BÖLÜM 5
HARYY HACNEAR
GERÇEKLERE ÇOK YAKIN
Sabah olunca Fear hemen elma ağacından bir elma kopararak az ötede ki nehrin şelalesinde çok özenmeden yıkadı. Elmayı bitirmeyi beklemeden oturduğu çimenlerden kalkıp yola koyuldu. İlerdeki bir ağaçtan büyük kalın ve sivri bir dal bulup aldı. Yürüdü… Yürüdü… Yürüdü... Sonunda karakolu buldu. Buradan kaçmaya alıştığı için her yeri avucunun içi gibi biliyordu. Hızlı adımlarla otların arasında gizlenmiş karakolun arkasındaki anca Alice’in girebileceği küçük delikten içeri girdi. Alice dediğime bakmayın doksanlardaki tüplü televizyonlar kadardı kapının girişi. Fear kapıdan içeri girer girmez içerideki gaz lambasını açtı. Fear buranın unutulduğunu ve eskiden mahkumların kaçmak için hazırladığını düşünüyor. Fear etrafı biraz incelemeye karar verdi. Örümcek ağlarıyla kaplı olan kitaplık ilgisini çekti. Bir kitabı gözüne kestirdi. Tam kitabı alacaktı ki kapı açıldı. Fear’ın kitabı çekmesiyle birden kitaplık dönerek başka bir odaya çıktı. Fear etrafına bakındı. Gördüklerine inanamadı. Şeytan görmüş gibi kalakaldı. Gözleri kocaman olmuştu. Göz bebekleri gözlerinden çıkacaktı. İnanamayıp gözünü birkaç kez ovuşturdu. Etrafına biraz daha bakındı. Evet… Evet… Bulmuştu Fear bulmuştu! İnanamıyordu. Bunun neden burada olduğunu anlayamıyordu. Fear etraftaki şeylere biraz daha baktığında bir fotoğraf albümü gördü. Albümün üstünde. “HARYY HACNEAR” yazıyordu. Fear delirmek üzereydi. Haryy’nin fotoğraf albümü neden burada olabilirdi ki? Tam o sırada saatin çok ilerlemiş olduğu fark etti. Neredeyse akşam oluyordu. Akşam yolunu kaybedebileceğinden hemen gitmeliydi. Gitmeden yanına fotoğraf albümü ve birkaç şey aldı. Hiçbir şey olmamış gibi tekrardan arka kapıdan geçerek ormanın derinliklerine doğru yola koyuldu. Yol çok uzun sürdü gibi geldi Fear’a.
O akşam çok uzun geçti Fear için. Bütün gece o odada gördüklerini düşündü. Bir türlü uyku tutmuyordu. Kim bilir Sincere şimdi ne yapıyordur? Haryy neden öyle söyledi, yoksa Fear’a söyledikleri gerçekten doğru muydu?
Bunun gibi sorular beyninin içinde yankılanıp duruyordu.