İçeriğe geç

Gece'nin En Güzel Tonu

Bölüm 3 · 10 dk okuma

Gece'nin En Güzel Tonu

Bölüm 3

HİKAYE

Talya ve Enes çok yakın bir pozisyondalardı. Gördüklerimin şokunu atlatamıyordum. Bu ne?

En sonunda dudaklarımı aralayıp konuşmayı başarmıştım. "Talya!" dediğimde ikiside irkilerek sesin geldiği yöne yani bize baktılar.

"Ne yapıyorsunuz?" dediğimde çocuğunu biriyle basmış bir anne tipi vardı ve çocuğum olmasada biriyle basmıştım. Yakın olmalarına bişey demiyorum daha bugün tanıştığı bir çocukla bu kadar yakınlaşması... Diyecek birşey bulamıyorum. Ben düşüncelere daldığım sırada Ayaz'dan bir ses yükseldi. "Lan kızı köşelerde öpeceksin diyemi telefonun kapalı, öpüşmenizi bölmezdim merak etme." dediğinde Talya'nın yüzü kızarmıştı.

"Ne öpmesi ya yok öyle birşey" diyerek durumu toparlamaya çalıştı Talya ama pek etkili olmuyordu. Ben hala şoktaydım.

"Saçmalamayın oğlum" diyerek Enes'te olaya el attı. Ayazın yüzünde biz gördüğümüzü gördük anlayacağımızı anladık ifadesi vardı. Hafif sırıtıyordu ve gülüşü çok güzeldi.

Ruhsuz da gülebiliyormuş. Talya ve Enes bize doğru ilerlediler. Birlikte arka bahçeden çıktık. Öğle arasının bitmesine az kalmıştı.

Bahçeye geldiğimizde Ayaz yanımızdan ayrıldı. Nereye gittiği beni ilgilendirmiyordu bu yüzden umursamadım.

Talya ve Enes az önce olanlardan sonra hala utanıyorlardı. Salaklar. "Benden utanıyormusunuz siz hala" diye sordum. İkiside birbirine baktılar. Utanıyorlardı.

Hava çok sıcaktı canım soğuk bişeyler istiyordu. Talya ve Enes'in yanından ayrılıp kantine doğru yürümeye başladım. Kantine geldiğimde soğuk bir gazoz alıp kantinden çıkacaktımki önüme iki kızın gelmesi ile adımlarım durdu.

Rüya ve yanında Funda denilen kız vardı. Tip tip bakıyorlardı bana. "Ayaz ile aranda ne var?" diyerek söze Rüya girmişti. Sorduğu sorunun saçmalığını bıraktım bu ne tavır? "Ne olması gerekiyor ve bu durum seni neden ilgilendiriyor?" dediğimde Funda gözlerini kıstı ve "Ayaz ile oturmalar, konuşmalar filan. Ayrıca Ayaz bizim arkadaşımız ve Rüya'nında sevdiği kişi. Bu yüzden tatlım Ayaz'dan uzak dur."dediği sırada tek kaşım havalandı. Ne diyorlardı bunlar be. "Güzelim sen beni kıskandın mı cidden?" dediğimde Rüya hala tip tip bakıyordu. Salak.

"Beni kenara çekip saçma sapan konuşamazsınız. Kime yakın olmam yada kime uzak olmam sizi ilgilendirmez. Eğer sevgili değilseniz bir boka karışamazsın canım. Hadi bay bay" diyerek ikisinede omuz atarak aralarından geçtim. Ruhsuzu seven kız kesinlikle salaktır. Buda en büyük örneği.

Gazozumu bitirmiştim çöp kutusunun oraya gittim ve gazozumu atıp koridorda yürümeye başladım. Saçlarım toplamak istedim ama yanımda toka yoktu. Okul dolaplarının olduğu kata çıktım ve dolabımı açıp içinden tokamı aldım.

Dolabımı kapattım ve aşağı inmek yerine sınıfa geçmeyi tercih ettim çünkü öğle arasının bitmesine beş dakika filan kalmıştı. Sınıfa girdiğimde sınıfta fazla kimse yoktu.

