İçeriğe geç

FINDIK GÜZELİ-Yarı texting

Bölüm 44 · 7 dk okuma

FINDIK GÜZELİ-Yarı texting

Bölüm 44

SU SAVAŞI

Abim, oturduğu yerden kalktı. Ellerini silkeledi ve bana yaklaşmaya başladı. Beklemediğim bir andan eğildi ve kollarını belime sardı. Ne yaptığını soramadan beni tutup kaldırdı.

Beni, omzuna attı. "Abiii!! Ne yapıyorsun? Bırak benii!" Dedim. Şuan baş aşağı duruyordum. Saçlarımdaki toka yere düştü ve şaçlarım abimin sırtına döküldü. Abim ayaklarımdan beni tutuyordu. Abim beni umursamadan "abiciğim sen kilo mu aldın? Ağırlaşmışsın sanki." Dedi.

Hemen itiraz ettim. "Aaa ne alakası var bee! Hem sen benim ağırlaşıp ağırlaşmadığımı nerden bileceksin? Her gün beni omzuna mı alıyorsun?" Dedim.

"Doğru diyorsun da dışardan ince gibi gözüküyorsun ama taşıyınca eşek ölüsü gibisin."

"Alınıyorum abiciğim. Bi kere ben çok fitim. Sensin eşek ölüsü. Yaaa bırak benii." Dedim ve ayaklarımı çırpmaya ellerimi abimin sırtına vurmaya başladım.

Abim, yine beni umursamadı ve yürümeye başladı. Kafamı kaldırdım ve ayağa kalkmış Recep, Selin, Atlas abi ve Kıvanç'ı gördüm. Recep, Selin ve Atlas abi sırıtıyorlardı ama Kıvanç'ın yüzünde biraz endişe vardı.

Onlara seslendim ve "bari siz yardım edin yaa. Nereye götürüyor bu beni?" Dedim.

Kıvanç yerinde hareketlendi ve bir adım atacakken Selin bileğinden tuttu. Selin bir şeyler anlatmak ister gibi Kıvanç'a baktı. Bir süre bakıştılar. Geri Selin, Kıvançtan elini çekti. Kıvanç olduğu yerde durup bana bakmaya başladı.

Biraz daha yürüdükten sonra abim durdu ve "hazır mısın balım?" Dedi. "Neye hazır mıy-sorumu bitiremeden kendimi soğuk suyun içinde budum. Soğuk su bedenimi ele geçirdi. Saniyesinde üşüdüm. Saçlarımın yüzüme geldiğini hissettim.

Ciğerlerim acımaya başladı. Ciğerlerimde nefes kalmamıştı. Aceleyle suyun yüzeyine çıkmak için ellerimi ve ayaklarımı sağa sola çırpmaya başladı. Kısa sürede yüzeye çıktım. Derince nefes alıp çiğerlerimi havayla doldurdum. Yüzüme yapışmış ıslak saçları kulağımın arkasına ittim.

Etrafıma baktığımda yan tarafımda benim gibi olan abimi gördüm. Hemen yanına yüzdüm ve omzuna vurmaya başladım. Bir yandan vurmaya devam ederken "Amacın ne senin abi? Beni öldürüp mirasın 2 ye bölünmesini mi sağlamak? Zaten ben miras falan istemiyorum. Ben zengin koca bulup evleneceğim." Dedim

"Valla ben denileni yaptım. Suçu ben de bulma balım. Senin aklın nerelerde ya? Zengin koca ne demek? İlk önce okuyacaksın sonrasına bakarız. Hem sen koca buldun diyelim seni veren kim? Ben seni dizimin dibinden ayırmayacağım."

"Sizden isteyen kim? Ben kaçacağım bi kere. Senin dizinin dibinden ayrılmamak ne yaa? Yenge kölesi mi olayım? Onu mu istiyorsun?" Dedim.

