Sophia, yatağından yine fazlaca bir baş ağrısı ile kalkmıştı. Biraz düşününce dün gece yüksek dozda alkol aldığını hatırlayarak odasından çıkmış, mutfağa ilerleyip kendine bir bardak su doldurmuştu. Tam suyu içecekken büyük ablası Cheetah ile göz göze geldi.
"Dün gece odandan ağlama sesleri geliyordu."
"Normal değil mi?"
"Bu halini hiç beğenmiyorum Sophia, umarım yeniden alkol ve uyuşturucuya başlamamışsındır."
"Hadi ama Chee, sana tamamen temizim demiştim."
Cheetah inanmayarak göz devirdi. "Dışarı çıkacak mısın?"
"Beatrice'in evine gideceğim. Bu arada, Carmen nerede?"
"Yeni sevgilisinin yanında kalacakmış."
Sophia göz devirdi, "şaşırmadım."
Genç kız yeniden odasına geçip dolabını açtı. Siyah yarım atleti, aynı renk gömleği ve tam zıt rengi olan beyaz pantolonu üstüne geçirdi. Onunla her zaman fazla ilgili olan ablası Cheetah'a seslenip evden çıktı.
Cheetah onu ve diğer ablası Carmen'i büyüten ablasıydı. Ama Sophia ve Carmen'e asla yetememiş, özellikle ergenlik zamanlarında onlarla baş edememişti. Sophia tam anlamıyla bağımlı bir kız olmuşken, Carmen ise sürekli belalı erkeklerle takılan bir kıza dönüşmüştü.
Sophia kulaklıklarını takip onu rahatlatan bir müzik açmış, çantasından birkaç hap çıkarıp ağzına atmıştı. Onu önemseyen tek arkadaşı Beatrice'in evine varmak üzereydi.
Beatrice her zaman babasından sevgi görmüştü. Annesi ölüp, abisi yurt dışına kaçsa bile babası Beatrice'e onların yokluğunu hiç aratmamıştı. Sophia yeniden Beatrice'in gördüğü baba sevgisini görse yine de bu durumda olur muyum düşüncesindeyken arkadaşının evine vardığını fark etti. Gelene kadar içtiği haplar onda biraz kafa yapmıştı. Etrafına baktığında herkesin onun garip şekilde yürümesine baktığını fark etti. İnsanların ona bakmasını severdi, her zaman popüler olan olmayı da, ama bu haldeyken değil. İnsanlar ona bakıyorsa o her zaman mükemmel gözükmeliydi. İnsanların şuanki bakışlarından kurtulmak için hızlıca kapıyı tıklattı.
~~~
Albert, Jack Daniels'ını yudumlayarak yatağında oturuyordu. Sadece kardeşi için gelmişti ama kendi ülkesinde uyuşturucu kaçakçılığından İtalya'da kazandığının iki katını kazanıyordu ve bu durum onu keyiflendirmişti. O da kendi kendine kutlamasını yapıyordu. Kapının hızla çalınması onun keyfini fazlaca kaçırmıştı.
"Sikeyim, hep de keyifli anımı bulursunuz."
Aşağı kata inip küfürler ederek kapıyı açmıştı. Karşısında tanımadığı bu kızı görünce kapıyı geri kapatıyordu ki Sophia kapıyı ittirip bunu engelledi. İçeri geçip salona girdi ve bir koltuğa oturdu. Albert kıza dik dik bakıyordu.
"Sen kimsin amına koyayım?"
"Sophia ben."
1. BÖLÜMÜN SONU