İnsanların kendilerini üstün görmesi ve buna göre hareket etmesi ne zamandır bu kadar normal karşılanıyor?
Çoğunluğun işine geldiği için mi?
Yoksa doğan ilk insan, tanrının diğer çocuklarının
zaaflarını onlara karşı kullandığı için mi?
Flaubert isimli küçük bir insan kasabasında yaşayan iki kadının, o yıl doğuştan Fey yeteneklerine sahip şekilde Dünya’ya gelen iki çocuğu olmuş.
-bir kız ve bir erkek-
Yüz yıllardır görülmemiş Fey soyunu devam ettirecek olan iki mavi kanlı genç.
Doğuştan gelen bir bağ sayesinde birbirlerini bulmuşlar, tanımışlar, anlamışlar…
Fakat kasabada yaşayan insanlar iki mavi kanlının büyüdükçe oluşan kulaklarını,
yaralandıklarında gelen mavi kanlarını ve
doğdukları andan itibaren yüzlerinde olan o ışıltıyı fark etmiş ve aileleri ile birlikte yakılmaları gerektiği kararına varmışlardı.
Çünkü anne babaları da onlar gibi olabilirdi,
bir canavar olabilirlerdi!
Tabiki insan ırkı bunu riske atamazdı!
Soylarını tehlikeye atamazlardı!
İnsanlar mavi kan katliamı için hazırlık yapıyorlardı,
odunlar, meşaleler…
Bu sırada iki mavi kanlının ailesi çocuklarının kaçmasına yardım etmişlerdi bile.
Kaçıp uzaklaşacaklardı fey soyunun onlara verdiği uzun ömrü insanlar ile karşılaşmamak için kullanacaklardı.
Fakat ailelerinin ne kaçma şansları
ne de bir suçları vardı…










