İçeriğe geç

Flörtöz

Bölüm 2 · 5 dk okuma

Flörtöz

Bölüm 2

0.1

Akılevi Mezun Tayfa

Akın Hoc'am: gençler ödevler tamam mı?

Kargacuk ardacuk: tabii ki de tamam hocam sormaniz kabahat

Akın Hoc'am: Sormaya korkuyorum. Peki ya sen Ceylin?

Siz: hocam öncelikle size buradan kalplerimi yolluyorum. Nasılsınız iyi misiniz? Sağlığınız sıhhatiniz yerindedir inşallah maşallah elhamdülillah

Gergince dudaklarımı kemirirken sandalyede yerime doğru sindim. Bir yeni mesaj geldiğinde besmele çekip mesajın üzerine bastım. Akın hoca özelden yazmıştı.

Allah'ım imdat!

Akın Hoc'am: Dershane grubumuzu saçma sapan şeylerle meşgul etme Ceylin. Ödevlerini yapmadığın kanısına vardığım için gece etütüne kalıyorsun. Haberin olsun.

Siz: hocam gelemem

Akın Hoc'am: neden

Siz: vefat etmişim, iyi insandım sizlere ömür

Akın Hoc'am: Sana haftasonu etütü de yazıyorum, çok ders çalışmak istiyorsun görünen o ki

Senin ben ananı avradını sülaleni yedi ceddini kedini kopeğini-

Dur bir dakika.

Kediyi ve köpeği o listeden çıkartalım.

Heh şimdi oldu.

Nerede kalmıştım?

Akın Hoc'am: Ders çalış Ceylin ders çalış

Ok tm

Görüldü atıp çıktım. Bu saçma konuşma da sona erdiğine göre rahatlıkla yayılabilirdim. Dört katlı apartmanın ikinci katında oturuyordum. Birinci katta oturan ev sahibim yaşlı bir kadındı ve beni fazlasıyla sevmişti. Bugün de dershaneyi birazcık ekip onunla bahçede çaylı kahveli dedikodu seansı yapma kararı almıştım. Her daim hazırlıklı biri olduğumdan yanımda çantam da vardı, Akın hoca ararsa diye diken üstündeydim.

Akın Hoc'am: bugün ki derse geleceksin değil mi Ceylin?

Akın Hoc'am: Ceylin?

Akın Hoc'am: Babanın bu durumdan haberdar olmasını istemiyorsun değil mi?

Heh bir de şu vardı ki. Akın hoca amcamı babam zannediyordu. O zannede dursun benim keyfim yerindeydi. Amcam hayatımda gördüğüm en gevşek insandı bu yüzden yaptığım birkaç günlük devamsızlık sorun yaratmazdı.

Siz: evet evet hocam ondan

Aa görüldü yedim. Şaka midur?

"Kahvelerum tazedur."

Hayır Saniye teyze bunu söyleyerek gelemezsin. Geleceksen eğer kahvelerle birlikte yeri boylaman lazım.

"Nerede kaldın be kadın! Özlettin kahveni." Önüme konan fincan kahveye doğru eğildim ve derin bir nefes çektim içime.

"Deli kız seni! Geldim işte da."

Karadenizli ev sahibinden daha tatlısı laz ev sahibidir.

İnsanların dediklerine bakmayın söyledikleri kadar sinirli değiller. Sadece geçen gün apartmanın önünden egzoz patlata patlata geçen Tofaş'ı tüfekle kovalamıştı o kadar... Özünde iyi kadın.

"Kızım, senin bugün okulun yok mu?" Bu kadın böyle tatlı tatlı konuşursa ben nasıl yalan söyleyebilirdim ki...

"Astım okulu be Saniyeciğim. Amaan ne olacak ölümlü dünya. "

"Ölümlü dünya diye diye bak kaç yaşına geldim. Hadi kalk git okuluna yavrum."

Omuz silktim.

Kaşlarını çattı, gözlerini kıstı.

"Benim emaneti çikartturma baha."

Çıkart vur masaya be Saniye sultan!

"Hâlâ beni takmiysun ha hamsi kafali!"

Elini beline attı ve silah çıkarttı.

Euzubillahimineşşeytannirracim Bismillahirrahmanirrahim

Arkadaşlar silahın linkini aşağıya indiriyorum kaçakçılardan temin edebilirsiniz.

"Ruhsatı var mı onun?" dedim yavaşça ayağa kalkarken.

"Sana ne, okula gidiyo musun yoksa sikayım mi topuğuna?"

Ciddi değil değil mi?

Ahahahaha tetiği çekti.

Çantamı kaptığım gibi koşmaya başlamam bir oldu.

"Neyse ben okuluma gideyim Saniyeciğim, derse geç kaldım!" Arkama doğru döndüm ve bağırdım. Koşmaya başladığımda artık silahın korkusu yoktu, Akın hoca korkusu vardı. Ben gitmeyeceğim için rahatlıkla oturuyordum ancak şimdi gitme mecburiyetinde olunca... Geç kalmıştım işte neyi uzatıyordum.

Hızlıca koşmaya başladığımda insanları solluyor, arabalara yol veriyordum.

Her zaman yaptığım gibi sağıma soluma bakmadan yola atladığımda sağımda duyduğum sert ve acı fren sesiyle yerimde kaskatı kesildim. Kafamı fren yapan arabaya doğru çevirdiğimde ellerim ağzıma gitmiş, şokla çığlık atmıştım. Arabadaki adam hızlıca arabadan çıkarken ben donmuş bir şekilde karşıya bakıyordum. Arabanın sahibi yanıma geldi. Hatta beni kenara kaldırıma oturttu, su içirdi. Şoktayım, tepki veremiyorum.

