İçeriğe geç

Futbolun Çocukları

Bölüm 21 · 8 dk okuma

Futbolun Çocukları

Bölüm 21

Cilt-2 Bölüm-1 Savaşın Ayak Sesleri

(Erdem)-Pekâlâ veletler. Şimdi U-20 ligi için seçilenleri açıklıyorum. İsmi okunmayanlar lütfen evlerine dönsün. İsmi okunanlar kenara geçsin. Forvette Azap Kanlıgül, Oğuzhan Dalgakıran. Orta sahada İnsaf KeskinBıçak, Pars Devrim, Atilla Sarp Barlas ve Yücelen Efe Dağhan. Defansta Doğan Alt Batı, Deha Zihniaçık, Akın Barış Kurtaran ve son olarak Emirhan Dirikan. Kaleciniz ise Doruk Gündeviren olacak. Yedekler ise Batur Dizdar, Ayberk Parlak, Seçkin Başkurt, Ozan Öğüt ve Coşkun Güneştutan. Geri kalanınız evlerien dönebilir.

Adı okunmayanlar başları eğik bir şekilde evlerine döndüler. Turnuvada o kadar emek göstermelerine rağmen yeterli gelmemişlerdi.

(Azap)-Bizden o kadar emin ki forvet için yedek oyuncu seçmedi. Seviyor beni bu adam ya.

(Erdem)-Takıma seçilenler arkamdaki çantadan el ve ayak ağırlıklarınızı alın. Sahanın etrafında 100 tur koşuyla başlayacaksınız. Ve her gün antrenmana gelirken o ağırlıkları takacaksınız. Antrenman bitene kadar çıkarmanız yasak. Bu kuraldan muaf olan tek kişi Azap Kanlıgül.

(Azap)-Daha ağır ağırlıkların yok mu?

(Erdem)-Seninkiler gelecek merak etme. Sana eziyet etmek için özel olarak ağırlık yaptırıyorum. Çocukların ağırlıkları 5 kilo. Sen ise 20 kiloluk ağırlıklar kullanacaksın.

(Azap)-Meh. Fazladan 80 kilo. Kolaymış.

Azap dudaklarını büküp omuzlarını silkti ve bu basit ağırlık karşısında etkilenmediğini belli etti.

(Erdem)-Kolay? Birçok insan ekstra 80 kilo ağırlıkla hareket bile edemez.

(Azap)-Onları bilmem ama sırtlarına toplamı 1 tonu aşan traktör tekerleri bağlanmışken 200 tur koşmaya zorlandıklarını sanmıyorum.

-100 turu bitirdiğine göre soğumak için 100 tur daha koşacaksın. Hadi hadi hadi.

-Lan sırtımda 3 tane traktör tekeri var.

-Beni öldürmek istemiyor muydun? Koş hadi. Durmana izin vermedim.

Azap geçmişini kısaca yokladı ve ölümüne antrenman yaptığı zamanları hatırladı. Elini alnına götürüp iç çekti ve...

(Azap)-Haaa, fırsatım varken o piçi boğmalıydım.

(Erdem)-Sanırım Valentine'nin değişik bir eğitim tarzı var.

(Azap)-Boş versene. Bir daha ondan eğitim alacağıma onu öldürüp hapse girmeyi yeğlerim. Yavşağın teki.

(Erdem)-Pek güzel anıların yok gibi.

(Azap)-Onunlayken yok. Her neyse. Diğerlerine odaklanmaya ne dersin? Alt tarafı 1 ayları var.

(Erdem)-Merak etme. 1 ayları var. Ama 1 yıllık acı çekecekler. Hey! Veletler! Koşmaya başlayın! 100 tur bitene kadar birinizin bile durmaya hakkı yok. Dinlenmek yok. Acıkan ya da susayan olursa annesinin yanına dönebilir! Azap, sen 250 tur koşacaksın.

Erdem İtalyan takımına koçluk yaparken uyguladığı şeyleri uygulamayı planlıyordu tabii elindeki bu çocuklara uyacak şekilde. Çünkü İtalya'daki takımı U-20 milli takımıydı ve bu çocuklardan katbekat daha iyilerdi. Hepsinin özel eğitimler aldığı ve sadece futbola odaklandıkları düşünülürse bu normaldi fakat bu takımdakilerin neredeyse hepsi hayatlarını futbola adayacak durumda değillerdi. O yüzden onlardan daha kötü durumda olmaları normaldi.

