Sessizce okul koridordunda yürüyordum ama benim sessizliğime karşı okul koridoru hiçte sessiz değildi. Gülme sesleri, konuşma sesleri ve birçok ses birbirine karışıktı.
Bir uykumun bölünmesinden birde yüksek sesli ortamlarda kalmaktan nefret ederdim. Ama şuan nefret ettiğim şeyleri yaşamak zorunda kalıyordum. Ula hayaaaattt.
Sınıftan içeri girdiğimde nihayet ortam azda olsa sessizdi. Ama bu sessizlik çokta uzun sürmedi. Sınıftan bir kızın çığlığı ile bir anda irkildim. Neden bağırdığını anlamak için o yöne döndüğümde kızın "BÖCEK!" diye tekrar bağırdığını duydum.
Salakmıydı bu böcek gördü diye bağırıyormuydu cidden. Yalan yok bende örümcekten korkardım ama düz böcekten değil yani.
Salak kız ağlamaya yüz tutmuştu. Hala kıza bakarken bir anda kolumda bir el hissettim ve bir anda kendimi sınıf dışında buldum. Beni çeken kişinin kim olduğunu gördüğümde rahatladım. Talya,en yakın arkadaşım.
"Kızım ne yapıyosun ya öyle arkamdan manyak gibi gelip kolumdan çekmek ne."
"Ay korkuttum mu? Kusura bakma." Yok canım hiç korkmadım.
"Noldu Talya böyle gizli gizli kenara çekmeler filan?"
"Olanları duydunmu?" Ne olmuştu ki.
"Ne olmuş?"
"Sınıflar karma yapılacakmış Efsun!" Ne! Karma mı? Hayatımda duyduğum en saçma cümle olabilir.
"Ne karması?" derken aşırı salak bir ifade vardı yüzümde.
"Bizim sınıfta dahil 11. Sınıflar arasında bir anlaşmamazlık varmış. Çok fazla kavga oluyormuş ve bu yüzden okul kurulu sınıfların karma yapılmasına anlaşamayan çocukların ayrı sınıflara düşmesine karar vermiş." duyduklarımı dikkatle dinliyordum.
"Ne kadar saçma bişey anlaşamayanları ve sürekli huzursuzluk çıkaranları okuldan kovsunlar neden böyle saçma bişey yapıyorlarki? Saçmalık." Gerçekten çok saçma birşeydi. Sınıfım zaten iğrenç birde yeni sınıfımı çekicem. Of gerçekten Off.
"Artık orasını bilmiyorum hafta sonu sınıflar karma yapılacakmış. Pazartesi günü yeni sınıfımızda olucakmışız." Şaşırdığım şey sınıfların karma olması değil bu kızın bu bilgileri nerden aldığı. Yürüyen haber kaynağı resmen. Okul gazetesi olsa kesinlikle başında Talya olurdu.
Pazartesimi karma olucakmış! Bugün Cuma yani eski sınıfımda son günüm.
"İnşallah bizi ayırmazlar ya." dediğinde hafif tebessüm ettim.
"Merak etme eğer ayırsalar bile bir şekilde yine aynı sınıfta oluruz senle." dediğimde güldü.
Çok sıcakkanlı bir kızdı ve ben onun bu halini çok seviyordum. Okuldaki en yakın arkadaşımdı ve birbirimizden asla hiçbirşey saklamazdık.
💫
Bütün rafların arasında tek bir kitap arıyordum. William Shakespeare'in 'Hırçın Kız' adlı kitabı.
Dikkatlice raflara bakıyordum ama yoktu. Bir kitabı bulmak bu kadar zor olmamalı.
En sonunda bıkkınlıkla son rafa bakıyordumki gördüğüm şeyle şok oldum. Orda! Aradığım kitap bir adamın elindeydi. Ben bu kitabı okumayı çok istiyordum ve bu kitap benim olmalıydı.
Hızlıca adamın yanına gittiğimde adam geldiğimi farketmişti ama yüzüme bakmadan kitabı incelemeye devam ediyordu. Ruhsuzmuydu be bu. Yanına biri gelip dikkatlice ona bakınca insan böylemi tepki verir.
En sonunda adama bakmayı kestim ve konuştum. "Pardon, kusura bakmayın rahatsız ediyorum ama elinizdeki kitaptan sanırım son bir tane kalmış ve oda sizin elinizde. Eğer sizin için acil değilse elinizdeki kitabı ben alabilirmiyim." Bu ne kibarlıktır be Efsun.
