Ertesi sabah Seul, puslu bir griye bürünmüştü. Han Jisung, karakolun kütüphanesinde eski dosyaları karıştırıyordu. Henüz zihninden Minho’nun gece söylediği sözleri atamamıştı: “Çünkü seni kaybetmek istemiyorum.” Dışarıda hafif bir yağmur başlamış, camlara vuran damlalar odanın içinde sessiz bir ritim oluşturuyordu. Jisung, Minho’nun sözlerini düşündükçe hem huzursuz hem de garip bir şekilde sakinleşmişti. — “Jisung, aradığını buldun mu?” diye Minho’nun sesi arkasından geldi. Jisung irkildi. — “Henüz. Ama sen… hep bir adım öndesin gibi.” Minho, omuzlarını hafifçe kaldırdı ve masanın yanına geçti. — “Bazı sırlar öyle adımlarla çözülür. Acele etme.” Jisung, Minho’nun her zamanki sakinliğinde bir şeylerin eksik olduğunu fark etti. Onun her hareketi kontrollü, her söz seçilmişti. Ama küçük detaylar, bazen fark edilmek için elini uzatıyordu. ⸻ O gün, Jisung bir görev için tek başına olay yerine gitmek zorunda kaldı. Eski bir depo, terk edilmiş bir sokak köşesi. Jisung, içeride iz sürerken fark etti ki Minho’nun önceden bırakılmış izleri vardı. Küçük bir çakmak kapağı, biraz kararmış bir eldiven… Sanki Minho oradaymış gibi bir iz bırakılmıştı, ama Jisung emin olamıyordu. Bir yandan bu izler, onu şüpheye sürüklüyor; diğer yandan içten içe Minho’nun onu korumak için önceden gelmiş olabileceğini düşünüyordu. — Ne yapıyor? diye mırıldandı kendi kendine. — Ve neden bu kadar karmaşık? Tam o sırada telefonu çaldı. Minho’nun sesiydi: — “Jisung, dikkatli ol. Orası güvenli değil.” Jisung irkildi. Telefonu kapattıktan sonra bir an durdu ve çevresine baktı. O an fark etti ki gölgeler arasında bir hareket vardı. Kalbi hızla çarpmaya başladı. Ama tam ilerleyecekken, Minho’nun sesi tekrar geldi, bu sefer arkasından: — “Buradayım. Sakın tek başına adım atma.” Jisung döndüğünde, Minho’nun karanlık bir köşeden onu izlediğini gördü. Gözlerinde hâlâ o gizemli soğukluk vardı, ama aynı zamanda bir koruma içgüdüsü de gizliydi. Jisung, nefesini tutarak düşündü: Minho… sana güvenmeli miyim yoksa şüphelerim doğru mu? Ama o an bir gerçek vardı: Minho olmasa, burada yalnız başına duramazdı. ⸻ O gece, Jisung eve döndüğünde cebinde bulduğu çakmak kapağı ve Minho’nun karanlık bakışları arasında düşünceler içinde kayboldu. — Belki de bazı sırlar… açığa çıkmadan anlaşılmalı. Ve Jisung fark etti ki, ne kadar şüphe duysa da kalbi Minho’ya doğru atıyordu.
Bölüm 8
8.
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.