Yine soğuk bir kış akşamıydı. Kar inceden yağmaya başlamış, hatta yerleri bile tutmuştu. Yarın daha çok yağmasaydı aşağıya İdil'le birlikte inerdim fakat yarın yerler daha çok tutacak diyorlardı. Eh, en azından okul tatil oluyordu. Sabahtan akşama kadar kar topu oynayıp kahve içmemek için başka bir sebep yoktu. Ben tam kahvemi düşünürken telefonuma bir bildirim geldi. Mesaj İdil'dendi: İdil: Yarın okul tatil olur herhalde? Ben: Büyük ihtimalle. Şuan hiç okula gidecek havam yok yaa. İdil: Defne! Kız okulu asa asa nereye kadar gideceksin böyle? Ben: Dedi geçen sene okula doğru düzgün gitmeyen kız. Bir süre görüldü atıp bekledi. İdil: Neyse, neyse. Yarın parka gelecek misin? Umutla ben böyle bir şey düşündük. Gelecek misin? Ufak bir sırıtış dudaklarımda belirdi. Zira Umut ve İdil çok uzun denilmeyecek bir süredir sevgililerdi. İkiside üniversite 2'ye gidiyorlardı fakat İdil tıp, Umut ise gastronomi okuyordu. Yani okul aşıkları değildi. Ben, İdil, Umut, Berke ve Eren birbirimizi tanıyorduk. Açıkçası ben okulda tanışıp sevgili olan ilişkileri gerçek bulmuyordum. Bizim hepimizi de onlar tanışmıştı. Ben İdil'i tanıyordum. Onlar ise birbirlerini. Bizi de onlar tanıştırmıştı. Lise sondan beri tanıyordum hepsini. Kardeşim gibi seviyordum. Şüphesiz en iyi anlaştığım Berke'ydi. Yalan yok, komik çocuktu. Ama pek benim tipim değildi. Çok uzun zaman daldığımı İdil'in mesajıyla fark ettim: İdil: Defne orada mısın? Ben: Heh, evet. Kafam dalmış bir anlığına. Pardon. İdil: Gelecek misin sen? Ben: Evet, evet. Gelirim. Bensiz eğlenemezsiniz. İdil: Eh, tamam o zaman. Ben haber vereyim Umut'a. Aklıma istemsiz Umut düştü. Az, öz konuşan bir tipti fakat sevince de güzel seviyordu. Bu sadece aşk anlamında değil, arkadaş olarak sevince de gerçekten önem veriyordu. Hepsi öyleydi. Fakat Berke mesela; o çok alaycı bir tipti. O da üniversite 2 öğrencisiydi ama bilgisayar mühendisliği okuyordu. Kişilik olarak konuşkan ve eğlenceliydi. Grubun neşesi kesinlikle oydu. Eren... Ona gelince, o da benim gibi üniversite 1'di. Ben psikoloji okurken o da Berke gibi bilgisayar mühendisliği okuyordu. Aynı zamanda tam bir beyefendiydi. Hatta İstanbul Beyefendisi... Ne diyeyim, yalan yok. Çok kibar ve nazikti. Kumral kıvırcık saçları, kahverengi gözleri... Ne diyorsun sen Defne? Hemen bu düşünceyi aklımdan sildim. Evet, İdil ise benim kahverengi gözlerim ve saçlarıma karşın sarı saçlı ve yeşil gözlüydü. Kişilik olarak ise tatlı ve o da neşeliydi. Eğer onun gibi biriyle tanışmasaydım hayatımın ne kadar renksiz olacağını düşünemiyordum bile. Kendime gelecek olursak, ben de yeri geldiğinde neşeli, yeri geldiğinde somurtkan bir kızdım. Yine fazla beklediğimi fark edince hemen cevap yazdım: Ben: Tamam, saat kaçta gidiyoruz? O benim aksime hemen cevap yazdı: İdil: Eğer senin için de uygunsa saat 3'tü bizim planımız? Ben: Olur, olur. Uyar bana. İdil: Tamamdır öyleyse. Görüşürüz bir tanemm. Ben: Görüşürüzz. Sol üst köşeden saate baktığımda 22:18 olduğunu gördüm. Annemlerin uyuduğunu düşünerekten mutfağa doğru gittim. Hiç uykum yoktu. Kendime kahve yapmayı düşünüyordum. Telefonumdan spotify'yi açarak kendime şarkı açtım. Elim istemsizce Yaşlı Amca- İstanbul Beyefendisi'ne gitti. Ama değiştirmekle uğraşmadım. Sessizce mırıldanarak kahvemi yapmaya koyuldum. "İlk bakışta aşk, mı olur? Yoktur öyle şey..." Bu kısımda istemeden sırıttığımı fark ettim. Kesinlikle bu davranışlarımı değiştirmeliydim. "Kandırıldım adostlar varmış öyle şey... Gelin görün halimi, gelin' görün halimi... Eskilerim sarhoşluk eseri, Ama hanfendi sarhoşluk sebebi... Ve onla bakıştıktan sonra ben kesildim, Ne Roma, ne Londra, ne Madrid, ne Viyana..." Kendimi favori kısmım diye ilan ettiğim kısım başlarken ben de kahvemin yapımını bitirmiş, makineden çıkmasını bekliyordum. "Bir İstanbul Beyefendisi gibi, bir İstanbul Beyefendisi. Agresif ama oldukça nazik" Eren gibi... Defne! Ne diyorsun sen be! Kendine gel kızım. "Bir İstanbul Beyefendisi. Ve paylaşmıyor sevgisini, bir İstanbul Beyefendisi... Centilmenlik akıyor her yanından, bu aşkın hanfendisi..." Sonunda kahvem hazır olunca bende şarkıyı kapatmak zorunda kaldım. Dersimin yanına oturmalıydım. Her ne kadar yarın okul olmasada yarınımı derse harcamamak için yarın yapmam gerekenleri yapıyordum. Psikoloji okuduğum için eşit ağırlıkçıydım. Tarih sorusu çözmem gerekiyordu. Neyse ki tarihte iyiydim. Sorularımın başına gidince beynimi 1 saat için farklı bir şeyle meşgul etmedim. Veya etmemeye çalıştım. ☆ Saat 23: 34 olunca kitabı bıraktım. Çözmem gereken soruları bitirmiş, hatta daha fazla çözdüğümü şu an fark etmiştim. Benden yana sıkıntı yoktu. Ama beynim kaldıramayacak gibi duruyordu. Yavaştan uykum gelmeye başlayınca ben de kendimi yatağa attım ve uyumaya çalıştım. Ama aklımdan şarkı hiç çıkmıyordu. İşte şarkı dinlemeyi çok seviyorum ama o gün dinlediğim şarkı gece aklımda dolaşınca uyuyamıyordum. Kafamdan şarkıyı silmek için farklı şeyler düşünmeye çalıştım. Mesela Eren gibi bir şeyler...
Bölüm 1
1. Bölüm
Bölüm sonu
6 yorum
Eren mii abimin adı vosjcieu
1YanıtOHA DEFNE YAŞLI AMCA DİNLİYOMUŞ DEFNEYİ FAVORİ KARAKTERİM YAPTIM BİLE
1Yanıterenin artık benim gözümdeki sarkısı istanbul beyefendisiiii
1YanıtBerkeyi sevdimm
Berkeyi sevdimm
Eren gibi şeyler???