Ama 1 ay sonra Erdem hepsini dünya sahnesinde boy gösterecek birer makineye çevirecekti. Bundan emindi. Oyuncu olarak onları seçmesinin tek sebebi hepsinin içindeki o cevheri görüyor olmasıydı. Tek sorun ise Azap gibilerin yanında parlaklıklarını ne kadar koruyabilecekleriydi.

(Azap)-Çabuk bitirirsem siktir olup gidebilir miyim? Karımı götürmem gereken bir akşam yemeği var da.

(Erdem)-Ne kadar çabuk bitirirsen o kadar çabuk siktir olup gidersin. Ha, ayrıca koşunu topla yapacaksın.

(Azap)-Toplu hızım topsuz hızıma eşit farkındasın değil mi?

(Erdem)-Umurumda değil. O veletlerin aşağılanmalarını istiyorum. Ez hepsini.

(Azap)-Küçük oyuncaklarını kırarsam ağlama ama.

(Erdem)-Kırılabilecek kadar zayıflarsa oyuncağım olmalarının bir anlamı yok. Ben oyuncaklarına sert davranan bir çocuğum.

Azap bu konuşmanın ardından gülümsedi ve oradaki topladan birini alıp koşmaya başladı.

(Azap)-Hey işe yaramazlar! Ben 250 turu bitirene kadar 100 turu bitiremeyenler takımdan atılacak! Blöf yaptığımı düşünmeyin sakın. Bazılarınızın takıma seçilme sebebi tamamen benim istememle alakalı.

(Oğuzhan)-Ah, sen ve senin aşılmaz kibrin. Bir topta bana ver.

(Azap)-Kendin al. Ha ayrıca, sizde ağırlık olmasını haksızlık olarak buluyorsanız eğer, evet, sonuna kadar haksızlığa maruz kalıyorsunuz.

(Erdem)-Ve kalacaksınız da! Biriniz bile Azap'ın çeyreği kadar iyi bir oyuncu olursa onu bir canavara çeviririm. Başaramazsanız tekmeyi yersiniz! Şimdi koşmaya başlayın!

Oğuzhan ayağın topu alıp gelirken fazladan birkaç top daha getirmişti.

(Oğuzhan)-Almak isteyen varsa buyursun. Top sürme becerileriniz için işe yarar.

(Pars)-Gönder. O canavarın gerisinde kalmaya niyetim yok.

(Atilla)-Bana da gönder. Kim işe yaramazmış göstereceğim.

(İnsaf)-Bana da ver. Beni forvetten almak ne demekmiş hepinize göstereceğim.

(Azap)-Olman gereken yer orta saha geri zekalı. Forvet olarak bir sikimi başaramazsın. O yüzden o boktan bedenini baştan inşa etmek zorundasın.

Azap İnsaf'ın kendisine vereceği cevabı bile beklemeden koşmaya başladı. Hemen arkasından Oğuzhan ve onunda arkasından diğerleri koşmaya başladı. Kimsenin takımdan atılmaya niyeti yok gibi görünüyordu.

Göz ucuyla arkasına bakan Azap herkesin hevesli olduğunu görünce gülümsemiş ve...

(Azap)-Bakalım hevesleri kırılınca ne yapacaklar?

Diyerek kendi kendine konuştu ve birdenbire hızını artırdı. Saniyeler içinde diğer herkesle arasına 50 metre kadar bir mesafe koydu ve hızını artırmaya devam etti. Bir daha arkasına baktığında Oğuzhan'la göz göze geldi.

(Oğuzhan)-N'aber aşkım?

(Azap)-Yetiştin demek? Ya da öyle sanıyorsun.

Azap aniden hızını biraz daha artırdı ve kendisine yetişen Oğuzhan'a oldukça büyük bir fark attı. Bu süreçte topu bir kez bile kaçırmamıştı. Top ayağına yapışmış şekilde koşuyordu. Hatta o kadar hızlı koşuyordu ki diğerlerine yetişmiş ve tekrar önlerine geçmişti.

(Atilla)-Tur mu bindirdi o bize!?

Atilla durumu sorgularken Pars çoktan patlayıcı gücünü ateşlemiş ve depara kalkmıştı bile. Pars önünden uçup giderken Atilla gülümsemiş ve...

