Gece
Bursa'dan döneli üç dört gün olmuştu. Güneş'in iyi olduğunu bilmek beni rahatlatmıştı.
Bugün benim doğum günüm...
Herkes doğum gününde mutlu mutlu eğlenirken ben doğum günümde mutsuzum, mutsuzum çünkü ne ailem yanımda ne de dostlarım var..
Her doğum günümde arkadaşlarımı çağırdığımda soğuk davranıp gelmeyeceklerini belirtirlerdi, bu da beni hep üzerdi. O zaman ailem yanımdaydı annem ve babam her sabah sürpriz yapardı, hep mutlu etmeye çalışırlardı. Bense ne kadar onlara karşı gülümsesem de olmuyordu içimde hep bir üzüntü vardı dostlarımın olmaması beni hep üzüyordu.
Ben bunları düşünürken telefonum çaldı, annem arıyordu.
Yüzüme bir gülümseme yerleştirip telefonu açtım. Ne kadar mutsuz olsam da annemin bunu bilmesini istemiyorum, onu hiçbir zaman üzmek istemiyorum.
Telefonu açıp -Alo annem nasılsın? Dedim neşeli olduğunu düşündüğüm bir sesle.
Annemse ağlıyordu yine her zaman ki gibi, her doğum günümde böyle ağlıyor İstanbul'a geldiğimden beri. -İyiyim canım kızım sen nasılsın? Doğum günün kutlu olsun. Dedi. İyiyim diyip teşekkür ettikten sonra Biraz daha konuşup telefonu kapatım.
Bugün bayram dolayısıyla işe gitmiyorum bir an Arnisaya gitmek aklıma geldi. Oturduğum yerden kalkıp hazırlanıp Arnisa'nın evinin yolunu tuttum.
Arnisa ne zamandır bana gelmeyi istiyordu. Onlar da biraz durup nineyi zor da olsa ikna ederek bana getirdim. Biraz oturduktan sonra Arnisa'nın ısrarıyla parka gitme karar aldık.
Ninem "Ben gelmiyim kızım. Eve gideyim bayram günü evde olsam daha iyi olur. Siz eğlenin sonra gelin akşam hep beraber yemek yiyelim." deyince ben de "tamam ninem benim. Kendini çok yorma." Dedim.
Ninem kendi evine giderken bizde Arnisa'yla arabaya binip parkın yolunu tutuk.
Parka geldiğimizde Arnisa şen şakrak bir şekilde koşarak oyuncaklara gitti.
Onu böyle mutlu gördükçe içimde hapsolan acılar birer birer kabuk bağlıyordu. Bir o yana bir bu yana koştururken kendini kaybediyordu küçüğüm.
Bir saat parkta oyalandıktan sonra eve gitmek için yola çıktık arabada güller açıyordu Küçüğümün yüzünde, çok neşeliydi...
Eve vardığımızda Arnisa'yla film izlemeye karar verdik mısır patlatıp komik bir film seçtim ve küçüğümün yanına oturdum.
Dünyada bir çocuğun tatlı gülüşleri kadar güzel şey yoktur, öyle güzel gülüyordu ki küçüğüm, o filmi ben onu izledim hep...
Saat geç olmuş film bitmişti, Arnisa kucağımda uyuya kalmıştı. Yavaşça küçüğümün başına bir yastık koyup üstünü örtüp ben de odama gittim kendimi uykunun kollarına bıraktım...
Sabah güneşin camıma değen ışığıyla uyanıp yataktan kalktım yavaşça her sabahki rutin işlerimi hallettim her zamanki gibi ilk olarak odamın camını açıp temiz havayı içime çektim.
Odamda hazırlandıktan sonra Arnisa'nın kaldığı odaya gidip Arnisa'ya baktım, yüzünde masum bir gülümsemeyle mışıl mışıl uyuyordu. Arnisa'yı izlemeyi bırakıp kahvaltıyı hazırlamak için mutfağa gittim.
Kahvaltı hazırlamayı bitirdikten sonra Whatsapp'a girdim. Dün hiç girip bakmadım bizimkiler doğum günümü kutlamıştı.
BİZİMGEZEGENİMİZ
Biray:
Gece,Doğum günün kutlu nice mutlu yaşların olsun.
Aytaç:
Doğum günün kutlu olsun Gece..
Gece:
Çok teşekkür ederim arkadaşlar. İyi ki varsınız..
Yazıp gruptan çıktım. WhatsApp'tan çıkıp telefonu kapattım. Telefonu masanın üzerine bırakacakken bir mesaj geldi. Merakla telefonu açıp mesajın kimden geldiğine baktım. Mesaj Güneş' tendi...
Güneş:
Aynı gökyüzü,aynı karanlık da örtse üstümüzü herkes kendi gecesinde izler başka bir gökyüzü senin gece karası gözlerin hediyedir benim gökyüzüm. Doğum günün kutlu olsun Gece gözlüm...
Mesajı okuduğumda yüzümde bir gülümseme oluştu birden.
Gece:
Teşekkür ederim Gecemi aydınlatan adam...
Yazıp telefonu sehpanın üstüne bıraktım o sırada Arnisa uyanmıştı. "Günaydın Gece abla" dedi. Ben de "Günaydın küçüğüm" dedim gülümseyerek. "Hadi bakalım geç kahvaltıya." güzel dişleriyle gülümseyip oturdu..
Güle oynaya kahvaltımızı ettikten sonra beraber masayı topladık, masayı topladıktan sonra biraz daha durup Arnisa'yı evine bırakıp eve döndüm.
