Sabah babamın mutfaktan beni uyandırma çabaları ile gözlerimi açtım. Babam artık ne kadar bağırdıysa duymadığım için komik bir sekilde söyleniyordu. Onu daha fazla kızdırmak istemediğim için kalkıp tuvalete girdim, saçımı toplayıp yüzümü yıkadım. Ve hemencicik aşağı indim. "sonunda indin kızım, meyve vermeye başladım görmüyor musun?" hafif güldüm. "öpüyüm barışalımm,"
Babamın güldüğünü görebiliriyordum. "tamam tamam barıştık ama birazdan sen bana küsebilirsin," kaşlarımı çattım. "neden ki? Sana boş yere neden küseyim?" babam elindeki kahvaltılıkları önüme koyup "çünkü kaç gündür birlikte kahvaltı yapamıyoruz ve benim yeniden acil işlerim var, yani çıkmam gerekiyor. Kahvaltın zaten hazır, karnını doyurduktan sonra istediğini yapabilirsin ama beni arayıp haber vermeyi unutma," başımı samimi bir şekilde sallayıp babama sıkıntı olmadığını söyledim. Babamla vedalaştıktan sonra kahvaltımı yemeye başladım. Aslında üzüldüm çünkü babamı kahvaltıda karşımda görememekten bıkmıştım artık, son günlerde sürekli işleri çıkıyordu, neyse vardır bunda da bir hayır.
Kahvaltımı ettikten sonra odama çıkıp yatağımı ve ardından odamı topladım. Sonra yarım saate yakın televizyon izledikten sonra sıkıldığım için mete ve Dilan ile olan gruba girdim.
Grup
Asel:Napıyorsunuz aşklarimm 11.23
Dilan: bos bos oturuyorum suan sizden naber? 11.24
Mete: bende aynı 11.24
Asel: bana bir pırıltı geldi de dısarı falan mı çıksak takılırız 11.25
Mete: senin su pırıltıların beni bitiriyorr 11.25
Dilan: KXPSJDPSXJLS 11.26
Asel: bunları evet olarak algılıyorum o zaman? 11.26
Dilan: bana uyar valla 11.27
Mete: hazırlanmaya basladım bile ne konusuyorsunuz siz hala ? 11.28
Dilan: ne giycem öneri 11. 28
Asel: tayt sweat havası 11.28
Dilan: ben esofman çekip geliyorum o zaman 11.29
Mete: +1 11.29
Asel: tamam 12'de cadde de bulusalım. 11.29
Mete: 😽👍 11.30
Dilan: okeyy. 11.30
Gruptan çıkıp üstümü giyindim, saçlarımı düzleştirip çok büyük olmayan bir çanta alıp içine gerekli birkaç şey aldım. Makyajımı yaparken bir yandan da babama haber vermek için onu aradım.
Uzun bir çalıştan sonra sonunda açtı. "Alo?" babam birkaç saniye sonra "efendim Asel?" dedi. sesi endişeli gibiydi? Ne oluyor? "baba ben dışarı çıkacaktım da haber vermek için aradım. İyisin değil mi?" "evet evet iyiyim kızım." bir şey oluyordu, neyse çıkar kokusu bunun da. "tamam o zaman çıkıyorum dışarı ben?" "tamam kızım görüşürüz." "görüşürüz baba" babamla Konuştuktan sonra makyajımı tamamlayıp aynada son kez kendime bakıp dışarı çıktım. Saat şuan 11.53'dü. Rahat bir şekilde yetişirdim caddeye. Hemen bir taksi çağırıp caddeye girmeye başlarken adamın sürekli dikiz aynasından bana bakmaya çalıştığını gördüm. şuan hiç laf dalaşına giremeyeceğim için kafamı iyice eğip telefonuma bakmaya başladım. Şöyle insanlar dünyadan 3 günlüğüne falan kaybolsa keşke. Neyse ki bugün sakin günümdeyim. Yoksa şuan bu araba da değildim. Caddeye vardığım da bizimkileri arayıp geldiğimi söyledim, Mete 2 dakikaya oradayım derken, Dilan 10 dakikaya oradayım dedi. Eh, klasik Dilan alıştık artık.
