Bakışları beni bulduğunda onunda benim kadar şaşırdığına eminim ama kanıtlayamam. Önünde iki kız girmişti ve ikiside kendini beğenmiş tiplerdi.
Daha çok şaşırmama sebep olan şey ise daha deminden Talya'nın kafasına top atan çocuğun da bizim sınıfa girmesiydi.
Ne bu şimdi. Film mi çeviriyoruz? Hayatımda gördüğüm en kötü sınıf olabilir.
Arkalarından bir çocuk daha girmişti ve çocuk girer girmez neşeyle "Selam millet, ben Berke" diye bir giriş yapmıştı. Birkaç kişi gülmüştü ama ben hala şaşkındım.
Elinin ayarı olmayan çocuk Berke'ye baktı ve "Sus be olm bari burda yapma" dediği sırada Berke denilen çocuk etrafına bakıyordu.
Bu çocukta aşırı yavşak tipi vardı. Kızlara bakarak sırıtıyordu ve en sonunda gözleri beni buldu. Gülerek bana baktığı sırada daha fazla kendimi tutamadım. "Önüne bak." diyerek onun bakışlarına gayet net bir cevap verdim.
Ruhsuz sözlerimi duyduktan sonra bakışlarını bana çevirdi ve dikkatle süzdü beni. Hayırdır der gibi kafamı salladığımda bakışlarını benden çekti ve arkadaşına bi şeyler dedikten sonra bizim oturduğumuz yöne doğru yürümeye başladılar.
Talya telefonuyla uğraşıyordu olanları pek algılamıyor gibiydi. Bana dönerek "Efsun benim biriyle konuşmam gerekli ders başlamadan gelirim" dedi ve yerinden kalkıp sınıftan çıktı.
Ben önüme döndüğümde Ruhsuz ve elinin ayarı olmayan çocuk bizim arkamızdaki sıraya oturmuşlardı. Bende telefonumu açıp bakmaya başlamıştım. Talya yanıma geldiğinde telefonumu kapattım ve Talya'ya döndüm. Talya etrafa bakınıyordu hala.
Bende biraz etrafıma baktığımda bir kızın bizim tarafa doğru baktığını gördüm. Bana Bakmıyordu arkamdakine bakıyordu.
Sınıf tamamıyla dolmuştu ve sonunda hocamız gelmişti. Bütün öğrenciler ayağa kalktığı sırada hocamız "Oturabilirsiniz çocuklar, buyrun." dediği sırada herkes oturmuştu.
Hocamız yoklama değerini açıp tek tek isimleri okumaya başladı.
Cenk Bostancı
Caner Özdemir
Alp Sivri
Sıla Tekinsoy
Rüya Mizgin
Enes Ünal
Talya Güven
Gizem Kaya
Berke Vural
Funda Arslan
Tunç Yılmaz
Ayaz Kaan Arslan
Tuğçe Yılmaz
Efsun Gece Çelik
Can Şahin
Poyraz Koçak
Buse Yayık
Derya Akyol
Herkes ismi okunduğu sırada "burda" diyerek kendini doğruluyordu. Hoca Ayaz Kaan Arslan dediği sırada arkamdan kalın tok bir ses "Burda" demişti.
Yoklama bittikten sonra normal bir şekilde ders işlemiştik. Teneffüs zili çaldığında hocamız toparlanıp sınıftan çıktı. Berke denilen çocuk bizim sıraya doğru ilerlediğinde tek kaşımı kaldırmış ters ters ona bakıyordum.
Yanıma gelip tanışalımmı diyerek elini uzattığında bir ona birde eline bakıyordum. Harbi yavşaktı. Gülümseyerek bana bakıyordu.
"Siktir git. Belanı benden bulma kıvırcık." dediğimde salak gibi yüzüme bakarak gülmeye devam ediyordu.
O sırada arkamdan bir ses geldi. "Berke uğraşma." Emir verir gibi konuşuyordu. Ona doğru döndüğümde kıstığı gözleriyle bana bakıyordu.
"Pardonda ben kendimi savunabiliyorum." dediğimde hafif sırıtarak "Küfür ederek mi?" dedi.
"Evet küfür ederek sanane amına koyayım." dediğimde kaşları çatıldı.
"O ağzını topla hırçın kız." dediğinde bakışlarım gözlerini buldu. Lacivert gözleri dikkatle bana bakıyordu.
