Başım ağrıyor. Neden böyle hissediyorum? Her tarafım sızlıyor. Neredeyim ya ben? En önemlisi Aria neredeydi? Grup neredeydi? Ben neredeydim? Düşünüyorum düşünüyorum ama bir türlü hatırlayamıyorum. Sessizce:
—Zorla kızım kendini,çalıştır,kafayı çalıştır. Çalıştır şu saksıyı.
Biraz zaman geçti,hafiften hatırlıyorum gibi oldu.
— Hatırladım,en son uyuyordum hızlı trende ama diğerleri nerede?
Nereye gelmiştim böyle? Benimkiler bana troll yapıyor olabilir mi? Ya da kabusta olabilir miyim? Kalkmam lazım ama bacağım ağrıyor. Bacağıma ne olmuştu? Ben ne yaşamıştım böyle ya?
— Hay anasını satayım ya,tam da zamanını buldu. Şu saçma salak bacak ağrım daha ne kadar ileri gidecek acaba? Gerçekten çok ama çok merak ediyorum. Aria! Aria! Kimse yok muuu? Aria! Alara! Atlas! Hülya hocam! Zehra! Kerem! Efe! İdil! Neredesiniz? Çıkın ortaya hadi!
Sanki ses mi duydum? Bu nasıl bir be böyle? Bir böğürüyor bir öğürüyor. Canavar sanki.
—Yerim canavarını,benim arkadaşlarımı aramam lazım,ayrıca canavarlar gerçek bile değil kızım ya! İyice kafayı yedim ha. Ari-,o ne lan öyle? Anasını satayım,o ne lan? Lan bu gerçekten canavar.
Ciddiyim,gerçek bir canavar. Ağızdan salyaları aka aka bana bakıyor,ben göt korkusundan kılımı bile oynatamıyorum. Biraz sonra canavar gitti:
—Gerçekten kafayı yedim,buradan eve gidince psikiyatriye gitmem lazım. Aria! Atlas! Alara! Efe! İdil! Lan neredesiniz ya! Şansıma başlarım şimdi ha! Başlarım böyle işe! Bok var da bir kere şaka yapmadan duramıyorsunuz. Ne vardı iki eğlenseydik ya? Ulan bak hala şakaya devam ediyorsunuz. Hele elime bir geçin hepinizin ağzına sıçıcam! Lan çıksa-
Biri bana doğru koşuyor mu? Ben mi sağır olmuştum? Allah’ım sabır! Ne bu koku ya? İğrenç kokuyor. Ceset gibi sanki…
Sağa baktım bir şey yok sola baktım…. Bakmaz olaydım,çünkü bir sürü iskelet var. Arkamda biri var. Hissedebiliyorum bunu,sezgilerim kuvvetlidir.
—Hay ebeni…. Umarım kimse yoktur arkamda. O nasıl nefes alış be! Rüzgar üflüyor sanki bana! Ayı!
Der demez arkamı döndüm ve….
Tabii ki Aria değildi! Tabii ki canavardı…. Bastım çığlığı canavarın suratına. Karşımdaki şey canavar desen canavar değil aynı Ben 10 çizgi filminin yaban köpeği uzaylısı gibi bir şey. Neyse işte çığlığı basar basmaz kaçmaya çalıştım. Ama tabii ki lanet bacak ağrım yüzünden topal gitmek zorundayım. Hem koşuyorum hem de bağırarak Aria’yı arıyorum ya da aramaya çalışıyorum:
—Hay şansımı…. Aria! Lan hoşt! Kışt! Yemek yok bende! Tabii yemek ben değilsem. Ya bıraksana peşimi be,uyuz köpek! Aha,bak orada mama var! Neden bakmıyorsun kodumun köpeği ya! Of,ben gerçekten şansızım. Daha küçüklükten belliymiş lan şanssız olduğum. Hayatımda ki tek şans arkadaşlarım.
