İçeriğe geç

Futbolun Çocukları

Bölüm 50 · 6 dk okuma

Futbolun Çocukları

Bölüm 50

Cilt-3 Bölüm-14 Yeni Neslin Dişleri Çok Keskin

(Spiker)-Evet sevgili seyirciler. Alaz Galip Kayahan attığı son golün ardından hızını hiç kesmeden ve tüm gücüyle Ankara’yı ezmeye devam ediyor durumda! Sonuç şu anda 4-2 ve Aytekin kardeşlerin mükemmel şekilde kombine edilmiş oyunu bile Alaz karşısında hiçbir işe yaramıyor!

Alaz sırtından sektirdiği topu almak için havaya zıplayıp kafa atarak topu yere indirmiş ardından da bir defa altına vurarak yeniden havalandırmıştı. Önündeki oyuncunun üstünden aşırarak geçen top bir kez daha Alaz’ın ayağıyla buluşurken önünü kesen Aytekin kardeşlere karşı akıcı bir tavır sergileyerek aralarından su gibi sızıp gitmişti.

(Yamaç)-Mükemmel Koordinasyondayız lan! Şaka mı yapıyorsun!?

(Çetin)-Sana söyledim amına koyayım! Baştan yapacaktık! Soktuğumun canavarı tahmin edilemez şeyler yapıyor!

(Alaz)-Hasta La Vista amına koyayım!

Alaz çılgınlar gibi önüne gelen herkesi çalımlara boğup ardına bile bakmadan kaleye doğru uçarken bütün bir sokak hayvanları ordusu peşinden koşup bütün sahayı dolaşıyordu.

(Alaz)-Bu hareketi henüz tamamlamadım. Ama sanırım şu anda bunu tamamlayacağım!

Herkesi geçen Alaz haykırdı ve topu havaya kaldırdı. Ardından kendisi de zıpladı ve havada çapraz takla atarken aynı anda kendi etrafında da dönerek pozisyonunu düzledi ve normal bir röveşata vuracak şekilde gerilip…

(Alaz)-Flatland BMX!

Gökyüzünde bir güneş gibi parlayan top güneş ışınlarının dünyaya ulaşmasını taklit edercesine net bir şekilde ağlarla kavuşurken hızını alamayan Alaz yüz üstü yere çakılmış ve yerde biraz sürüklenip olduğu yere yapışmıştı.

Suratında kocaman bir gülümsemeyle yerden kalkıp kanayan burnunu silerken kalede duran topa bakmış ve yumruklarını sıkmıştı. Sevindiği şey attığı gol değil aktif olarak oynadığı bir maçın ortasında henüz tamamlanmamış bir hareketi başarıyla yapabilmiş olmasıydı.

Maçta geriye 3 dakika gibi bir süre kalmış ve durum 5-2’ye gelerek geri dönülmez bir hale gelmişti.

(Yamaç)-Maçı bırakıyorum. 3 dakikada hayatta çeviremeyiz buradan!

(Çetin)-Boş versene. Bende salıyorum. Böyle bir canavarla uğraşmak istemiyorum daha fazla.

Yamaç’ın ardından Çetin’de maçı salarken Alaz hala olduğu yerde dikiliyordu.

(Alaz)-5-2. Sırada Büyük Fatih var. Eskişehir’i yeneceklerdir. Bakalım Azap gibi birini yenmeye kadir miyim?

Alaz zaferini çoktan garanti altına aldığı için gayet rahattı ve kendini daha fazla kasmasına gerek yoktu. Final golünü de olabilecek en havalı ve aşağılayıcı şekilde attığı için yaşadığı tatmin inanılmaz bir seviyedeydi.

Büyük Fatih takımının kazanacağından zaten emindi. Azap olmasa bile o takımdakiler finale çıkacak yeteneğe sahiplerdi. Ancak şu anki durumda final maçına gidiyor olduklarından Azap’sız bir Büyük Fatih’le karşılaşma ihtimali yoktu.

(Alaz)-Ahh, finale çıkmak istiyorum.

***

(Azap)-Güzel teknik. Yapabilir miyim emin değilim gerçi? Hah. Yapmama da gerek yok aslında. Ne de olsa…

Elini saçlarına atıp saçlarını geriye yatıran Azap yakışıklı bir ifadeyle…

(Azap)-Daha güçlü tekniklerim var.

