"- A adımı nereden bi-"
Medyum: " - Ben bir medyumum unuttun mu! Senin buraya geleceğini sen daha karar vermeden önce de biliyordum.
" - Lütfen içeri gelin , ayakta kaldınız."
Evin içerisi evin dışının zıttıydı. Evin içi loş ve kasvetliyken evin dışı bembeyaz ve aydınlıktı. Zeminler ve evin çoğu eşyası ahşaptandı. ev gaz lambası ve mumlarla aydınlatılmıştı. Evin tam ortasında siyah bir masa takımı vardı. Masanın tam ortasında ise içinde solmuş ve kuru çiçeklerden oluşan bir vazo vardı. Dışarıda onca güzel, taze çiçek varken neden masada bunları kullanıyordu anlamış değildim. Açıkçası biraz ürkmüştüm. Medyum siyah sandalyeyi işaret ederek " - otur " dedi.
Ardından Sam ve Brenda'ya bakarak
"- Siz de Freya 'nın arkasındaki koltuğa oturun. Ve sakın çıt çıkarmayın." diye ekledi. Elinde eski bir kitapla karşıma oturdu. Medyum "- elini ver". Yavaşça elimi medyuma uzattım. Elimi eski kitabın üstüne koydu. Kendi elini de benim elimin üstüne koyup anlamını bilmediğim birşeyler söylemeye başladı. Söylediği sözler yavaşça bir fısıltıya dönüşüp yok olmuştu. Bir karanlıktaydım. Ve birden dört veya beş yaşlarında küçük bir kız gördüm. İri mavi gözleri tıpkı beni andırıyordu. Hayır! Bu küçük kız bendim. Gördüğüm tek şey karanlık ve benim küçüklüğümdü. Birden karanlık, bir sokağa dönüştü. Ve küçük kız birden koşmaya başladı. Onu takip ederek bende koşuyordum. Birden bir silah patlama sesi geldi ve durdum. Bu ses bana birşey hatırlatıyordu. Ama neyi hatırlattığını asla anlayamıyordum Kendimi çok kötü hissediyordum. Sanki kalbim yerinden çıkacaktı. Ve nedenini asla hatırlayamıyordum. Küçük kız silah sesine doğru koşarken benden iyice uzaklaşmıştı. Durduğum yerden koşup, küçük kıza yetişmeye başladım. Küçük kız yolunu değiştirip yan sokağa girmişti. Onu göremiyordum. Ama sonunda onun girdiği sokağa girdiğimde onu gördüm ama yanlız değildi. Gördüklerim karşısında dehşete uğramıştım. Yerde iki ceset ve silahı tutan bir katil vardı. Küçük kız ağlıyordu ve katil kızın yüzüne gülerek cesetlere ateş etmeye başladı. Tekrar, tekrar, tekrar. Gözlerimi kapattım. Sokak birden karanlığa büründü. Ağlama ve silah sesleri durdu. Hissettiğim tek şey içimdeki yoğun acıydı. Başım ağrıyor ve dönüyordu. Ayakta duramıyordum. Ve aniden yere yığıldım. Gözlerimi açtığımda medyumun evine geri dönmüştüm. Odadaki tüm havayı içime çekercesine büyük bir nefes aldım. Herkez bana endişeyle bakıyordu. " Ne yaptın bana!" diye bağırdım. Ne kadar büyük nefesler alsamda bana yetmiyordu, boğuluyordum sanki. Ne olmuştu bana böyle. Medyum bana bir içecek uzattı. medyum" bunu iç iyi hissedeceksin". "Bu nedir?" diye sordum.
Medyum"- sakinleştirici bitkilerden oluşan bir çay. Çoğu müşterimde bu tarz nöbetler olur sonuçta onların bilinçlerine giriyorum. Ben onların bilinçlerinde istedikleri şeyi ararken onlar en kötü anılarıyla tekrar yüzleşirler." " Bu çok kötü birşey " dedim
Medyum"- evet öyledir. Neyse istediğin bilgiye ulaştım. Senin de bir yeteneğin var freya" "- Ne ! Yeteneğim ne? " o kadar heyecanlı hissediyordum ki neredeyse medyumun üstüne atlayacaktım.
Medyum"- Sen istediğin kişinin yeteneğine sahip olabilirsin."
"Bu nasıl oluyor peki?"
Medyum"- maalesef ki birinin yeteneğine sahip olabilmen için o kişiyi öldürmen gerek."
" Ama bu imkansız. Bir yetenekliyi asla öldüremem her halükarda benden daha güçlüdür aynı zamanda ailemin katili dışında kimseye zarar vermek istemiyorum." dedim ağlamaklı sesimle
Medyum"- üzgünüm.
William pisliğinden intikamımı alacaktım ama onu öldürmeyi planlamamıştım artık kafamda işler değişmişti William' ı öldürecektim hem ondan intikamımı almış hem de bir yeteneğe sahip
olacaktım...