"Bana karşı doğru düzgün konuş. Ayrıca bana lakap takma yetkisini sana kim verdi." dedim. Çocuğun gözleri çok güzeldi. Cam gibi lacivert gözleri vardı ve yalan yok tipide güzeldi. Ama beni ilgilendirmez.
"Yetki almama gerek yok" diyerek rahat bir cevap vermişti. Adamdaki rahatlığa bak.
"Kes sesini ve şu arkadaşını benden uzak tut Ayaz Kaan Arslan" ilk defa ismini kullanmıştım. Sinir bozucu bir tavırla "Benimle emir vererek konuşamazsın ve orası Berke'ye kalmış Efsun Gece Çelik." dediğinde garip hissettim. Oda benim gibi ismimi bastırarak söylemişti. Lacivert gözleri kısık bir şekilde bana bakmaya devam ediyordu. Göz devirerek Talya'ya döndüğümde Talya elinin ayarı olmayan çocukla konuşuyordu.
"Talya" diye seslendiğimde bana döndü. "Ben kantine gidicem gelicek misin yoksa burda elinin ayarı olmayan çocuk ile sohbet etmeye devam mı edeceksin?" dediğimde elinin ayarı olmayan çocuk elini uzatarak "Ben Enes" demişti. Yine göz devirdim.
Uzattığı eli sıktım "Bende Efsun" dediğimde yüzümde oldukça gıcık bir ifade vardı. Çocuğun elini fazlasıyla sıkıyordum bu yüzden en sonunda dayanamayarak elini çekti ve "Memnun oldum." dedi. Tip bir bakış attım ve Talya'ya döndüm.
Talya'nın bakışlarından anlayacağımı anladım ve oturduğum yerden kalkıp Berke'ye omuz atarak sınıftan çıktım.
Kantine indim ve boş masalardan birine oturarak telefonuma bakmaya başladım. Zil sesini duyduğumda oflayarak oturduğum yerden kalktım. Merdivenlere doğru yöenldiğimde arkamdan birisinin seslendiğini duydum ve o tarafa doğru döndüğümde bana seslenen kişinin Can olduğunu gördüm.
"Efendim"dediğimde bana doğru yürümeye başladı.
" Matematik hocasının verdiği ödevi ben pek anlayamadımda okul çıkışı birlikte yapalım mı?" dedi.
"Tamam" dediğimde gülümsedi. Tekrar merdivenlere yöneldim ve sınıfa girdiğimde Talya ve Enes'in gülerek konuştuğunu gördüm. Kaşlarımı çattım ve yanlarına doğru gittim.
Ruhsuz yerinde yoktu. Çantamı açtım ve içinden Ruhsuz'un verdiği kitabı çıkradım. İlk sayfasını açıp şu sözleri yazdım;
Benim kimle nasıl konuşacağım seni ilgilendirmez Ruhsuz. Ayrıca kimseye yalvardığım filanda yok.
Efsun Gece
Notu yazdıktan sonra kitabı kapatıp Ruhsuz'un masasına bıraktım.
Ruhsuz beyimiz sınıfa girdiğinde ilk benimle göz göze geldi. Çok dikkatli bakıyordu. En sonunda sırasına oturduğunda önündeki kitaba baktı. Ben artık önüme döndüm.
Edebiyat hocamız yine geç kalmıştı. Bir anda önüme düşen şey ile bakışlarımı önüme çevirdim. Kitap.
Arkamı döndüğümde arkasına yaslanmış sabit bir ifadeyle bana bakıyordu. Tekrar önüme döndüm ve kitabı alıp ilk sayfasını açtım. Yeni bir not yazmıştı.
Evet haklısın senin hakkında hiçbirşey beni ilgilendirmez Hırçın Kız. Ayrıca bana yalvardığını kabul et.
Ayaz Kaan
Aşırı sinir bozucu bir çocuktu. Gıcık.
Arkamı döndüm ve ona sabit bir tavırla"Tabikide ilgilendirmez. Sana filan yalvarmadım." dediğimde yaslandığı yerden doğruldu ve bakışlarını gözlerime dikti "Yalvardın. Kabul et." dedi.
Dişlerimi sıkarak"Yalvarmadım" dediğimde tip tip bakıyordu hala. Manyak.
Aramızdaki bakışmayı bölen şey Enes'in "Sizin aranızda ne var abi?" demesi olmuştu.
Ayaz ile aynı anda "Hiç" demiştik ve bunu dedikten sonra bakışlarımız tekrar kesişti.