Adam sakın bir ifadeyle kafasını kitaptan kaldırdı ve yüzünü bana çevirdi. "Acil desem ne olacak?" Banane sana acilde bana daha acil.
"Bakın ben bu kitapı uzun zamandır arıyorum ve şimdi yeni buldum."
Adam ifadesizce yüzüme bakmaya devam etti ve "Ne zamandır aradığını sormadım." Kaşlarımı çattım. Şakamıydı bu be.
"Saçma salak cevaplar verme ver şu kitabı bana." En sonunda çirkefleştim. Adamın elindeki kitabı tuttum ve çekmeye çalıştım ama ruhsuz beyin bırakmaya niyeti hiç yoktu.
"Vermiyorum." Ne! Ne demek vermiyorum?
"Versene oğlum." Hala salak gibi ifadesizce yüzüme bakıyordu. Kitabı almaya çalışıyorum ama bırakmıyordu. Lacivert gözlerini gözlerimi dikmişti.
"Doğru düzgün konuş belki veririm." Çok rahat bir tavırı vardı.
"Dalgamı geçiyosun ayrıca konuşma tarzıma filanda karışamazsın. Şimdi o kitabı ver." Elindeki kitabı biraz daha çektim.
"Raflara biraz daha bak bu kitap benim ayrıca sana bir tavsiye tanımadıklarına böyle konuşma hırçın kız." dedikten sonra kitabı alıp yanımdan gitti. Ne! Hırçın kız mı? Ruhsuz.
💫
Raflarda başka kitaplara baktıktan sonra kütüphaneden çıkıp taksiye bindim ve eve geldim. Şehirdeki bütün kütüphanelere bakmıştım ve bugün gittiğim de sonuncusuydu. Ruhsuz. Ne olurdu sanki verseydi.
Telefonuma gelen bildirim ile gözlerim telefona kaydı. Mesajı gönderen kişi Talya'ydı.
Efsun her zaman ki kafede buluşalım. Evde oturmaktan canım çok sıkıldı.
Hemen cevap yazdım.
Tamam.
Yatağımdan kalkıp odamdan çıktım. Çantamı alıp evden çıktım. Taksiye binip Talya ile herzaman buluştuğumuz kafeye geldim.
Talya bir masada oturmuş etrafına bakıyordu. Benim geldiğimi gördüğünde gülümsedi. Yanına gidip sandalyeli çektim ve oturdum.
"Nasılsın?" diyerek ilk söze giren o olmuştu.
"Talya daha sabah konuştuk sence?" Sözlerime güldü.
"Ne bilim Efsun dedikodu yok bu sıralar." Güldüm. Bu kız cidden yürüyen haber kaynağıydı.
Etrafa bakmaya başladığımda bir kişi dikkatimi çekmişti. Ruhsuz!
Elinde bugün uğruna neredeyse yalvardığım kitap vardı. Salak çocuk. Beni farketmedi çünkü elindeki kitabı okuyordu ve bir yandan da kahve içiyordu.
"Efsun nereye bakıyorsun?" diyen Talya'nın meraklı sesiyle tekrar önüme döndüm.
"Hiç." diyerek lafı geçiştirdim. Talya'da fazla önemsemedi.
Talya elini kaldırarak garsonu çağırdığında aklıma gelen ilk kahveyi söyledim. "Ice Latte"
Talya hava çok sıcak olduğu için buzlu limonata söylemişti.
"Efsun, sen iyimisin? Bir dalgın gözüküyorsunda." dediğinde içeceklerimiz gelmişti.
"Yoo. Yok bişeyim iyiyim ben." dediğimde yine şüpheli bir şekilde yüzüme baktı sonrasında limonatasından bir yudum aldı. Bende tam kahvemi içecektim ki önüme atılan kitap ile öylece kaldım.
Kafamı kaldırdım ve bir kitaba birde arkasını dönüp giden adama baktım. Şaşkınlığım çığır aşmış bir şekildeydi.
Neydi bu şimdi?
Talya'da benim kadar şaşkındı. Kitabı alıp baktım. Bu o kitaptı. Uzun zamandır aradığım kitap. Uğruna yalvarma derecesine geldiğim kitap.
Kitabı elime aldım ve ilk sayfasını açtım. İlk sayfada bir not vardı. Güzel bir yazı ile yazılmış bir not.