Gerçekten de 2 dakika oldu olmadı Mete geldi ve 10 dakika Dilan'ı bekledik. En son Dilan eşofman giymiyor muydu ya? Şuan karşımda etek, gömlek kombini yapmış bir adet Dilan duruyor. Dilan yanımıza geldiğinde "Dilan o üstündeki eşofmanı nereden aldın ya? Rahat duruyor" benden önce lafı söyleyen Meteydi. Gülerken Dilandan cevap geldi. "bugün cumartesi, cadde kalabalık, zaten güzel bir kızım. Yani demek istediğim birisi şuan gelip bana evlenme teklifi edebilir belkii bende kabul edebilirim hiçbir şey belli olmaz. Anladınız mı beni? Eşofmanlı halimle mi evlenme teklifi alayım istiyorsunuz?" gülmem 2'ye katlanınca Dilan'a cevap verdim "ben bu kadar kafamda kurmuyorum ya" Mete de beni onaylayan cümleleriyle birlikte gülmeye başladı. Dilan'da en son kendini tutamayıp gülmeye başladı. Ve en sonunda bir kafeye gelerek kahve ve tatlı söyledik ve masaya oturduk. Siparişler gelene kadar konuşmaya başladık. "pazartesiye yetiştirmememiz gereken bir proje ödevi var biliyorsunuz değil mi?" meteye dilan bıkkınlıkla cevap verdi. "biliyoruz. Şu kadın bir tek beni sinir etmiyor değil mi?" "abi bence sadece biz sinir oluyor değiliz, kadın da bize sinir oluyor bence, bizim sınıf ne yapsa kadın kızmaya başlıyor." mete beni onayladı. "bence de öyle, geçen seneki 11'lere sordum. Onlara kadın böyle bir proje vermemiş. Yeni sistem mi uyguluyor bu ne?" dilan güldü. "bizim max şans" biz okul hakkında konuşurken siparişlerimiz gelince bu konuyu kapattık. Bizimkilerle biraz daha takıldıktan sonra herkes evine dağıldı. Ben eve gittiğimde babam eve daha gelmemişti. Normalde babamın işleri 3 saati geçmezdi. Ve saat suan 16.39, çıktığı saat ise 10.00. Babamı merak ettiğimi saklamadan hemen babamı aradım. 2. Çalışta açtı. "efendim asel?"sabah ki endişeli sesinden kalıntı yoktu, "baba neredesin? Az önce eve geldim de evde olmadığını görünce bir arayıp sorayım dedim" babam vereceği cevabı biraz düşündü gibiydi. "işteyim, geç kalırım ben, sen beni beklemeden uyu." babamın ne işi olduğunu soracaktım ama kızar diye sormadım, normalde kızmaz ama şuan durumlar farklı. "tamam baba, kolay gelsin" babam bana cevap vermeden kapatmıştı. Neler oluyor bu adama? Babam normalde, bir şirkette patron, fakat hiç bu kadar çalışmayan bir adama son 4 gündür ne oluyor, bilmiyorum. çok mu iş veriyorlar diyeceğim de, bu adam patron? Bu işlerden pek anlamadığım için bu konuyu düşünmeyi bıraktım. Telefonumu alıp biraz tiktokta gezindim. Daha sonra acıktığımı hissedip mutfağa gittim, yemek yeyip biraz daha oturduktan sonra ders çalıştım. 2 saatlik çalışma sonucu saate baktım, saat 11.47 idi. Artık geç olduğunu düşündüğüm için masadan kalkıp dişimi fırçaladım. makyajımı çıkarıp yüzüme bakım yapıp, yattım.
GECE SAAT 04.43
Sesler duymam ile uyandım. kolumdaki saate baktığımda saatin gece 4 olduğunu gördüm. Birkaç saniye kendime gelmeye çalıştım. Korkuyordum, bu sesler de ne? Ve merdivenden gelen birkaç çift ayak sesiyle korkum 2'ye katlandı. Eve kim girmişti böyle? Babam bu kadar geç saate kalır mıydı ki?