Bu sözler yalan değildi. Henüz kullanmadığı teknikleri vardı. Özellikle de Miray kendisi durdurduğu için hala kullanmadığı bir tekniği vardı. Gerçi o tekniği uzun bir süre daha kullanmasına gerek olmayacak gibiydi.

O düzeyde güçlü bir tekniğin öylece ortaya atılması kesinlikle korkutucu ve bir o kadar da israf olurdu.

(Erdem)-Ne düşünüyorsun? Alaz hakkında.

(Azap)-Bu takımda Oğuzhan ve ben dışında geçemeyeceği kimse yok. Gerçi geçse bile defansta kalma ihtimali var. Henüz kendini belli etmiyor ama Deha piçinin aurası her geçen gün biraz daha değişiyor. Delirdiği noktada Türkiye’nin en iyilerinden birisi olacak orası kesin. Gerçi…

Diyen Azap gözlerini devirerek şeytani şekilde gülümseyen Erdem’e baktı.

(Erdem)-Fark ettin demek.

(Azap)-Tanıdığım en büyük piçlerden birisin Erdem. Takımdaki herkes, ama herkes size denk olacak potansiyele sahip. Ve onları bana ezdirerek potansiyellerini ortaya çıkarmaya zorluyorsun.

Erdem’in çılgın aurası kan kırmızısı gözlere sahip korkutucu şekilde gülümseyen bir kaplana dönüşürken mevcut baskısı deliler gibi artıyordu. Suratındaki gülümseme aurasındaki kaplanla birleşip pençelerini Azap’ın kalbine saplamışken kızıl aurası büyümeye devam ediyordu.

(Erdem)-Başından beri planım buydu.

(Azap)-Ve benimle olan anlaşman bir anda parlarlarsa yeteneklerinin bu parlamanın altında kalmaması içindi. Bir anda potansiyellerini uyandırırlarsa yetenekleri zayıf kalacağından tökezleyeceklerdi. Sen gerçekten de…

Azap’ın karanlığı bir anda yerden fırlayıp binlerce karanlık diken Erdem’in ezici aurasının altında hayat bulurken korkutucu bir Azrail silüeti kendini göstermiş ve zalim orağını Erdem’in kaplanının gırtlağına dayamıştı. Aynı anda Azap’ta Erdem kadar gerici bir gülümsemeye bürünmüş ve bütün dişlerini ortaya çıkartmıştı.

(Azap)-EN İYİSİSİN AMINA KOYAYIM!

İkilinin auraları birbirini yok etmek için çabalarken bir zincir sesi yankılanmış ve salyaları akan kudurmuş bir köpek silüeti dişlerini aynı anda iki silüete de saplamış ve ortama dahil olmuştu. Ardından da Oğuzhan kapıdan içeri girmiş ve…

(Oğuzhan)-Maç ne durumda?

Oğuzhan’ı gören Azap bir anlığına duraksamış ve gelen soruyu hiç umursamadan Oğuzhan’ın dibine girmişti. Neredeyse burunları birbirine değecek kadar yakınlaşmışken Azap gülümsemiş ve elini Oğuzhan’ın çenesine koyup başını biraz kaldırmıştı.

(Oğuzhan)-Bu sahnede öpüşme olmaması gerekiyordu. Küçük beyimiz aşık mı oldu yoksa?

(Azap)-Sen… değişmişsin. Bu yoğun auranın kaynağı ne bakalım!?

Oğuzhan’dan uzaklaşan Azap Erdem’e dalga geçer gibi bir bakış atmış ve elini Oğuzhan’ın omzuna koyup…

(Azap)-Sanırım köpeklerinden biri zincirlerinden kurtulmak üzere Kanlı Kaplan. Dikkat et.

-YENİ NESLİN DİŞLERİ ÇOK KESKİN!

***

(Seçkin)-Alfa Dönüşü.

(Pars)-Dönme lan artık!

Pars Seçkin’in peşinde koştururken Atilla ve diğerleri kendi başlarına pas antrenmanı yapıyorlardı. Genel antrenman yaklaşık 1 saat önce bitmişti ama onlar dağılmak yerine kendi başlarına bir şeyler yapmaya devam ediyorlardı.