Biz abimle atışırken arkadan kahkaha sesleri geldi. O tarafa döndüm. Selin'e bakarak, "aşk olsun Selinciğim. Beni niye alet ettin işin içine yaa." Dedim.

Selin, mahcup bir şekilde yüzüme baktı. Recep kahkahalarını durdurarak "lan Zeyno, suya girmiş sıçan gibi oldun kız." Dedi ve gülmeye devam etti. Yan tarafında olan Kıvanç, gülmesini zar zor durdurarak Recep'in kolana dirsek geçirdi.

Recep, dirsek yedikten sonra gülmesini durdurdu ve kaşlarını çatarak Kıvanç'a baktı.

"Ha ha ha çok komik portakal kafa. Gülmekten seni yiyeceğim şimdi." Dedim. Kıvança bakarak kaş göz hareketleriyle Recep'i gösterdim. Recep'i suya itmesini istiyordum. Kıvanç, dediklerimi anladı ve Recep'i suya itti.

Recep'in gülen yüzünün solduğunu, suya düşmeden hemen önce gördüm. Recep, suyun yüzeyine hemen çıktı. Atlas abi, Kıvanç'ı suya itti ve Selin'i kucağına alarak suya atladı.

Recep'e yüzdüm ve kafasını tutup suya sokmaya başladım. "Sen miydin ha gülen?" Dedim. Recep, elimden kuruldu ve derin derin nefes aldıktan sonra "Zeyno ölüyodum yaa ne yapıyorsun?" Dedi.

"Ya drama queenliğine başlama hiç portakal kafa." Dedim ve güldüm. Recep, sinirlendi ve bana su atmaya başladı. Geri karşılık verdim. "SU SAVAŞI BAŞLASINN!!" Dedi ve bu sefer Selin'e su atmaya başladı.

Arkamdan ıslandığımı hissettim. Arkamı döndüğümde Atlas abinin ve abimin bana su attığını gördüm. Ben de elimden geldiği kadar karşılık verdim. Ama onlar 2 kişi olduğu için yine de en çok ıslanan bendim. Hemen arkamı dönüp kulaç atmaya başladım.

İlerde olan Kıvanç'ın yanına yüzdüm. "Benimle abilerimize karşı savaşmaya hazır mısın Kıvanç?" Dedim. Kıvanç, yandan bir gülüş attı ve "her zaman." Dedi. Abilerimiz yaklaşırken onlara su attık. Ama bir süre sonra arkalarından Selin ve Recep'te geldi.

Bize yardıma geldiklerini düşünerek mutlu oldum ama Selin'in bize su fırlatmasıyla karşı tarafta olduğunu anladım. Yüzüm düştü. Yine karşı taraf çok fazlaydı. Kıvanç'a döndüm ve "b planını devreye sokmanın zamanı geldi." Dedim.

Bana döndü ve kaşlarını çatıp "b planı mı vardı?" Diye sordu.

"Artık var. KAÇMAK!!" Dedim ve suyun altına dalıp kurbağalama yüzmeye başladım. Biraz yüzdükten sonra suyun yüzeyine çıktım ve arkamı döndüm. Recep, Selin, abim ve Atlas abi geride kalmıştı.

Recep, biz uzaklaştığımız için abim ve Atlas abiye su sıçratmaya başladı. Selin de Recep'e katıldı. Ee abimler durur mu? Onlarda karşılık verdi. Kendi aralarında savaşmaya başladılar. Onlara gülerek baktım ve önüme döndüm.

Döner dönmez karşımda Kıvanç'ı gördüm. Delici bakışlarıyla bana bakıyordu. Beni süzmeye başladı. Ben de onu. Islak saçları, alnına yapışmıştı. Gözlerine su kaçtığından dolayı hafif kızarmıştı.

Üzerindeki tişörtü vücuduna yapıştığı için kasları aşırı belli oluyordu. Kollarındaki damarlar sanki ben burdayım der gibi bağırıyordu.

