Lena bağrıyordu "Luca, Luca!" . Luca Lena'nın tek arkadaşıydı. Okuldaki ve sokaktaki büyük küçük hiç kimse Lena'yı sevmiyordu. Çünkü Lena hem ismiyle hem davranış ve kişiliğiyle diğer çocuklardan farklıydı. Sadece sevdiği şeyleri yapan, deli dolu, konuşkan hatta çok konuşkan, gerçek seven, derinden kalbinden bağlanan, tüm ruhuyla güvenen bir çocuktu, bambaşka bir çocuktu.
Flora Lena Wayne'nin ailesi ve Luca Lawrance'ın ailesi İtalya'nın en büyük kentlerinin OSB (organize sanayi bölgesi) lerinin ortaklarıydı. %'liklerle bölünmüş hisselerden dolayı ailelerin yedikleri önlerinde yemedikleri artlarındaydı.
1980 yılında Lena 7 Luca 9 yaşındayken aileler arasında hem mahalleli tarafından türlü dedikodular çıkarılan Lena'nın Luca'yla arkadaş olmasından hem de paraya para demeyen Lawranceların çıkardıkları maddi huzursuzluklar sebebiyle aileler arasında büyük bir kavga yaşandı. Ama neyseki kavga kan davasına dönmeden aileler medeni bir biçimde küstüler. Bu olaylar üzerine Lawrance ailesi Luca'yı kavgadan ve Lena'dan uzklaştırmak için Roma merkeze yatılı okula gönderdiler. Luca'nın gittiğinden haberi olmayan Lena Lawrance ailesinin evlerine Luca'yı çağırmaya gittiğinde kapı aralıktı ve Lena konuşulanları duydu:
Bay Lawrance - Luca Roma'ya varmış mı?
Bayan Lawrance - Varmış, varmış. Bu şekilde hem çocuğun düzgün bir eğitimi olmuş oldu hem de şu çingene kızdan kurtulmuş olduk. O kız hakkında insan olmadığını söyleyenler var.
Bay Lawrance bunlara inanmıyordu, kızın sadece farklı bir kişiliği olduğunu düşünüyordu. Ama karısını çenesine katlanmak yerine düşüncelerini kendine saklıyordu. Bayan Lawrance devam etti:
Bayan Lawrance - O kız normal değildi. Çok konuşan, patavatsız, terbiyesiz yani ne bileyim garip bir şeydi işte. Neyseki onunla bağları kopardık.
Küçük Lena'nın gözleri yaşlarla doldu. Koşarak uzaklaştı, sokağın kenarına oturdu. İçli içli ağlıyordu. Düşünceler beynine sığmıyordu.Acaba çok konuştuğu için Luca'nın başını mı ağrıtmışıtı? Bazen söylenirdi "Başımın etini yedin!" diye. Bu yüzden mi gitmişti? Akıllı olup susarsa, geri döner miydi?
İlk defa 6 yıl sonra Luca aile evlerine ziyarete gelmişti ama çok şey değişmişti. Luca gittiğinden beri Lena'nın kelimeleri içine çekilmişti. Wayne ailesi biricik evlatlarını götürmedikleri doktor kalmamıştı. En son gittikleri doktor " Bir iğne yapalım, geçer." dediğinde Lena'nın "Asla!!!" cevabı Lena'nın konuşabildiğini ama konuşmadığını kanıtlıyordu. Doktor tamamen psikolojik olduğunu söyleyerek aileyi evlerine gönedermişti. Haklıydı da tamamen psikolojikti ama en zor iyileşen yaralarda fiziksel olanlar değil zaten psikolojik olanlardı.
Lena içindeki özgüven kalıntılarıyla Lawrance ailesinin kapısını çaldı. Bayan Lawrance:
Bayan Lawrance - Ne var?
Kadın gıcık gıcık bakıyor, cins cins kızı süzüyordu.
Lena - Luca burada mı?
Bayan Lawrance - Şuan müsait değil. Yarından evvel de müsait olmaz. başka bir gün gel.
ERTESİ GÜN
Lena yine kapıyı çaldı ve kapıyı yine Bayan (Bayan kelimesi yakışmıyor ama neyse!) Lawrance açtı:
Bayan Lawrance - Babasıyla dışarı çıktı. Yarın da şehir merkezinde olacağız. Sen en iyisi başka bir gün gel.
Dedi ve kapıyı çarparak kapattı.
2 GÜN SONRA
Lena kapıyı çaldığında açan olmadı ve o eve bir daha kimse gelmedi. Bu yüzden;
ne Lena Luca'nın o eve değil yakınlardaki başka bir eve geldiğini ve 3. gün geri gittiğini öğrendi, ne de Luca Lena'nın eski evlerine 2 kez geldiğini, annesiyle konuştuğunu öğrendi. Organize Sanayi bölgelerine ortak olan aileler malları bölüşüp ilişiği kestiler vee...
ARADAN ÇOK YILLAR GEÇTİ...
ÇOK MU BİLEMEM AMA 15 YIL...
Yıl milenyum, yani 2000. Lena büyüdü, şimdiyse dünyaca ünlü bir müzisyen. O garip, anormal diye kınadıkları kız 5 tane çalgı çalabiliyordu: Çello, Gitar, Elektro Gitar, Keman ve Piyano. Sesineyse söylenecek tek söz: MÜKEMMEL'di.
7 yaşından beri kelimeler Lena'nın ağzından kerpetenle alınırken, sahne yapısal olarak konuşkan, deli dolu o küçük kızı geri getiriyordu. Lena sahnede sitemden öfkeye, üzüntüden sevince istediğini söyleyebildiği tek yerdi. Müzik, Lena için bir dildi. Her istediğini söyleyebildiği bir dil, bir tutku.
Luca ise mimar oldu. En yakın arkadaşı Leandro Wallace ile kurdukları Law&Wal İtalya'nın ünlü inşaat firmalarındandı. Roma'nın yarısı ve Venedik, Floransa, Milano, Napoli, Bologna vb.birçok şehirde insanlar sağlamlığından ve dürüstlüğünden dolayı bu şirketin yapılarına güveniyordu. Luca mimar olarak matematiksel hesaplara uygun bir şekilde çiziyor, Leandro ise adeta dil çubuğu maketi yapar gibi 2D çizimi 3D yapıya dönüştürüyordu. Mükemmel ve özgün tasarımlar ve güvenilir, dayanıklı yapılar İtalya'da çok tutuluyordu.
Lena Milano Giuseppe Verdi Konsevatuvarında okurken Güzel Sanatlardan tanıştığı ve şimdi en yakın arkadaşı Barbara Marshall ise şimdi dünyaca ünlü bir moda tasarımcısıydı. Marshall Tasarım adında 2 katlı bir dükkanı vardıve sadece özel tasarımlar yapan seçici bir kişiydi. Ama insanlarda onu yaptığı işleirn kalitesi ve özgünlüğü için seçiyordu.