Sırama oturdum ve rastgele bir defterimin boş sayfasını açıp karalama bişeyler yapmaya başladım. Önümdeki kızlar abartılı bişekilde bişey konuşuyorlardı. Sesleri çığır aşınca artık sessiz kalmak istemedim. "Sessiz olur musunuz?" dediğimde kızların ikiside bana döndü. Sarışın mavi gözlü olan "Tamam rahatsız ettiysek kusura bakma" dedi. Tebessüm ettim ve tekrar karalama yapmaya devam ettim.

Sınıfın kapısı sert bir şekilde açıldı ve içeri Ruhsuz ve Ayarsız girdi. Sıralarına oturduklarında bişey konuşuyorlardı ama duymuyordum. Talya yoktu. Arkamı dönüp Ayarsıza "Talya nerde?" diye sordum. Ayarsız " Tuvalete gitti gelir az sonra" dedi.

Önüme döndüm tekrardan ve o sırada sınıf kapısı açıldı ve müdürümüz içeri girdi. Ders Kimya'ydı müdürün ne işi vardı ki?

Hepimiz ayağa kalkmıştık ve müdürün "oturun çocuklar" demesiyle hepimiz yerimize oturduk. "Çocuklar kimya öğretmeniniz rahatsızlandığı için bir haftalık rapor aldı. Dersiniz boş. Spor salonunu ineceksiniz. Sınıfta kalmak isteyen sınıfta da kalabilir ama koridorlarda dolaşmak yok." dedi ve sınıftan çıktı. Talya ile bakıştık ve spor salonunu inmeye karar verdik.

💫

Spor salonuna geldiğimizde bir voleybol topu alıp voleybol oynamaya başladık. Kızlardan çoğu voleybol oynuyordu. Erkekler futbol oynayacaktı ama kızlar bütün sahayı kapladığı için erkeklere yer kalmamıştı. Spor salonu'nda da futbol oynanmazdı. Salak gibi topa vurdukları için kafamıza gelmesi an meselesiydi.

Talya ile voleybol oynamaya devam ediyorduk. Bir anda servisi çok sert attığım için Ruhsuz'un bacağına gelmişti top.

Ruhsuz bir bana birde topa bakıyordu. Sonra topu eline aldı ve oturduğu yerden kalkıp bana doğru yürümeye başladı. O topu şuanda sert bir şekilde kafama atsa şaşırmazdım çünkü yapardı.

Yanıma geldi ve "Gel oynayalım" dedi. Anlamadım? "Sana top atmam beraber oynamak için değildi yanlışlıkla attım." dediğimde yüzüme herzamanki dikkatli bakışlarını dikti. "Öyle algılamadım." dedi ve voleybol topunu bana attı. Ona karşılık olarak bende ona attım ve bu şekilde voleybol oynamaya devam ettik.

Bir ara gözlerim köşede oturmuş kıskanç bakışlarla bizi izleyen Rüya'ya takıldı. Kudurmuştu. Salak.

Biz oynamaya devam ederken Enes ve Talya'da kenarda voleybol oynuyorlardı. Ayaz tekrar bana attığında topu karşılayamadım çünkü birisinin bana çarpmasıyla sendeledim. Kafamı kaldırıp baktığımda bana çarpan kişinin Rüya olduğunu gördüm.

Bu kadarıda yeterdi. Ben kimsenin kıskançlıklarını çekemezdim.

"Arkadaşlar, bir dakika buraya bakabilir misiniz? Size önemli bir şey söyleyeceğim." dediğimde herkes meraklı gözlerle bana bakıyordu. "Bu yanımda gördüğünüz arkadaş Rüya Ayaz'dan hoşlanıyor hatta hoşlanmak bir yana aşık." diyerek sonunda bombayı patlattım.

Rüya'nın gözleri dolmuştu Funda şaşkın bir şekilde bakıyordu Ayaz herzamanki gibi ifadesizdi ama gözlerinde 'neden yaptın?' sorusunu görebiliyordum. Rüya spor salonundan hızlıca çıktı ve arkasından Funda'da gitti. Herkes artık yavaş yavaş dedikodulara başlamıştı. Bazıları "oha" diyordu bazıları "Acaba Ayaz'da seviyormu?" diyordu.

Ben etrafa bakarken bir anda kolumda bir el hissettim ve hızlıca kendimi spor salonunun çıkışına sürüklenirken buldum. Kafamı kaldırıp baktığımda bunu yapanın Ayaz olduğunu gördüm.

