İyi Okumalar 🦋
_______________
Burnunu çekerek çilekli sütünden bir yudum daha aldı omega. Hala gözünün önünden gitmiyordu Hyunjin'in ona olan bakışları.
Sanki birisi onun tüm anılarını silmiş gibiydi. O kadar soğuk ve boş bakmıştı ki gözleri, omega hala etkisinden çıkamamıştı.
Çilekli sütü okulun kantininde oturduğu masaya bırakarak telefonunu aldı ve çocukken Hyunjin ile olan resimlerine baktı. Gerçekten unutmuş olabilir miydi ki...
J: "Merhabaa~"
Aniden telefonunun önünü kapatarak görüş açısına giren kocaman yanaklar yüzünden irkilmişti Felix. Dudaklarından küçük bir şaşkınlık nidası fırlamıştı.
J: "Ay korkuttum mu?"
Jisung kıkırdayarak boş sandalyeyi çekmiş ve davet edilmeyi beklemeden oturmuştu. Felix onu tanımıyordu ama Jisung onun kim olduğunu çok iyi biliyordu.
F: "Şey hayır korkutmadınız da, ben dalıp gitmiştim ondan"
Jisung kocaman gülümseyerek başını onaylar anlamda sallamıştı. Felix ile arkadaş olmak istiyordu. Onun burada yalnız olduğunu biliyordu.
En önemlisi de ne kadar duygusal bir dönemde olduğunu biliyordu. Bu yüzden onu yalnız bırakmak içinden gelmiyordu.
J: "Ben Jisung! Bunca insanın arasında güneş gibi parladığın için tanışmak istedim. Umarım rahatsız etmemişimdir"
Felix aldığı iltifatla utangaç bir şekilde gülümseyerek başını hayır anlamda salladı. Rahatsız olmamış, aksine hoşuna gitmişti.
Kendisi de hemen arkadaş olan tiplerdendi. Bu yüzden böyle dışadönük kişileri çok seviyordu.
F: "Ben de Felix. Memnun oldum Jisung"
Jisung heyecanlı bir şekilde Felix'in elini tutarak sıkmıştı. Gerçekten çok masum ve tatlı bir görüntüsü vardı. Melek gibi birisydi.
J: "İşletme bölümünün kantininde olduğuna göre işletme okuyorsun dimi?"
Felix dudaklarını birbirine bastırarak başını onaylar anlamda salladı. Deltasını bulmak için bu bölümü seçmişti lakin, deltası onu tanımıyordu bile.
J: "Kaçıncı sınıfsın ki? Seni daha önce hiç görmedim"
F: "Birinci sınıfım. Bugün ilk günüm üniversitede"
Felix bekletmeden cevap verdiğinde Jisung bu bilgiye şaşırmış gibi yaparak başını onaylar anlamda salladı. Oysa ki onun hakkında çoğu şeyi zaten biliyordu.
J: "Başarılar o zaman sana şimdiden. Muhasebe zorlayacak haberin olsun"
Felix burnunu kırıştırarka başını salladı. Sayısal dersleri hiç sevmezdi aslında.
F: "Sen kaçıncı sınıfsın?"
J: "Üçüncü sınıfım ben. Gelecek sene serbest bırakılacağım"
Jisung sanki hapishanedeymiş gibi konuştuğunda Felix tatlı bir şekilde kıkırdamıştı bu şakaya. Lakin sonradan kafasına dank etmişti aldığı cevap.
F: "Üçüncü sınıf mı?"
Jisung sakin bir şekilde başını salladı. Bilerek söylemişti kaçıncı sınıf olduğunu. Felix'e bu zor dönemde yardımcı olacaktı. O aptal Hyunjin'e laf anlatmaktan daha kolay olduğu için.
Felix aldığı cevapla hemen heyecanlı bir şekilde sandalyesinde kıpraşarak Jisung'a taraf eğildi. Başkaları duymasın diye kulağına doğru yaklaşarak fısıldadı.
F: "Hyunjin'i tanıyor musun?"
J: "Evet sınıf arkadaşım"
Felixn aksine Jisung hiç de sessiz sayılacak şekilde konuşmuyorud. Hyunjin köşe bucak Felix'ten kaçtığı için onun burada olmadığına emindi.
F: "Çok mu yakınsınız? Sana bir şeyler anlatıyor mu?"
Jisung istemsizce dudaklarını büzmüştü oneganın heyecanı karşısında. Ona her şeyi söylemek istiyordu ama bunun onun haddine olmadığını da biliyordu.
Bu yüzden açık açık Hyunjin'in söylemesi gereken şeyleri kendisi söyleyemezdi. Bir süreliğine tüm bunları sır olarak tutacaktı.
Hem Hyunjin'in Felix'i ne kadar sevdiğini biliyordu Jisung. Hyunjin onlara hep Felix'ten ve onun anılarından bahsediyordu. Deltanın uzun süre dayanamayacağını biliyordu.
J: "Yakın değiliz pek. Sadece aynı sınıftayız o kadar"
Felix hayal kırıklığına uğramış bir şekilde dudaklarını büzerek sandalyesine geri yaslandı ve sütünü eline alarak yudumlamaya devam etti.
Ne yapacağını bilemiyordu.
...
Felix evin kapısını açarak içeri geçmişti. Annesi ise anında omega'nın önünde belirmişti. Bayan Lee Felix'ten daha heyecanlıydı, oğlu üniversiteye başlayacak diye.
