Seungmin hemen rolüne hazırlanıp ağlamaya başladı.
"B-benim annem öldü babam da başka bir kadınla evlendi okulda hiç arkadaşım yok bu yüzden yalnızım benim kimsem yok ne olur beni bırakmayııın"
Chan bir an kendini hatırladı ve gözleri doldu Seungmin'e arkasını döndü ve düşünmeye başladı kendisinin de annesi ölmüştü babası..
Babasını tanımıyordu bile amcası ile kalmış amcası da ölünce Changbin ve Jisung ile kalmaya başlamıştı. Üçü sevgisiz büyümüştü ve mafya olmuşlardı hemde çok küçük yaşta bir yabancının teklifi ile...
"Oda hazırlayın bir konuğumuz var"...
_________________________
Changbin, Seungmin'e odasını göstermeye gitti. O sırada da Jisung Chan'ın yanına geldi.
"Hyung rol yapıyor işte inandın mı hemen?"
Chan eski anılarında kaybolmuştu. Jisung'u duymamıştı bile..
"Hyung sana diyor duymuyor musun?
Hyuuung"
"Ha- ne oldu"
"Neye daldın iyi misin çok durgun duruyorsun"
"Bişey yok boşver"
Jisung daha önce Chan'ın bu kadar garip olduğunu hiç görmemişti. Birde tanımadığı birisine bu kadar çabuk inanması ve eve alması bu normal değildi.
"Neden tanımadığın birine güvenip hemen eve aldın?"
Bunu Chan'ın kendisi de tam olarak bilmiyordu. Bu duyguyu anlatamazdı. Kesinlikle acıma duygusu değildi. Tanımadığı birisine bu zamana kadar hiç güvenmemişti ama annesi zayıf noktasıydı Chan'ın işte..
"Duymadın mı Jisung, yalnızmış kimsesi yokmuş eskiden bizde öyleydik ne çabuk unuttun"
"Unutmadım ama biz üçümüz birbirimizin desteğiyle bu zamanlara geldik ve eski o kadar da önemli değil"
"Birbirimize destek olduk değil mi peki ona kim destek olacak kim sahip çıkacak?"
"Onun da karşısına çıkar birileri"
"Ya çıkmazsa ya neredeyse senin yapacağın gibi intihar etmeye çalışırsa"
"Onu da biri kurtarır"
Chan aklında canlananlarla başının döndüğünü hissetti.
"Hyung iyi misin?"
"İyiyim ben biraz dinlenicem" dedi ve gitti Chan.
Jisung bu konu hakkında düşünürken eskileri hatırladı.
*
"anne 5. sınıf zor mu?"
"Hayır tabii ki de neden böyle düşündün bakalım"
"Bizim sınıfta Minho diye bir arkadaşım var o sürekli bana 5. sınıfın zor olduğunu söyleyip korkutuyor ve o benden nefret ediyo"
Jisung'un annesi duydukları ile gülümsedi.
"O seni sevdiği için öyle yapıyordur oğlum"
"Hayır beni sevmiyor ona hiç birşey yapmadığım halde saçımı çekiyo"
"Seninle aynı sınıfta mı?"
"Evet"
"Hmm öğretmenine söyledin mi hiç?"
"Evet ama öğretmen umursamıyor ki"
"Bak öğretmenin bile umursamıyor sende umursama"
"Ya ama anne sürekli yapıyor"
"O zamaan onun yanında dolaşma"
"..."
"Ne oldu?"
"Benim Minho'dan başka arkadaşım yok"
"Onu seviyor musun?"
"Evet yaani en iyi arkadaşım diğerlerinden daha iyi"
"Konu kapandı o zaman herkes hata yapar ve o da hatasının farkında değil"
"Anne saat kaç geç kalıcam"
"evet hemen çıkalım- Dur bir dakika telefon çalıyor"
"alo, evet benim, NE.. n-nasıl yaani"
Jisung'un annesi telefonunu düşürdü.
"Anne ne oluyo"
"Baban.. Babanı kaybettik"
Jisung anlayamıyordu ne yapması gerekiyordu. Annesi gözünün önünde yere yığılmıştı hizmetçiler hemen yanlarına gelmişti.
"KALP KRİZİ GEÇİRİYOR!"
4 sene sonra...
13 yaşındayım aradan 4 sene geçsede hâlâ annemin ve babamın ölümünün etkisinden çıkamadım.
