İyi Okumalar 🦋
______________
Çocuk olmak, bembeyaz, daha tek bir nokta bile konulmamış boş kitap sayfası gibidir. Yaşadığın her şey ise o kitap sayfalarını doldurmak için yazılan hikayelerdir.
Bu saf ve temiz hayatında yeni bir sayfaya başlayan Felix ise daha dün taşındıkları bu ülkede bahçede oynayan çocukların sesini duyar duymaz annesine koşmuş, dışarı çıkmak için izin almıştı.
Babasının işi yüzünden o daha küçükken Avustralya'ya taşınmışlardı. Şimdi ise tekrar babasının işi yüzünden Seul'e geri dönmüşlerdi.
Her ne kadar okul arkadaşlarını geride bıraktığı için üzülse de küçük olan, hayatta hep mutlu olacak bir şeyler bulmayı başarıyordu.
Annesinden izin alır almaz ayakkabılarını hızlı bir şekilde giyinerek hemen bahçeye koştu. Daha minicik bir bebekken bile herkesle oynamayı, çabuk alışmayı başarıyordu.
Bu yüzden hiç tereddüt etmeden top oynayan yaşıtlarının yanına doğru koştuğunda atılan top ona doğru yuvarlanarak ayağına çarptı.
Eğilerek topu küçücük ellerinin arasına aldı ve sıcacık bir şekilde gülümseyerek ona bakan çocuklara baktı.
"Merhaba"
Topu kolunun altına alarak elini havada hızlıca salladı arkadaşlarına selam vermek adına. Bu tatlı bedeni gören çocuklar ise hemen onun gibi gülümseyerek yanına koşmuşlardı.
"Merhaba"
"Adın ne?"
"Kaç yaşındasın?"
"Yeni mi taşındınız?"
"Saçlarının rengi çok güzel"
Durmadan ona doğru yönlendirilen soruları duyduğunda elini ağzına bastırarak kıkır kıkır gülümsedi.
Ona merakla sorulan soruların hepsine cevap vererek, yeni bulduğu arkadaşlarıyla teker teker selamlaştı.
"Bizimle birlikte top oynamak ister misin?"
Hemen kaynaşmayı başarmıştı her zamanki gibi. Arkadaşlarını onaylayarak kolunda tuttuğu topu çimenlere attı.
Tekrar takımlara ayrılarak kendi aralarında yaptıkları minik kalelerin karşısında futbol oynamaya başladırlar.
O kadar masum ve saftı ki oynadıkları oyun, durmadan kendi aralarında yeni kurallar çıkarıyor, hayal güçleri sayesinde oyunu daha da eğlenceli bir hale getirmeyi başarıyorlardı.
Felix takım arkadaşlarını hayal kırıklığına uğratmamak için kalede, gözünü toptan almadan bir sağa, bir sola koşuyor ona atılan topları yakalamaya çalışıyordu.
Ama en son kaleye doğru sertçe atılan topa yetişememiş, topun sürüklenerek biraz uzağa gitmesine neden olmuştu.
Kaybettiği sayıya üzülerek arkasına doğru dönüp topun nereye gittiğine bakmak istediğinde baya uzaklaştığını anlamıştı.
Top neredeyse onlardan çok uzakta bir ağacın dibinde oturarak elindeki defterle uğraşan çocuğun dibine kadar gitmişti.
Ama o çocuk ne ona doğru gelen topa bakıyordu, ne de bağıra çağıra oynayan diğer çocuklara. Felix umursamaz bir şekilde omzunu kaldırarak elini havada salladı. Ağacın dibinde oturan çocuğun dikkatini çekmek için.
"Hey! Rica etsem topu buraya atar mısın?"
Ama çocuk kılını bile kıpırdatmamıştı. Oysa Felix, yüksek sesle bağırdığına emin olmuştu. Tekrar bağırmak adına dudaklarını araladığında arkadaşı elini omzuna atarak onu durdurdu.
"Boşuna bağırma o bizimle asla oynamıyor"
Felix, anlamaz bir şekilde omzuna dokunan arkadaşına baktı. Bir çocuk neden arkadaşlarıyla oynamak yerine yalnız otururdu ki?
"Neden?"
"Çünkü o bir yüzyılın deltası. Çocukların hepsi ondan korkuyor, bize zarar vermesindense oynamaması daha iyi"
Felix anlamaz bir şekilde kaşlarını çattı. Yüzyılın deltasının ne demek olduğunu bilmiyordu ama bu umrunda değildi.
"Hadi biz oyunumuza devam edelim"
Gidip topu alan çocuklardan biri topu tekrar Felix'e doğru fırlatarak konuştu. Ama sarışın olan artık tüm dikkatini o çocuğa vermişti.
Kimsenin dışlanmasını istemiyordu. Kimsenin üzülmesine ve yalnız kalmasına da dayanamazdı.
"Siz oynayın ben artık oynamak istemiyorum"
Arkadaşlarının ona cevap vermesini beklemeden küçük adımlarıyla ağacın gölgesinde oturan çocuğa doğru koştu. Her adımında yumuşacık sarı tutamları havaya uçuşuyor, güneşin altında daha da parlıyordu.
Sonunda nefes nefese bir şekilde çocuğun yanına vardığında hemen yanına oturarak onun dibine sokuldu ve minicik başını deftere doğru uzatarak çocuğun çizdiğine baktı.
"Vooaah çok güzel çizmişsin"
Çocuk aniden irkilerek görüş açısına giren sarı kafaya baktı şaşkınca. O kadar dalıp gitmişti ki çizimine, farketmemişti birinin ona yaklaştığını.
