu. Kolyesiz içinde büyük bir eksiklik yarattı. Annesinden kalan tek eşya buydu. Annesinin daha önce var oldugunu kanıtlayan tek eşya buydu… şimdide bu kolye kızınının kanını sahiplenmişti Son kez kendini aynadan süzdü. Güzel bir genç kızdı. Yazık oldu.. çantasını sağ omzuna yerleştirip tuvaletten çıktı. “Neden bu kadar uzun surdu? Endişelendim..” Phong kızlar tuvaletinin önünde kollarını bağlamış karşısındaki duvarı izliyordu. Hemen sol tarafında bulunan kapıda her hareketlenme olduğunda, Thuân çıktı sanıp bakıyordu. Sabrının son dozunda ise, Thuân tuvaletten çıkmıştı. Thuân ısye kendisine yönlendirilen soruya rol icabı şaşırdı. “Sen tuvalette her işi uzayan insana neden uzun sürdü diye mi soruyorsun Phong?” Haklıydı. Neden hayvan gibi sordum ya diye sorguladı Phong “Ahh hayır.. eşeklik ettim affedersin..” “Sorun değil tatlım..” Birlikte oturdukları o masaya yürüyerek geri dönüyorlardı. Thuân geç mi kaldım acaba telaşına kapılarak büyük duvar saatine baktı. 5'e 10 vardı. “Phong benim gitmem gerekiyor.” Phong durdu ve Thuân'a baktı. Üzülmüştü, ama belli etmiyordu. “Pekalâ, yarın aynı yerde aynı saate. Varmısın?” Thuân bu teklifi değerlendirme zahmetinde bulunmadan hemen kabul etti. “Bana uyar. Görüşürüz..” dedi ve çıkış kapısına yönelerek el salladı. “Görüşürüz..” Bir eli cebinde, bir eli ile de Thuân'a el sallıyordu. Masasına yönelecekten sırtına çöken bir bedenle kalakaldı “Nasıldı hatun…..” Võ 1 saat içerisinde 2 den fazla içki içtiğiden dolayı kafayı sıyırmıştı. “Buram buram içki kokuyorsun Võ.. ayrıca güzeldi.” Kabullenmek konusunda zorluk çeken Phong artık bu zorluğu çekmeyeceği için mutluydu. “Ooooooo birşeyler mi yaşandı..” “Neden hala sırtımda yatıyorsun Võ, yatak dururken..?” “Yatak evde ama..” “Tamam yatağına götüreyim..” Võ kendisine sunulan teklifi reddetmek gibi saçma bir cümle kurmadı. Aksine mutlu oldu. “Olur…..” […] Yine sol eli boynunun altında, kendisi yataktaydı. Boş, hiçbir extra özelliği olmayan tavanı izliyordu. Ama hayallerini süsleyen kadını bu boş tavanda izliyordu. En azından böyle güzel bir avantaj sağlıyordu. Çok güzeldi… Çok naifti. Gözleri kahverengi, keman rengindeydi. Dudakları pembe, çilek rengindeydi. Saçları siyah ve daldalı, dokusu ipek gibiydi.. güzelliğini tarif edecek kelimeler cümlelerle bitmezdi. Keşke daha fazla zaman geçirseydik.. diye düşündü Phong. O anda Phong, kafasında bir flashback yaşadı. “Pekala, yarın aynı yerde aynı saatte varmısın?” “Bana uyar. Görüşürüz..” “Görüşürüz..” Teklifimi onaylamıştı. Yarın onu tekrardan görebileceğim demektir. Diye düşündü. Yavaştan esnemeye, gözü yaşarmaya başlamıştı. Tebessüm ederek, boş tavandaki hayal ederek çizdiği kadına baktı ve gözlerini yumdu. […] “Geliyorsun degilmi Võ?” arabadaydı. Sol elinde telefon, sağ eli direksiyon üzerinde o bara doğru sürüyordu. Bu sefer nadir sıktığı erkek parfümü üstüne bocalamış, yine nadir taktığı şans bilekliğini takmıştı. “Nereye Phong…?” Karşıdan gelen uykulu sesi duyunca gözleri büyüdü. “Bar'a dostum?” “Bugünde mi gelecektik?” “Aslında hayı-“ “Phong ne oluyor?” Sesi ciddileşti. Bu günlerde Phong'u iyi görmüyordu. En azından eskisi gibi değildi. Bu olumlu yönde gelişen değişimin arkasında yatan sebebi merak ediyordu. “Thuân ile sözleştik” sesi normaldi fakat içinde belli belirsiz bir coşku vardı. “Thuân kim?” “Sen dün o fahişe ile dans ederken biz tanıştık yanımıza gelen kızla” "Şimdi anlaşıldı. Neden geleyim ki zaten siz birlikte vakit geçireceksiniz dostum” “Tamam sende gel takıl olamazmı?” “Uyuyordum ama tamam 5 dakikaya oradayım.” “Tamamdır görüşürüz.” “Görüşürüz” ve telefonu kapattı. “Lan evinizden buraya 30 dakika nasıl azmışsa artık..” Diyerek söylendi. Bar'a ulaşmıştı. Arabasını, çıkış kapısına en yakın boş bir yere park edip indi. Üstünü başını düzeltip saçlarını, elleriyle arkaya doğru taradı. Herkes gibi giriş kapısından içeriye doğru adım attı. Ama taşıdığı duygular herkes gibi olmadığı aşikârdı. Hafif kalabalık olan bar ortamını gözleriyle taradı. Henüz gelmemişti. Dün ve önceki gün bulunduğu masaya yöneldi ve onu telefonuyla oyalanarak beklemeye koyuldu. Bir gözü telefonda bir gözü giriş çıkış kapısındaydı. Gelen bütün kızları dikizliyordu hangisi Thuân diyerek. Yaklaşık 5 dakika sonra yine aynı kıyafet, aynı saç modeli, aynı hafif makyajı ile o geldi. Thuân da Phong'un yaptığı gibi gözleriyle bar'ı taradı önce. Ardından Phong gözüne çarpınca heyecanlı bir şekilde ben buradayım der gibi el salladı ve yanına geldi. “Nasılsın phong?” Yine tebessüm ediyordu. Yapma be güzelim kalbim normaldende hızlı atıyor, diye geçirdi içinden Phong “İyiyim sen nasılsın?” Phong sırıtmayı ihmal etmiyordu. “Bende iyiyim..” “Elbiseni dikmişsin..” Diyerek kafasıyla işaret etti. “Ah evet.. ama ben dikmedim. Annem dikti. “ “Anladım her türlü güzelsin zaten..” Phong bu cümleyi söylerken dalgın, aynı zamanda Thuân'ın gözlerine, en iç noktasına odaklanmıştı. “Anlamadım..” “Anladım annen çok güzel dikmiş dedim..” “Anladım.. kaç yaşındasın Phong?” “24 sen?” “Bende 24..” Diyerek tebessüm etti. Ama içinden ben 20 yaşındayım diyerek haykırdı, ama kimse duymadı.
Bölüm 3
3. Bölüm
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.