Evde yalnızım, okulda yalnızım, ahh doğruya okulda Minho var. Bu yalnızlık beni öldürecek gibi kulağa hoş geliyor "ölmek" veya "bu dünyadan kurtulmak" neden olmasın ki.
Markete gidiyordum gözüme güzel gözüken yola baktım kendimi birden yolun ortasına bıraksam ve araba çarpsa hepsi bir anda acısız olacaktı. En azından böyle düşünüyordum. Gelen kamyonu gördüm ve gülümseyip kendimi yola attım ki birinin bağırıp koştuğunu gördüm.
"Hey sen çekil olamaz yetişemiyeceğim"
Jisung'u son anda biri kenara çekti ve sıkı sıkı sarıldı.
"SEN NAPIYORSUN!? BEN NE KADAR KORKTUM BİLİYOR MUSUN?"
"Minho s-senin ne işin var burada"
Yanlarına Chan gelmişti.
"İyi misiniz? Çok korktum yetişemeyeceğimi anlamıştım ama son anda Minho kurtardı"
"Minho ile tanışıyor musunuz?"
"Hayır aslında sadece ismini biliyorum bu arada ben Chan"
"Bende Jisung"
"Jisung bir daha böyle bir şeye kalkışırsan hiç kalkışmana bile gerek kalmayacak ben seni kendi ellerimle de öldürebilirim neyse gitmem gerek"
Minho gittiğinde Chan Jisung'u kolundan tutup bir banka oturttu.
"Neden böyle bir şey yaptın anlat"
"Ailem yok yalnızım kimsem yok ben neden yaşayayım"
"Aslında benim ailem yok bir tek arkadaşım Changbin onunla da tanışmak ister misin?"
Jisung gülümsedi.
"Olur"
"Aaa bak o da geliyor"
"Hyung nerdesin ya yanında ki kim?"
"Jisung"
"Merhaba Jisung"
"Merhaba"
Jisung bu sefer olanları daha ayrıntılı bir şekilde onlara anlattı. Artık daha yakındılar.
"Ben daha önce kimseyle bu kadar samimi olmamıştım çok teşekkür ederim sizi asla unutmayacağım"
"bizde seni Jisung ama bizle kal ne olur bizde aynıyız senin gibiyiz"
Jisung kararsız kaldı sonra gözleri doldu.
"Olur"
Üçü beraber sarıldı. Jisung her zaman Minho'yu bekledi, aradı ama bulamadı o günden sonra bir daha hiç görmedi.
*
Jisung hiç unutmadığı eskileri hatırlamıştı. Kendine kızmıştı, Chan haklıydı ama kaçırdıkları kişinin iyi biri olup olmadığı daha belli değildi.
Aslında rolü ne kadar cringe olsa da gözlerinde bir yerlerde bir parıltı vardı Chan'a bakarken. Bu da mı rolün bir parçasıydı?
Garipti pekde üzgün görünmüyordu ama üzgün görünüyordu.
Köpek yavrusu gibi durmasından dolayıydı belki de rol yapıyor gibi gözükmesi, o yüzden mi gözleri parlıyordu ama sadece Chan'a bakarken yaani sadece Chan'ı mı inandırmaya çalışıyordu. Jisung daha fazla kafa yormak istemedi ve bu konu hakkında düşünmeyi bırakıp yatağına gitti...
Seungmin:
Herkes uyumuştu ama ben uyumamıştım. Daha doğrusu heyecandan uyuyamamıştım. Aklıma sürekli sinirli gözüken geliyordu. Çok yakışıklıydı ve yüzünü inceleyesim geliyordu sürekli. Garip bir şekilde bakıyordum umarım kimse farketmemiştir.
"Telefonum yok, odaya kitap koymuşlar içinde aksiyon yok. ölücem burada, kendi kendime konuşuyorum yeter. Burası neresi aaaaaaaa rolümede hemen inandılar"
"Rol mü?"
ananskm yakışıklı olan
"Sen nerden geldin ya ne rolü ne diyorsun? Ben hiç birşey bilmiyorum"
"Duydum herşeyi sen gerçekten rol mü yaptın?"