Hocamız sınıfa girdiğinde herkes ayağa kalktı ve sonrasında hoca "buyrun" diyince herkes tekrar yerine oturdu.
"Şimdi çocuklar herkes dikkatle beni dinlesin." diyerek söze girdi hocamız ve devam etti. "Yeni sınıfınızla kaynaşmanız için vereceğim bu ödeve hepinizin katılması zorunludur." dedikten sonra Rüya "Peki ödevimiz ne hocam?" diyerek aşırı gereksiz bir soru sordu.
"Sözümü bölmezsen söyleyeceğim Rüyacığım" dediğinde birkaç kişi güldü. Bu kız gereksiz laf uzmanıydı galiba.
Hocamız devam etti"Sınıf listesine göre 2li gruplar oluşturacağım ve sizlerden kendinize özgü tamamıyla hayal gücünüzle bir hikaye oluşturmanızı isteyeceğim." dedi. Hayatımda duyduğum en saçma ödev olabilirdi.
"İlkokul çocuğumuyuz hocam biz" demişti Enes.
"Verilen görev sorgulanmadan yapılır Enes." dedi Edebiyat hocamız Ahmet Hoca.
"Şimdi sessiz olun gruplaşmanızı yapacağım." dedi ve başından erkekli kızlı gruplar oluşturmaya başladı.
"Cenk ve Sıla, Caner ve Rüya, Alp ve Gizem, Enes ve Talya, Berke ve Funda, Tunç ve Tuğçe, Ayaz ve Efsun... " dediği noktada bir anda bağırdım.
"Ne!" dediğim anda herkesin bakışları bana döndü. Ben bakışları aldırış etmeden sözüme devam ettim "Hayır hocam böyle gruplaşma olmaz. Anlaşamıyoruz biz. Ödevi filan yapamayız." dediğimde Rüya'danda bir ses geldi "Evet hocam bencede arkadaşlar madem anlaşamıyorlar o zaman ben Ayaz ile grup olayım Efsun arkadaşımızda Caner ile grup olsun." dediğinde arkadan bir gülme sesi geldi ve bu ses Enes ve Berke'ye aitti.
"Sessizlik. İtiraz istemiyorum ayrıca madem anlaşamıhorsunuz daha iyi olur anlaşırsınız." dedi Ahmet Hoca. En nefret edeceğim ödev kesinlikle. Ruhsuzla ödev yapılır mı?
"Sakin ol. Yemeyeceğim seni." dedi Ruhsuz.
Ona doğru döndüm ve "Yiyemezsin zaten, boğazında kalırım." dedim ve gözümü devirerek önüme döndüm.
💫
Dersler hızlı geçmişti ve öğle arasına girmiştik.
Talya ile birlikte eşyalarımızı toparlayıp kantine inmiştik. Enes ve Ayaz'da kantindeydi. Bizi gördüklerinde Enes ve Talya birbirlerine selam verdiler. Talya onların yanına doğru gidiyordu. Benide kolumdan tutup "Hadi Efsun" dedi ve çekiştirerek oraya doğru götürdü.
Kantinden tost ve çay alıp bir masaya geçtik. Enes ve Ruhsuz ile aynı masada oturmamızdan hiç memnun değildim ama Talya için aynı şeyleri söyleyemeyeceğim. Hanımefendi ayarsız ile çok iyi anlaşmaya başlamıştı.
"Hazır oturmuşken edebiyat ödevi hakkındamı konuşsak" diyerek Talya ortaya bir laf attı.
"Ben yapacağım diye birşey demedim" dediğimde hepsi bana döndü.
"Senin yüzünden 0 alamam. Bende seninle ödev yapmaya meraklı değilim ama 0 filanda almam." diyerek sert bir şekilde konuştu Ruhsuz.
"Bende 0 alacağım ve senin 0 Alman umrumda değil." dediğimde gözlerini kıstı ve "Peki gidelim Ahmet Hoca'yla konuşalım ayrı ayrı yapalım. Mantıklı düşün hemen vazgeçme."dedi.
" Ben mi mantıksız düşünüyorum?"dediğimde "Evet, sen mantıksız düşünüyorsun." dedi. Sinir Bozucu Ruhsuz.
"Arkadaşlar bir sakin olun ya siz neden bu kadar agresifsiniz?" dedi Ayarsız.
"Evet ya sakin olun. Birlikte yapalım işte nolacak sanki." dedi Talya'da Ayarsıza katılarak. Bu ikisi iyice sinir bozucu olmaya başladı.
