Sonunda mısır soyma işimiz bitmişti. Kucağımdaki köpeği sevdim ve gözlerimi kapattım. Yorulmuştum. "Uşaklar teriniz soğumadan dedenizle beraber kemre taşıyın tarlaya haydee." Dedi anneannem.
"Ooff anneanne çok yorulduk. Başka zaman yapsak olur mu?"
"İyi siz oturun kenarda keyif yapın, dedeniz tek başına yapar. Herif 85 yaşına gelmiş hala çalışıyor. Çalışırken beli tutulur mazallah. Sonra ben ne yaparım." Dedi ve hüzünle yere baktı.
Anneannem ve acındırtma taktikleri vol1. Her seferinde bunu yapıyordu ve bıkmadan her seferinde kanıyordum.
"Lafımı geri alıyorum anneanne. Recep'le biz hemen 2 dakikada yaparız. Sen hiç merak etme. Dedem otursun bir yere, bizi izlesin." Dedim.
"Ooyy kurban olurum sizi verene. Kürekler evin altında, el arabası şurda alırsınız." Dedi anneannem ve ilk önce benim sonra Recep'in yanaklarını sıktı.
"Ahh acı ama anneanne."
"Haydi haydi işinize." Dedi, dedem.
Tam tamına 1 saattir uğraşıyorduk. "Güya 2 dakikaya bitiyordu. Öyle demiştin di mi anneannene?" Dedi Recep.
"Yaa ben ne bileyim, bir tam(ahır) dolusu bok olduğunu. Azcık bir şeydir diye düşündüm. Yapıp gideriz diye ama umduğum gibi olmadı.
"Zaten, hiçbir şey umduğun gibi olmuyor."
Elimedeki küreği b*ka daldırdım ve geri kaldırıp, el arabasının içine koydum. "Ooff çok kötü kokuyor yaa." Dedim.
Recep, burnunu tişörtüyle kapatmıştı. Ben ise başörtümle. Başörtümle kapatmama rağmen keskin b*k kokusu hâlâ geliyordu. Bir kere daha,b*ku el arabasına koydum. Sonuncusunu el arabasına koyacakken burnuma sinek kondu.
Sinek gitsin diye kafamı salladım. Ama sinek gitmedi. Bu sefer vücudumuzda salladım. Vücudum sallandığı için elimdeki kürekte sağa sola sallandı.
Biranda Recep, bağırarak "ZEYNOOOOO" dedi. Hemen bakışlarımı ona çevirdim. "Noldu?" Dedim. Sinirli bakışlarıyla aşağıya işaret etti. Bakışlarını aşağı çevirdim ve gözlerim sonuna kadar açıldı.
Recep'in eşofmanının sağ tarafı komple b*k olmuştu. Mahcup bir şekilde gözlerimi, Recep'in gözlerine çevirdim. Recep, kızgınlıktan kızarmıştı. Bu haline dayanamadım ve gülmeye başladım.
"Sonunda olduğun gibi görünmeyi başardın."dedim.
"Zeynoo!! Çıldırtma beniii." Dedi ve elimden küreği aldı. Recep'in ne yapacağını anladım ve koşarak kaçmaya başladım.
"Aayyyy imdaattt." Diye çığlık attım ve evin etrafın koşmaya başladım.
"Kaçma Zeynooo. Kurtulamayacaksın." Diye bağırdı arkamdan Recep.
"Ayy hoşt portakal kafa."
Ahırın etrafında 4 kere turladık. Son turumuzda, peşimize yavru köpekte takıldı. En önde ben, ortada Recep, en arkada köpek vardı.
Böyle olmayacağını anladım ve anneannemlerin yanına gittim. "Anneanne kurtar beni bu portakal kafadan." Dedim ve anneannemin etrafında dönmeye başladım.
Anneannem, Recep'in bu halini görünce "abooo bu uşağın hali nee??" Dedi.
"Zeynonun şaheseri." Dede Recep.
Anneannem, "Zeynep ne yaptın kızım?" Dedi.
"Yanlışlıkla oldu yaa. Ama Recep, çok yakıştı." Dedim ve gülmeye başladım.
"Valla kankamsın falan demem yüzüne atarım şu b*ku, aklın şaşar." Dedi Recep.
"Ayy durun daa. Gidin eve, oğlum temiz eşofman giyin. Sonra dereye b*klu eşofmanı yıkamaya gidin. B*klı b*klu makineye atılmaz şimdi." Dedi anneannem.
"Ayy dereye gitmişken balık tutmayı deneyelim mi?" Dedim.
Recep, olur manasında kafasını salladı. Eve gittik ve eşofmanını değiştirirken ben de çekmecede olan tırı vırıyı aldım. Pis eşofmanı, poşete koydu ve dere yolunu tuttuk.
Recep, bilerek poşeti burnum dibine dibine sokuyordu. "Ooooff sokma burnumun dibine. Burnumun direği sızladı yaa." Dedim ve poşet olan koluna vurdum.
Pis pis güldü ve diğer kolunu omzuma attı. Sonunda dereye geldik.
"Zeynooo, ben bunu nasıl yıkayacağım? Elim hep b*k olur."
"Ne bilim oğlum ben ya. Gir suyun içine, koy bir taşın altına eşofmanı. Suyla kendi kendine b*ku gider herhalde."
Recep dediğimi yaptı.
"Su çok güzel gelsene Zeyno."
Hemen eşofmanımın dizlerini sıyırdım ve suya girdim. Recep, yüzüme yerden su sıçratmaya başladı.
"Yaa dur yapmaaa." Dememe rağmen su sıçratmaya devam etti. Bu sefer bende ona su sıçratmaya başladım.
Kahkahalar eşliğinde bir süre suda oyalandık. "Hadi tırı vırıyı atalım." Dedi Recep. Cebime attığım tırı vırıyı çıkardım. "İlk ben atacağım." Dedim ve tırıı vırıyı havaya kaldırıp dairesel hareketlerle çevirdim.
Hızlandıktan sonra ileriye attım. Ama tırı vırı uzağa gitmek yerine hemen dibime düştü. Recep, kahkaha attı. "Ver bana ver." Dedi ve elimden tırı vırıyı aldı.
Hızlı hızlı döndürdü ve ileriye attı. Tırı vırı, kurşun gibi karşı tarafa gitti ve suya daldı. Ağzım açık şekilde Recep'e baktım. "Helal bee kimin kankası." Dedim.
Tırı vırının ipini, su götürmesin diye kıyıda olan taşın altına koydu.
Ben derenin fotoğrafını çekerken, Recep dereyi inceliyordu.
"Zeyno, ileriye doğru giden bir katardı var? Görüyor musun?"
Dediği yere baktım. Suyun yüzeyinde iki kollu, siyah bir şey suyun akıntısıyla gidiyordu. Arada suyun içine dalıp çıkıyordu.
"Bir yerden tanıdık geliyor ama." Dedim.
Recep biranda "LANNN EŞOFMAN YOK." Dedi. Hemen arkamı döndüm. Taşın altına koyduğumuz eşofman orda yoktu.
~Bölüm sonu~
