İçeriğe geç

Fandom Günlükleri

Bölüm 2 · 2 dk okuma

Fandom Günlükleri

Bölüm 2

02 | Hayranlık mı Takıntı mı?

İnternette gezerken bazen “…kişisinin hayranları çok toksik.” Diyip göz devirerek sinirle ekranı kaydırdığımız oluyordur. Peki sizce bu insanlar sadece belirli kişilerin ve sadece internette böyle olan hayranlar mı?

HAYIR.

“Hayırdır Nikki tanıştın mı hiç?” derseniz; maalesef evet.

Şimdi size hayranlıkla takıntıyı ayıramayan bir X kişisinin hayranıyla olan bir anımı anlatacağım. Bu ünlüden X kişisi diye bahsedeceğim ki olası kötü senaryoların önüne geçeyim.

Hayranlığın belirli yaşlarda çok daha yoğun yaşandığını hepimiz biliyoruz sanırım. Bu hikayedeki karakterlerimiz de on bir ya da on iki yaşlarındalar.

Ortaokulda kitap okuma saatinde sınıfımızda herkesin çok sevdiği bir kız vardı. Adı da Meral (gerçek adı değil) olsun. Bu kız, aşırı derecede X kişisinin hayranıydı ve ben de sıra arkadaşlarımla beraber otururken onun X ünlüsü hakkında büyük bir sevgiyle konuştuğunu duydum. Sıra arkadaşıma dönüp “Ben nedense bu X ünlüsünü çok sevemiyorum ya.” dedim.

Evet. Dediğim tek şey buydu.

Sonrasında, teneffüs oldu ve her şey o an başladı. Daha zil çalar çalmaz Meral sırasından kalkıp arkadaşlarıyla beraber yanıma geldi.

Görseniz, böyle bir ağlamak yok. Kız hıçkırıklarının arasından zar zor kelimeleri söylüyordu. Şunu çok net hatırlıyorum. Bana dedi ki

“Ben senin annen hakkında onu sevmediğimi söylesem hoşuna gider mi?”

Mesela olayın annemle alakasını çözebilen varsa yoruma yazsın lütfen çünkü ben hala çözemiyorum.

Neyse. Sınıfı komple arkasına toplayıp bana “Sen kötü birisin! Nasıl bunu dersin? Onu sevmediğini söylemeye utanmıyor musun? (yok)” gibi o kadar fazla şeyler söyledi ki hala hatırladıkça şok oluyorum.

İşte, bu hayranlık değil. Buna biz takıntı diyoruz.

Unutmamak lazım ki biz birini seviyoruz, onun şarkılarını dinleyip mutlu oluyoruz diye herkes de aynı şeyleri hissetmek zorunda değil. Evet, bazen hayran olduğumuz ünlüler için çok güzel ve derin duygular besleyebiliyoruz ama, yine de başkalarının bu şekilde kalbini kırmak ve olmadık kavgalar çıkarmak bu derin duyguları korkulacak bir takıntı boyutuna taşıyor.

Bugünlük bu kadardı, bir sonraki yazımda eski Disney ünlülerinden birinden bahsedeceğim.

Bir zamanlar Selenator olanların mottosu olan bir sözle veda ediyorum size:

If you are broken, you don’t have to stay broken.

Bölüm sonu

2 yorum

  • İnsanlarda sanırım en sinir olduğum şey bu. İstisnalar dışında, kendi ailesi onun için uğraşır didinirken tanımadıkları birini anne veya baba ile aynı kutsallığa koymak. Bu tür salaklar muhtemelen şeyinde farkında değil. O yüceleştirdiğin idol seni görse yüzüne dönüp bakmaz. Ezik olmayın arkadaşlar.

    1Yanıt