(Atilla)-E eğlenelim o zaman!

Diye bağırarak hızını artırmıştı. 15 saniye kadar bir sürede 100 metreyi devirdikten sonra Atilla derin bir nefes almış ve hızını artırmaya başlamıştı.

(Atilla)-Çitalarla koşu yarışı yapacak kadar deliydim lan ben!

Hızını kademeli olarak artıran Atilla Oğuzhan'a yaklaşmaya başladığında Oğuzhan bunu fark etti ve arkasını dönüp dil çıkardı.

(Oğuzhan)-Buradaki herkes çitalardan daha vahşi seni aptal seks aleti!

Oğuzhan bir anda depara kalktı ve hızını fazlasıyla artırdı. Ancak o koşarken bir anda yanında Pars belirdi.

(Pars)-Kuduz Köpek lakabını benimsedin yani öyle mi?

(Oğuzhan)-Aynen öyle. Dişlerimi görmek ister misin?

Diyen Oğuzhan daha da hızlandı ve Azap'a yetişecek kadar hız kazandı.

(Oğuzhan)-Yo. Yine karşılaştık.

(Azap)-Emin misin? Siz aptallar konuşurken ben 3 tur öne geçtim de.

(Oğuzhan)-Ne ara lan!?

(Azap)-Aptalsınız. Nefesinizi boşa harcıyorsunuz.

(??)-Geldim geldim GELDİM!!!

O anda arkalardan bir ses yükseldi.

(İnsaf)-Geldim amına koyayım! Ne diye bu kadar hızlı koşuyorsunuz lan!?

Orta sahanın demirbaşlarından birisi olacak olan İnsaf da en sonunda diğerlerine dahil olmuş ve onlara yetişmişti.

Hepsinin 3 turu ve Azap'ın 6. turu geride kalırken hala daha yavaşlamamışlardı. Hatta yorulmamışlardı bile. Bir takım olarak uyumdan çok birbirlerine karşı düşmanlık güdüyorlardı ve bu onları zorunlu olarak gelişmeye itiyordu. Takım ruhunu bir kenara fırlatmışlar ve rakip olmayı kendilerine doğru yol olarak belirlemişlerdi.

Birbirlerinin gerisinde kalmak istemediklerinden dolayı da sürekli olarak kendilerini geliştireceklerdi. Ayrıca Azap'ın onlar üstünde kurduğu baskı ve yaptığı zorbalıklar onları deli ediyordu. Amaçları önce baş rakiplerini devirmek sonra da Azap'ı parçalayıp geride bırakmaktı.

Bu yüzden sahip oldukları şeylerin fazlasını katıyorlar ve bedenlerini sonuna kadar zorluyorlardı.

(Azap)-Hoş geldin lanet olası panoptikon! Yeni yerini beğendin mi!? Orta saha, forvetin gerisi. İkincilik yani. Hayatın boyunca arka sırada durmak için hazırlanıyorsun. Umarım mutlusundur!

Azap kahkahalar eşliğinde İnsaf'la dalga geçerken İnsaf sakinliğini korumak için çalışıyordu.

(İnsaf)-Beni orta sahaya çektiğin yetmiyormuş gibi birde dalga mı geçiyorsun lan!?

(Azap)-Elinde şahin göz gibi bir nimet varken forvette ne bok yiyeceksin lan dalyarak!? Orta sahada oynayacaksın tabii ki. Sik kafalı antrenörlerin yüzünden sahip olduğun potansiyelin farkında bile değilsin.

(İnsaf)-Şahin göz ne lan!?

(Azap)-Görüş açından bahsediyorum dingil! Maçta arada sırada bütün sahayı görmenden bahsediyorum. Yeteneklerinden haberin yok amına koyayım! E bu yüzden ikinciliğe mahkumsun işte! Hahahahaha!!!

(İnsaf)-Bütün sahayı görebildiğimi nerden biliyorsun lan sen!?

İnsaf şaşırmıştı. Önceki koçlarına bu durumdan bahsettiğinde bile ona inanmamışlar ve dalga geçmişlerdi. Ama şimdi Azap çıkmış bunun bir lütuf olduğundan bahsediyordu.