Kolumu çekmeye çalıştım ama bırakmadı. "Napıyorsun be" dediğimde spor salonundan çıkmıştık.

Birbirimize bakıyorduk. "Neden böyle birşey yaptın?" dediğinde kafamı dik birşekilde tuttum."Sana açıklama yapmak zorunda değilim." dediğimde dişlerini sıktı. "Efsun sana çok ciddi bir soru soruyorum neden böyle birşey yaptın?" dediği sırada artık tutamadım kendimi "Sürekli bir köşede kıskanç bakışlar yada bir köşede tehdit edilircesine uyarılmak bana göre birşey değil. O aptal bunu çok önceden haketti." dedim.

"Ne olursa olsun gururunun nasıl incindiğinin farkındasın değil mi?" dedi. Banane onun gururundan. Yılan gibi köşelerde kıskanç bakışlar atmasını ben söylemedim. "Umrumdamı sence? Ayrıca sen hayırdır ya beni böyle köşelere çekmek filan?" dediğimde gözleri kısıldı.

"Okul çıkışı yapacak mıyız ödevi?" dedi. Konuyumu değiştiriyordu bu? İşime gelirdi. "Eğer senin için uygunsa buluşuruz." dedim.

"Telefon numaranı ver ben ararım seni." dediğinde telefon numaramı verdim ne diye kaydettiğini görmedim. Hırçın Kız diye kaydetmiştir kesin.

💫

Yatakta uzanmış müzik dinlerken telefonum çaldı. Baktığımda yabancı bir numara olduğunu gördüm ama açtım.

"Alo"

"Alo Efsun selam ben Ayaz"

"Aa Ruhsuz, yarım saate çıkarım."

"Tamam konumu gönderiyorum"

"Tamam"

"KONUM"

Attığı konuma baktığımda bir evin konumuydu. Kendi evimiydi acaba?

Şarkı mırıldanarak yatağımdan kalktım ve dolabımı açtım.

"Bir bakışın ortasında durdum düşünüyorum, kalbimden korkutan sonra ben niye yaşıyorum... "

Dolabımdan beyaz bir crop ve mavi bol bir kot pantolon aldım. Üstümü giyindikten sonra saçlarımı taradım ve mavili beyazlı şık bir çanta aldım. Telefonumu da aldıktan sonra odamdan çıktım ve aşağı indim.

Babam salonda oturmuş telefonuna bakıyordu. Benim aşağı indiğimi farkettiğinde kafasını kaldırıp bana bakmıştı.

"Nereye kızım"

"Bir arkadaşımla ödev yapacağız babacım fazla geç kalmam merak etme"

"Tamam canım"

Evden çıkıp şöförümüz Kemal abi ile birlikte Ruhsuz'un attığı konuma geldik.

"Kemal abi sen burda bırak beni akşamda ben aradığımda gelirsin almaya"

"Tamam Efsun Hanım"

Kemal abi gittikten sonra arkamı dönüp eve doğru baktım. Baya lüks bir evdi. Bahçe kapısı kilitli değildi içeri girdiğimde evin kapısı açıklmış önünde ise Ayaz vardı.

Kapıya doğru ilerledim. Yüzüme sahte bir gülümseme yerleştirdim. "Selam" dedim. "Aleykümselam, hoşgeldin." dedi.

"Hoşbulduk Ruhsuz." Eve girdiğimde içerisi çok düzenliydi. Acaba tekmi yaşıyordu yoksa ailesiyle mi? Tek yaşıyor gibiydi çünkü ev sessizdi.

Eliyle ilerideki masayı gösterip "Şuraya geçelim." dedi. Gösterdiği yere doğru ilerleyip çantamı masanın üstüne bıraktım.

"Aslında benim aklımda birkaç kurgu var." diyerek söze başladım."Ama birlikte yapacağımız için seninde fikirlerini öğrenmek zorundayım. Sen bişeyler düşündün mü?" dediğimde kısa ve net bir cevap verdi "Hayır."

"Ne demek hayır. Birlikte yapacağız ya hani sende mi bir fikir ortaya koysan" dedim. Çocuk şaka gibi. Düz hayır dedi resmen. "Benim için farketmez, ha illaki sende fikir koy diyorsan tamam bişeyler katarım bende."

