İçeriğe geç

Gay ve Kürt

Bölüm 1 · 5 dk okuma

Gay ve Kürt

Bölüm 1

Geri Dönüş

Kunigami uzun zaman önce İstanbul'a üniversite okumaya gitmişti. Üniversitesi bitince de Mardin'de olan köyünün yolunu tutmuştu. Onu karşılamak için köyün girişine amcasıyla yengesi gelmiş, küçük kuzenini de yanlarından eksik etmemişlerdi. Kunigami amcasını görünce yüzü düştü.

"Merhaba amca-"

"Vay benim yeğenim evine gelmiş amcası kurban. Yeğenim gel seni evine götürek ananlar bekliyor."

Amcası onu dinlemekle uğraşmamıştı. Kunigami iç çekti. Bu köyü özlememişti ama ailesini bi kenara bırakıp şehre yerleşmek ona yanlış gelmişti. Ne de olsa onu yıllarca büyütmüşlerdi. Onları terk etse onlar kadar kötü olmaktan korkuyordu. Kunigami düşüncelere dalmışken amcası çoktan valizini ve diğer eşyalarını almış, evin yolunu tutmuştu.

"Köyümüzün gururusun sen oğlum. Senden başka okuyan çıkmadı bu köyden."

"Bende o yüzden öğretmenlik okudum zaten amca. Köyümüzün çocukları hak ettikleri eğitimi alabilsin diye."

Kunigami köyün muhtarının oğluydu. Babası okusun diye seferber olmuştu. Kunigami ona minnettardı. Babası hem iyi hem de kötü anılarının baş kahramanıydı. Küçükken onu hep döverdi. Ancak Kunigami bunu çok kafasına takmamaya çalışıyordu. Geçmiş geçmişte kalmıştı. Kunigami böyle düşünürken gözü birden kuzenine çarptı.

"Amca bu kızın da okul yaşı geldi artık."

"Oğlum ne gerek var öyle boş işlere? Evde annesine ev işleriyle yardım etsin işte. Büyüyünce de başlık parasına birine veririz gider."

"Amca saçmalama lütfen-"

"Bunu sonra konuşalım yeğenim yeni geldin kalbini kırmayayım şimdiden."

Kunigami iç çekti. Bu köyü bu yüzden sevmiyordu. Herkes geri kafalıydı. Kızları okutmaz, hemen evlensinler diye uğraşırlardı. Küçükken hep burdan kaçmak istedi. Ailesinden, bu köyden kaçmak için çok çalıştı. Ailesinin onun gay olduğunu öğrenirse ona yapacaklarından hep korkmuştu. Kaç kere sadece kafasının karıştığını ve büyüyünce her şeyin iyi olacağını düşünmüştü? O bile bilmiyordu. Tek bildiği hiçbir şey iyi olmamıştı. Sadece içindeki hisleri bastırmayı öğrenmişti.

"Geldik yeğenim."

Kunigami kafasını kaldırıp baktığında ailesinin evini gördü. Kapıda sadece annesi vardı.

"Hoşgeldin kuremın!"

Annesi Kunigami'ye sarıldı. Kunigami boş hissetti. Annesinden nefret etmiyordu ama onu sevdiğinden de emin değildi. Sessizce o da annesine sarıldı. Annesi kollarını Kunigami'nin sırtından ayırdı. Yüzünü elleri arasına aldı ve yanaklarını öptü.

"Oğlum nasıldı İstanbul? Gerçi sen yol yorgunusun. Seni daha ayakta tutmayayım. Içeri geç de otur."

Kunigami hareket etmedi. Içi içini yiyordu. Sonunda o kelimeler ağzından döküldü.

"Babam nerde anne?"

"Oğlum baban kız kardeşlerinle dereye gitti-"

"Ama geleceğimi biliyordu."

"Kızma ona oğlum... Yaşlandıkça bunadı. Unutmuştur..."

Ikisi de bunun doğru olmadığını biliyordu. Babası Kunigami'yi görmek istememişti. Babası Kunigami'yi çok sevmezdi zaten. Hep Kunigami'nin kız kardeşlerine daha cok sevgi ve ilgi gösterirdi. Kunigami ona göre bir evlattan daha çok arkadaşları arasında hava atabileceği, sahip olduğu için milleti kıskandırabileceği bir eşyaydı. Bunu zaten biliyordu.

"Tamam anne. Hadi içeri geçelim."

Evleri hiç değişmemişti. Kunigami'nin gidişinin üstünden yıllar geçmişti ama bu ev hala ona dar ve acı verici geliyordu. Çocukken kapıyı kitleyip ağladığı odası üst kattaydı. Kunigami odasını annesi depo olarak kullanmaya başlamadıysa şanslı olduğunu düşündü.

"Anne ben yukarı çıkıyorum. Odamda dinleneyim biraz. Sende dedin zaten yol yorgunusundur diye."

" Oğlum bi yemek yeseydin. Hem kutlik yaptım. Sen çok seversin."

"Anne aç değilim. Yolda yedim bir şeyler. Ben çıkıyorum yukarı."

"Baban-"

"Babam beni görmek isteseydi seninle kapıda beklerdi anne."