"Pekala tamam bugün okul çıkışı bir yerde buluşup yapalım." dedim. Ama yapacaklarımdan habersizdi Ruhsuz bey. Talya ve Enes rahat bir nefes verdi. Ruhsuz her zamanki gibi ifadesizdi.
Tostumu yemeye başlamıştım. Ruhsuz telefonuyla ilgileniyordu.
Bişeyler yaptıktan sonra telefonunu kapattı ve bize döndü. Enes ve Talya yine akıcı bir şekilde sohbet ediyorlardı.
Bu sefer konuyu ben açtım. "Madem birlikte ödev filan yapacağız tanışalım" dediğimde hepsi bana döndü. Talya ve Enes dünden razıydı zaten ama Ruhsuz için aynı şeyleri söyleyemem. İfadesizce "İsimlerimizi bilmemiz yeterli." dedi. Ruhsuz manyak.
"Sen hep böyle ruhsuz musun?" dedim. "Sen hep böyle laf mı atarsın?" dediğinde gıcık bir gülümsemeyle "Evet" dediğimde bu sefer o göz devirdi.
Yemeğimizi bitirdikten sonra okul bahçesinde bir yere oturmuştuk. Enes ve Talya kesintisiz konuşuyorlardı. Kendimi satılmış hissetmem normal mi? Şuan o durumdaydım. En yakın arkadaşım tarafından bir günlük erkek için satılmıştım. Ruhsuz telefonuyla meşguldü. Çok soğukkanlı bir insandı. En sonunda Talya hanım bize doğru döndü ve "Eee siz hikayenizin kurgusunu planladınız mı?" dedi. Adam ağzını açmıyor ki nasıl kurgu yapalım.
"Eğer sohbet kurabilirsek kurgusunu planlayacağız." dediğimde Ruhsuza döndüm. Kafasını kaldırıp bana doğru döndü ve "Fazla konuşmayı sevmiyorum." dedi ve tekrar telefonuna döndü. Manyak. Yok bunla ödev filan yapılmaz ya.
"Peki tamam kalk gidelim Ahmet hocaya söyleyelim kalk." dediğimde ifadesizce yüzüme baktı ve oturduğu yerden kalktı. Olduğum yerde öylece kaldım. Ben bunu böyle düşünmemiştim ama.
"Hadi, gidelim" dediğinde bende oturduğum yerden kalktım. Beraber okula doğru yürümeye başladık. Okula girdiğimizde sakin adımlarla ilerliyordu. Yüzü ifadesiz kafası dikti.
Öğretmenler odasına geldiğimizde kapıyı tıkladım ve yavaşça kapıyı açıp içeri girdik. İçeride birçok hoca vardı ama edebiyat hocası yoktu. Hemen matematik hocasına edebiyat hocasını sorduk.
Edebiyat hocasının öğleden sonra dersi olmadığı için gitmiş. Öğretmenler odasından çıkıp tekrar bahçeye gittik. İkimizde sessizdik.
Oturduğumuz yere geldiğimizde Talya ve Enes yoktu. Nerdeydi bunlar. İkimizde birbirimize baktık. Ayaz telefonunu çıkarıp bişeyler yaptı. Enes'i arıyordu. Ama Enes açmamıştı. Ayaz sessizce küfür ediyordu. Sessizdi ama duyulmayacak kadarda değildi. Bana döndü ve "Sende Talya'yı ara" dedi. Bana emir veremezdi ama şuanda pek umursayacak değildim. Telefonumu çıkarıp Talya'yı aradım. Ama telefonu kapalıydı. "Telefonu kapalı" dediğimde sinirle "sikeyim böyle işi ya" diyerek yine küfür etmişti.
Garipti ama küfür ağzına yakışıyordu. Adamın ses tonu çok iyiydi zaten. Neyse Ruhsuzu bu kadar övmek yeter. O kim ki be.
"Gel benimle" dediğinde onu takip ettim. Beraber okulun arka taraflarında bir yere gidiyorduk. Okulun arka taraflarında boş pis bir yerdi burası. Ben bile bilmezken bu nasıl biliyordu burayı?
Onunla birlikte ilerlemeye devam ettim. Bana döndü ve "Arkamda kal" dedi. Kafamı sallayarak söylediklerini onayladım. Tekrar önüne döndü ve ilerlemeye devam etti. En sonunda gördüğümüz şey ile ikimizde olduğumuz yerde kalmıştık.