"Nasıl geçti bebeğimin üniversitede ilk günü?"
Küçük olan dudaklarını büzerek başını salladı. Üniversitenin ilk gününde ilk aşkıyla tekrar kavuşacağını sanmıştı.
F: "Berbat geçti"
"Neden?"
Annesi hemen oğlunun yanına oturarak onun uzun, sarı saçlarını okşamıştı usulca. Anne ve Babası da biliyordu Felix'in Hyunjin'i aradığını.
İkisi de biliyordu o üniversiteye ve o bölüme neden gittiğini. Son aylarda Felix, sosyal medayada itiraf sayfasında gördüğü "delta" kelimesiyle, o üniversiteyi kazanmak için hırsla çalışmaya başlamıştı.
Hatta zaman zaman babası ve annesi de Felix'e yardım etmişlerdi. Küçük bebekleri üzülmesin diye onlar da Hyunjin'i bulmaya çalışmışlardı.
F: "Hyunjin'i gördüm"
Felix ellerini birbirine kenetleyerek başını önüne eğip fısıldarcasına konuştu. Annesi ise duyduklarıyla hemen gözlerini sonuna kadar açarak anlık şokla elini ağzına bastırmıştı.
"Nasıldı? İyi mi? Buraya getirseydin. Biz de çok özledik onu."
Omega gözlerinden akan yaşları hızlıca silerek burnunu çekti. Bayan Lee ise o zaman anladı bir sorun olduğunu. Elini oğlunun omzuna sararak onu kendisine doğru çekmiş ve saçlarını okşamaya devam etmişri.
F: "Tanımadı beni. Unutmuş. İsmimi bile bilmiyor"
Kadın duyduklarıyla kaşlarını çattı. Felix buna inanmış olabilirdi ama bu apaçık yalandı. Hyunjin'in Felix'i unutması imkansızdı. Kendisi 14 yaşındaydı Felix ile geçirdiği son günlerde. Küçük bir bebek değildi unutmuş olsun.
Üstelik bayan Lee delta'nın Felix'e olan aşkını çok net görüyordu. Böyle duygular altı yılda yok olup gidemezdi. Gitseydi bile Hyunjin hala Felix'i hatırlıyor olurdu.
"Bebeğim benim sen 12 yaşındaydın ve her şeyi net bir şekilde hatırlıyorsun. Hyunjin ise 14 yaşındaydı. Unutması imkansız. Belki karıştırmışsın. Gördüğün kişi Hyunjin değildir"
Felix başını kaldırarak ağladığı için kızaran gözleriyle annesine baktı. O da inanmamıştı Hyunjin'in onu unuttuğuna. Ama bakışları hiç tanıdık değildi ki..
F: "Hayır anne Hyunjin'i tanıyorum. Karıştırmam mümkün değil. Ayrıca yeryüzündeki tek delta o. Ve beni tanımadı. Gözleri o kadar yabancı bakıyordu ki anne. Ben o bakışları tanıyamadım"
Annesi oğluna daha da sıkı sarılarak onu biraz daha kendisine doğru çekti ve dudaklarını oğlunun saçlarına bastırdı.
Bu işte bir gariplik olmalıydı. O kişi Hyunjin ise eğer Felix'i mutlaka tanımalıydı. Çünkü bayan Lee bir deltanın, aşık olduğu omegayı bu kadar kolay unutamayacağımı biliyordu.
"Güzel omegam, o bir delta. Deltaların duyguları bizim duygularımızdan daha baskın ve daha güçlü olur. Seninle 5 sene geçirmiş bir delta seni yüz metre öteden bile tanımalı. Bence bu işte bir terslik var"
Felix başını onaylar anlamda salladı. O da emindi deltasının onu unutmayacağına. Ama diğer yandan da düşünmeden edemiyordu eğer unutmasaydı onu arardı.
F: "Bence unutmuş beni. Altı sene boyunca hiç aramadı beni.."
"Şapşik oğlum. Ortadan kaybolan kişi oydu. Sen aynı evde, aynı mahalledesin ya. O senin yerini hep biliyordu"
Felix aydınlanmış bir şekilde gözlerini irice açtı. Böyle gerçekten çok şapşik gözüküyordu. Sonra ise dudakları olayları anladığı için muzipçe kıvrılmıştı.
F: "O benim yerimi biliyordu. Belki her seferinde beni görmeye bile geliyordu. Ama ben onun yerini bilmiyordum, onu farketmiyordum. Beni tanımıyormuş gibi yapıyor kesin"
Annesi usulca başını onaylar anlamında salladığında küçük olan annesinin kollarından uzaklaşarak koltukta dizlerinin üzerinde doğruldu.
Deltasının onu unuttuğuna inanmamalıydı. Hyunjin yine ona oyun oynuyor, onu korumak için kendince planlar yapıyordu.
Bu yüzden Felix onun ağzından söz almak için yeni planlar kurmalıydı. Belki de ona eski günleri hatırlatmalıydı...
_________________
Arkadaşlar sakin olun. Huncin kötü değil. Çocukluk travması var.. derince düşünseniz şu an onun ne kadar zor durumda olduğunu anlarsınız.
Her şey birkaç bölüme mükemmel olacak. Yine birbirlerini aşklarıyla iyileştirecekler. Bu yüzden her bölümün tadını çıkarın.
Keenblue asla kötü son yazmazzz
