İçeriğe geç

FEZAYA UZAKKEN

Bölüm 1 · 5 dk okuma

FEZAYA UZAKKEN

Bölüm 1

UYANIŞ

Böyle bitmesin , lütfen böyle bitmesin ..!

Gözlerimi açtığımda yatağımda uzanıyordum , doğrulup etrafıma baktım . Burası benim odam değildi , en azından odam son 5 senedir böyle görünmüyordu . Kafamı sallayıp olan biteni anlamaya çalıştım , boğazımda keskin bir acı vardı. Olanları hatırlayınca ellerimi boğazıma götürdüm , kafam hala omuzlarımın üstündeydi ama acısı benimleydi .Nefes almaya çalıştım , aldığım nefes ciğerlerime doldu tüm vücudumda dolandı ama kalbime değmedi . Ne yapacağımı bilemeyip yatakta çırpınmaya başladım , ne yapacaktım ...

Elimi boynumda gezdirdiğimde bir iz hissettim, sol köprücük kemiğimin altında . Bir yara izi gibi hissettiriyordu , çok büyük değildi. İşte o an anladım, bana bir şans verildiğini anladım. Nefesimi düzene soktum, şu an korkup delirmenin vakti değildi. Bu hayat benim aptallıklarım için verilmemişti bana. Bu bana verilen bir lütuftu. Yaşananlar bir rüya değildi , yataktan çıkıp ayağa kalktım. Gün yeni doğuyor olmalıydı, en son ne zaman şafak vaktinde uyanmıştım. Böyle böyle gelmişti sonum, uyuya uyuya...

Askıdan sabahlığı alıp üzerime geçirdim , acaba hangi yıldaydım ? Bedenim 24 yaşımdakinden faklıydı, farklı demek yeterli olmazdı gerçi , acaba 13 - 14 yaşında falan mıydım. Gülümsedim, tanrı bana gerçekten yeni bir şans vermiş olmalıydı. Yeni söken güneş ışınlarının gösterdiği kadarıyla kendime baktım. Üstümde beyaz kurdeleli bir gecelik vardı, o an gördüm o yara izini. Bir yanık iziydi , vücuduma vurulan mührün iziydi... Prenseslikten köleliğe geçtiğimin kanıtı olan bu yara o gün vücuduma işlenmişti. Aklıma düşen anıları silip eski çocuk halime baktım. Masum bir çocuk demeyi çok isterdim kendime ama değildim, hiç bir zaman da olmamıştım .

Şatafatlı (!) odamdan çıkıp bir hizmetçi aramaya başladım. O çocuk haklıydı , halkı sefalet ve hastalık içinde sürünürken kuş tüyü yataklarda yatmak zaten ancak benim ve benim soyumun yapabileceği bir fiyaskoydu. Gerçi sadece benim soyuma özgü değildi, tüm yöneticiler böyleydi. Bizim sonumuzu hazırlayan da buydu ya. Halkımız kan kusarken kızılcık şerbeti içmemiz...

Birkaç hizmetçi koşuşturup geçti önümden, bu hizmetçileri tanıyordum Ali'nin hizmetçileriydi bu koşuşturanlar.

Ali... Bu krallıktaki tek düzgün insandı. Bu krallıkta yanan tek temiz insandı belki de Ali. O her kes uyurken uyanık olan tek kişiydi , Veliaht Prens Demian'ın bir küçük kardeşiydi. Ali'nin başına gelenler aklıma geldiğinde ilk defa onun için canımın yandığını hissettim. ''Kendine gel Turan, sakin kal , kendine gel.'' diye kendime telkinde bulundum. Hizmetçilerin peşinden yürüyüp Ali'nin odasına geldim, hizmetçileri üstünü giydiriyordu. Arkasını döndü ve beni gördü afallamış gibiydi. Yüzünde gizleyemediği bir şaşkınlıkla karışık hayranlık ifadesi belirdi '' Ben hallederim '' deyip hizmetçisini gönderdi, gömleğinin düğmelerini iliklemeye başladı '' Neden buradasın Turan?'' dedi buz gibi bir sesle .

Hatırladım, Aliyle ilişkim hiç bir zaman güzel olmamıştı, bu saraya zorla getirildiğimden beri her kesin hayatını mahvetmeye yemin etmiş gibiydim. Ali bana karşı nazik ve anlayışlı olsa dahi onu da kendimden uzaklaştırmanın yolunu bulmuştum, hep yaptığım gibi ...

''Günaydın Ali." dedim sevecen bir sesle , böyle olmayalım Ali, lütfen... Yüzünde yine bir şaşkınlık ifadesi belirdi, bir saniye sonra yerini biraz hüzün ve endişeye bıraktı " Ne için buraya geldiğini söyle Turan, yine neyin peşindesin ?'' Haklıydı, ne zaman Aliye yaklaşsam onu üzecek şeyler yapmıştım , 14 yaşındaki bir çocuğun kalbi bu kadar kötü olabilir miydi gerçekten? Evet, evet olabilirdi.

