İçeriğe geç

FALL'S STORY

Bölüm 2 · 3 dk okuma

FALL'S STORY

Bölüm 2

Page 1

Ekim ayına girmek üzereydik, sonbaharın hissettirdiği duyguları seviyorum. Havada küf ile karışık vanilya kokusu olurdu ve yeni kokuku mumlar raflarda satışa sunulurdu. En sevdiğim şeylerden birisidir mum. Elimde ki sigara bitince dükkandan içeri girip kendime kahve söyledim.

"Çok fazla kahve içiyorsun, bir gün kafein zehirlenmesinden öleceksin ve bu kahveleri ben sana sattığım için tutuklanacağım Kaitlyn."

"Hadi ama daniel, fazla abarttın. Bak o halde bir mektup yazayım ve böylece suç sana kalmamış olur."

"Pekâlâ bu olur, bir daha buraya geldiğinde kahve yerine bitki çayı göreceksin, al."

"Teşekkür ederim daniel, iyi günler!"

"Sana da Kaitlyn!"

Yaşadığım kasabada ki en harika kahveler daniel'ın dükkanında bulunurdu. Çalıştığım yerde stres olmamak elde değil bu nedenle sık kahve içiyordum artık alışkanlık (bağımlılık) haline gelmiş durumda.

"Hey katie! Bu hafta sonu için olan programa geliyorsun değil mi? Amerika dan araştırmacılar da gelecek"

"Ah hayır, üzgünüm bettie ancak gelemem haftasonu ailemle olacağıma dair söz verdim"

"Ah yazık oldu, ekip olarak bizzat tanışacaktık onlarla"

By gerçekten iyi bir fırsattı, ufak bir parfüm şirketinde çalışıyordum, adı çok duyulmuş değildi bu nedenle fark edilmesi çok zor oluyordu ancak Amerika'dan bizim parfümlerimiz için gelen bir ekip vardı, ailemle haftasonu geçireceğimden değil yalnızca gitmek istemiyordum ancak genel müdür olarak orda olmak iyi bir izlenim bırakacaktı bu nedenle araya bir bahane koymalıydım. Haftasonu için aile planı oldukça iyi bir bahane.

"Onlara gelemediğim için çok üzgün olduğumu söyle lütfen, gerçekten gelmek isterdim ancak biliyorsun ailemle aram yeni yeni düzeliyor"

"Endişe etme Kaitlyn, anlayacaklarından eminim"

Beraber sohpet ede ede şirkete gelmiştik. Londranın kuzeyinde bulunuyordu yaşadığım yer ve şirkete yakın olması en büyük avantajımdı sanırım.

..............

"Tanrım! Çok yoruldum!!!"

Kristen yine söyleniyordu, onu memnun bir şekilde eve dönerken görsem şaşırırdım herhalde.

"Buna neyin iyi geleceğini biliyorum" dedim ve o da sözümü devam ettirdi

"Sıcak bir duş ve kahve!"

Bu kız ile gerçekten kimyamız uyuşuyordu, dışarı çıktığımızda hava oldukça yağmurluydu, ah tanrım, bu cidden şanssızlık yanıma şemsiye almadım. Önüme uzatılan karton bardak ile gülümsedim, büyük ihtimalle hazırlıksız çıktığımı biliyordu bu nedenle buraya gelmişti

"Al hadi, kollarım yoruldu."

"Teşekkür ederim daniel, hiç gerek yoktu"

Şemsiyenin altında beraber yürüyorduk, elimdeki karton bardaktan bir yudum aldım, ah tanrım! Bu kahve değil!

Yüzümü buruşturduğumu görünce sırıttı

"Papatya çayı, ömrünü 1 gün uzatır en azından"

"Çok düşüncelisin daniel"

"O bardak bitmezse yağmurda ıslanarak gidersin!"

Yağmurda ıslanmak hiç cazip gelmiyordu, yüzümü buruşturarak elimdeki bardağı bitirmeye odaklandım, bitki çaylarını gerçekten sevmiyordum.

Sessizce yürüyerek evimin önünd kadar gelmiştik, elimdeki karton bardağı ona uzattım

"Teşekkür ederim daniel, beni ıslanmaktan kurtardın"

"En azından sağlığını korumanı sağladım, yaptığım iyiliklerin bana geri dönmesini bekliyorum."

"İyi geceler" dedim ve gülümsedim

"iyi geceler Kaitlyn"

Elindeki bardak ve şemsiye ile uzaklaşmaya başlamıştı, eve girip koltuğumun üzerine yığıldım, papatya çayı yüzünden mayışmıştım, çalan ev telefonunun sesi ile ofladım hiç kalkmak istemiyordum.

3. Çalışı da duyduktan sonra zorla kalktım, kim bu kadar ısrarcı arıyordu ki!

"Buyrun Kaitlyn jones"

+"Merhaba bayan jones, biz sizi londra güzelli-"

"ilgilenmiyorum, teşekkür ederim"

Telefonu geri kapattım, şu aralar heryerde bunlardan vardı, reklam için arıyorlardı, mutfağa ilerleyip kendims bir tost yaptım ve yanına meyvesuyu koydum, aman tanrım daniel meyvesuyu içtiğimi görseydi gözleri yaşlı gururlu bir anne gibi bakardı bana, kasabaya taşındığım ilk gün gittiğim ilk dükkan 'Murphy kahve evi' olmuştu, tanıştığım ilk kişi de daniel murphy. Oraya o kadar çok gittim ki artık daniel saat kaçta gelip hangi kahveyi alacağımı biliyordu, daniel samimi bir insan değildi, insanlarla günlük sohpete girmez, onlarla konuşmazdı ancak ben fazla konuşkan birisiydim bu nedenle cevap vermek zorunda kalıyordu. Eski anılar aklıma gelince gülmeden edemedim, derince bir nefes alıp banyoya gittim ve sıcak bir duş aldım, şirketten genel müdür olarak aldığım maaş bana yetiyordu, zaten tek yaşıyordum.

Kırmızı kalın pijamalarımı giyip y

atağıma uzandım ve yorgunluğumu sıcak yorganın içine gömdüm.

İg: @s.sinlife

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.