Kendime bir kahve yapıp televizyon karşısında tek başıma film izlemeye koyuldum.
Televizyon izlerken telefonumu elime alıp annemi aradım ama açmadı, birkaç kez daha denedim açmıyordu çok meraklandım...
Acaba ne oldu? Neredeler? Anneme, babama bir şey mi oldu sorular kafamda sorular dönüp duruyor, ne yapacağımı bilmez bir halde evin içinde dolanıp annemleri arayıp durdum.
Telefonu yine elime alıp annemi ararken kapı çaldı irkilip kim olabilir diye düşündüm sonra kapının bikes daha çalmasıyla kendime gelip kapıya yöneldim.
Kapıyı açtığımda birden gözlerim doldu karşımda en güzel gülümsemesiyle annem duruyordu, birden anneme sarılıp ağlamaya başladım ne özlemiştim annemi...
Babam birden "Babaya sarılmak yok mu cadı." deyince ağlak halimle babama gülüp ona da sarıldım.
Hep beraber içeri geçtiğimizde hepimiz üçlü koltuğa oturduk. Anneme sarılarak muhabbet ettik yeri geldi ağladım, yeri geldi babamla kahkahalar atım. Babam çok komik biridir beni güldürmek için neler yapmadı.
Güzel muhabbetimiz kapının çalmasıyla bölündü. Bir anda kim olabilir diye şaşırdım benim hiç arkadaşım, dostum yok ki gelsin bu kapı bir tek bugün annemlerin gelmesiyle çaldı...
Güneş
Bugün Gece'nin doğum günü. Onu Instagram'da gezinirken gördüm profilinde İngilizce Don't try to be different. Just be good. To be good is different enough. Yazıyordu, yani Farklı olmaya çalışma. Sadece iyi ol. İyi olmak yeterince farklıdır.
Bir anda aklıma bir fikir gelmesiyle duraksadım biraz düşünüp WhatsApp'a girip herkese özelden teker teker Bugün Gece'nin Doğum günü olduğu için ona sürpriz yapalım diyorum. Hiç söylemeden pastayla evine gidelim mi ne dersiniz? Yazıp gönderdim.
Hepsi olumlu cevap verince neşelendim. Hemen duşa girip hazırlanmaya başladım. Gruptakilerle hepimiz Bursa'da yaşıyoruz, bir tek gece İstanbul'da yaşıyor. Adresini bir gün laf arasında söylemişti okulumu İstanbul'da bitirdiğim için İstanbul'un her yerini biliyordum...
Arkadaşlarla hava alanında buluşacaktık bir taksiye atlayıp hava alanına sürmesini söylerken çok heyecanlıydım.
Taksi durduğunda geldiğimizi anladım, ücreti ödeyip arabadan inip hemen arkadaşların nerede olduğunu bakındım..
Arkadaşlarla buluşup biletlerimizi aldıktan sonra uçak saatinin gelmesini beklerken Aybüke çok heyecanlıydı, Aytaç her zamanki gibi şakalar yapıp Aybüke'yi korkutuyordu.
Uçağımıza binme anonsu geldiğinde uçağa binmek için ayaklandık. Aybüke bizden çok heyecanlıydı haline kahkahalar atıyorduk.
Bursa İstanbul yolculuğu iki saat sürdü, iki saatin sonunda uçaktan indiğimde derin bir nefes aldım. Oldum olası yolculuktan nefret etmişimdir ama Gece için Gece'min gününü aydınlatmak için değerdi.
Bir taksiye binip Gece'nin evine doğru yola çıktık... Ben bizi nasıl bir şey bekliyor, nasıl karşılayacak diye düşünürken geldik, geldiğimizi görüp hemen arabadan inip apartmana girdik.
Kapısına geldiğimizde zile bastığımda hepimiz nefesimizi tutup açmasını bekledik.
Pastayı uçaktan indiğimizde aldık, kapı açılınca elimde pasta hepimiz tam sürpriz diye bağıracakken kapıda bir kadın olduğunu gördük, Aybüke heyecanlı sesiyle "Burası Gece'nin evi değil mi?" dedi kadın da güler yüzüyle onaylayınca Gece'nin arkadaşları olduğumuzu ve Geceye sürpriz yapmak için geldiğimizi söyledik, hemen bizi içeri davet etti.
İçeri girdiğimizde gece ağzı açık şaşkın donmuş vaziyette bize bakıyordu. Aytaç her zaman ki şebekliğini yapıp gülerek "ağzını kapat sinek girmesin." deyince Aybüke ve ben kıkırdadık, Gece'de kendine gelince hoş geldiniz diyip hepimize sarıldı.
Babası'nın çatık kaşlarını görünce biraz gerildim. Hepimiz Geceyle sarılmamız bittikten sonra babasının ve annesinin elini öpüp oturduk...
Gece hâlâ şaşkın vaziyete bize bakarken biz gülüyorduk. Biz erkekler babasıyla muhabbet ederken annesiyle beraber kızlar da mutfağa gitti. Ben babasının karşısında gergin gerin oturuyordum.
Hanımlar kahvelerle gelirken geceye bakıp göz kırptığımda başını eğdi, utandığını görünce gülme isteğimi zor bastırdım.
Onlar da oturunca kahvelerimizi içip sohbet ettik. Gece'nin ısrarlarıyla tatil olduğu için hepimiz birkaç gün burada kalmaya karar verdik...