İçeriğe geç

Fırtına Gecesi

Bölüm 2 · 3 dk okuma

Fırtına Gecesi

Bölüm 2

Ayna ve Fısıltılar

Ela, kapısının önündeki notu eline aldığında bir an nefesi kesildi. Parmaklarının titrediğini fark etti. "Kaç." Bu tek kelime, basit ama ürkütücüydü. Zihni bir anda o kadar dolmuştu ki genç adamın gelişini bile unutmuştu. Notu yazanın kim olduğunu düşünmeden edemedi. Neden onun kaçmasını istiyordu? Daha da önemlisi, neden sadece geceleri aynaya bakmaması gerekiyordu?

Odadan çıkıp salona indi. Konağın koridorları, dışarıdaki fırtınanın etkisiyle kirişlerden gelen inlemelerle yankılanıyordu. Aşağıda, yabancı genç bir fincan sıcak çayla babasıyla sohbet ediyordu. Ela’nın annesi ise mutfakta telaşla bir şeyler hazırlıyordu. Ancak genç, Ela’nın merdivenlerden inişini fark ettiğinde, bakışları üzerine mıhlanmış gibiydi. O karanlık gözler... İçinde hem derin bir hüzün hem de bir tür uyarı vardı.

Ela, yanlarına yaklaştı. Gencin adı Deniz'di. Ne hikmetse, bu konakta kalması gerektiğini hissetmişti. “Bir yolcuyum,” dedi. “Ancak yolculuğumun bu durakta neden kesildiğini hâlâ bilmiyorum.” Sesi melodik ama bir o kadar da hüzünlüydü.

Ela, Deniz’in söylediklerini garip bulsa da içinde büyüyen merak, onu konuşmaya zorladı. "Bu konağı daha önce görmüş müydün?" diye sordu Ela, sesindeki çekingenliği bastırmaya çalışarak.

Deniz, kısa bir sessizlikten sonra başını salladı. "Görmek değil," dedi. "Burası beni buldu."

Bu cevabın anlamı yoktu ama Ela, daha fazla bir şey söyleyemeden, babası konuyu değiştirdi. Ancak Ela, Deniz’in konuşmasındaki garipliğin farkındaydı. O gece daha fazla bilgi almak için doğru anı beklemeye karar verdi.

Deniz, misafir odasına yerleştikten sonra, Ela odasına döndü. Ancak bu sefer kapının altından başka bir not uzanıyordu. "Aynayı karanlıkta bul. Ama dikkat et, sırlar fısıldar."

Ela, yatağının karşısında duran eski, oymalı aynaya döndü. Bu ayna, konakla birlikte gelmişti. Kenarındaki ince işçilik ve hafifçe kararmış cam, onu fazlasıyla büyüleyiciydi. İçgüdüsel bir hareketle lambayı söndürdü.

Karanlık odayı yalnızca şimşekler aydınlatıyordu. Birkaç saniye boyunca hiçbir şey olmadı. Ancak sonra, aynanın yüzeyinde bir hareketlenme fark etti. Ela'nın yansıması yavaşça şekil değiştiriyor, kendi gözleri derinleşiyor ve kararıyordu. Yansımanın dudakları kıpırdamaya başladı. Fısıltı gibi bir ses, odada yankılandı:

"Deniz, sadece bir başlangıç. Kaçmazsan, seni de götürecek."

Ela bir adım geriledi, kalbi göğsünden çıkacakmış gibi atıyordu. Aynanın yüzeyi tekrar eski haline döndüğünde, sanki birisi arkasında durmuş gibi ensesinde bir nefes hissetti. Aniden döndü ama kimse yoktu.

Kapısı hafifçe tıklandı. Bu kez daha ürkütücü bir tını taşıyan bu ses, Ela’nın dizlerini titretti. Kapıyı açtığında Deniz’i buldu. Yüzü karanlıkta belirsizdi, ama o karanlık gözleri her zamanki gibi parlıyordu.

“Sen de duyuyor musun?” diye sordu Deniz, fısıldayarak.

Ela şaşkınlıkla, “Ne demek istiyorsun?” diye yanıtladı.

“Bu konak seni çağırıyor,” dedi Deniz. “Ama burada kalırsan, artık kim olduğunu bile unutabilirsin.”

Deniz bir adım daha yaklaştı, Ela’nın nefesi kesilmişti. Çelişkili bir korku ve garip bir çekim hissetti. Ama tam o sırada, salondan gelen yüksek bir çatırtı ikisini de irkiltti. Konağın içinde daha önce duymadıkları bir ses yankılanıyordu.

Ela, Deniz’le göz göze geldi. "Bunun ne olduğunu biliyor musun?" diye sordu.

Deniz, hafif bir gülümsemeyle başını salladı. "Bu konağın sırrını çözersek belki kurtulabiliriz... Ama o sır, ikimizi de değiştirecek."

Ela, neyin içine sürüklendiğini tam olarak bilmiyordu. Ama kalbindeki ürperti, merak ve Deniz'e karşı hissettiği garip çekim... Bunların hepsi, onu kaçmak yerine kalmaya zorlayan bir bağ gibiydi.

Karanlık, artık sadece odanın içinde değil, Ela’nın ruhunun kıyısında da bekliyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.