Lina da hep bayılıyor hee amaaa Martini yanında bu sefer ama ilkinde onu asıl kurtaran kimdi? Meraklanın birazzz hvasdöcvaöschd. Oylamayı unutmayalım bebiişşlleriimm>
Yüzüme vurulan sert bi tokatla gözümü yavaş yavaş aralamaya başladım. Martin kafamı kaldırıp dizine bıraktı.
-Lina, Lina iyi misin, sesimi duyabiliyor musun, heyy orda mısın , Lina bir şey söyle hadi!
-M-Martin sakin ol iyiyimm.
değişimle bana sıkıca sarıldı. İç güdüsel olarak (galiba) ben de ona sarıldım. 1- 2 dakika boyunca öyle kaldık. Daha sonra ikimizin de düştüğünü hatırlamaya başladım.Ama o iyiydi. Neden ben bayılmıştım.
Martin beni kaldırdı ve sırama götürdü. Öğlen arasına kadar baygın kalmışım. Derse geçtikten bir kaç dakika sonra zil çaldı ve öğlen arası başlamış oldu. Kapıya doğru ilerlemeye başlıyacakken 10 15 kişinin sınıfa doğru ilerlediğini gördüm. En önlerinde kovayı başına düşürdüğüm çocuk ve elinde de bir çiçek vardı. Neler olduğunu merak ettiğim için Martin nin yanına gidip gelenleri işaret ettim.
Martin de benim gibi merakla sınıfa gelmelerini bekledi. Bir kaç saniye sonra sınıfa geldiler.Sınıftan bir kız bi anda gülerek konuşmaya başladı,
-Ooohohohhh kimler gelmiş kimleerrr. İddayı kaybeden çocuk mu desem ya da romantik bebiş mi desem. Dur dur yada en iyisi şu çiçekleri anlaştığımız gibi ver öyle bulurum sana bir şeyler.
-Kes sesini. Her şeyin bokunu çıkarma sakın.Kaybettiysem de dediğimi yerine getiriyorum işte ama bi dahakine hazırlan, böyle olmayacağını benden daha iyi biliyorsun.
-Tamam be ne uzattın hadiiii.
Kovayı başına düşürdüğüm çocuk kızın önüne doğru ilerledi ve eğildi.Kıza çiçeği uzattı ve
-Sana layık değil, biliyorum fakat kabul eder misin bu çiçekleri,
dedi. O an hem gördüklerime hem de duyduklarıma inanamıyordum.Size yemin ederim dış görünüşüne baksanız babası gelse takmaz gibi görünüyor.Allah bilir ne iddaya girmişlerdi de o bunları yaptı. Bunu öğrenmek için çok ama çok sabırsızlanıyorum ama daha önemli bir şey vardı. Martin ve beni kim düşürmüştü. Bu konuyu Martinle konuşmam gerekiyordu. Ne kadar sert düştüysem bayılmıştım siz düşünün.
Kovayı başına düşürdüğüm çocuk bana öyle bir bakış attı kı yerimde kalakaldım. Daha fazla buna maruz kalmamak için Martin nin koluna vurdum ve sınıftan çıktık. Merdivenlerden aşağıya inerken pencereden bir kaç nakliyat aracının okulun arkasına doğru gittiğini gördüm.
-Hey, Martin baksana. Bunlar ne getiriyorlar okula?
-Bilmem, ben de ilk defa görüyorum. Öğlen arası yapacak pek bir şey yok. Biz de dışarımı çıksak?
-Ama bu adamlar biraz garip görünüyorlar, ya birilerinden saklanıyor yada bir şeyler saklıyor gibi hareket ediyorlar. Baksana, sana da garip görünmüyor mu?
-Daha bir kaç dakika oldu uyanalı Lina. Kendine bu kadar yüklenme. Hadi gel biraz hava alalım.
-Neyse, her ne bok yapıyorlarsa ortaya çıkar, hadi gidelim.
O adamların hal ve hareketleri beni biraz endişelendirmişti. Her ne halt getirdilerse aşşırı sıkı önlem ve gözetim altında bunu yapıyorlardı. Taktıkları şapkalar yüzlerinin yarısını gölgeliyorlardı. Hiç birinin yüzü görünmüyordu. Tabii ya biri hariç. Onun yüzü tanıdıktı biraz ama uzaktan baktığım için kim olduğunu çıkaramadım. İçimdeki kötü hisler yine o zamanki gibi başlıyordu. Ama bunu Martin e çaktırmamam gerekiyor çünkü ona hiç bir şey açıklayamam...