"Neden bir anda yola atlıyorsun anlamıyorum ki geri zekalı mısın kızım sen ya!"

"Sıçtım. Akın hoca ağzıma sıçacak." O şok harbinde söylediğim kelimeler arabanın sahibini de şoka uğratmış olacak ki konuşmadı.

"Bu kadar çok mu korkuyorsun Akın hocandan?" Sesi rahatsız olmuş gibi çıkıyordu. Yerdeki bakışlarımı adamın yüzüne çevirdiğimde gördüğüm yüz beni şaşkına çevirdi.

"A-Akın hocam?" Hafifçe gülümsedi.

"Hadi kalk ayağa, trafiği daha fazla meşgul etmeyelim." Beni yavaşça kaldırdı ve arabasının ön koltuğuna bindirdi, kemerimi takarken üzerime eğildiğinde rahatlatıcı kokusunu aldım. Gözlerimi kapattığımda utanç duygusu bütün bedenimi kaplamıştı. O kadar çok utanıyordum ki ne yapacağımı bilemedim.

Sürücü koltuğuna oturdu ve trafikte ilerlemeye başladık.

"Hocam... Ben çok özür dilerim, yola dikkat edemedim."

Yoldan bakışlarını ayırmadan konuştu. Sesi ve bakışları sertti. Bir kez daha gerildim.

"Canından daha önemli ne olabilir Ceylin! Ya sana çarpsaydım! Ya frene zamanında basamasaydım!" Ani bağırması beni yerimden sıçrattı. Haklıydı. Ellerinin titremesinden onun da ne kadar korkmuş olduğunu anladım. Bir şey diyemedim.

"Özür dilerim hocam..."

"Dileme Ceylin dileme. Sana o kadar sinirliyim ki. Ben sakinleşince konuşalım."

‡‡‡‡

Kaza olayının üzerinden dört gün geçmişti. Her gün en az üç kere beni azarlamak için odasına çağıran adam gözüme bile gözükmemişti. Yanlışlıkla bile karşılaşmamıştık.

Hâlâ siniri geçmediyse ne âlâ memleket valla. Kafam rahat, azarlayıp duran bir adet Akın hoca yok. Mis! Ama şöyle bir durum da vardı ki suç benim olduğu için vicdanım asla susmuyordu. Durmadan kabahatli olduğum için gidip özür dilemem gerektiğini söylüyordu.

Haklıydı. Hata yapmıştım. Bu yüzden ben de özür pastası yapmış, dershaneye getirmiştim. Etüt çıkışı odasına gidip verecektim. Çok heyecanlıydım çünkü hayatımda yaptığım ilk pastaydı ve zehirlenme tehlikesi olan atomik bir pasta olabilirdi. Normalde olsaydı Akın hocayı seve seve zehirlerdim ama yine dediğim gibi kendimi suçlu hissettiğimden bir de adamı zehirleyemezdim.

Etüt biter bitmez kapaklı büyük kabı kucakladım. Odasının önüne geldiğimde derin bir nefes aldım ve kapısını tıklattım.

"Gir."

Kapıyı yavaşça açtım ve kapıyı araladım. Kapıdan içeriye doğru kafamı soktum ve hafifçe gülümsedim .

"Hocam girebilir miyim?"

Gözündeki gözlükleri çıkarttı ve derin bir nefes verdi.

"Gel Ceylin gel."

Minik adımlarla masasının önüne geldim. Dikkatlice beni izliyordu.

"Öncelikle dikkatsiz davrandığım için özür dilerim. Sizi böyle zor bir durumda bıraktığım için çok pişmanım. Sonuçta bana çarpabilirdiniz, ben komaya girebilirdim, beş sene uyanmayabilirdim siz de müebbet hapis yiyebilirdiniz, gençliğiniz pardon zaten sizin gençliğiniz kalmamış orta yaşlılığınız hapislerde geçebilirdi, hapisteki ağır abi benim gibi mükemmel birisini hayattan kopardığınız için sizi şişleyebilirdi. Hii! Allah korusun!"

Elimi kulak mememe götürdüm ve eğilip masaya yumruğumu tıklattım.

"Ceylin... Yavaş ol biraz."

Sertçe yutkundum ve kafamı salladım.

"Ne geniş hayal gücün varmış ya." Düşünceli bir şekilde konuştu. Omuz silktim.

"Size özür maheyetinde pasta yaptım. Umarım beğenirsiniz." Pastayı masasına bırakıp geri çekildim. Umutla yüzüne bakarken hafifçe kaşlarını çattı. Beklemiyordu.

"Zehirlenme ihtimalim var mı?"

İnşallah?

"İnşallah. Ay pardon, inşallah yoktur." Yapmacık bir şekilde gülümsedim ve ve sonunda hafifçe gülümsedi.

Bence bu adam 33 yıllık hayatında ilk defa tebessüm etti.

Ahanda buraya yazıyorum bu adam suratsız olmakla birlikte meymenetsiz de aynı zamanda ve ve ve çok da ketum birisi.

Her neyse.

"Teşekkür ederim Ceylin. Ellerine sağlık ama özür dileyeceğin kişi ben değilim sensin. Kendine bir özür borçlusun. Hayatını riske attığın için suçluluk duymalısın."

Özür dilerim canım bedenim. Benim gibi geri zekalı bir insanla yaşadığın için sana acıyorum.

Bölüm sonu

1 yorum