Annesi tek kelime edemedi. O da biliyordu Kunigami'nin haklı olduğunu. Kocasına da çok kızıyordu. Ancak elinden hiçbir şey gelmiyordu. Kunigami sessizce odasına çıkarken annesi izledi. Oğlu üniversite için giderken de böyle izlemişti. Hiçbir şey demeden. Şimdi evine gelmişti yine konuşmuyorlardı. Annesi iç çekti ve kocasının kardeşiyle konuşmaya başladı.

"Abi istersen sen valizleri bana ver. Ben sonra Kunigami'nin odasına çıkartırım."

"Yok ben taşırım. Burda ben dururken sana iş yapmak yakışmaz."

"Allah senden razı olsun abi. Başka ne diyeyim bilmiyorum."

"Allah senden de razı olsun. Kardeşime selamımı iletsen yeter."

"Olur abi."

Kunigami odasına girdi. Her şey aynıydı. Arkasından amcası da geldi.

"Nasıl yeğenim? Her şey aynı mı?"

"Evet..."

Yatağı, futbol topu, futbolcu posterleri... Sahi eskiden futbolcu olmak isterdi. Bu oda ona geçmişini hatırlattı. Bu hoşuna gitmedi. Yıllarca kaçtığı geçmiş niye şimdi tam karşısındaydı ki? Daha fazla düşünmemeye karar verdi.

"Amca ben biraz dinlenmek istiyorum."

"Ha tabi yeğenim istediğin kadar dinlen hadi ben gittim. Sağlıcakla kal."

Yatağına uzandı ve yavaşça gözlerini kapattı. Belki rüyasında daha iyi bir yerde olurdu. Ancak rüya görmedi. Uyandığında çoktan sabah olmuştu. Saat 6'ydı. Güneş doğmuştu. Tavukların sesi geliyordu. Kunigami aşağı indi. Uzun zaman sonra düzgün bir kahvaltı etmek istiyordu. O yüzden mutfağa girdi. Sabahın köründe ilk gördüğü surat ise gününün kalanını mahvetmeye ant içmiş bir surattı. Babası.

" Günaydın baba."

Babası boğazından tuhaf homurtular çıkardı. Insan olsa insan gibi konuşurdu zaten.

"Baba dün beni karşılamadın."

"Eee?"

"Neden diye sormak istedim..."

"La oğlum sabah sabah başımı şişirme yemek yiyeceksen ye yemeyeceksen de çık git mutfaktan!"

Kunigami mutfaktan bir parça ekmek alıp çıktı. Çıkınca babasının homurdanma seslerini duydu.

"Yok niye beni karşılamadın? Niye böyle niye şöyle? Işim gücüm yok beyefendinin gönlünü hoş etmeye uğraşıcam sanki! Hep annesi şımarttı bunu."

Kunigami daha fazla dinlemek istemedi. Babası küçükken de her öğünü ona zehir ederdi. Kunigami sabah sporunu yaptı. Kaslarını koruması gerekiyordu. Sonrasında ise ilaçlarını içti. Gençliğinden beri antidepresan kullanıyordu. Ailesi ona deli gözüyle bakıyordu. Kunigami ise umursamak için fazla bıkkındı. Hem zaten yapması gereken işler vardı. Bugün okulun ilk günüydü. Kunigami odasından kitaplarını topladı ve öğretmenlik yapacağı köy okuluna doğru yol aldı. Yeni inşa edilmişti bu okul. Köydeki çoğu çocuk okutulmazdı. Okuyan da geri gelmezdi. Bir Kunigami'nin aklı yoktu. O köyüne dönmüştü. Şimdi de tezek kokusunda boğuluyordu. Yolda yürürken aldığı çiçek kokusu biraz da olsa öfkesini dindirdi. Fark etmeden çok güzel bir yere gelmişti. Burası çiçeklerle ve çimenlerle doluydu. Kunigami yüzünde güneşi hissetti. Köyü hakkında sevdiği tek şey bu olabilirdi. Temiz hava, doğa, çiçekler... Yoldan birkaç çocuk geçti. Bunlar yeni öğrencilerim herhalde diye düşündü Kunigami. Yanlarında da bir adam vardı. Adam ilk Kunigami'ye baktı. Sonra tripli tripli kafasını çevirdi, kızıl saçlarını savurdu ve çocuklarla yürümeye devam etti. Bu adam çok güzeldi. Kızıl saçlarıyla aynı renk gözleri Kunigami'nin başını döndürmüştü. Yanakları kiraz kırmızısıydı. Kunigami bu kişinin çok güzel koktuğunu düşünmüştü nedense. Feminen bir görünüşü vardı ama Kunigami erkek olduğunu anlamıştı. Bu kişiyle tanışmak için can atıyordu. Kalbi uzun zamandır böyle atmamıştı. Duyguları için suçluluk duysa da hislerini görmezden gelemezdi. Bu aşk değildi tabiki. Sadece basit bir hoşlantıydı Kunigami'ye göre. Yine de bu onun için çok değerliydi. Daha sonra bu kişiyle tanışmayı kafasına not etti.

"Hmm, belki de bu köy o kadar kötü değildir..."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.