¨Ne oldu Võ…¨ sabahın parlak güneşi, Phong'un siyah perdesi sayesinde engelleniyordu. Fakat telefonun titreşim sesi, Phong'un uyuklamasına daha fazla izin vermedi. Karın üstü yatarken uyanıp söylenerek oturur pozisyona geldi. ¨Günaydın dostum.. gerçi öğlen saat 1`i 43 geçiyor ama neys-¨ ¨Ne..¨ telefonu kulağından çekip saate dikti gözlerini. Saat 1`i 44 geçiyordu. ¨Dostum iyi olduğuna eminmisin?¨ duraksadı. Gerçekten iyimiydi? Beyni karman çormandı. Dün gördüğü o kız aklına çatkapı geliyordu. 'O kızı düşününce iyi olmayacağım anlamına mı gelir?' diye sorguladı ama onu düşününce kalbi hız trenine binmiş gibi öldürecek kadar hızlı atıyordu. İyi değildi. ¨iyiyim neden sordunki?¨ ¨Dün biraz gariptin sanki Phong. O kız seni gerçekten etkilemiş olabilirmi?¨ ¨Tanrı aşkına sabah sabah saçmalamayı kes Võ.¨ ¨Ne sabahı Phong? Saat öğlen 2 olacak neredeyse.¨ ¨Ne olmuş öğlen 2 olmuşsa? Sabahın erken saatlerine uyanıp ne yapacağım?!¨ ¨Doğru diyorsun sen benim gibi bir işte çalışmıyorsun.¨ Phong`un babası pilot`tu. Dolayısıyla çalışmasına pek gerek duyulmuyordu. Ne kendisi ne de ailesi tarafından. Võ ise orta halli bir ailenin tek çocuğuydu. Babası Phong´un babasının iş arkadaşıydı. Võ doğmadan 4 ay önce uçak kazasından dolayı vefat etmişti. Bu yüzden Võ annesine bakmak gibi bir sorumluluğu üstlendi. Bir restoranda garson olarak çalışıyordu. ¨Yanlış anladı-¨ ¨Mesaim başladı Phong akşam görüşüruz.¨ ve kapattı. Phong suratını ovalayarak ofladı. Arkadaşının telefonun başından gelen kırgın sesi, Phong´un canını sıkmıştı. Akşam zaten bar'da buluşacağız, bir şekilde gönlünü alırım diyerek kendini avutmayı tercih etti. Kalktı, mutfağa doğru ilerlemeye başladı. Ulaşınca etrafa bakındı ve gözleri buzdolabında bitti. Kapağını açtı ve karşısında duran buzdolabını baştan aşağı süzdü. Aç değildi. Sadece herzaman ki sabah aktivitesini yerine getiriyordu. Buzdolabının içini izlerken mutfağa geliş amacını sorguladı ve amaçsız olduğuna kanaat getirip odasına yöneldi. İçinde bir sıkıntı var gibiydi. Ne yapacağını bilmiyor, boş evin içinde dört dönüyordu. Bir an önce bar'a gitmek ve o dünki kızı tekrardan görmeyi herşeyden daha fazla istiyordu. Yatağına gidip oturdu. Gözü telefonuna takıldı. Aldı ve Instagram`a giriş yaptı. Sol elini boynuna yerleştirip sağ elindeki telefonla rastgele story`leri kaydırmaya başladı. Dikkatini çelen bir paylaşıma dikti gözlerini. Dün bulunduğu bar`ın paylaştığı bir fotograf. Güvenlik kamerasının açısından çekilmişti. Dolayısıyla dans eden gençler, kahkahalar atan gruplar, sevişircesine birbirlerine sokulan çiftler, hepsi apaçık bir şekilde fotografta vardı. Ben görünüyormuyum acaba diye bir meraka kapıldı. Hemen kontrol etmek için iki parmağını kullanarak fotoğrafı büyüttü. Evet.. hayattan bıkmış gibi etrafa bakıyordu ve yanında Võ kendisine birşeyler fısıldıyordu. ¨Dün bana ne fısıldadıki o olaydan başka..¨ diye düşündü. ¨Yoksa…¨ beyninde bir ampul ışığı yanıp söndü. Aklına gelen ilk ihtimali kafasında canlandırarak fotografı iki parmağıyla çaprazlarına denk gelecek şekilde ilerletti. O piçi kızın olduğu yerde gördü. Ama kızın kendisi fotoğrafta yoktu. O çocuk, sanki boşlukla konuşuyor gibi duruyordu. […] ¨Gerçekten salağım..