YOKSA HIRSIZ MIYDI? eğer hırsızsa şuan kalpten giderdim! şuraya yazıyorum bakın. Sesler kesilince yataktan sessizce kalkıp ses yapmayan terliklerimi giydim. Ses yapmaması önemli bir detay, eğer bir hırsızsa beni duymaması gerekiyordu. Umarım sadece kafamda kuruyorumdur. Allah'ım yardım et. Ses çıkarmadan kapımı açıp kafamı hafifçe koridora uzattım. Kimse yoktu. Minik minik adımlarla koridorda yürümeye başladım ta ki 'karşına bir hırsız çıksa ne yapacaksın salak' diye düşünmeye başlayana kadar. Hemen yanımda olan misafir odasına girdim ve bugün saçlarımı düzleştirdiğim düzleştiriciyi gördüm. Neden misafir odasında olduğunu sorgulamadan elime alıp odadan çıktım. Biraz daha ilerledikten sonra babamın odasının yanına geldim. O yürüyen her kimse buralarda idi ve şuan babamın odasında olabilirdi. Kapı tamamen kapalıydı. Hırsız girse neden ardından kapıyı kapatsın ki diye düşünerek kapıyı sessizce açmaya çalıştım. Kapıyı açıp içeri girdiğimde odada babamın olmadığını gördüm. Ve başka kimse de yoktu. Odada kimse olmayınca bende odadan çıktım. Üst katta kimse olmadığına artık emindim. Aşağı kata inmek için merdivenlere bastığımda mutfağın ışığının yandığını gördüm. Bir dakika? Hırsız o kadar gelip de bir mal gibi ışığı açıp soygun yapacak değildi ya. Yemek yiyor olabilir miydi? Bu kişi kesin babamdı. Normal bir şekilde aşağı inip mutfağa girdim. EVET! BANA BU GERİLİMİ UZUN ZAMANDIR YAŞATAN KİŞİ BABAM'MIŞ. mutfağa girdiğimde babam yemek yiyordu. "Aa kızım uyandırdım mı? kusura bakma sanırım biraz ses yaptım" babama boş boş baktım. "seni hırsız sandım baba." babam elimdeki düzleştiriciyi görünce güldü, "hırsızı düzleştiriciyle mi korkutacaktın Asel Hahaha" babam keyifli keyifli gülerken ben ayakta uyumak üzereydim, "dalga geçme babaa! Yüreğim ağzıma geldi. Bayılıcaktım korkudan!" babam daha da gülmeye başladı, "sen bir bardak soğuk su iç istersen, iyi gelir. Hahaha" babama bakıp meraklı gözlerle sordum, "işlerin bu saate kadar mı sürdü?" babam yemeğine dönerek cevap verdi, "evet, maalesef ki bir süre böyle olacak" "ne bu kadar uzun süren önemli işlerin senin baba?" bu soruyu bekliyor olacak ki beklemeden cevap verdi, "anlatsam bile anlamayacaksın, ama seni az çok tanıyorsam kafanda kurmaya başlamışsındır bile. Ama merak etme 1 haftaya kalmaz bitecek." babam gerçekten beni çok iyi tanıyordu. "tamam baba, ama biraz daha ayakta kalırsam ayakta uyuyacağım haberin olsun! Ben şimdi yatmaya gidiyorum, sana ise Bon appetit!" babam gülerek cevap verdi, "tamam kızım, Buona notte!" gülerek odama gittim ve yarım kalan uykuma devam etmek için yatağıma girdim ve düşündüm. Acaba babamın bu kadar önemli işi neydi? 20 yıldır bu işi yapıyor ve az buz yapmaya başladığı senelerden beri hatırlıyorum, hiç bu kadar önemli bir işi olup da hiç bu kadar geç saatlere kadar çalıştığını görmemiştim. Bu tarz işlerden anlamasam da bilmek istiyordum. Az sonra ise uyuya kalmıştım.
----------------------------
Bon Appetit, İngilizce de "afiyet olsun" anlamına gelir.
Buona notte ise, İtalyanca "iyi geceler" demektir.
----------------------------
Sabah saat 11 gibi uyandım. Yataktan kalkıp tuvalete gittim ve ardından yüzümü yıkayıp aşağı indim. Evdeki sessizlik dikkatimi çekerken telefonum çaldı. Babamdı. Telefonu kapattığımda babam, meşhur önemli işi yüzünden evden erken çıktığını söyledi. Sorun olmadığını söyleyerek telefonu kapattığım da acıktığımı fark ederek mutfağa gittim, bir şeyler atıştırıp odama çıktım ve odamı topladım. Ve biraz ders çalışıp telefona baktım. Akşam olduğunda ise babam hala yoktu. Bende eve Mete ile Dilan'ı çağırdım ve birlikte yarına yetişmesi gereken projeyi bitirdik. Proje bittiğinde bende bitmiştim, daha doğrusu hepimiz bitmiştik. "ben bu kadını da sikeyim, fiziği de sikeyim, okulu da s..." diye söylenirken Dilandan "Mete Allah aşkına sus, zaten kimsede psikoloji kalmadı, birde seni mi dinlicez!" dediğini duydum ve gülerek cevap verdim, "Valla Dilan haklı, ben 5 dk içinde uymazsam otomatikman kapanıcam" dediğimde hepimiz gülmeye başladık, saat çok geç olmuştu. "artık geç oldu, biz Dilanla gidelim, Dilanı bırakır, bende eve geçerim." Mete'nin dediğini onaylayıp onlarla vedaştım. Saat geç olduğu için de dişlerimi fırçalayıp yattım.