Bana bakıp yutkunduğunda bende ağzımdaki döneri yuttum.Biraz garip bir hava olunca boğazımı temizleyerek lavaboya gittim.Ellerimi yıkayıp koltuğun diğer ucuna oturdum.Aramızdaki uzun mesafeler koltukda bile belli oluyordu.Ben onun uykum geldi demesini beklerken defalarca esnemiş uyumamaya çalışmıştım.Nerede yatacaktım şimdi?Ben onun ağzından çıkacak iki kelimeye bağlıyken o bana bağlıydı.Hayat herkese farklı bir yol veriyordu ama bizim yolumuz kesişiyordu...Biraz mutsuzdu, hatta çok mutsuzdu.Arada bir gözlerini ovalıyordu ama bunun nedeni uyku değildi.Daha çok kendine gelmeye ve toparlanmaya çalışıyordu.
(Çağrı)
Dönüp onu izlememek için zor tutuyordum kendimi.Sıkıcı filmi bırakıp saatlerce onu izleyebilirdim.Aklımdaki tek şey Aras'ın ,Ülkü'ye aşık olduğunu itiraf ettiği andı.Yediremiyordum kendime.Bırakın onun başkasıyla konuşmasını ben ona bakan en ufak bir göze dayanamıyor çıldırıyordum.Dediği herşey çok önemliydi benim için hiçbirini unutmuyordum.Tıpkı bana canavar dediği zamanı unutmadığım gibi...Canımı yakıyordu.Canımı çok yakıyordu ama bunu hiç düşünmüyordu.
Koltuğun kenarında başını sert köşeye yaslamış uyuyordu.Küçücük bir hal almıştı.Boynu ağrır, tutulurdu öyle ,o yüzden kalktım ve televizyonu kapatıp ona baktım.Uykusu olmasına rağmen neden uyumamıştı anlamıyordum.Belkide benden çekiniyordu.Kumandayı kenara bıraktım ve onu yavaşça kucağıma alıp uyanmadan odaya götürmeye başladım.Belki başkaları böyle düşünmezdi ama benim için kuş gibiydi.Ufak ve çok hafifti.Bir tüy kadar hafif.Onu yatağa yatırdığımda kıvrandı biraz.Sonra birşeyler fısıldadığını dudaklarından farkettim.Eğildim ve duymaya çalıştım.Etrafını yokladı uykulu haliyle kimseyi bulamayınca daha da sesli mırıldandı.
Çağrı...dediğini duydum.Kalbim susmuş durmuş gibiydi.Beni sayıklaması kadar güzel birşey yoktu.
Çağrı...Nerdesin?dedi yüz ifadesi üzgüne kayarken.
Beni sende mi bıraktın? Dedi ağlamaklı bir şekilde.Telaşlandım ve yanına oturup sağ elimle elini tutum sol elimle saçının okşadım.
Burdayım ben.Bırakmam seni.dedim ama duymuyordu.
Sende gitme...dedi ağlayacak gibi.
Şşş ufaklık sakin ol...dedim ve saçını okşamaya devam ettim.Farketmiş gibi elimi sıktı.Onu bırakan kimdi bilmiyordum anlatmamıştı.
Seni kim bıraktı ufağım?dedim merakla.
O...
Kim?dedim tekrar.
Babam...dediğinde çatık kaşlarım eski halini aldı.Babası vefat etmişti biliyordum.
Şş sakin ol.dedim iyica ağlamaklı bir yüzü olunca.
Bırakma beni...dedi sadece.
Asla bırakmam.dedim ve örtüyü kaldırıp yanına uzandım.Bir yanım konuşmaya başladı.
Ne yani bu kadar kolay mı yumuşadın?
Bence bunu yapman iyi birşey.dedi diğeri.Kendimi susturdum.
Kendine gel Çağrı!Şuan sana ihtiyacı var ve aynı zamanda konuşmuyorsunuz.Mesafeli ol!dedim kendimi uyararak.Kenara kaydım ama saçında ki elimi çekmedim ve saçını okşamaya devam ettim.O sakinleştiğinde de devam ettim ne olur ne olmaz çok güzeldi hissi.Sonra uyuya kalırım diye alarmı kurdum.Yarın okula gidecektik.Ve düşündüğüm gibi oldu onun kokusu üzerime sinmiş bir şekilde uyuya kaldım.
