Mona için akşam olmamıştı o gün. Eve gitmek için bu kadar heyecanlandigi bir gün daha hatırlamıyordu.
İşte heyecanla beklediği vakit geldi akşam oldu ve herkes odasına çekildi mona masasında elinde faust ile baş başa kalmıştı sanki uzun sure görmediği sevgilisiydi ellerinin arasında ki. Özlemle ve heyecanla bakıyordu kitaba kapagini açmak için sabırsızdi ama bir o kadar da korku vardı.
Monanin hisleri çok kuvvetliydi, olacak dediği hersey olurdu bu ilahi bir güç derdi kendi kendine ve kimseye bu gizemli gücünden bahsetmedi.
Arkadaşları herseyi danışırdı Mona'ya onlara göre Monan'nin yüksek bir öngörüsü vardı ama Mona bunun bu kadar basit birsey olmadığının bilincindeydi.
Tarifi zor bir şey yasadi Mona kitap resmen ben burdayım der gibi kendini hatırlatmak istedi.
Ah dedi Mona dalmışım
Nefesini tutarak açtı kitabının kapagini.
Gözlerine inanamadi resmen bambaşka bir dünyaya ışınlanmıştı.
Bu ne diyebildi sadece.
Bu gerçek mi
Neredeyim ben neler oluyor?
Hayretler içinde bulunduğu yeri inceleme başladı.
Yaşadığı yerle ilgisi yoktu buranın, heryer kuru toprak etrafta sadece çaliliklar ve irili ufaklı taşlar vardı. Rengi alınmış bir rüyanın içinde gibiydi mona burda yaşam beletirsi namına bir iz bir belirti yoktu kim böyle renksiz ve ruhsuz biryerde yaşamak isterdi ki?
Gördüğü yol boyunca yürümeye başladı bakalım bu yol nereye çıkıyor diye düşünerek ilerledi.
Ama yürüdükçe etrafında farklı birsey göremedi. Gördüğü hep ayni şeydi acaba kendi ekseni etrafında mi dönüyordu?
İşte orda ilerde bir karalti var acaba o ne diye heyecanla koştu.
Merhaba diyebildi cılız bir sesle
Arkasi dönük kişi normal bir insan formunda biri değildi oldukça heybetli ve korkunçtu henüz yüzünü görmedi ama neye benzediğini tahmin edebiliyordu kambur boyunlu oldukça geniş omuzlu ve boyu hayli uzun biri kimdi bu?
Neredeyim ben? Dedi Mona.
Derin nefes vererek döndü arkasına kambur adam. Yüzünü dönmesiyle hayrete düştü Mona bu bu sen diye kekeledi sadece.
Karşısında bi insan yoktu buna insan denemezdi ama neydi o zaman?
O heybetli kavisli yüzü iri ateş saçan gözleri ve iri dişleri ile korku içinde kaldı Mona.
Faust! Diyebildi kendinin bile zor duyabileceği bir ses tonuyla.
Evet dedi resmen o konuştukça yer gök inledi Mona ayakta duramadı sendeledi ama faust onu bir hamleyle yakaladı. Gözleri buluştuğunda içinde biryerde özlemini duyduğu bir duygu belirdi Mona da neydi bu? Yıllardır tanıyordu sanki onu kalbi yerinden çıkacak sandı bir an.
Orda biryerde kupkuru toprak canlani verdi birden renk geldi sanki topraklara nasil oldu ki bu? Faust Monanin gözlerinde ki o şaşkınlığı görünce birden monayi serbest bıraktı.
Hemen toparlandı Mona ne neler oluyor nedir bu. Diyebildi sadece
Faust kendini geri çekti o an.
O eski korkunç görüntüsüne döndü. Tuhaflık vardı adını koyamadığı his.
Faust o korkunç sesiyle Monayi kendine getirdi.
Ne işin var senin burda?
Ne nasil yani beni taniyormusun?
Ne tanımak mı? "Alay eder gibi güldü Monaya" kim olduğunu sormadığım için seni tanıdığımı mi sandın? Komiksin gerçekten.
Peki neden sordun?
Sence neden küçük kız? Buraya öyle herkes gelemez nasil oldu da geldin niye geldin ve neden beni arıyorsun?
İşte tamda bu yüzden dedi Mona yüzünde o sevimli gülümsemesiyle.
Faust kendini toparlamaya çalıştı birden.
Ne diyorsun anlamıyorum ah bu insanlar.
Yok hemen başlama dur. Hikayem şöyle aslında.
Dur bakalım gothe nin kitabi mi getirdi seni buraya o konuyu merak ettin dimi kafanda neden soruları dönemdi ve beni arastridn ve şimdi buradasın öyle mi? Mona hayretler içindeydi evet hikaye buydu ama nasıl anladı.
Sen sen benim aklımı mi okudun? Diye bildi go?lerim fal taşı gibi açılmış birsekilde
Faust kahkahayı bastı ama o güldükçe yer gök inliyor ordan burdan kayalar yuvarlaniyordu mona ayakta zor duruyordu ama en çok hu kambur yarattığın attığı kahkaha hayrete düşürdü onu. O gülüş içini istiyordu resmen neler oluyordu Monaya kafasinda bazi sahneler canlanıyor ama adı belli olmayan şeyler.
Faust Monanin kafa karışıklığın gördü ve kendine geldi
Sen dedi faust kendini ne sanıyorsun acaba? İlk defa böyle düşünen biri olduğunu falan mı?
İnsanoğlunun doğası meraktir küçük hanım. Bilmiyorsan eğer öğreteyim.
Hayır dedi cılız bir sesle mona. Biliyorum ama sanki yıllardır beni bekliyormussun da çok geç bir vakitte gelmişim gibi bir sitem hissettim sende..
Faust birden kesti sözünü ne beklemesi ne diyorsun sen?
Bu kadar kizmaana gerek yok hayır demen de yeterliydi benim için.
Uzakta küçük kız ne istiyorsun benden?
Biliyorsun zaten neden soruyorsun ki?
Hem sen nasıl girdin buraya?
Şeyy kitap!
Nasil o kitabı nerden buldun?
Kütüphanedeeeeeeenn. Bir sorun mu var?
Yok sorun fln yok şimdi burdan gidiyorsun ve kitabi aldığın yere koyuyorsun bu senin hayallerinde gördüğün bir rüya sadece.
Hayır ama yapamazsın lütfen dur. Mona faustun o değişik bileğine yapıştı birden, gitmek istemiyordu mona orda kalmak o kuru yalnız yerde ona arkadaş olmak istiyordu.
Faust sanki çarpilmişçasina çekti elini ne yaptığını sanıyorsun seni küçük fani diye bağırdı ve monanin bulunduğu yer birden ikiye ayrılmaya başladı yer ayaklarının altından kayıyor mona tutunacak bir şey arıyordu. Ne yani sonum böyle mi olackti "merakın birgun seni öldürecek" sesleri yankılandı kulaklarında.. Ve karanlık