Benden sana tavsiye hırçın kız,
Tanımadığın insanlara karşı düzgün konuş. Ayrıca bir kitap için yalvarmana gerek yoktu. Eğer bana hakaret etmeseydin kitabı sana verecektim...
Ayaz Kaan
Okuduklarım karşısında şok içerisindeydim. Hakaret mi? Oda düzgün cevaplar verseymiş bana.
Meraklı arkadaşım Talya meraklı gözlerle bana bakıyordu.
"Efsun! Neydi bu şimdi?" dediğinde ne diyeceğimi bilemedim.
"Benim uzun zamandır aradığım ama hiçbir yerde bulamadığım kitap vardı ya hani."
"Eee" dediğinde son derece meraklı gözüküyordu. Elimdeki kitabı kaldırdım. "Bu kitaptı işte." dedim.
Hala aval aval bir kitaba birde bana bakıyordu. "Bu çocuk kim o zaman. Efsun n'oluyor" dediğinde iyice içe çöktüm. Ben şimdi nasıl anlatacaktım baştan sona ya. Off. Salak Ruhsuz.
Baştan sona bütün olayı anlattığımda Talya şaşkınlığını üstünden atamamıştı.
"Neyse boşver onu filan Pazartesi gününü düşün ya." dedim.
"Ay evet ya yeni sınıf ve yeni sınıf arkadaşları" dediğinde yüzünde hafif bir alay vardı. Bende hafif tebessüm etmiştim.
💫
Sonunda o muhteşem Pazartesi gününe gelmiştik. Babamla birlikte okula gidiyorduk.
"Baba" dediğimde babam kafasını bana çevirdi ve sonrasında tekrar yola döndü. "Efendim kızım" dedi.
"Şu karma olayını yapmak yerine huzursuzluk çıkaranlara tutanak verseydiniz birdaha yaptıklarında okuldan atsaydınız daha mantıklı olmazmıydı. Okul açılalı 1 hafta oldu neden bir anda böyle bir karar verdinizki?" dedim.
"Geçen sene de bu tarz olaylar oluyordu aslında okul açılmadan karma yapacaktık ama bazı işlerden dolayı karma işi 1 hafta ertelendi." dediğinde yeterince iyi bir açıklama olmuştu.
Okula geldiğimizde çantamı alıp arabadan indim. Okula doğru ilerlediğimde bana doğru gelen Talya'yı gördüm.
Yanıma gelip samimi bir şekilde "Günaydın." dediğinde tebessüm ederek "Günaydın" dedim.
"Yeni sınıfa çıktınmı bizim sınıfımız neymiş?" dediğimde Talya mutlu bir şekilde bana bakıyordu.
"Efsun aynı sınıftayız. 11/A" Onunla birlikte bende güldüm. Ama gülüşümüz pekte uzun sürmedi. Talya'nın kafasına gelen basketbol topu ile Talya yere düştü. Şaşkınlıkla Talya'ya baktığımda yavaşça ayağa kalktı.
Kimin attığını görmek için etrafıma baktığımda bize doğru gelen bir çocuk gördüm. Kahverengi saçlı mavi gözlü uzun boylu bir çocuktu. Talya'nın yanına gelip şaşkınca Talya'ya bakıyordu.
"Çok özür dilerim yanlışlıkla oldu." dediğinde tek kaşım havalandı.
"Attığın yeri göremiyor musun? Körmüsün sen?" dediğimde çocuk bakışlarını Talya'dan çekip bana dikti.
"Top arkadaşına geldi, sana değil." dediğinde tekrar Talya'ya döndü.
"Tamam, sorun değil bundan sonra attığınız yere dikkat edersiniz." dedi Talya. Elinin ayarı olmayan çocuk tekrardan baktı ve sonrasında arkasını dönüp gitti.
Okulda manyak bitmiyor ki.
Okulun içine girdiğimizde etrafta kargaşa vardı. Umursamadan ilerledik ve sınıfımızın içine girdik. Bambaşka insanlar vardı ve çoğunu okulda hiç görmemiştim. Talya ile orta sıranın en arkasının bir önüne oturduk.
İkimizde etrafa bakıyorduk. Önümüzde iki kız oturuyordu. Onların önünde ise iki erkek oturuyordu. İki erkeğide tanıyorduk bizim eski sınıfımızdandı. Can ve Poyraz.
Sınıfı incelemeye devam ederken sınıfa bir kaç kişi daha geldi ve en son giren kişiyi gördüğümde şok oldum.
Ruhsuz...
💫