(Azap)-Dünyada senden çok var. Hatta her oyuncu şahin göze erişebilir. Oyun okuma becerisini ve görüş açısını yeterince geliştirenler şahin göze erişebilirler. Ancak buna doğuştan sahip olanlar o oyunculardan daha geniş bir görüş açısına sahiptirler ve çok daha uzun süre kullanabilirler. Sahayı, kuş bakışı bir şekilde yukarıdan görebilmek seni lanet bir kontrol kulesi yapıyor. O yüzden ön saflarda işin yok.

(İnsaf)-Güzel konuşuyorsun ama çocukluğumdan beri her zaman kendi kendine olan bir şeydi bu. Kontrol edilemez bir şey.

(Azap)-Merak etme. Erdem'in seninle işi bittiğinde şahin gözden çıkmak için yalvaracaksın! Hahaha!!! Görüşürüz tüysüz tavuk!

Azap hızını bir kez daha artırmış ve onlara daha fazla tur bindirmek adına iyice hızlanmıştı.

Bunlar yaşanırken Erdem yedek kulübesinde tatmin dolu bir gülümsemeyle oyuncuları izliyordu.

(Erdem)-Hıh. Şu çocuk yok mu? İki ucu keskin bir bıçak. Doğru yerden tutarsan kesmiyor gerçi.

Dedi ve dudakları kıvrılarak tehlikeli bir gülümseme gösterdi.

"Bakalım kırılmadan ne kadar dayanabileceksiniz?"

*** Aynı Zaman Diliminde ***

(??)-Huzur yeter artık! 300 tur koşunun üzerine 1000 defa şut çektin. Yorgunluktan ölmek mi istiyorsun!? Takım antrenmanına da gitmedin zaten.

(Huzur)-Duramam koç! Sana söyledim! Azap'ı o sahaya gömmeden rahatlamayacağım!

(Koç)-Ya sakatlanırsan geri zekalı?

(Huzur)-O zaman sakat halimle onu sahaya gömerim! Ne olursa olsun onu öldüreceğim! Maç bittiğinde bağıra bağıra ağlarken suratına tükürüp dalga geçeceğim!

Huzur el ve ayak bileklerindeki 10'ar kiloluk ağırlıkları çıkartırken bunları söylemişti. Denizden yeni çıkmış gibi terliydi ve hiç durmadan saatlerce koşmuş bir köpek gibi soluyordu. Gözlerindeki parlaklık ölmüştü. Gözleri artık hedefine odaklı bir avcının soğuk gözleriydi.

(Huzur)-25 kiloluk ağırlıklar ne zaman geliyor? 10 kilolukları hissetmiyorum artık.

(Koç)-Birkaç güne gelirler.

(Huzur)-Tch! Ben spora gidiyorum.

Huzur sahadaki hiçbir malzemeye dokunmadı, sadece bilek ağırlıklarını aldı ve çantasına koyarak orayı terk etti. Koç etrafı toplamadan önce sahaya bir göz attı. 30'dan fazla patlamış top etrafa saçılmıştı ve sahanın birçok yeri aşınmıştı.

(Koç)-Babası bile bu çocuğu bu kadar delirtmemişti. Azap Kanlıgül ha? Kendi elleriyle bir canavar yarattı. Bakalım bu canavar yaratıcısını öldürebilecek mi?

Koç kendi kendine kısa bir analiz yaptıktan sonra etrafı toplamaya başladı.

(Koç)-Daha fazla top sipariş etsem iyi olur. Özellikle şu siyah toplardan. Hah. 5 kat daha dayanıklı bir topu bile patlatacak kadar hırslanmış. Başka birisi olsaydı ayaklarına veda etmişti şimdiye. Bu yaşta babası kadar güçlü olması şaşılacak bir durum.

Koç Huzur'un mevcut seviyesini kafasında analizlerken Huzur daha da gelişmek adına spor salonuna doğru yola koyulmuştu bile. Vücudunun soğumaması için 9 kilometrelik yolu yürüyerek gidiyordu. Çantasında 40 kilo ağırlıkla spor yapmaya gidiyordu. Aldığı o yenilgi onu gerçekten delirtmişti.

(Huzur)-Geberteceğim! Geberteceğim! U-20'nin final maçında rezil olacaksın! O SİKİK EGONU PARAMPARÇA EDİP BIÇAK NİYETİNE GIRTLAĞINA SOKACAĞIM LAN!!!!!

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.