"Eğer iyi bir katkı yapacaksan zahmet olmazsa tabii" dedim gıcık bir tavırla. Sırıttı salak. Çantamdan kağıt kalem çıkardım ve koltuğa oturdum. Oda karşıma oturdu.

"Şimdi nerden ve nasıl başlayacağız?" diye çok sıradan bir soru sordum. "Sen demedin mi 'benim aklımda birkaç kurgu var' diye?" dedi. Evet demiştim ama onunda aklında ne olduğunu öğrenmek istiyordum. "Tamam o zaman" dedim ve söze başladım"hikayeyi aşk üzerine kurgulayalım diyorum eğer senin içinde uygunsa" dedim.

"Aşk üzerine olan hikaye çok saçma olur bence hayat üzerine kurgulayalım" dedi. "Aşka inancın yok mu?" diye bir soru çıktı ağzımdan. Gözlerime baktı ve "Yok" dedi. Böyle bir insanın aşka inanmasınıda beklemezdim zaten.

"Peki aşk ve hayatı birleştirsek"dedim. Birkaç saniye düşündü ve "Tamam" dedi. Yazcağımız hikaye sınıfın en kötü hikayesi olabilirdi. Olacaktı da zaten.

"Peki nasıl başlayacağız?" dedim. Çok sıkıcı bir ödevdi cidden. Ruhsuz ile yapmak daha sıkıcıydı. "Hayatı tanımlayarak başlayalım" dedi. "Olmaz ya öyle" dedim.

"Neden?"

"Saçma olur. Bence iki kişinin aşkını yazalım." dedim.

"Benim kararlarıma saygı duyulmuyor. Neden?"

"Düzgün kararlar ver saygı duyarım." dediğimde tek kaşı kalktı. "Öyle mi?"

"Öyle" dedim e harfini uzatarak.

💫

Çok sıkıcı bir şekilde hikayemizi yazdık. En sonunda bitirmiştik.

"Sonunda" dedim bıkkın bir şekilde. Ayaz'da çok yorulmuştu. Şakaklarını oluşturdu ve "Baya yorulduk istersen bir kahve içelim sonra gidersin." dedi.

"Beni zehirlemeyceksen içelim" dediğimde güldü. Mutfağa gittiğinde bende onu takip ettim. Mutfağı baya düzenliydi. "Merak ettim bu evde tek mi yaşıyorsun?"

"Evet" dedi. "Ama ben filan toparlamıyorum hizmetçiler geliyor filan."

"Kahve nerde?" diye sordum.

"Alttaki dolapta" dedi. Alttaki dolabı açtım ve kahveyi aldım. "Sütlü kahve sever misin?" diye sordum. Çünkü en iyi yaptığım kahve sütlü kahvedir.

"Eğer iyi yaparsan tamamdır benim için." dedi. Güldüm. "Çok iyi yaparım." dedim. Güldü. "Göreceğiz." dedi.

Kahveleri yaptıktan sonra koltuğa oturduk tekrar. Ayaz kahveye garip garip bakıyordu. Zehir içecekti sanki. Gözünün önünde yaptım hala bakıyordu kahvenin orasına burasına.

"Gözünün önünde yaptım hala ne bakıyosun?" dediğimde bakışlarını kahveden çekti ve bana dikti. "Hiç güven vermiyorsun" dediğinde gülerek göz devirdim.

"Sende haklısın daha bugün tanıştığın bir kıza asla güvenme melisin birde o kız bensem asla" dedim. Gözlerimin içine çok dikkatli bakıyordu. Göz teması kurmayı seviyordu.

Kahve bardağını eline alıp bir yudum aldı. Birkaç saniye durduktan sonra beğenmiş birşekilde dudağını büzdü. "Daha bugün tanıştık ama senin gibi birisi nasıl bu kadar güzel kahve yaptı şaşırdım." dedi. Güldüm. Hatta otuz iki diş sırıttım. "Ummadık taş baş yararmış" dediğimde bu sefer o güldü.

Uzun bir süre bolca sohbet ettik ve Ruhsuz'un eğlenceli yanını keşfetmiş oldum.