Bu şekilde hem baskı olmadan antrenman yapabiliyorlar hem de eğlenebiliyorlardı. Tabii eğlenirken kendilerini zorlamayı da ihmal etmiyorlardı. Eğleniyor olmaları bunu umursamadıkları anlamına gelmiyordu.

(İnsaf)-Isı Güdümlü Pas.

(Atilla)-Harikasın be!

Takım artık gelişme hızını iyice artırmıştı. Daha birkaç hafta önce zorlandıkları şeyleri şu anda çok basit şekilde yapabiliyorlardı. İnsaf’ın pasları olabilecek en doğru noktaya gidiyordu ancak en doğru nokta oyuncuların ayağı değil topun olması gereken en doğru nokta olduğundan pasları yakalaması zor noktalarda kalıyordu.

Ancak artık buna alışmış ve yeterli hıza kavuşmuş oldukları için bir sıkıntı olmuyordu. Defans her zamanki gibi iyiydi. Orta sahalar gelişmeye devam ediyordu ve forvetler zaten zirve formlarındaydılar.

Kaleci Doruk zaten elinden gelenin fazlasını yapıyordu.

(Oğuzhan)-Azap’la ne konuşuyordunuz? Zevk içinde değilse az önceki gibi davranmıyor çünkü.

(Erdem)-Boş ver. Geleceğe dair şeylerdi.

(Oğuzhan)-Zincirleri koparan köpek ne iş peki? Tam da ben girdiğim anda ve bana yönelik şekilde.

(Erdem)-Senin potansiyelinin farkında ve senin ulaşabileceğin seviye ilgisini çekiyor.

Bu doğru muydu değil miydi bilen tek kişi Azap’tı ama Erdem’in çıkarımlarına göre bu şekildeydi. Erdem Oğuzhan’ın bu duruma olan tepkisini merak ediyor olsa da bir yandan da pek umursamıyordu. Konu Azap olduğunda Oğuzhan’ın her zaman hırslı ve delicesine öfkeli olduğunu biliyordu.

Eski Oğuzhan böyle değildi ve Oğuzhan’ın bu hali hoşuna gidiyordu. Hırslı bir babanın hırslı bir oğluydu Oğuzhan. O yüzden Azap’ın Oğuzhan üzerindeki etkisi Erdem için paha biçilemezdi. Ama babalığı bir yana bir koç olarak bu etki tepki durumu çok ama çok daha zevk veren bir şeydi.

Bir oyuncunun zorla gelişmek zorunda kalması Erdem’in hoşuna gidiyordu çünkü insanların gerçek yüzlerini sadece köşeye sıkıştıklarında gösterdiğini biliyordu. Arada Azap gibi anomali durumlar gerçekleşip gerçek yüzünü daima sergileyen insanlar olsa da kalan insanların tamamı baskı olmadan kendilerini göstermiyorlardı.

Bu yüzden Azap gibi bir anomalinin sağladığı bu ezici baskı onların gerçek benliklerini yüzeye çıkartmak için harika bir araçtı.

(Oğuzhan)-Benim ulaşabileceğim seviye ilgisini mi çekiyor!? Tch! Siktiğimin egoist köpeği. Bana yukarıdan bakmaya devam ediyor öyle mi?

Oğuzhan yumruklarını sıkmış ve aurası bir anda parlamaya başlamıştı. Aurasına bağlı köpek zincirlerinden kurtulmak için karşısında duran kocaman kaplana karşı durmadan havlıyor ve zincirlerini pençeliyordu.

(Oğuzhan)-Ulaşabileceğim seviye onu korkudan titretene kadar ilgisini çekmeye devam edebilir! Onunla işim bittiğinde silahı parçalanmış işe yaramaz bir melekten fazlası olamayacak!

Pençelerini iyice keskinleştirip yere saplamış ve hiddetle uzayan dişlerini bedenine sarılı zincirlere saplayarak onları çiğnemeye başlayan köpekle birlikte Oğuzhan’ın da bakışları değişmişti.

(Oğuzhan)-Vakti geldiğinde uyuz bir köpek gibi havlayarak onu öldürmem için yalvaracak!

Ve bu sözlerin ardından hırçınlaşan köpek aurası dişleri arasındaki zincirleri devasa bir zahmetle…

-Çatlatmaya başladı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.