Gece
Hayatında ne olacağını, başına ne geleceğini bilemez insan, yani bilemezmiş...
Birkaç gün önce hiç arkadaşı olmayan, hiç kimseyle anlaşmayan ben artık dostlarım var ne kadar sanaldan olsa da hepsiyle çok iyi anlaşıyoruz.
Güneş, güneş ismine rağmen hep gece karanlığını seven biri.
Gruba gireli bir hafta oldu, bu hafta içerisinde Güneşle özel konuşmamızda birkaç aydır benim paylaştıklarımı hep takip ettiğini ama mesaj atmaya bir türlü cesaret edemediğini sonradan bir anlık cesaretle yazdığını söyledi..
Ben hâlâ kendime inanamıyorum. Ne oldu? Nasıl oldu da onlarca mesaja cevap vermeyen ben Güneş'in mesajına cevap verdim.
Şimdi iyi ki vermişim diyorum.. O gün o mesaja cevap vermeseydim bugün böyle mutlu olamazdım.
Hayatıma çok olmadı gireli ama gruptaki hepsi çok iyi, çok cana yakın insanlar.
Aytaç, Aytaç tam bir korku sever her konuşmamızda korkunç ses kayıtları, korkunç videolar paylaşır bizimle her ses kaydını korkuyla açıyorum. Bir yandan Yağmur var, Yağmur şen şakrak, şakacı kişiliği olan bir kız..
Ben bunları düşünürken yanıma patronumun sekreteri Burcu hanım gelip bazı gerekli dosyaları imzalamam için verdi, imzaladım o gittikten sonra gözüm saate takıldı çıkış saatine daha bir saat vardı, saate bakıp oflayarak telefonumu elime aldım WhatsApp'a girip gruba İş yerindeyim çıkmama çok var ve can sıkıntısından gebereceğim.. Yazıp bıkkın emoji atıp telefonu masamın üzerine bırakarak bilgisayara odaklandım son aylarda yapılan ödemeleri, hesaplamaları kontrol ettim.
Mesai bitişi büyük bir oh çekerek çıktım iş yerinden.
Bir anlık bir kararla Arnisa'nın yanına gitmeye karar verdim. İlk olarak arabama binip bir oyuncakçıya sürdüm..
Arnisa bebeklerle oynamayı çok sever gerçi hangi çocuk sevmez ki..
Oyuncakçıya girip güzel sarı saçlı bir bebek seçtim, bebek çok güzeldi eminim Arnisa'da beğenir. Bebeğin fiyatını öğrenip parayı ödedikten sonra oyuncakçıdan çıkıp Arnisa'ların evinin yolunu tutum.
Kapının önüne geldiğimde içime bir şey oturdu sanki kötü bir şey olmuş gibi.. Durup kapıyı çalmadan önce içimdeki bu tuhaflığın geçmesi için derin bir nefes alıp vererek kapıyı çaldım.
Kapıyı üçüncü çalışta ağlamaklı gözlerle nine açtı, yüzüme öyle bir baktı ki o an içimdeki şeyin nedenini anladım.. Arnisa, "Arnisa" dedim güç bela fısıltılı bir sesle. Elimdeki oyuncak kaydı gitti, gözlerimde ki yaşlar sel olup aktı gitti..
Zar zor içeriye geçtim ninemle, neler olduğunu anlatı gözyaşları içinde. Sabah kaybolmuş ortalıktan Küçüğüm. Yaşıtlarıyla oynarken uzaklaşmış evin etrafından..
Nerdedir şimdi, ne olmuştur düşünceleri sardı bedenimi.
Evden çıkıp yürümeye başladım arabamı orada bırakıp Gece'nin bir yarısı nereye gittiğimi bilmeden yürüdüm göz yaşları içinde yürüdüm yürüdüm yürüdüm...
Yolda yürürken o an Arnisaya benzetim bir küçük kızı, Arnisa mı diye bakmak için ayağımın ağrısını umursamadan hızlandırdım adımlarımı içimden Arnisa olsun diye dua ederken.
Yanına gittim o değildi, Arnisa değildi... Duvarın kenarında tutulup bağıra bağıra ağlamaya başladım. Nerdesin Arnisa neredesin diye sayıklaya sayıklaya ağlıyordum.
Birden gök gürültüsü inletti sokağı bense orada hiç kıpırdamadan durdum sırılsıklam olana kadar durdum bekledim gelir, beni duyar diye bağırdım adını haykırdım....
Orada kaç saat durduğumu bilmeden zorlanarak yavaş yavaş kalktım oturduğum yerden. Acıyan ayağımı, ağlamaktan kırmızı olmuş gözlerimi umursamadan yavaş yavaş evin yolunu tutum.
Eve vardığımda ne bir şey yemek, ne bir şey içmek istemedi canım. Canım bir tek uyumak istedi, sabah olduğunda Arnisa, küçüğümün sesini duymak istedi..
Zorlanarak, iç çekerek üzerimdeki ıslak kıyafetlerden kurtulup sıcak suyun altına girdim. Su bedenimi ele geçirirken ne kadar kaldığımı bilmeden iyi gelen suyun altında kaldım.
Kaç dakika, kaç saniye, kaç saat kaldığımı bilmeden...
Gözlerimin kapanmaya başlarken suda çok durduğumu fark edip duştan çıktım.
Pijamalarımı giydikten sonra yatağa yatıp kafamda düşünceler dilimde tek bir dua ile kendimi uykunun kollarına bıraktım.