Esmer teninde su damlacıkları yavaşça kayıyordu. Teniyle, mavi su zıtlık oluşturuyordu. Kafamda arsız düşünceler dolanmaya başladı. Bu haliyle çok.... Sexy duruyordu. Büyüsüne kapılmamak elde değildi.

Ona yaklaşmak, sokulmak istiyordum. Büyük ellerinin, kaslı kollarının beni kavramasını istiyordum. Bunları düşündükçe yanaklarımı ateş bastı. Gözlerimi kaçırdım. Sanki Kıvanç gözlerime bakarsa bu düşündüklerimi duyarmış gibi hissettim. Ruhumu ele vermekten korktum.

Acaba bu düşüncelerimi duysaydı beni kınar mıydı? Yoksa... karşılıklı olduğunu mu söylerdi? Düşündüm.... Onda bu hisler var mıydı? Yoksa ben mi uyduruyordum? Duygularımızın karşılıklı olduğunu farz ettim. O zaman neler olabileceğini düşündüm.

Muhteşem bir tutku ve ahenk bir arada. Gözlerimi sudan kaldırdım ve Kıvanç'ın yeşillerine baktım. Dudaklarımın kuruduğunu hissetim. Yavaşça dilimi dudaklarımda gezdirdim. Kıvanç'ın gözleri yaptığım bu hareketten sonra dudaklarıma odaklandı.

Gözleri koyulaştı. Gözlerinden kendini zapt etmeye çalışıyor gibi bir hal vardı. Geri bakışlarını kahvelerime çevirdi. Gözlerinde hem şevkati hem arzuyu hem de sevgiyi gördüm.

İkimizden belden üstü suyun üstündeydi. Hafif rüzgar estiği için titredim. Kıvanç'ın yüzünde bir endişe belirdi. Hemen bana yaklaştı dibime kadar girdi. Kısık ve erkeksi sesiyle "üşüyorsan sudan çıkabiliriz. Hasta olmanı istemem." Dedi.

Bu anın bozulmasını istemiyordum. Sonsuza kadar sürmesini istiyordum. Düşünmeme rağmen kafamı hayır anlamında salladım. Kıvanç, gözlerini kıstı ve emin olmak ister gibi gözlerime bakmaya devam etti. Beklemediğim bir anda kollarını açtı ve bana sarıldı.

Boyu uzun olduğu için kafam göğsüne denk geldi. Çenesi kafamın üstündeydi. Hemen ben de ellerimi Kıvanç'ın beline sardım. Beni ısıtmak için ellerini tenime sürttü. Değdiği yer alev almaya başladı. İçimdeki yangına bir odun daha atmış oldu.

Kıvanç'ın kalp atışlarını duyuyordum. Benim kalbim gibi çok hızlı atıyordu. Erkeksi kokusu burnuma geldi. Suda olmamıza rağmen bir tık bile kokusu eksilmemişti. Gözlerimi yavaşça kapattım. Sarıldığımıza inanamıyordum.

Bütün bunların bir rüya olamaması için içimden dua ettim. Kafamdaki baskı kalktı. Kıvanç, kulağıma doğru eğildi ve kısık sesle "biraz olsun üşümem geçti mi?" Dedi. Gözlerimi açmadan "hıhı" dedim.

Kıvanç'ın bu halime sırıttığını hissettim. Geri çenesini başıma yaslamasın bekledim. Ama beklemediğim bir şey oldu başımın üstünde hafifçe bastırılmış dudaklar hissettim. Kalbim o an atmayı bıraktı. Karnım kasıldı. Ben yanlış hissetmemiştim değil mi?

Kafama baskı yapan Kıvanç'ın dudakları? Birkaç saniye sonra dudaklarını çekti ve çenesini koydu. Ben hâlâ olayın şokundaydım. Kıvanç, etrafıma sarmış olduğu kollarını geri çekti. Sonra belindeki ellerimin üstüne ellerini koydu.