Ki çocuklar asla ona yaklaşmıyor, onunla oyunlar oynamıyordu. Herkes ondan korkuyordu. Oysa o da her çocuk gibi sadece oyun oynamak istiyordu.
Felix hiçbir cevap alamadığı için başını kaldırarak şaşkınca ona bakan bedene baktı ve kocaman gülümsedi.
Çizimini duraksayan çocuk ise önce güneş kadar parlak olan gülümsemeye sonra minicik surata yerleştirilen çillere baktı.
"Adın ne? Neden bizimle oyunlar oynamıyorsun"
Küçük beden büyülenmiş bir şekilde öylece gözlerini kamaştıracak kadar parlayan sarışına bakıyordu. Şokun etkisiyle dudakları hafifçe aralandığında Felix, elini ağzına bastırarak kıkır kıkır gülümsedi.
"Çok şapşal gözüküyorsun"
Şaşkın olan beden ise başını iki yana sallayarak gözlerini kırpıştırdı ve kendine gelmeye çalıştı.
"Adım Hyunjin"
Felix hemen küçücük elini yeni tanıştığı bedene uzatarak Hyunjin'in elini tuttu ve tokalaşarak sıktı.
"Ben de Felix. Memnun oldum Hyunjin"
Minik delta ilk kez dudaklarını kıvırarak gülümsedi ve memnun olduğunu belli etmek adına başını salladı. İlk kez arkadaş edinmişti..
"Kaç yaşındasın Hyunjin? Ben 7 yaşındayım. Okula birlikte gider miyiz?"
Küçük olan kendisine arkadaş bulduğu için o kadar heyecanlıydı ki, elini tuttuğu yeni arkadaşını asla bırakmak istemiyordu.
"9 yaşındayım Felix"
Felix, Hyunjin'in kendisinden büyük olduğunu anladığında dudaklarını büzdü. Onunla aynı sınıfta olmak istiyordu ama ne yazık ki bu mümkün değildi.
"Hadi hep birlikte oyun oynayalım"
Hyunjin hemen elini Felix'in elinden uzaklaştırarak bakışlarını çizim defterine dikti ve başını hayır anlamında salladı.
Ne kadar diğer çocuklarla birlikte oyunlar oynamak istese de çocuklar ondan korkuyor, ona canavarmış gibi davranıyorlardı.
"Diğer çocuklar benden korkuyor. Beni istemiyor"
Felix kaşlarını çatarak hemen iki elini de Hyunjin'in yanağına basıtarak yumuşacık yanakları okşadı.
"Ben senden hiç korkmuyorum. Çok tatlısın mantı gibi yanakların var"
Hyunjin aldığı iltifata kıkır kıkır gülerek parmaklarını Felix'in burnunun ve yanaklarının üzerine dağıtılan çillerin üzerinde gezindirdi.
"Senin de çillerin çok güzeller"
Sarışın olan aldığı iltifata gülerek ellerini yumuşacık yanaklardan uzaklaştırdı ve sırtını ağacın gövdesine yasladı.
"Ben bir Deltayım. Sen de korkmuyor musun benden?"
Felix tekrardan anlamını bilmediği bu cümleyi duyduğunda umursamaz bir şekilde omuzlarını kaldırdı.
"Ben de çok güçlü bir Omegayım. Babam öyle diyor"
Masumane cümlesini sanki korkunç bir şey söylüyormuş gibi fısıldayarak söylediğinde Hyunjin gülümsedi.
"Bence sen çok tatlı bir Omegasın Felix"
"Evet annem de hep çok tatlı olduğumu söyler"
Hyunjin'in ailesinin aksine Felix'in ailesi oldukça iyiydi anlaşılan. Küçük delta buna üzülerek bakışlarını defterine indirdi ve kalemini eline alarak çizimine devam etti.
Felix ise bakışlarını diğer tarafında bağıra çağıra oynayan çocuklara doğru çevirdi. Onların yanında olup onlarla oynamak eğlenceliydi.
Ama o çocuklar anlaşılan Hyunjin'i istemiyorlardı. Bu da Felix'i hem üzmüş hem de sinirlendirmişti.
Her ne kadar çocukların oynadığı oyunlar eğlenceli gözükse de Felix bunu umursamadan bakışlarını yeni tanıştığı deltaya çevirdi.
Onun yanında kalmak, onunla arkadaş olmak daha iyi hissettiriyordu. Oyun oynamadan sadece öylece otursalar bile bu Felix'i mutlu ediyordu.
Bu yüzden başını yeni arkadaşının omzuna yaslayarak onun ustaca çizdiği resime dikti gözlerini.
"Olsun biz de hep ikimiz birlikte oynarız"
________________
AYYY BU FİC O KADAR TATLI Kİ ÇILDIRIYORUM.
YEPYENİ HİKAYEYLE SİZLERLEYİM AŞKLARIM.
umarım bu bebeğimi de çokça seversinizzz. Çünkü ben aylar önce bu fici taslakta final yaptığımda yayınlamamak için kendimi zor tutmuştum.
Sizce hikaye nasl ilerleyecek? Neler göreceğiz?

Bebiş Hwang Hyunjin.. 9 yaşında minicik bir delta 😭😭🤏🤏

Bebiş Lee Felix 😭😭.. güçlü mü güçlü, tatlış bir omega. 7 yaşında 🤏🥺
NOT: Felix'in çocukluk fotoğrafında AI kullanılmıştır. Lütfen fotoğrafları başka hiçbir yerde paylaşmayın. Gerçeklikle hiçbir alakası yoktur. Sadece aklınızda canlanması için.