¨ diye söylendi. Dün tanımadığı, yardım eli uzatan o adama sergilediği tavır yüzünden vicdan azabındaydı Thuân. İçkisini yudumlarken, sadece giriş kapısından giren ve çıkan erkekleri dikizliyordu. Onu bulurum da kendimi açıklarım ümidi taşıyordu. Gelmecek sanırım diye geçirdi içinden. Çantasını alıp gitmeye yeltendiğinde onu gördü. Hedefini gerçekleştirmek için neredeyse önünde hiçbir engel yoktu. ¨Võ bir şey sorabilirmiyim?¨ dusunycelı bir şekilde etrafına bakınıyordu. Võ adını duyunca kafasını sağa çevirip dostum dediği adama baktı. ¨Sor Phong..¨ Phong adını duyunca kafasını sola çevirip tek kası havada arkadaşına baktı. ¨Dostuma ne oldu Võ..?¨ Võ, kendisine yönlendirilen sorunun yanıtını vermeden tebessüm ederek istenilen talebi yerine getirmeyi tercih etti. ¨Sor dostum.¨ Phong tebessüm etti. Ve kafasını karıştıran olayı kelimelere dökerek cümlelerini toparladı. ¨Dostum dün o kız geldiginden beri barın önünde mi duruyordu? Yoksa sonradan bir içki içmek için mi gitti oraya?¨ ¨Hatırladığım kadarıyl-¨ ¨Pardon bayım..¨ o kızın yanlarına geldiklerini asla farketmemişlerdi. İkiside ışık görmüş tavşan gibi kızı baştan aşağı süzüyorlardı. Phong binevi istedği kendi ayaklarına geldiği için mutluydu, ama dışa vurmuyordu. Dalgalı siyah saçları, hafif makyajı, askısız kısa boylu siyah renginde bir elbise ve altın renginde kolyesi ile tek kelimeyle zarifti. Dünde aynı bu şekilde giyinmişti ¨Buyrun?¨ Thuân, utancından yerin dibindeydi. Cümleye nasıl başlayacağını bilmiyordu. ¨Dünki tavrım için kusura bakm-¨ ¨Võ.. nerelerdesin bebeğim…. Haydi gel dans edelim..¨ kör kutyuk sarhoş olan bir hanımefendi onlara doğru yaklaşıp Võ`yu çekiştirmeye başladı. Võ halinden memnun olup o kızla beraber dans pistine gitmeyi susarak kabul etti. Phong ve Thuân kalabalık ve gürültülü bir yerde olmalarına rağmen sessiz bir ortamda başbaşa kalmış gibiydiler. İkiside göz temasında bulunup o kahverengi gözlere tutulurum telaşı taşıyorlardı. Bu yüzden ellerinden geldiğince göz temasından kaçınıyorlardı. ¨Ne diyordum..¨ ¨Dünki tavrınız..¨ dedi Phong tavır kelimesini vurgulayarak. ¨Doğru.. bayım dün size karşı sergilediğim tavır için kusuruma bakmayınız. Biraz canım sıkılmıştı ve üstüne böyle bir olay yaşayınca sizlere patlamış oldum.¨ samimiydi. Elinden geldiğince tebessüm ediyor, hatalı olduğunu vurguluyordu. ¨Anladım.. bir sorun yok. Benimle bu kadar saygılı konuşmana da gerek yok. Ben Do Phong.¨ diyerek el uzattı. Thuân, bir Phong'un gözlerine birde kendisinin uzattığı ele bakıyordu. ¨Memnun oldum. Bende Le Thuân. Seni buralarda ilk defa görüyorum Phong.¨ dedi ve kendisine uzatılan eli sıkıp bıraktı. ¨Dün arkadaşım zorla getirdi bugün ise kendim gelmek istedim. Sanırım sen sık sık geliyorsun buralara¨ diyerek tebessüm etti. ¨Neredeyse 4 yıldır buraya gelirim. Aslında güzel bir meka-¨ cümlesine devam edecekken Phong'un elbisesine bakışı dikkatini çekti. ¨Bir sorun mu var?¨ diyerek kendi üstüne baktı. ¨Sanırım elbisen yırtık¨ dıyerek kafasıyla işaret etti. ¨Nerede?¨ diyerek kendi üstüne iyice bakmaya başladı. Yanakları kızarmıştı, Phong'tan böyle bir uyarı beklemiyordu. Elbisenin başladığı yerin sağ tarafında küçük bir yırtık vardı. ¨Ayrıca kolyende kana benzer bir leke var Thuân…¨
Bölüm 2
2. Bölüm
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.