Bunları söylerken geçmişimi düşündüm. Ne kadar kötüydü,küfür etmeye bile tenezzül etmem o derece. Ben ölü doğmuşum,annemin karnında dakiklar önce ölmüş doktorlar beni zar zor mucizevi bir şekilde hayata dönmüşüm,annem tecavüzden hamile kalmış bir kadındı ve bu gerçekten çok kötü bir şeydi. Çünkü resmen annem babamın kölesi olmuştu,babam annemden köpek,kedi olarak tanımlıyordu. Annemi dövüyordu,emrinde çalıştırıyordu,onun yanında farklı kadınlarla oynaşıyordu hatta çok net hatırlıyorum annem bazen evde olmuyordu,2-3 gün eve gelmiyor,babam annemi sormama asla izin vermiyordu. O 2-3 günün sonunda annem heryerinde morluklarla eve geri geliyordu. Anneme ne oldu diye sorsam bile annem hiç cevap vermez,sürekli geçiştirirdi. Tabii ben o zamanlar küçük olduğum için anlamıyordum fakat 15 yaşıma geldiğimde canıma tak etmiş,annemi evden çıktığı her an takibe almıştım. Babam bunu duysa çok kızardı.beni de annemi de döver,evden atardı. Ama ben yinede her şeye rağmen annemi takip etmekte kararlıydım. Herşeyi göze almıştım. Her zaman en fazla ne olabilir ki diye düşünüyordum fakat galiba babamı daha tanımamıştım…. Annemin yine evden çıktığı bir gün onu takip etmeye devam ettim. Annem babamın bir arkadaşının evine gelmişti. Aklımda 1000 türlü soru vardı ama onları susturmaktan başka çaremde yoktu. Annem eve girer girmez pencere koştum. Babamın arkadaşı olan Lütfu amca annemi iteleye kakalaya yatak odasına götürüyordu. Daha önceden evlerine gittiğim için biliyordum. O gün gördüğüm manzara karşısında şoke olmuştum. Kısaca babam anneme fahişelik yaptırıyordu. Resmen babamın arkadaşları babama bunun için para ödüyorlardı. Annemi böyle gördükten sonra hemen eve gitmiştim. Bir plan yaptım ve annem geldiğinde uygulamaya karar verdim. 2 gün sonra annem eve geldi. Yüzünün bir tarafı mosmor olmuştu,ellerinde de morluklar,çizikler ve yaralar vardı. Anneme çok üzülüyordum. Onun için bir şeyler yapmak istiyordum. O gün annemi de babamı da çektim yanıma,salona. Tabii lafa her zaman ki gibi babam atlar:
—Ne oldu da bizi çağırdın buraya. Az güzel yıka sende,beceriksiz karı. Söylesene ne oldu?
—Baba,annemi geçen Lütfu amcanın evine tek girerken gördüm ve bir olaya şahit oldum,bunu anneme sen mi yaptırdın?
—Ne olmuş yani? Evet,ben söyledim. Hele annen bir şikayet etsin gör bak neler oluyor?
—Kızım ne ettin sen? İkimizi de yaktın yavrum.
—Bir şey etmedim anne bir dur. Baba?
—Yav ne var he?
—Çok para veriyorlar mı sana? Bu olaylar sonucu mu annem hamile kaldı bana?
—Ne saçmalıyorsun sen Güneş? Bak,sen benim kızımsın,ananı bana bir erkek çocuk doğursun diye şey yaptım tamam mı? Ama senin bu lanetli anan bana kız çocuk doğurdu. Erkek çocuk doğurmayı bile başaramadı senin anan. Sorun bende mi şimdi?
Babam bunları söylerken içim cızlamıştı. Bu hayatta en sevmediğim şey cinsiyet ayrımıydı. Elinde bıçakla elma yiyen babama bakakaldım ve:
—O mu istedi kız doğurmayı? Allah sana kız çocuk vermiş. Ha erkek ha kız ne fark eder? Sen önce bir şükür etmeyi öğret, utanıyorum senden.
—Sen benimle nasıl konuşuyorsun? Sen kendini bir bok mu sanıyorsun,ha? Erkek çocuk bizim soyumuzu devam ettirecekti,peki ya sen ne yapabilirsin? Sen ne işe yararsın? Benimle bir daha böyle konuşursan sonuçlarını fena ödersin. Haberin olsun.
—Ne yapacaksın? Beni de annem gibi evlere mi göndereceksin. Konuşsana! Beni satar mısın? Döver misin? Kölen mi yaparsın? Yoksa öldürür müsün? Daha ne kadar ileri gidebilirsin?
Keşke o son cümleyi etmeseydim. Babam elindeki bıçağı hem bacağıma hem de koluma saplamıştı. O günden beri ne zaman çok yürüsem,bacağıma sert bir darbe alsam bacağım sızlar,yürüyemez hale gelirdi. Ama ben o kadar arsız utanmazım ki sürekli babama bağırır çağırırdım. Her seferinde de ceza alırdım. Ama ben annemi savunmaktan aslan vazgeçmezdim. En sonunda annemi kaybettim ve babam beni evlatlık verdi. 16 yaşında evlatlık verildim. Ankara’ya geldim. Yeni aileme alıştım,arkadaşları edindim,kitaplar okudum,müzikler dinledim ama bir türlü asla geçmişimi unutamadım. Yeni aileme zaten çok hızlı uyum sağlamıştım. Yeni taşındığım şehre hızlıca uyum sağladım. Derken 3 yıl geçti. Ama hala şansım yaver gitmiyor. Sorun bende galiba. Yeni yılda mutluluk ve şans diliyorum 777,888,999 ve artık ne kadar rakam varsa…..
Ben geçmişimi düşünürken canavar daha da yaklaşıyordu hatta neredeyse mesafeyi 0’a indirmişti. Bacağım yüzünden 10 dakika daha koştuktan sonra bir ağaç gördüm ve bayıldım…..
~Devam edecek…..