İçeriğe geç

for someone else

Bölüm 1 · 4 dk okuma

for someone else

Bölüm 1

0.1

Elindeki çiçekler ve giydiği ceket ile çok hoş duruyordu. Karşısında kim olsa ona asla hayır diyemezdi kesinlikle. İki üç adım atıp yanına vardım bir elimi omzuna koyarak ona destek olmaya çalıştım. "Gayet şık görünüyorsun. Sana asla hayır diyemeyecek." Dedim gülümseyerek. Derin bir nefes aldı kendini rahatlatmak için. Gergindi onu çok iyi anlayabiliyordum çünkü ben de gergindim. Sevdiğim adamı bir kızla buluşmaya hazırlamıştım. "Sana gergin olma diyemem çünkü gayet normal şu an ama bildiğim bir şey varsa o kızda sana karşı boş değil. Umarım bu çabaların güzel sonuçlanır Minho." Bir anda sırtıma dolanan eller yüzünden duraksadım. "Sen olmasan buna asla cesaret edemezdim Jisung."

Sevdiğim adama açılması konusunda cesaret veriyorum ama aynı şeyi kendim yapamıyorum. Ellerimden kayıp gidiyorsun ben ise bunun daha hızlı olmasını sağlıyorum. Belki de aşkta kendini umursamamak en büyük cesarettir ha? Buna cesaret denebilir mi?

Bende kollarımı doladım ona. "Hadi bugün geç kalmak istemezsin herhalde?" kollarımı yavaşça uzaklaştırdım bedeninden. O da benden uzaklaşıp genişçe gülümsedi, üzerini düzeltip kapıya yöneldi. Bende arkasından yürüdüm. Kapıdan çıktığında son kez bakıştık onunla. "Bu akşam büyük ihtimalle geç gelirim beni bekleme. Uyu tamam mı?" kafamı sallayarak onayladım, kapıyı kapatmaya yeltenirken "Hadi hadi beni düşünme git." Diyip kapıyı kapattım.

Boğazıma oturan yumru yüzünden zar zor yutkunabilmiştim. Kapıya yasladım sırtımı, titreyen bacaklarım bedenimi daha fazla taşıyamadı. Kapı eşiğinde bıraktım kendimi yere. Kalbim acıya çoktan yenilmişti de direniyordum şu zamana kadar bedenimle. Fakat artık hiçbir türlü kalkamıyordum acının altından. Kaybettiğimin en büyük göstergesi yanağımdan süzülen gözyaşları idi. Durmadan akıyorlardı suratıma. Yerde duran elimi kaldırıp sildim yanaklarımdaki tuzlu suları. Fakat vazgeçmedim ağlamaktan başka türlü çıkaramıyordum içimdeki acıyı ve öfkeyi. Öfkem asla ona karşı değildi kendimi karşıydı. Öfkem, onu bu kadar kolay kaybedebilmeme karşıydı.

Gitmişti ya da bitmişti?

Onun yanına gitmişti. Ama hala bana bir şey olsa ilk o koşardı, her zaman yanımda olurdu demek ki gitmemişti. Ama bitmişti başka birine gittiği an kavuşabilme ümidimiz bitmişti. Ona olan aşkım bitmemişti.

Ne tür bir paradokstu bu?

Kargaşa beynimi ele geçirip düşünmemi engelliyordu. Gözyaşlarım iyice hızlandı. Ufak bir bağırış koptu ağzımdan. Sanki tüm içimdekileri atmak istermiş gibi.

Orada ne kadar durup ağladım bağırdım bilmiyorum ama bunu kesen kapıyı çalan Seungmin olmuştu. Duyduğum zil sesi ile oturduğum yerden kalktım. Gözetleme deliğinden gelenin Seungmin olduğunu görünce rahatladım. Kapıyı açıp kendimi duvara yasladım. Seungmin'in bakışları üstümde dolandı. "Bunun olacağını tahmin etmiştim." Dedi sakin sesi ile. Minho'ya olan aşkımı ilk ona bahsetmiştim. Beni anlayışla karşılamış, Minho ile yakın olmamız için her şeyi yapmıştı.

Bazı şeyler ne kadar çok denersen dene olmuyormuş demek ki.

İçeri geçip elindeki poşetleri gösterdi. "Ben olmasam da içecektin o yüzden bari beraber içelim. Yanında ben olursam saçma sapan şeyler yapmazsın." Kafamı sallayıp yanına yaklaştım. Kafamı Seungmin'in omzuna bıraktım. Gözyaşları tekrar gözlerime hücum ederken sırtımda kollarını hissettim.

Gözyaşlarım tükendiğinde kendimi sıcak kollardan uzaklaştırdım. Bu gece asla geçmeyecekti. Yerdeki poşete uzanıp bira şişesini çıkardım. Kafama dikip büyük yudumu mideme yuvarladım. Hafif ekşimsi tat boğazımı yakarak indi. Seungmin poşete ufak bir bakış attı. Alkol kullanacağı falan yoktu bu gece saçma şeyler yapmamı engellemek için buradaydı.

Duvarların üzerime geldiğini hissediyordum. Onun kokusu doluydu bu ev, beraber geçirdiğimiz anılar doluydu. Bu gece burada kalamazdım. Daha fazla acı çektiremezdim kendime. O an orada nasıl görünüyordum bilmiyorum ama Seungmin beni anladı ve yerdeki poşeti eline aldı. "Hadi çıkalım. Bu gece burada durmak istemiyorsun sanırım." Anlayışla başını salladı ve kapıyı açtı. Kapının hemen yanında duran anahtarlıktan anahtarı alıp dışarı çıktım.

Gökyüzüne çevirdim bakışlarımı. Hava kararmıştı yıldızlar yerini almaya başlamıştı. Kafamda hissettiğim ağırlık eli elimi başıma götürdüm. Siyah bir şapkayı Seungmin başıma geçirmişti. Büyük ihtimalle berbat görünüyordum. Ve Seungmin her şeyi düşünüyordu. "Sahil kenarına mı?" Başımı olumlu anlamda aşağı yukarı salladım.

Denize anlatsam içimdekileri alıp götürür müydü ona? Anlatır mıydı benim anlatamadıklarımı ona? Söyler miydi gerçekleri yüzüne? Kavuşturur muydu bizi dalgalar?

Usul adımlara Seungmin eşlik etti. Kafamı ayaklarımdan kaldıramıyordum.

İçim çok acıyordu. Kaybedişimi yaşıyordum. Sadece kalbimde hissetmiyor bedenim ile de yaşıyordum. Nefes almaya çalışıyordum ama boğuluyordum. Gülüyordum ama yanaklarımdan yaşlar süzülüyordu. Bunlara sen sebep oluyordun Minho. Ama dönüp de sana bağırıp kızamıyordum. Hepsine sen sebep oluyordun da sana kıyamıyordum. Kalbimde öyle bir yer edinmişsin ki gittiğin an onu da peşinde götürmüşsün. Seninle her göz göze geldiğimizde içimden bunlar geçiyordu da sana tek kelime bile edemiyordum. Hiç kimseye tek kelime edemedim bu zamana kadar.

Anlatacağım bugün dalgalara, denize, kuma. Belki onlar anlatır sana.

Bölüm sonu

34 yorum