"Aslında rol sayılmaz yalnız olduğum doğru ama buna üzülmüyorum benim için sorun değil rol yaptığım tek yer üzülmemdi o kadar"
"İsmin ne senin"
"Benim mi? Ben ben şeyy aaaa heyecanlandım ben Kim Seungmin 17 yaşındayım Koreliyim telefon numaram-"
"Tamam dur sakin sadece ismini sordum"
"Senin ismin nee?"
"Chan"
"Chan mı ismin de güzelmiş neyse şeyy kaç yaşındasın?"
"Neden sordun?"
"Merak ettim de"
"Tamam merak etme boşuna benim yaşımla işin yok zaten bizi de kandırdın sana pekde güvenim kalmadı"
"Bana güvenmiş miydin?" Aaaaaaaa bana güvenmiş
"Evet yaani bilmiyorum"
"Ya ama napim benim de böyle bir şey yapmam gerekti yinede kimsem yo-"
Chan'ın cebinde bir telefon titrer.
"Benim telefonum değil mi o"
Chan telefonu eline aldı yine aynı numara arıyordu. Açıp sesi hoparlöre verdi.
"ALOOOO SEUNGMİNN GIZ ALOO ASSKM NERDESİN HANİ BUGÜN HEP BİRLİKTE TOPLANIP FUTBOL OYNAYACAKTIK"
Hyunjin ben senin ananı
Chan kapattı ve Seungmin'e baktı.
"Ya valla o engelli bak bağırışından fark etmişsindir o ne dediğini bilmiyor şizofren o"
"of Seungmin off"
"Ya bak arkadaşlarım da olabilir ama ben ben bilmiyorum onlarla sanki o hissi bilir misin bilmem ama çok normal arkadaşlar gibi bana sahip çıkarlar belki ama asla en değer verdikleri ben değilim beni çoğu zaman umursamıyorlar ve bunun nedeni... Nedeni"
"Evet nedeni"
"Ben ben"
"Sen"
"Mafyalı kitap okumayı çok severim ve sadece beni avutan tek şey öyle kitaplar anlarsın mafya hayranıyım"
"Eee Seungmin ne alaka"
"Ya işte bende seni.. Kendime yakın hissettim"
"Nasıl Yani"
"Sen diğerlerinden farklısın ben bu zamana kadar beni kardeşi gibi görecek"
kesinlikle kardeşi gibi görecek
"Ve benim de onu abi olarak göreceğim sanırım o kişiyi buldum tam karşımda duruyor"
"Ben mi?"
"Evet ben böyle bir kişi bulmuş ve kendimi hiç yalnız hissetmiyorken evden atarsan.. Sorun olmaz aslında ölmek yaşamaktan iyi"
"Hayır hayır asla ölmek iyi değil ve sen evde kalabilirsin demek çok meraklısın mafyalara"
"YAŞASINNN TEŞEKKÜRLERR"
Seungmin kollarını açıp Chan'a sarılacakken Chan onu durdurmuştu.
"Ama şartlarım var bana ya da bu evden herhangi birine yaklaşma kimse zaten temas sevmez ve hiçbir şeye karışma bu kadar bunlara uyarsan istediğin kadar burada kalabilirsin"
"Ahh tamam ama şeyy ben, ben sana nasıl sesleneceğim?"
"İstediğin gibi zaten bir anlam ifade etmeyecek" dedi ve odadan çıktı Chan.
Seungmin buna üzülmüştü. İnsanlara sarılmayı çok severdi. Ama daha önce sadece bir kişiye sarılmıştı. Annesine, annesinin cansız bedenine..
Sevgi görmediği doğruydu ama ona öğretilen sevginin saçma olduğu ve böyle şeylere üzülmemesi gerektiğiydi. Hep farklı davranmaya zorlandı Seungmin ama gerçek kişiliği ve zorlandığı kişiliğin karışımı olmuştu.
Gülümsemesi yüzünden düşmese de en ufak şeye üzülen ve aslında hiçbir şeye üzülmeyip dalga geçen biriydi. Chan'ın ona böyle davranmasına da üzülmemeye çalıştı. Onca şeye üzülmezken buna mı üzülecekti. Hem hayali gerçekleşmişti. Gerçekten onu ailesi gibi görecek kişiler. Uyumaya çalıştı Chan'ı düşünerek...
Ama uyuyamadı...
Askolar bu bölümü yeniden yazıcam bana kötü geliyor sizin düşüncelerinizi bekliyorum💕❣️