"Yarın okulda görüşürüz"

Gülümsedi. "Görüşürüz"

💫

"Evet çocuklar şimdi hepiniz yaptığınız ödevi göstereceksiniz." dediğinde listeden başladı isimleri söylemeye. Sıra bize gelmişti. Ayaz ile yerimizden kalktık kağıtlarımızı alıp tahtaya doğru ilerledik.

"Evet başlayabilirsiniz çocuklar" dediğinde ilk ben başladım.

"Yalnızdım, çok yalnızdım. Kimsem yoktu onun dışında. Hep korkardım oda beni bırakır diye. Korkardım onu kaybedeceğimden. Yalnızlıktan değil onsuzluktan korkardım."

Ben sözlerimi bitirdikten sonra söze Ayaz devam etti.

"Bırakamazdım onu. Yalnızlığa mahkum yapamazdım. Onsuz yapamazdım. Gözlerini görmeden yaşayamazdım"

Ben devam ettim,

"Aşk kelimesini senden öğrendim. Senden Alex senden. Senin gibi bakmadı bana kimse.

"Bakamaz Clara benim gibi kimse bakamaz. Her nekadar karşı gelseler de aşkımıza,vazgeçmem senden."

"Karşılar Alex, bize karşılar. Bu aşkın sonu ölüm ya sana ya bana."

"Ölüm varsada ikimize var. Sadece birimize yok."

"O zaman kimse öldürmeden biz ölelim. Kimsenin eli değmesin aşkımıza"

"Şu uçurumdan atlasak el ele Clara tekrar buluşurmuyuz başka bir diyarda?"

"Eğer sevgimiz masumsa buluşuruz sevgilim."

"Atlayalım ozaman el ele. Gidelim bu diyardan. Son gördüğümüz yüz katilimizin değil birbirimizin yüzü olsun."

"Gidelim sevgilim, senin sevginin ucunda ölüm olsada gelirim."

~SON~

Hikayemiz bittikten sonra sınıftaki herkes alkışlamaya başladı. Edebiyat hocamızda dahildi. Alkış sesleri bittikten sonra hocamız "Aferin size çocuklar. Çok güzel bir hikaye yazmışsınız. Biraz kesit gibi olmuş ama sözleriniz çok etkileyici. Aferin" dedi.

Kafamı sınıfa çevirdiğimde Rüya kudurmuş gözlerle bizi izliyordu. Yanındaki Funda'da Rüya'yı teselli etmeye çalışıyordu. Ayaz'a döndüğümde ifadesizce sınıfa bakıyordu. Yerimize oturmadan önce birbirimiz tebrik ettik.

Zil çalmıştı. Enes bize seslendiğinde Talya ve ben arkamızı döndük. "Kızlar yarın benim doğum günüm var. Arkadaşlarımın hepsi davetli. Sizde arkadaşım olduğunuza göre sizde davetlisiniz. Konumu okul grubunda paylaşacağım. Gelirseniz çok mutlu edersiniz" dedi. Hızlı bir şekilde Talya'dan "Geliriz tabiki" diye bir cevap geldi. Ben daha fikrimi söylemedim.

"İşim olmazsa gelirim" dedim. Enes gülümsedi. Çok sıcakkanlı bir çocuktu. Birazda saftı. Eşyalarımızı toparlayıp çantamızın içine koyduktan sonra sınıftan çıktık. Arkamızdan Enes ve Ayaz geliyordu.

Okul bahçesi arabalarla doluydu. Okul bahçesine araba yasağı gelmeli kesinlikle. Yavaş adımlarla ilerliyordum ama benim yavaş adımlarım Talya'nın iki adımı ile eş değerdi. Ondan biraz önde yürüyordum.

Arabalar sıkışıktı. Karşıdaki kaldırıma geçmek için yürüyordum. Ayağım bir anda bir taşa takıldı ve tam düşecekken birisi beni tuttu. Kim olduğunu görmem için bir çift lacivert göz görmem yeterli olmuştu.

Düşeceğim sırada beni belimden tutmuştu ve kendine çekmişti. Bendenlerimiz birbirine yapışık ben yere doğru eğilmiştim ve oda benim üstüme eğilmişti. Çok yakındık!

Lacivert gözleri gözlerimden ayrılmıyordu. İlk defa bir erkekle bu kadar yakınlaşmıştım. Kolları hala sıkıca belimdeydi. Gözleri ise gözlerimde.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.