''Sadece bugün biraz erken uyandım ama hizmetçiler daha uyanmamıştı bu yüzden seninkilerden biraz yardım istemek için gelmiştim. Mümkünse hizmetçilerinden biri gidip benimkileri uyandırabilir mi ?'' dedim. İliklediği düğmelerden başını kaldırıp bana baktı, baştan aşağı vücudumu taradı gözleriyle. İyi olup olmadığımı kontrol ediyordu çünkü ben nezaket nedir bilmeyen bir çocuktum. Başıyla Antoine'ye emir verdi, Antoine hizmetçileri uyandırmak üzere odadan ayrıldı.

Ali'nin sandalyesine oturup hizmetçileri beklerken Ali'yi izleme fırsatı buldum. Aslında Ali oldukça yakışıklı genç bir çocuktu , daha 17 yaşına yeni basmış olmasına rağmen boyu 1.85'den uzun olmalıydı. Siyah parlak saçları vardı , ela gözlerini uzun siyah kirpikleri çevreliyordu, beyaz teniyle Ali gerçekten yakışıklı bir çocuktu. Geçmiş hayatımda Ali'nin yakışıklı olduğunu fark edememiştim çünkü onun hayatını cehenneme çevirmek dışında bir şeyle ilgilenmiyordum.

''Neden bana öyle bakıyorsun, yine dalga geçecek bir şeyler mi arıyorsun ?" dedi Ali , gülmemeliydim ama kendime engel olamayıp güldüm, Ali 17 yaşında bir çocuktu ama hala 12 yaşındaki çocuklar gibi benim onunla dalga geçip geçmeyeceğimden endişe duyuyordu. Kalbi hep hassastı diyerek umursamadım , Ali benim aksime hep insandı.

Ölüm gibi hissettiren sıkıcı 3 dakikanın sonunda hizmetçiler gelmişti ve odama gitmek üzere Ali'nin bakışları üzerimdeyken odasından çıkmıştım. Çıkarken de teşekkür etmeyi unutmamıştım, değişmeye yemin etmiştim sonuç olarak, en azından Aliye karşı nazik davranabilirdim.

Odama vardığımda benimle beraber sadece bir hizmetçinin gelmesi sorunuyla baş başa kalmıştım. Hadi bakalım başlıyoruz " Diğer hizmetçiler nerede ?'' dedim kızıl saçlı 18-19 yaşlarında duran hizmetçiye. Bana gözlerini devirdi " Beni ne için çağırdınız ." dedi . Bu ne biçim bir davranıştı böyle , benim esir olsam dahi hala bir imparatorluğun soyundan geldiğimi unutmuş muydu bu . Sinirlenmeye başladığımı hissettiğim anda sakin olmak için kendime telkin verdim , eski ben olsaydın şimdi sinir krizi geçiriyor olurdum. Ama ben eski ben değildim , geçmişte duygularımla hareket etmiş ve kafamın vücudumdan ayrılmasını seyretmiştim .Bir daha olmasına izin veremezdim.

'' Adın ne? " diye sordum " Jessica Ruth " , " Jessica şimdi gidecek ve tüm hizmetçileri 3 dakika içinde uyandırıp buraya getireceksin." Şaşkın ve aşağılayıcı gözlerle bana baktı , bu bakışı hatırladığımı hissettim . Geçmişte bu aşağılayıcı gözler yüzünden özgüvenimi günden güne kaybetmiştim , bir sultandan çok halktan birisi gibiydim çoğu zaman. "Ama herkes uyuyor ve odalar çok uzak, ayrıca -" hala bana karşı çıkabileceğini düşünüyordu değil mi " Bir hizmetçinin görevi gün ışıkları doğmadan önce uyanıp efendisinin uyanmasını beklemekle başlar. Sizin görevlerinizi de mi size ben öğreteceğim. Git ve herkesi uyandır." dediğimde yüzündeki şaşkınlıkla bana cesurca baktı. Başını dikleştirdi " Siz beni tehtid edemezsiniz Turan Sultan, siz burada esirsiziz, düşük bir kr-" Yüzüne gelen tokatla Jessica yere düştü. Tokatın kimden geldiğine baktım.

" Turan Sultan bir esir değil seni hadsiz. Senin haddine mi Yüce Ulukurtun soyundan gelen Asele İmparatorluğunun Sultanıyla böyle konuşmak! "

Selam bebeklerim, birinci bölümün sonuna gelmiş bulunmaktayız 🐘😽😁

Umarım okumaktan zevk almışsınızdır. Diğer bölümde görüşmek üzere, yıldızları patlatalım lütfen ✨🌟🌠💫

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.