Elleri, yumruk olan ellerimin üstüne gelince irkildim. Başımı öptüğü zaman ellerimi yumruk yapmış olmalıydım. Yaptığımın yeni farkına vardım ve ellerinimi gevşettim. Kıvanç ile ellerimizi ortamıza aldık. Işıldayan gözlerle ona baktım. Ellerimize baktım.

Uyum içinde iç içdiler. Kendimi çok mutlu hissediyordum. Ta ki suyun altından ayaklarım çekilene kadar. Biranda ayaklarım yere doğru çekildi ve suyun altını boyladım.

Suyun altında gözlerimi açtım. Karşımda bir karattı gördüm. Aceleyle suyun yüzeyine çıktım. Su yutmuştum. Derin derin öksürmeye başladım. Abim aceleyle yanıma geldi. "İyi misin balım? Recep!! Sana yapma demiştim." Dedi. Kıvanç, endişeyle bana baktı.

Öksürüklerim geçtikten sonra "o-o Recep miydi?" Dedim şaşkınlıkla. Recep, mahcup bir şekilde yüzüme baktı. "Böyle olacağını düşünmedim Zeyno. Amacım şaka yapmaktı ya." Dedi.

Kıvanç, sinirli bakışlarla Recep'e baktı ve "çok komik bir şaka oldu gerçekten. Gülmekten öldük." Dedi sert sesiyle. Selin, ortamı yumuşatmak için "amannn olan oldu. Atlas ve Ahmet abi, Zeynep ile beni sırtınıza alsanıza. Birbirimizi düşürmeye çalışalım." Dedi.

Selin'in düşündüğü fikir güzeldi. Abilerimizin sırtına çıktık. Recep, "herkes hazırsa başlayınn!!" Dedi. Selin'le birbirimizi itmeye başladık. Bir süre cebelleştikten sonra Selin dengesini kaybetti ve suya düştü.

2-3 kere bunu tekrarladık. Yüzme yarışı yaptık. Sonunda sudan çıktık. Havlularla kurulandık ve ıslak kıyafetlerimizi değiştirdik. Hâlâ yere serili olan piknik örtüsünü kaldırdım. Çıntı çerezlerin çöplerini çantama sıkıştırdım.

Tabi ki beyinsiz insanlar gibi etrafta çöplerimizi bırakmayacaktık. Böyle olan insanlara aşırı sinir oluyordum. Allah sana el, kol ve parmak vermiş. Yedikten sonra bu uzuvları kullanarak çöpleri yere atmasını biliyorsun da toplamasını mı yapamıyorsun?

İçimden böylelerine söverken herkes hazır olmuştu. Geri yaylada ki eve dönüş yolculuğu başladı. Bir süre sonra önümde yürüyen Recep durdu. "Noldu Recep niye durdun?" Diye sordum.

"Tuvaletim geldi." Dedi.

"Tamam bekliyoruz biz seni. Git yap hadi." Dedim ve elimle git git yaptım. Recep, utana sıkıla "yapamam." Dedi. Selin, "neden?" Diye sordu.

Recep, "tuvaletimi yaparken ya karşıma ayı çıkarsa? Beni yerse?" Dedi. Recep'in dediklerine herkes gülmeye başladı. Recep, "gülmeyin da. Ben canımı yoldan bulmadım. Tuvaletimi tutarım, eve kadar dayanmaya çalışırım. Ama idrar kesem patlarsa suçlusu sizsiniz ona göre."Dedi ve yürümeye başladı.

Abim hemen, "tamam tamam ben gelirim senle. Hadi düş önüme." Dedi. Recep sevinçle geri döndü. Abimle beraber, çam ağaçlarının arasında gözden kayboldular. Atlas abide, "ben de sigara içeyim. Dumanı sizi ra

hatsız etmesin diye uzaklaşacağım biraz." Dedi.

Atlas abi de ağaçların arasından gitti.

~Bölüm sonu~

Bölüm sonu

1 yorum